• 24 ŞUBAT Cumartesi 15:03
  • HV
Advert

Sunay Akın'ın Oyuncak Müzesi Almanya'da!

Caner Ural
Caner Ural
Yayın Tarihi : 10-04-2023 13:31

NTV de severek izlediğim Ceyda Düvenci’nin sezon başından beri başarılı ile  sunduğu ‘Bambaşka Hayatlar’ programının geçenlerde konuğu Sunay Akın idi. Sevdiğim iki insanın konuşmasını izlerken Akın’ın 23 Nisan da Almanya’nın Nürnberg şehrinde bulunan Nürnberg Oyuncak Müzesi'nde oyuncak sergisi açacağını duyunca bir an kendime kızdım, yıllardır  önünden geçtiğim müzeye gidememiştim. Hafta içinde arkadaşlarım ile sabah rotamızı Göztepe’de bulunan İstanbul Oyuncak Müzesi’ne çevirdik.  Müzenin cafesinde biz kahvelerimizi yudumlarken okullardan gelen öğrenciler müzeyi geziyorlardı.

Sunay Akın 30 yıl evvel gezmiş olduğu Nürnberg Oyuncak Müzesi'nden esinlenerek İstanbul’da müze açmaya karar vermiş, burada 27 Nisan tarihinde genel olarak faaliyete geçecek ve tam bir  yıl ziyaretçilere açık olacak  'Türk Oyuncakları Sergisi’nde yaklaşık 10 ay süren bir çalışmanın ürünü olarak İstanbul’da müzede bulunan oyuncaklardan seçkiler olacak. 1900’lü yıllarda Türkiye’de üretilen İstanbul Belediyesi otobüsü, arabalı vapur, plastik oymaklar, testi taşıyan köylü kadın, kağnı, İbiş, Ardahan’ın meşhur Damal Bebeği başta olmak üzere Türkiye’ye özgü yaklaşık 200 oyuncak Nürnbeg Oyuncak Müzesinde olacak.

İstanbul Oyuncak Müzesi 23 Nisan 2005 yılında  Sunay Akın tarafından kurulmuş. 1700’lü yıllardan bugünlere oyuncak tarihinin en gözde örneklerinin sergilendiği müze tarihi bir köşkte hizmet  veriyor. 

Müzeyi gezerken Sunay Akın’ın 20 yılda 40’ı aşkın ülkedeki antikacılardan ve açık arttırmalardan satın aldığı oyuncaklarla kurulan İstanbul Oyuncak Müzesi’ne bayıldım yeniden çocuk olup  bu birbirinden değerli oyuncaklar ile oynamak geldi içimden, müzenin dekoru  sahne tasarım sanatçısı Ayhan Doğan tarafından tasarlanmış. İstanbul Oyuncak Müzesi bir şair tarafından açılmış olması ve bir sahne tasarım sanatçısı tarafından tasarlanmış olması özelliği ile de dünyada bir ilki teşkil ediyor.

Ayrıca İstanbul Oyuncak Müzesi Türkiye’deki diğer oyuncak müzelerinin de açılması için örnek teşkil etmiş, 2011 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Antalya Oyuncak Müzesi, 2013 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi, 2015 yılında Ataşehir Belediyesi’ne ait Düştepe Oyun Müzesi, 2017 yılında Kartal Belediyesi’ne ait Kartal Masal Müzesi ve Samsun Canik Belediyesi’ne ait Canik Oyuncak Müzesinin açılmalarına vesile olmuş. 

***

Süha Derbent'in Harmoni sergisi!

40 yıldır  fotoğrafçılık yapan Süha Derbent, İskandinavya'dan Madagaskar'a, Sri Lanka'dan Kanada'ya kadar 80'den fazla ülkede çalışmış, 1998 yılından beri ilk Türk vahşi yaşam fotoları yanında Afrika doğası ve insan portlerinin sergileneceği  “Harmoni” sergisi 12 Nisan – 19 Mayıs tarihleri arasında Hülya Şekercioğlu’nun küratörlüğünde ve Maximum Uniq Hall’de sanatseverler ile buluşacak. 

Arşivinde  2 milyondan fazla fotoğraf yer alan, The Willd Side of KENYA’nın Yaban Yüzü”, “Yüz Yüze” adlı kitaplar yayımlayan 40 yılı aşkın zamandır seyahat ve vahşi yaşam fotoğrafçılığı alanında adından dünya çapında övgüyle söz edilen Süha Derbent,  Afrika’yı görmek, doğayı ve hayvanları izlemek aslında, insanın özüne ve kendine yaptığı bir yolculuktur diyen sanatçının  bu sergisi doğa çalışmalarının en güzel örneklerini yansıtacak adlı ‘Harmoni’ adlı sergide. 

***

Film Yönetmenleri Derneğinin ilk kadın başkanı yönetmen Biket İlhan oldu!

Türk inemasının üstadları tarafından kurulan ve yaklaşık 50 yıldır sinemamıza destek  veren Film Yönetmenleri Derneğinin 1 Nisan 2023 tarihinde  AKM Yeşilçam Sineması’nda gerçekleşen Olağan Genel Toplantısı'nda 12 yıldır derneğin başkanlığını yapan yönetmen Reis Çelik’in yerine yapılan oylama sonucunda FİLM YÖN Başkanlığına  Biket İlhan gelirken Çiğdem Vitrinel, Eylem Kaftan, Vuslat Saraçoğlu, Aydın Orak, Tayfur Aydın ve Cengiz Özkarabekir yeni yönetim kurulunun üyeleri oldular.

FİLM YÖN'ün yeni başkanı yönetmen Biket İlhan ile hafta içi Cihangir’de buluştuk. Ünlü yönetmen 90 lı yıllardan itibaren ara ara derneğin yönetim kurulunda  görev yaptığını "Genç arkadaşlarımın heyecanı ile görevi  kabul ettim. İlk kadın başkan olması da önemli bir adım aslında, yeni projeler üretip FİLM YÖN’ü daha aktif bir hale getirmeye  çalışacağız." dedi.

Biket İlhan yakın zamanda çekeceği dönem filminin hazırlıklarında  şimdilerde ‘Kimseye Etmem Şikayet’  şarkısının şairi 13 yaşında evlendirilen küçük kız  İhsan Raif Hanımın yaşamını çekecek Kurtuluş Savaşı  dönemide  ekrana yansıyacak. İlhan son dönemde Bir Hekimin Anıları, Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi, Yarım Kalan Mucize, Mavi Gözlü Dev, Ayın Karanlık Yüzü, Kayıkçı, Sokaktaki Adam, Teleflaş gibi özel işlere imza attı.

***

Hivda Zizan Alp: "Aldığımız her nefes hakikaten bir mucize!"

Bu hafta röportaj konuğum Kanal D’nin en popüler dizilerinden Camdaki  Kız’ın Türkan’ı Hivda Zizan Alp.

Genç oyuncu ile repo gününde buluştuk, Hivda’ya dizideki Türkan’ı, yeni tek kişilik oyunu 'Fazilet Yalnız Değildir?’i, hayatı, yeni projelerini her şeyi konuştuk, her iki rolündeki sakin ve üzgün kadınlar yanında sabahın ilk saatlerinde neşeli cana yakın hayli gelecek vaad eden bir Hivda vardı karşımda.

Türkan ile yollarınız nasıl kesişti?

Zaten beklenen bir karakterdi, böyle güzel örülmüş ve önceki işlerime göre ters köşe olan bir role hayır diyemezdim zaten. 

Türkiye’de çok Türkan var değil mi?

Elbette. Aslında birer Türkan olup öyle olduğunun farkında bile olmayan kadınlar da çok. 

Camdaki Kız üç sezondur ekranın en başarılı dizilerinden. Bu çok popüler diziye yeni ve genç oyuncu olarak katılmak avantaj mı, dezavantaj mı?

Bence avantaj. Halen popüler oluşu, ekibin de ne kadar istikrarlı oluşunun kanıtı. Dahil olduğum için mutluyum.

Tanıyabilir miyiz Hivda Zizan Alp kimdir?

Hivda Zizan Alp genç bir kadın sanatçıdır, ki bu bile başlı başına uzun bir hikayedir.

6 Şubat depreminde Kahramanmaraş’ta yaşayan ailen depremden etkilenmişlerdi, şimdi nasıllar?

Kahramanmaraş’ta yaşayan, doktor olan bir dayım var, ağır hasar raporu verilen evi yıkıldı. Bu durum hariç çok şükür ailemdeki herkesin sağlığı sıhhati yerinde.

Deprem sonrası yaşanan bu süreçte yaşam ile ilgili neler hisssettin?

Ne kadar ince bir ip üstünde yürüdüğümüzü hissettim. Hiç romantikleştirmeden söylüyorum; aldığımız her nefes hakikaten bir mucize! Çünkü şu an birden bitmemesi için hiçbir sebep yok.

Bir röportajında genç yaşımda çok işte çalıştım demişsin, neler yaptın?

Çok iş sayılmaz aslında, sonuçta hepsi müzikle ilgiliydi. Keman öğretmenliği yaptım, yediden yetmişe bir sürü öğrencim oldu. Önemli etkinliklerde çaldım, orkestralarda çaldım, çok değerli sanatçıların grubuna dahil olup konserler verdim, bir müzikalde orkestra şefi ve kemancı oldum.

Oyuncu olmayı nasıl keşfettin?

Nasıl keşfettiğimi hatırlamıyorum, çünkü kendimi bildim bileli istiyordum. Başka hiçbir mesleği istemedim hayatımda. Eminim çocukluk arkadaşlarım da hatırlar: Öyle ebelemece, saklambaç filan sevmezdim ben. Hikayesi, çatışması olan oyunlar kurardım, onları oynardık.

Daha çok gençsin ama güzel işler de rol almışsın bugüne kadar, illaki istediğin özel roller vardır, ilk etapta oynamak istediğin rol hangisi? 

Yeşil Deniz, Fi, Sefirin Kızı, Sana Söz, Rüyanda Görürsün, ve Camdaki Kız adlı dizilerde genelde hep ters köşe roller oynadım. Pasif-agresif genç bir kızdan, şen şakrak bir Ege kadınına geçtim. Sonra feminist bir polis oldum, hemen ardından evlenme meraklısı, cıvıl cıvıl bir genç kadın. Şimdi de bu önceki kadınlardan çok farklı, onlara göre sesi ve varlığı yok hükmünde, canım Türkan’ım var. Sanırım sıradaki karakterimin dişiliğinin farkında biri olmasını isterim.

Proje konusun da seçici misin?

Bu biraz yaş ve tecrübeyle doğru orantılı. Artık karakterin varlığının hikayede neye hizmet ettiğini fazlasıyla önemsiyorum. Ayrıca beni her defasında daha da geliştirecek projelerde çalışmak isterim tabii ki.

Son dönemde herkes oyuncu sektörde çok genç oyuncu var, gözlemlerin neler?

Bu çok anlaşılabilir bir arzu. Öncelikle yaratıcı yönünü açığa çıkarmayı araştıran herkesi destekliyorum. Ama bunun sancılı bir süreç olduğunu, istikrarın şart olduğunu bilmek lazım. Artık insanlar bir şey için uzun süreler çaba göstermeyi, meyvelerini geç toplamayı istemiyor. Bu yaş farketmeksizin çağın problemi. Ama yeni neslin bizden eksileri olduğu gibi artıları da çok. Dışadönüklük bu sektörde önemli bir değer.

Türkan ile Fazilet arasında ne farklar var?

Fazilet muzipliğinin farkında, harika bir gözlemci, doğuştan protest bir kadın. Hayatın önüne koyduğu engellerin altından çukur kazarak geçmiş biri. Türkan ise çok tamahkar. Bir erkeğin sahipliğinin altında olmak ona huzur veriyor. Fazilet ise buna başkaldırıyor.

Ayrıca Fazilet meslek sahibi, başka statülerden insanlarla sürekli temas halinde. Türkan sosyal bir kadın değil. Fazilet’in biraz kinci bir tarafı var ama Türkan’ın asla kin tutamayacağından eminim.

Bize anlatabilir misin ‘Fazilet Yalnız Değildir?’ adlı oyununu?

Merdiven temizliğinden geçimini sağlayan, iki çocuk annesi genç bir kadın, Fazilet. Talihsiz bir cinayette şüpheli bir pozisyona düşünce, kendini bir gündüz kuşağı programında, derdini anlatmaya çalışırken buluyor. Kamuoyunun önyargıları ile mücadele etmek kolay değil tabii. Ama seyirciyle kurduğu kah eğlenceli, kah duygusal diyalog, üstüne atılan lekeleri çamaşır suyu kullanmadan silmesinin en iyi yolu. Fazilet de bunu biliyor ve alıyor eline sazı. İkincikat-Kadıköy ve Panache ortak yapımı olan oyunumuzu Salihcan Sezer yazdı, Eyüp Emre Uçaray yönetti, ben de oynadım. Bekliyoruz herkesi.

Televizyon dünyasındaki en ilginç programlardan bir tanesi olan Müge Anlı gerçek hayatları konu edinerek insanların kayıplarına bulmaya ya da faili meçhul olayları çözmeye çalışıyor. Duydum ki sen de Müge Anlı'nın sıkı takipçisisin ve oyununda kendisinin programına bir gönderme yapıyorsun? Kendisi duysa sence nasıl tepki verir?

Sanata verdiği değeri ve bitmek bilmeyen merakını çok iyi bildiğim için, Müge Abla’nın hoşuna gideceğini düşünüyorum. O zaten Fazilet gibi yalnızlaştırılmış ve ezilmiş kadınların yanında.

Seni yıllar evvel 5.Frank adlı oyunda izlemiştim, tiyatroya neden ara verdin?

Bilinçli bir ara değildi. Okulumun son senesiydi ve Tiyatro Adam gibi harika bir ansambl ile çalışma fırsatı bulmuştum. Ama okuldan sonra hemen TV sektörüne girdim ve hiç tekrar sahneye dönme şansım olmadı. Tabii Balat Monologlar Müzesi’ni saymazsak. Müze mantığında, her odada bir kısa oyunun oynandığı, seyircinin tek tek oyunları gezebildiği, müthiş bir projeydi. Ben de alanda küçük bir kutunun içinde oynuyordum. Seyirci beni deliklerden seyredebiliyordu. Ama benim için tiyatro gibi değil, eğlenceli ve interaktif bir kamera önü gibiydi bu tecrübe. Çok yakından izleniyordum ve bedensel performansa dayalı değildi.

Tiyatro oyunculuğu nasıl gelişti hayatında? 

Çocukken de konservatuvardaydım ama müzik bölümünde. Tiyatro bölümünün bahçesine baka baka geçti yıllarım. Her 27 Mart’ta dersleri asıp oyunları izlemeye gidiyordum. Lise bitince ailemle ufak bir mücadele verdim ve tiyatro bölümüne girmek için iznimi koparabildim. 5. Frank, Balat Monologlar Müzesi ve Fazilet Yalnız Değildir oyunlarında oynadım. Bu geri dönüşü zor yakaladığım için kolay kolay bırakmam artık.

Sinema mı müzik mi tiyatro mu?

Ne yalan söyleyeyim, sinemanın büyüsü başka hiçbir şeyde yok. Müziği bu soruda kategori dışı bırakıyorum, çünkü bence yaşamda müziğin olmadığı bir an zaten yok! Farketmek lazım sadece.

On sene sonra bu sektörde nerede olmayı düşünüyorsun?

Kendi ürettiği projeleri olan, yazabilen ya da yönetebilen biri olmak isterim. Bence sadece seçilen olmak oyuncuların ayağına pranga vuruyor.

Dijital işlere sıcak bakıyor musun?

Daha özgür platformlarda, daha deneysel işler yapılması fikri çok heyecan verici. Daha da nitelikli olunursa Türkiye sinemasının parlayan zamanlarına dönebilmek için bir şansımız dahi olur.

‘AŞK ‘ Hivda Zizan Alp  için neyi ifade  ediyor?

Paraşütle atlamak gibi bir şey bence aşk. Ayakların yerden kesiliyor, dünyaya tepeden bakıyorsun, önünde kocaman, harika bir manzara var, göklerde süzülüyorsun… Ama yere iniyorsun. Bu inişi yumuşakça yapmasını biliyorsan, rüzğarı iyi yönetebileceksen ve kayaya çarpmayacaksan sorun yok. Ama ben ekstrem sporlardan biraz korkuyorum.

Var mı pişmanlıklar yaşanmışlıklarda ?

Pişman olduğum bir şey yok. Sevdiğim ve sevildiğim için mutluyum. Böyle böyle büyüyoruz. Ayrılık da sevdaya dahil demiş Atilla İlhan.

Evlilik düşünüyor musun?

Aile kurma fikrini seviyorum. Ama çok fazla düşünmeden böyle şeylere karar verilmemeli bence.

Hayatının hangi dönemindesin?

Toprağa ektiğim büyüme sancılarımın güzel meyvelerini toplamaya başladım.

Hayatta kırmızı çizgilerin neler?

Kimsenin sınırlarına giremem, kimse de benimkine girmemeli. 

İnsanlar işine saygı duymalı, onu en iyi şekilde yapmalı.

Başkasına dürüst olmak zorsa bile, insan kesinlikle kendine dürüst olmalı.

Eline imkan geçse değiştirmek istediğin 3 şeyi sıralar mısın?

Birincisi; kadınları “ikinci dereceden insan” yapmak ilk kimin aklına geldiyse, o arkadaşı bi bulmak isterdim. Ya da buna boyun eğen ilk kadın kimse onu bulmak. O da az suçlu değil. İkincisi; köy enstitülerilerinin kapatılmasını engellemek isterdim. Üçüncüsü ise; iİnsanın beyninden doğanın hakimi olduğu düşüncesini çıkarmak isterdim.

Sosyal medyayı yeteri kadar kullanıyor musun?

Hayır. Kullanılmasını destekliyorum ama benim buna vaktim yok. Ben daha organik iletişim biçimleriyle meşgul olmayı seviyorum.

İşinin olmadığı bir gün nasıl geçiyor? Hobilerin var mı?

Setim yoksa ve dışardaysam kitapçı gezerim. Sinemaya giderim. Sahilde otururum. Ya da orman yürüyüşüne giderim. Trekking ve puzzle galiba en büyük hobilerim.

Evde ki Hivda ’nın işi olmadığı bir günü nasıl geçiyor?

İyi bir yemek (mutfağı çok severim), iyi bir film. Spordan vakit olursa puzzle ile kafa dağıtmak güzel olur. 

Yeni projeler var mı?

Yayına girmesini beklediğimiz işler var. Önümüz yaz, tatilden sonrası için güzel haberlerle döneceğim.

  • Etiketler