• 11 ARALIK Perşembe 17:56
  • HV
Advert

Meltem Kaptan: Adile’de 'Adile Naşit’ Olmak Başka Bir Şey!

Caner Ural
Caner Ural
Yayın Tarihi : 01-12-2025 19:34

Çağan Irmak’ın BKM yapımı yeni filmi Türkiye’nin en sevdiği isimlerden Adile Naşit’in hayatını anlatan 'ADİLE' bu cuma sinemalarda.

Hepimizin anılarında yer eden tatlı tebessümü şen kahkahaları ile tiyatro ve filmlerinden keyif ile ayrıldığımız Adile Naşit’in hikayesini Nermin Yıldırım kaleme almış ve filmde Adile karakterine ise Almanya’nın Köln şehrinde yaşayan daha evvel Rabiye Kurnaz gegen George W. Bush’a Karşı ve Ölümlü Dünya filmlerinde tanıdığımız oyuncu Meltem Kaptan hayat vermiş.

Meltem Kaptan yaptığı açıklamada "Adile Naşit benim için de Türkiye için de çok önemli bir idol ve ikon aslında. Onu oynamayı değil, onu anlamaya çalıştım çekim sürecinde. Bu bir oyunculuk meselesinden çok daha fazlasıydı. O bir rol değil, bir ruh hali sanki. Set evveli sadece filmlerini değil, onu tanıyan insanların anlattıklarını da dinledim. O kadar sahici bir sevgi bırakmış ki arkasında… Böyle bir kadını canlandırmayı çok büyük bir sorumluluk olarak hissediyorum. Almanya’da doğmuş ve Adile’yi oralardan uzaktan tanıyarak büyümüş biri olarak benim gönlüme taht kurmuş kendisi.  Kariyerim için Adile’de Adile Naşit olmak benim için paha biçilmez bir  duygu, onun o gülüşleri için sadece her şeyi bırakıp iki hafta çalıştım. Ben ona benzemeye değil, yaklaşmaya çalıştım. Kahkahasında ne vardı? Bakışında ne vardı? Bunları çözmeye, hissetmeye çalıştım. Özellikle enerjisini, kıpır kıpır havasını yakalamaya çalıştım.” dedi.

Film sanki Adile Naşit’in uykudan önce çocuklarının kalbinde bıraktığı sıcaklığı yeniden anımsatıyor.

Adile filminde Türk sinemasının efsane isimleri Münir Özkul, Müjde Ar, Tarık Akan, Kemal Sunal, Halit Akçatepe ve Ayşen Gruda genç isimlerle hikaye renk katmışlar.

Film de Adile Naşit sinema seyircisini, hem Türkiye’nin naif bir dönemine hem de dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir zamanda, herkese ve herşeye rağmen kendi hayatının kurallarını kendisi koyan bir kadının gözyaşı ve kahkaha dolu hikayesine davet ediyor

'Adile' iki yıllık bir hazırlık sürecinin ardından çekilmeye başlanmış, çekimlerin ön hazırlık sürecinde sanatçıyı yakından tanıyan bir çok arkadaşı ve meslektaşı ile kapsamlı görüşmeler yapılmış.

Şimdiye kadar yayınlanan kamera arkası görüntüleri, Adile Naşit’in neşeli kahkahasının ve güçlü yaşam mücadelesinin perde arkasında nasıl büyük bir özenle işlendiğini gözler önüne 5seriyor. Bu süreçte, üç farklı dönem için 5–6 ayrı platoda kurulan özel dekorlar ve film boyunca kullanılan 1500’ün üzerinde kostümle dikkat çeken geniş kapsamlı bir prodüksiyon ortaya çıkarken 2 bini aşkın oyuncu ve figüran için özel dikim kostümler hazırlanmış.

Görüntülerde ayrıca, filmde yer alan oyuncuların projeye dair düşünceleri ve Adile Naşit’in hikayesinin kendilerinde yarattığı duyguları da yer alıyor. Oyuncular hem Adile Naşit’e duydukları saygıyı hem de bu özel projede yer almanın kendileri için ne ifade ettiğini samimiyetle paylaşıyor.

Meltem Kaptan (Adile Naşit): ‘Bu sahneleri oynamak, onun oynadığı sahnelerin aynısını yaşamak ve onun ruh hali bana o kadar çok geçti ki…’

Seda Bakan (Müjde Ar): ‘Müjde Ar’ olmak nasıl olur acaba? Bunu ben yapabilir miyim? Olabilir miyim? O kadar güçlü durabilir miyim? Kafamda hep deli sorular vardı ve her sahnede de bunları hissederek ve heyecanlanarak o karaktere bürünmeye çalıştım.’

Özgürcan Çevik (Cemal İnce): Adile Naşit gibi birinin hayat hikayesinde yer alıyor olmak bambaşka bir heyecan. Onun uykudan önce programını izlemiş bir çocuğum. 

Levent Can (Münir Özkul): Adile Naşit benim çocukluğumun o şen kahkahalı ‘Uykudan Önce’si, ‘Hafize Ana’sı… Saymakla bitmeyecek önemli rollere imza atmış ikonik karakter Adile Naşit’...

Serhat Tutumluer (Ziya Bey): ‘Keşke Adile Naşit bugünlerde olsaydı. Çünkü Adile Naşit birleştirici bir unsurdu. Onu tanıyanlara sorun Adile Naşit dediğinde herkesin yüzünde bir gülümseme olur.’

Bülent Seyran (Selim Naşit): ‘Adile Naşit benim için herkesin annesi gibi hissettiren bir aktristti.’

 

Antalya’da Piyano Gecceleri !

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin en önemli kültür sanat etkinliklerinden olan Uluslararası Antalya Piyano Festivali, 27 Kasım geccesi Antalya Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde şef Özgür Sevinç yönetiminde  Cem Adrian konseri ile başladı. Sanatçının ilk parçası 'Sen Benim Şarkılarımsın' oldu.

13 Aralık akşamına kadar devam edecek olan festival 25 yıldır Antalya’nın sanat hayatına katkıda bulunan en önemli müzik festivali. Ayrıca Avrupa’nın önemli müzik festivallerinin de üye olduğu en prestijli kurum olan Avrupa Festivaller Birliği (EFA)’nin üyesi olan festival  her yıl yerli ve yabancı dünyaca ünlü sanatçıları Antalyalı sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor, klasik müzikten, Flamenko’ya zengin bir program sunmakta.

Uluslararası Antalya Piyano Festivali, konserler ve çeşitli etkinlikler aracılığıyla zengin tarihimizin, kültürel çeşitliliğimizin ve Antalya’nın eşsiz doğasının tanıtılmasında son derece önemli bir rol üstlenmekte, festival konserleri bu yıl Antalya Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda gerçekleştirilmeye devam ediyor.

03 Aralık – Jamal Aliyev & Ece Dağıstan

05 Aralık – Mavi Siyah

06 Aralık -  İBSK Genç Yetenek Konseri

10 Aralık -  Barış Büyükyıldırım

13 Aralık -  IGUDESMAN & JOO  sahne alacaklar.

 

 

'Arşimet Prensibi' Sahnede!

İspanyol oyun yazarı Josep Maria Miro’nun  “Arşimet Prensibi adlı  oyunu  yeni kurulan Tiyatro Dokuz ekibinden prömiyerinde  izledim. Ersin Umulu’un yönettiği “Arşimet Prensibi” kadrosunda Özge Özder,  Erdem Kaynarca, Alp Özbayram ve Ersin Umulu var. 

Çevirisini İrem Aydın’ın, Dramaturgisini Hatice Yurtduru’nun, Sahne Tasarımını Hakan Dündar’ın, Müziklerini ise Barış Manisa’nın yaptığı tek perdelik oyunda  bir   yüzme havuzunda geçen olay anlatılıyor.

Evrenin her döneminde yaşanmış şimdilerde  daha çok yaşanan hatta daha da artmış bir konuyu sahneye  taşınmış olması dikkat çekici, olay, suç, ispat, linç gibi unsurların işlendiği   Arşimet  Prensibi hayli başarılı.

Son dönemde tiyatro da Muhammed Ali, dijitalde Lefter ile epey başarılı performans gerçekleştiren Erdem Kaynarca burada ki tiplemesi ve oyuna kattığı duygu  ile  epey  alkış alıyor. Yaptığı her işi beğenerek izlediğim  Özge Özder oyuna değer katarken yıllar sonra  yeniden tiyatroya dönen Alp Özbayram’ı yeniden sahnede izlemek güzel ve son dönemde  yönettiği her oyun ile başarı grafiğini yükseklere çıkaran Arşimet  Prensibi’nde  hem oyunculuk hem de yönetmen koltuğunda oturuyor  olması güzel.

Varsayımlar üzerinden ilerleyen tanığı  olmayan acabalarla ilerleyen Arşimet Prensibi” Premi Born de Teatre 2011 Ödülü’nü almış ve 50’nin üzerinde ülkede sahnelenmiş.

Oyun, modern dünyada bireyler arasındaki güven, suçlama ve gerçeklik algısı üzerinden çarpıcı bir tartışma yaratıyor.

“Arşimet Prensibi” adalet sisteminin dışında gelişen ön yargıların ve sosyal yargılamaların ne kadar yıkıcı olabileceğini ve günümüz toplumlarında “ kanıtsız suçlama” ile nasıl başa çıkılabileceğini sorgulamaktadır. “Klavye bu çağın giyotinidir… Yazılmış her söz, paylaşılmış her fotoğraf gerekli olduğunda yeniden kullanılacak şekilde daima tetikte beklemektedir.”  Oyun 28 Aralık Pazar günü saat 17.00 de Ataşehir Das Das Sahnesinde.

 

 

 Demet Sağıroğlu’nun Düet Sürprizleri !

Her şarkısı Türk popunun unutulmazları arasına giren ilk etapta Kayahan’ın vokalisti olarak tanıdığımız  ve 1994 yılında  aranjörlüğünü Uzay Heparı'nın, prodüktörlüğünü Şehrazat'ın yaptığı Kınalı Bebek ile 90’lı yıllardan bu yana hayatımızda olan “Arnavut Kaldırımı”, “Papatya Falları”, “Şikayetim Var” “İhanet Ettin” gibi hit şarkılarıyla dinleyicilerin gönlünde taht kuran Demet Sağıroğlu27 Kasım gecesi CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da dinleyicileri ile buluştu.

Söylediği şarkıları ile kulakların pasını alan Demet Sağıroğlu sahnesinde yine muhteşem idi.

 

Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nde eğitim görürken, aynı üniversitenin şan bölümünde açılan sınavda birinci olunca Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Şan Bölümü'ne burslu olarak geçiş yapan daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olan Demet Sağıroğlu, şimdilerde  10 unutulmaz şarkısını yepyeni düetler ile 2026  yılında dinleyicilerine sunmaya  hazırlanıyor, bakalım bu isimler kimler olacak.



 

 “GODOT’YU BEKLEMEZKEN” SEUL’DE ÖZEL PERFORMANS ÖDÜLÜ ALDI!     

Tiyatro Boyalı Kuş, 25 nci yılında Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken oyunu ile  Kore’nin Seul kentinde düzenlenen 25. Dünya İki Kişilik Oyunlar Festivali’ne (World DuoDrama Festival)  festival jürisi tarafından  23 Kasım geccesi Özel Performans Ödülü’ne değer görüldü.

Jale Karabekir’in yönettiği  oyunda Pelin Oruç ve Murat Avni Yürekli rol alıyor. Godot’yu Beklemezken, sahnede iki clown oyuncunun hiçbir otoriteye bağlı kalmadan kendi oyunlarını kurmaya giriştiği, doğaçlama ve absürd mizahın iç içe geçtiği çok katmanlı bir performans sunuyor. Oyuncular, eski sahne eşyalarından kültürel anlatılara, anımsanan tiratlardan yeni metin parçalarına uzanan geniş bir malzeme havuzuyla kendi sahne evrenlerini adım adım inşa ederken; “beklemek mi, beklememek mi?” sorusunu hem kişisel hem toplumsal bir bağlamda yeniden ele alıyor.

Oyun, 29 Ocak 2025’te İstanbul’da prömiyer yaptı. İstanbul’daki temsillerin ardından Nisan ayında Gürcistan’da düzenlenen SITFY İki Kişilik Oyun Festivali’nde uluslararası seyirciyle buluştu. Godot’yu Beklemezken, bu başarıyı takiben ikinci yurtdışı davetini Seul’den aldı ve topluluğun 25. yılına denk gelen bu özel sezonda uluslararası bir buluşmayla daha seyirci karşısına çıktı.

 

 

 “1. Çanakkale Film Festivali”

27–29 Kasım tarihleri arasında ilki düzenlenen 1. Çanakkale Film Festivali  Çanakkale ve çevre illerdeki sanatseverleri yeni bir sinema deneyiminde buluşturdu. Üç gün süren festival   Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle, Çanakkale Valiliği iş birliği ve Gelibolu Belediyesi’nin katkılarıyla hayata geçti.

Festivalin Kurucusu ve Yönetmeni İzzet Arslan ve Festival Danışmanı Serdar Can tarafından hazırlanan program da  Çanakkale Kültür Turizm ve Sanat Derneği’nin organizasyonuyla birleşerek zengin bir içerik sunarken  Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın katkılarıyla festival, sinema sanatını, bölgenin kültürel mirası ile gerçekleşti.

Festival de başta  Mukadderat, Derun, Mustafa, Hep Otuz Üç Yaşında, Bi Umut yanında festival, Filistinli yönetmen Nevres Salih’in “Özgürlüğün Gölgesi” filmi ve söyleşisiyle, “Çanakkale Geçilmez” ruhunun temsil ettiği özgürlük ve onur mücadelesine anlamlı bir gönderme yapyı.  Bu özel buluşma, festivalin önümüzdeki yıllarda daha da gelişecek uluslararası vizyonunu şimdiden ortaya koyuyor.

Her iki festival mekanında da yer alan “70’ler Kostüm Sergisi”, “Aile Filmleri Afişleri Sergisi” ve “Analog Fotoğraf Makineleri Sergisi” izleyicilere nostaljik bir Yeşilçam atmosferi sunarken, 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen Vadullah Taş etkinliği de festival için ayrı bir güzellik  oldu.