• 13 ŞUBAT Cuma 06:24
  • HV
Advert

Sunay Akın: Oyuncaklar Yalnızca Çocukların Değil!

Caner Ural
Caner Ural
Yayın Tarihi : 12-01-2026 09:16

Amerika’nın oyuncak dünyası devi Mattel’in 80. yılı ile İstanbul Oyuncak Müzesi’nin 20. yılını İstanbul Göztepe’de özel bir sergiyle kutlanıyor.  

1945 yılında kurulan ve 80 yıldır oyunu hayal gücünü, yaratıcılığı ve nesiller arası bağı güçlendiren evrensel bir dil olarak konumlandıran Mattel, İstanbul Oyuncak Müzesi’yle Dünya Oyun Günü’nde başlattığı iş birliğini bu kez “Mattel 80. Yıl Sergisi” ile başlattı  geçtiğimiz Aralık ayının son haftasında.

25 Aralık’ta kapılarını açan serginin açılışına, İstanbul Oyuncak Müzesi’nin kurucusu Sunay Akın ile oyuncu ve yazar Gupse Özay ev sahipliği yapmıştı o gün.  Oyuncakların kuşaklar arası bağı güçlendiren yönünü vurgulayan sergide  Mattel’in kurumsal sosyal sorumluluk vizyonununu bir kez daha öne çıkarıyor.

Oyuncak Müzesinin  kurucusu Sunay Akın, açılış günü yaptığı konuşmada  ise  “Oyuncaklar yalnızca çocukluğun değil, insanlığın hafızasını taşır. Her biri üretildiği dönemin hayallerini, korkularını ve umutlarını saklar. Mattel’in 80 yıllık yolculuğunu İstanbul Oyuncak Müzesi’nin 20 yıllık belleğiyle buluşturan bu sergi, oyunun zamansız gücünü ve kuşaklar arasında kurduğu görünmez bağı yeniden hatırlatıyor” diye konuştu.

Sergiyi gezerken rastladığım Sunay Akın’a  Mattel’i sordum; Mattel  80.yılını kutlayan aslında dünyadaki bütün çocukların hayallerine bir çok yenilikler katan onları serüvenciliğe merak duygusuna yönlendiren çok güzel oyuncaklar üretti geçen zaman içinde. Mesela bu sergide de bulunan yaklaşık 70 yıl önce üretilen Zaman Makinası, keza çocukların sanata yönlendirilmesinde büyük payı olan oyuncak gitar, yine Barbie dediğimiz kadının sosyal hayatta var olması sağlayan, kendi ekonomik özgürlüğünü elinde tutan kadın imajını sergileyen kadın oyuncak bunun gibi oyuncak dünyasında birçok alt markası var. Mattel aslında dünya kültürlerini ilk kez oyuncağa kazandıran firmadır. Susam Sokağı başta olmak üzere birçok filmin oyuncularının oyuncaklarını üretti. Futbolcular yanında kadın futbolcuların oyuncaklarını üretti. Bunların yanında çocukların eğitimi ile ilgili oyuncaklar da  Mattel’in ürünleri arasında.

Ocak ayı sonuna kadar açık olacak sergide  “Mattel 80. Yıl Sergisi”, İstanbul Oyuncak Müzesi arşivinden seçilen eserlerin yanı sıra; yurt dışından getirilen arşiv niteliğindeki oyuncaklar ve markanın güncel koleksiyonlarından oluşan kapsamlı bir seçki sunuyor.

Müze’de ki sergide  1959 yılında üretilen ilk Barbie bebek örnekleriyle birlikte, Alfred Hitchcock’un “Kuşlar” filmindeki Tippi Hedren karakterinin oyuncağı, Vincent van Gogh’un Ayçiçeği tablosu ve Claude Monet’in Nilüfer adlı tablosundan esinlenerek tasarlanmış Barbie serisi, 1968 yılında üretilmiş ilk oyuncak zaman makinelerinden biri ve 1969 yılında televizyon dizisiyle hayatımıza giren, bütün çocukların ilgiyle izlediği Susam Sokağı dizisinin ilk oyuncak örnekleri ziyaretçilerle buluşuyor. Mattel’in tasarım, üretim ve oyun kültürü açısından dönüm noktası sayılan bu parçalar, markanın 80 yıllık gelişim yolculuğuna ışık tutuyor. 

Barbie, Hot Wheels, UNO, Monster High ve Fisher-Price gibi ikonik markalara ait oyuncaklardan oluşan bu özel koleksiyon; Mattel’in sekiz on yılı aşkın süredir hem gündelik yaşamın hem de popüler kültürün ayrılmaz bir parçası haline gelişini keyifli bir perspektifle ortaya koyuyor.

Mattel, kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımıyla oyunu yalnızca bir eğlence biçimi olarak değil, çocukların sağlıklı gelişimi için temel bir hak olarak görüyor. Bu doğrultuda marka, 11 Haziran Uluslararası Oyun Günü’nde İstanbul Oyuncak Müzesi ile başlattığı iş birliği kapsamında müzeyi çocuklara ücretsiz açarak oyuna eşit erişimi desteklemişti.

“Play it Forward” yaklaşımıyla her çocuğun oyun hakkını korumayı amaçlayan marka; insan kaynağı, ürünleri ve iş birlikleri aracılığıyla ayni bağışlarını artırıyor, gönüllülük programları tasarlıyor ve çocukların gelişimine katkı sağlayan sivil toplum kuruluşlarıyla iş birlikleri yürütüyor.

Sergi kapsamında çocuklara yönelik yaratıcı atölyeler ve Müze’nin tiyatro alanında yapılacak Mattel lisanslı film gösterimleri ile sergi deneyimini zenginleştiren bir program sunuluyor.

Ziyaretçiler, oyunun hem nesneler hem de hikâye anlatımı üzerinden yarattığı kültürel etkiyi keşfetme fırsatı buluyor. Pazartesi günleri kapalı olan Oyuncak Müzesinde ki Mattel Sergisi, Ocak sonuna kadar ziyaret edilebilecek.

 

 

EFES’İN SIRRI’ 16 OCAK’TA SİNEMALARDA!

Oyuncu kadrosunda Ecem Erkek, Onur Buldu, Erdem Yener, Sarp Apak, Mert Ege Ak, Lina Çetinkaya, Leya Kırşan, Gamze Karta, Emir Berke Zincidi, Zeynep  Çiçekoğlu Süner, Nazlı Yağcı, Ebrar Demirbilek, Ayaz Gülşen, Kaan alp Dayı, Ayaz Çoban, Masal Ayşe Gencer, Ayça Bilir, Sara Yılmaz ve Abdullah Şahin ve Tarık Papuççuoğlu ve Oya Başar yer aldığı  yapımcılığını Poll Films by Polat Yağcı’nın üstlendiği ‘Efes’in Sırrı’  16 Ocak’ta sinemalarda.

Tam da okulların tatile girdiği gün vizyona çıkacak girecek olan ‘Efes’in Sırrı’, 2026 yılında sinema salonlarında ailece izlenebilecek keyifli yapımlar arasında yer almaya hazırlanıyor. Senaryosunu Zeynep Çiçekoğlu Süner’in kaleme aldığı, hikayesi Kamuran Süner’e ait olan, yönetmen koltuğunda Gökhan Tiryaki’nin oturduğu film; merak, keşif ve arkadaşlık temalarını Efes’in büyülü atmosferinde bir araya getiriyor.

Popüler oyuncular yanında genç neslin başarılı oyuncuların rol aldığı filmin  hikayesi yalnızca çocukların dünyasıyla sınırlı kalmıyor; genç karakterler de maceranın seyrini belirleyen önemli olayları öne çıkarıyor.

Filmin Konusu:
Efes’teki bir kazı sırasında ortaya çıkan gizemli harita ve sihirli bir mağara, yetişkin arkeologları Tuna ve okul arkadaşı Damla ile aynı yaşa indirir. Tuna’nın, kendisine zorbalık yapan Anıl’dan kurtulmak için bu ‘yeni arkadaşlara’ ihtiyaç duyması ve ajanların haritanın peşine düşmesi ise ekibi hızla birbirine yaklaştırır. Tuna, Damla ve artık çocuk haline dönen arkeologlar, bir yandan büyümenin sırrını çözmeye ve ajanlardan kaçmaya diğer yandan Efes’in kadim gizemini açığa çıkarmaya çalışırken sıcak, sürükleyici ve bol kahkahalı bir dostluk yolculuğuna adım atar.

 

Onur Çetiner ve  ‘Aşka Dair’!

Youtube da yeni şarkılar keşfetmeye devam ediyorum.

Bu sıralar  playlistimin ilk sıralarında 90'lar model yepyeni bir şarkı var. Onur Çetiner’in geçtiğimiz Kasım sonlarında yayınladığı kulağa hoş gelen tempolu şarkı ‘Aşka Dair ‘.

Onur  Çetiner sahnesi ve şarkıları çok özel bir isim. Onu yıllar evvel Kalamış Marina Bar da Kerem Güney orkestrasında defalarca dinlemiştim. Çetiner çocukluğundan bu yana müziğin içinde. Daha ortaokul çağlarında girdiği İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı'nda bu işin eğitimi işin ehillerinden almış başarılı bir müzisyen.

Azerbaycan'a ait bir enstrüman olan Tar çalan, uzun yillar konservatuar eğitimi yanında piyano ve gitar eğitimi alan Onur Çetiner için müzik hayatının en önemli parçası.

Çetiner lise yıllarında iken daha 16'lı yaşlarda ilk sahne deneyimini Beşiktaş’ta Sokak Bar isimli mekanda başlamış, heyecandan sesinin nasil titrediğini hiç unutmayan sanatçı, sonrasında Bodrum’da Barlar Sokağı'nda uzun bir çalışma dönemi sonrası İstanbul’da Ortaköy, Beşiktaş, Etiler, Kalamış, Şişli, Mecidiyeköy gibi bir çok yer ve bir çok mekanda uzun yillar sahne yapmış.

Bu arada küçük yaşlardan itibaren besteler yapmaya başlayan  ve bir çok sanatçı arkadaşına besteler veren  Onur Çetiner bir dönem Gökhan Tepe, Onur Şan gibi isimlere back vokal yapmış.              

Onur Çetiner ‘Aşka Dair’ isimli ilk solo albümünün  aranjörlüğünü  ve yapımcılığını yapan okul yıllarından beri çok iyi arkadaş olduğu Nida Şan ile yeni şarkılar üretmeye devam ediyor.

Bireysel sahne çalışmaları yanında bir de son 8 yıldır Patron Orkestrası'nda meslek hayatımda önemli bir yeri var tabii ki.  Türkiye’nin bir çok şehrinde ve bir çok mekanda birlikte çok güzel sahnelere imza atmışlar.

  • Etiketler