Tiyatro ve ekranların başarılı ismi Şebnem Köstem bu sezonda yepyeni bir oyun ve yepyeni bir kimlikle tiyatro sahnelerinde! Rol aldığı her oyun ile bütünleşen, sahnede canlandırdığı kadınları adeta yaşayan, onlara hayat veren ödüllü sanatçı ile hafta içi Feneryolu’nda buluştuk. Kahvelerimizi içerken yeni oyunu "Bir Ziyaret" ve oyunculuğu konuştuk.

Şehir Tiyatroları 2025-2026 sezonunu 1 Ekim geccesi İsviçreli yazar Friedrich Durrenmatt’ın yazdığı “Bir Ziyaret” ile açan sanatçının rol aldığı oyunu Zahide Gökberk’in dilimize çevirdiği oyunu Yıldırım Fikret Urağ’ın sahneye taşımış. Benim de prömiyerinde izlediğim iki perdelik 180 dakikalık oyunun dramaturgluğunu Dilek Tekintaş sahne ve kostüm tasarımını Eylül Gürcan, ışık tasarımını Mustafa Türkoğlu gerçekleştirmiş.. Oyunun müziğini Burçin Elmas Çubukçu ve Şiringül Kaya, efekt tasarımını Serkan Yavşan, video tasarımını Caner Özdemir ile Serkan Yavşan hazırlamışlar.

Oyun 18-21 Şubat tarihleri arasında Ümraniye’de, 04- 07 Mart tarihleri arasında Harbiye’de sahnelenecek
'Bir Ziyaret'de başrol olarak Şebnem Köstem yanında Ergun Üğlü, Cengiz Tangör, Gökhan Eğilmezbaş, Yalçın Avşar, Selim Can Yalçın ,Mehmet Avdan, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Neşe Ceren Aktay, Buğra Can Ildırışık, Cüneyt Arda Pamuk, Hakan Gümüş, Yasemin Güvenç, Musa Arslan Özgür Efe Özyeşilpınar, Elyesa Çağlar Evkaya, Fatih Ak, Gülsüm Alkan, Müge Çiçek, Aslı Akın Narcı, Burhan Yeşilyurt, Yılmaz Aydın, Ömer Naci Boz, Çağlar Ozan Aksu gibi özel isimler var.
Şebnem Köstem yeni oyunu ‘Bir Ziyaret’ten önce bugüne kadar Kafkas Tebeşir Dairesi, Bir Ata Krallığım, Kadınlar Devleti, Medea, Bakhalar, Bana Mastikayı Çalsana, Hedda Gabler, Gayri Resmi Hürrem, Sekiz Kadın, Irk Bitig, Kösem Sultan, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Hayal-i Temsil, Aldatma, Tehlikeli İlişkiler, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Hayrola Karyola rol aldığı tiyatro eserlerinden bazıları olurken tv dizileri ve sinema filmleri olarak Barda, Mutluluk, Başka Dilde Aşk, Ferah Feza, Koyu Kırmızı, Yeşilçam, Ihlamurlar Altında, Binbir Gece, Bizim Hikaye, Gökten Üç Elma Düştü gibi yapımlar sanatçının rol aldığı bazı işlerden.

‘Bir Ziyaret’in senaryosunu okuduğunda seni en çok etkileyen duygu veya tema neydi? Oynadığın Clarie ve Bayan Zachanssian karakteriyle bağ kurmanı sağlayan ve seni bu rollere çeken ne oldu?
Clarie karakteri aslında her kadının içinde barındırdığı duygulara sahip bir kimlik. İntikam, aşk, özveri ile ağır bir çocukluk geçirmiş ve bir süre sonra çocukluğunun geçtiği şehire intikam sevdası ile dönen bir kadın. Aslında hikaye bundan daha derin çünkü politik kavramları da içine alan bir karakter Clarie, bu nedenle Clarie karakterini sahnede canlandırmak oldukça önemli idi. Çok zor bir kadın oluşu, hayatta her şeyi elde etmiş oluşu ve genç kızlığının geçtiği şehire intikam planı ile gelişi kocaman bir oyun oynayıp kazanarak geri dönüşü oldu.
Karakterlerin oyunculuk çizgisini şekillendirirken yönetmenle karakter üzerine nasıl bir ortak vizyon oluşturdun ve yaratıcı işbirliğinizin nasıl geliştiğinden bahseder misin?
Yönetmenimiz Yıldırım Fikret Urağ bizim ile gerçekten bir öğretmen gibi incelikli bir prova süreci yaşattı. Çok fazla doğaçlama yaptık. Çok fazla alternatifler denedik. Bu oyun benim bir oyuncu olarak yeniden keşfetmeme ve birçok risk almama sebep oldu. Bu benim için çok heyecan verici oldu, çok güzel bir ortak çalışma gerçekleşti diyebilirim. İnanılmaz keyif aldım, bu yıl başıma gelen en güzel şey diyebilirim Clarie’i oynamak.
'Bir Ziyaret' atmosferi oldukça yoğun bu yoğunluğu sahneye nasıl taşıdınız ve provalarda ve şimdi sahnede seni en çok etkileyen bölümler hangileri oldu?
Oyunumuzun atmosferi gerçekten görkemli, burası Almanya’nın Gullen şehri ve tasarım olarak oldukça zengin bir işin içerisindeyiz, dekoruyla ışığıyla efektiyle müziği ile çok renkli bir dünya aslında oyunun etkileyici birçok sahnesi var, spoiler vermek istemem oyunu izlesinler ve görsünler çünkü çok sürprizler var oyunda.
Şebnem Köstem olarak rol aldığın iki karakterin dünyalarında kendinden hangi parçaları gördün, hangi parçaları karakterle birlikte keşfettiniz?
Tabii ki Clarie, çünkü ben bir kadınım, onun her duygusunu hayatımda pek çok kez deneyimledim, sadece Clarie yapısal olarak hepimizin çok üzerinde bir kadın bir ekonomik olarak, güç olarak daha vahşi bir ruhu var. aslında Clarie ormanda gezen vahşi ama güzel bir ceylan.
Biraz bahseder misin ‘Bir Ziyaret ‘ in nasıl geçti prova süreci?
Prova sürecimiz oldukça uzun sürdü, inanmayacaksın ama tam tamına 11 ay, aslında bu süreç iyi de oldu demlene demlene çalıştık, ‘Bir Ziyaret ‘ çok büyük bir kadro ile çalışıyor, bu nedenle çok kalabalığız, çok fazla koreografi çok fazla müzik var tabii ki pek çok da sahne var, o yüzden de bu zamanı kullanmamız bizim için çok önemli idi. Uzun sürdü ama keyifli bir uzun yolculuk oldu.

Şebnem Köstem iş konusunda biraz seçici sanırım, doğru mu?
Çok doğru, neden doğru…. Çünkü hayatta birçok şeyi akıllı davranarak deneyimlemek istiyorum. Dolayısıyla benim için kariyer politikası çok önemli inandığım işlerin içerisinde olmak iyi ki çalıştım, iyi ki yaptım dediğim işlerin içinde olmayı tercih ediyorum. Beni şaşırtacak projeler heyecanlandırıyor, kendimi tekrarladığım işler değil, o yüzden evet seçiciyim.
Bir tiyatro metnini ilk kez okurken en çok nelere dikkat edersin ?
Yazarın dünyası, yazar tam olarak karakterlere bakmadan önce bütün ile ilgilenirim, beni neyi anlamamı istiyor diye düşünürüm. Arkasından karakterlere yüklediği eylemler fikir ile ilgilenirim. Ve yine oyunun tarihselliği sosyolojisi sıra ile bunlar gelir.
Seni pek ekranlarda görmüyoruz ama dijital platformların yükselişi oyunculuğunu ve diğer oyuncuları nasıl etkiledi ?
Çok fazla ve çok yetersiz oyuncu var, dolayısıyla profesyonel iyi oyuncuların biraz bu pastada payı düşüyor, dijital platformlar tabiki çok daha radikal çok daha cesur işler yapıyorlar. Beğenerek izlediğim güzel işler var, keşke daha profesyoneller ile çalışmayı tercih etseler.
Sanatçı olmak istediğinde ailenin yaklaşımı ne oldu?
Ailem ile bu anlamda hiçbir sıkıntı yaşamadım, zaten annem edebiyata, sanata çok düşkün bir kadın idi. Ve evimizde güzel müzikler dinlenir, ben çocukluğumda bale yaptım, opera okudum sonra tiyatro okudum tam tersi çok desteklendim o yüzden klasik bir Türk ailesi hikayesi yaşamadım, arkamda duran bir ailem oldu. O yüzden de güzel duygularım var.
Son dönemde herkesler oyuncu gözlemlerin neler bu konuda ?
Keşke hepsi gerçekten oyuncu olsa ama iki kursa gidip bir kamera önü eğitimi alıp, ben oyucuyum diye ortalıkta dolaşıyorlar bu biraz tatsız tabii ki, elbette bu eğitimleri alıp çok yetenekli insanlarda var. Aslolan oyuncu adayının kendine yatırım yapması yani öğrenmenin sonu yok. Bende her şeyi biliyorum diyemem, okul okumakta tek başına bir çözüm değil, sürekli üzerine bir şey koyup hayatına devam edeceksin.

Tiyatro, filmler, diziler, ve dijital projeler… Klasik bir soru vardır ya, hangisini tercih ediyorsunuz diye? Hangi platform sana daha çok güven veriyor, hangi projeyi öncelikle kabul ediyorsun?
Benim her zaman baş tacım tiyatro, çünkü süreç olarak dizi ve dijital sektör kadar kaygan değildir tiyatro, çok daha nettir, çok iyi planlanır, çok iyi programlanır ve sonuç alınır. O nedenle kendimi en güvendiğim yer sahne..
Var mı yeni projeler?
Şu anda ekran ile alakalı bir proje yok. Tiyatro ile ilgili sürpriz bir şeyler Şehir Tiyatrosu dışında olabilir, düşündüğüm, düşündüğümüz birkaç iş var belki önümüzdeki sezon bunlar olur. Heyecanlıyım.
‘Baktığı Yerde Başka Bir Dünya’
12 Şubat’ta yağmurlu eski İstanbul sokaklarında Cerrahpaşa’da Bulgur Palas’a doğru yol alırken böyle güzel bir sergi ile karşı karşıya kalacağımı sanmıyordum.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin restorasyon ve yeniden işlevlendirme çalışmaları ile İstanbul’a kazandırdığı, şehrin yedinci tepesinde bir asrı aşkın süredir kente tanıklık eden Bulgur Palas’da Feruz Ertürer’in 75 yılı aşan fotoğraf serüveninden bir seçki sunan “Baktığı Yerde Başka Bir Dünya” sergisini gezerken oldukça keyif aldım.
Küratörlüğünü Murat Gür’ün üstlendiği “Baktığı Yerde Başka Bir Dünya”, curcunalı panayırlar, uğultulu meydanlar, sokak satıcıları, kutlamalar, çocuklar gibi çeşitli sosyo-kültürel izlerin temsilleriyle görsel bir şölen sunuyor adeta, sergide dönemine ayna tutan belgelere ek olarak, geleneksel bakışın dışına çıkan özgün üretimler de yer alıyor. “Baktığı Yerde Başka Bir Dünya” sergisi, 16 Ağustos’a kadar pazartesi hariç her gün 10.00 – 19.00 saatleri arasında Bulgur Palas’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.
“Baktığı Yerde Başka Bir Dünya”, Feruz Ertürer’in 75 yılı aşkın fotoğraf yolculuğundan derlenen kapsamlı bir seçkide 1950’lerde Adapazarı’nda fotoğrafçı bir ailenin içinde başlayan serüveni, hem sanatçının kişisel tarihini hem Türkiye’nin sosyal ve kültürel atmosferine dair önemli izleri bir araya getiriyor. Panayırlardan meydanlara, sokak satıcılarından çocuk oyunlarına, İstanbul’un ışığına ve kent yaşamının ritmine uzanan bu geniş görsel dünya, Ertürer’in sakin, dikkatli ve sabırlı gözlem gücünü ortaya koyuyor. Feruz Ertürer’in 90 yaşında hâlâ fotoğrafla kurduğu ilişkiyi sürdüren duru ve tutkulu bakışı, “Baktığı Yerde Başka Bir Dünya” sergisini yalnızca bir retrospektif olmaktan çıkarıp bir yaşamın ışıkla kurduğu bağın şiirsel bir temsiline dönüştürüyor.
İki kata yayılan bütünlüklü bir anlatı sunan serginin ilk katı, sanatçının fotoğrafçı kimliğini oluşturan köklere odaklanıyor. Aile arşivlerinden kişisel belgelere, orijinal negatiflerinden karanlık oda ekipmanlarına kadar pek çok unsurla Ertürer’in üretim pratiğini görünür kılan alanda Coşkun Aral, İzzet Keribar ve İbrahim Zaman gibi usta fotoğrafçıların, sanatçı üzerine kaleme aldığı yazılar ile Ertürer’i konu alan kısa belgesel de yer alıyor. İkinci katta ise farklı ebatlarda, orta format Lubitel ile çekilmiş 70 fotoğraf sergileniyor. Yaklaşık 500 kare arasından seçilen ve yüksek çözünürlüklü taramalarla titizlikle temizlenerek hazırlanan eserler, Adapazarı, İstanbul, çocuklar ve soyutlamalar gibi tematik bölümlere ayrılıyor.
Ramazan’da Caz!
Atatürk Kültür Merkezi, Ramazan ayında caz müziğin seçkin örneklerini bir araya getiren özel bir konser serisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Bu yıl 19 Şubat tarihinde başlayacak Ramazan ile birlikte “Ramazan’da Caz Buluşmaları”, Türkiye caz sahnesinin önde gelen sanatçılarını ve projelerini AKM sahnesinde buluşturarak dinleyicilere çok katmanlı, nitelikli ve zamansız bir müzik deneyimi sunuyor.
Seri kapsamında sahne alacak projeler; cazın özgür doğaçlama dilini Anadolu ezgileri, swing geleneği, hard-bop estetiği ve çağdaş yorumlarla bir araya getiriyor. Usta müzisyenlerin liderliğinde şekillenen bu konserler, hem cazın köklü mirasına hem de güncel ifade biçimlerine odaklanan güçlü bir program sunmaya hazır.
Kerem Görsev’in lirik ve derinlikli piyano anlatımından Ferit Odman Quintet’in hard-bop odaklı enerjisine; Batu Şallıel & Istanbul Swing Cats’in cazın altın çağına uzanan swing repertuvarından Homeland’in Anadolu ile caz arasında kurduğu köprüye ve Terra Magica’nın coğrafyalar arası doğaçlama diline uzanan bu seçki, Ramazan ayının ruhuyla uyumlu, sakin ama etkileyici bir atmosfer yaratacak gibi.
Kerem Görsev 19 Şubat 2026
Ferit Odman Quintet feat. Sibel Köse 21 Şubat 2026
Batu Şallıel & Istanbul Swing Cats 23 Şubat 2026
Homeland feat. Dilek Türkan 08 Mart 2026
Terra Magica 15 Mart 2026
Kurgu ve Gerçek Belgseli!
Gazeteci yazar Coşkun Çokyiğit'in yönettiği 'Kurgu ve Gerçek (Maraşlı Şeyhoğlu)' belgeseli 11 Şubat 2026 tarihinde AKM Yeşilçam Sineması’nda seyirci ile buluştu.

Çokyiğit’in gençlik yıllarından bu yana üzerinde çalıştığı belgesel kurgu ve gerçeklik arasında köprü kurarak izleyicilere edebi metinlerin tarihsel bağlamlarını yeniden düşünme fırsatı sunuyor.
Faruk Nafiz Çamlıbel'in 1925 yılında yayınladığı 'Han Duvarları' şiirindeki karakterin tarihsel kökenlerini araştırıyor.
Çokyiğit arşiv belgeleri ve tanıklıklara dayanarak Şeyhoğlu'nun tarihsel bir kişiliğe dayandığını öne sürüyor Belgesel şiirin dramatik kurgusunda anlatılan Şeyhoğlu ile tarihsel veriler ışığında ortaya çıkan yaşam öyküsünü yan yana getirerek izleyiciye iki ayrı anlatı sunuyor.

Toplam 42 dakikalık belgesel Kahramanmaraş, İstanbul, Kayseri (İncesu) ve Konya'daki Mevlana Müzesi başta olmak üzere farklı mekanlarda çekilen Kurgu ve Gerçek’de şiiri Fatih Ayhan'ın seslendirirken belgeselin müzikler Ferhat Göçer imzası taşırken Göçer giriş bölümünde duygusal bir türkü de seslendiriyor.
"Diyemedim" sahnede!
"Diyemedim" Derya Şensoy'un yazdığı trajikomik bir iç döküş. Hüzünle kahkaha arasında gidip gelen bu oyun ile izleyiciyle daha ilk dakikalarda samimi bir bağ kuruluyor.

Tek perdelik oyunu Yağız Can Konyalı yönetiyor, müzikler ise Cem Öğet , dramaturg Ferhan Şensoy aslında tam bir aile işi ‘Diyemedim’!
7 Şubat’ta Ses Tiyatrosunda prömiyer yapan oyunu ikinci gösteriminde izledim konu olarak meşhur çocuğu olmanın yanları, Derya Şensoy’un aslında çok abarttığı kilolarına ( ki kulis de görüştüm hiç de şişman değil ) sahnede kendine ayna tutan Şensoy, içten anlatımıyla kalabalıkları "yalnız değilmişim" duygusunda birleştiriyor. Bu arada asıl konu hani vardır ya söyleyemedikleriniz hep içimize attıklarımız işde onlar var ‘Diyemedim’de.

Derya Şensoy’u ilk defa izledim sahnede çok da başarılı buldum, sahne ve ekran yüzü için ideal.
Ortaoyuncular’ın yeni oyunu ‘Diyemedim ‘ 21 – 27 Şubat ve 07- 14- 20-27 Mart tarihlerinde Ses Tiyatrosu’nda, çok yakında Ankara, Eskişehir, Bursa ve İzmir’de turnede olacak.
