Sinema ve ekranların başarılı ismi Gupse Özay meğersem çocuk kitapları da yazıyormuş.
Sanatçının çocuk kitapları doğayı sevmeyi, arkadaşlığı, birlikteliği, yardımlaşmayı, merak duygusunu ön plana alıp etrafa daha dikkatli daha eğlenceli bakmayı mizahi bir dille ele alıyor.

Gupse Özay 26 Eylül cumartesi günü saat 14.00 de Caddebostan Kültür Merkezi fuayesinde çocuklar için söyleşi ve imza günü hazırlamış.
Jüpi ve Gupi’nin hikayelerini anlatan Özay çocukların hayal gücünü harekete geçiren, mahalle içindeki samimi ve eğlenceli olayları daha doğrusu dostluğu anlatıyor kitaplarında.
Sanatçının Doğan Kitaptan çıkan kitaplarından bazıları Bu Topu Kafama Sen Mi Attın?, Kaybolan Börek Kokusu, Balkondaki Sarmaşık, Basket Potası Kırık.

Bu arada 23 Ekim tarihinde Gupse Özay’ın çocukluğundan ve hayal dünyasından ilham alarak kaleme aldığı Türkiye’nin ilk IMAX animasyon filmi Gupi ve Gülmeyen Kral vizyona giriyor. Arkın Aktaş’ın yönettiği 61 dakikalık bu filmde Gupi’yi Gupse Özay seslendirirken Rüzgar Özacun, Dora Kaplan ve Ayris Kaplan’da diğer karakterleri seslendiriyor.
İğneada: Caz Maz
Sonbahar ile başlayan Caz Festivalleri tüm hızıyla devam ediyor.
Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada da bulunan Longosphere gerçekleşecek olan Caz Maz, 16–18 Ekim 2026 tarihlerinde olacak.
Festivalin bu yılki edisyonunda sonbaharı, doğanın renk değiştiren hâliyle bütünleşerek karşılıyor. Her ağaca, her renge ve birlikte geçirilecek her ana sanki ilk kez rastlıyormuş gibi; merakla, heyecanla ve neşeyle bakıyor.
İğneada: Caz Maz’ın bu yılki edisyonunun müzik programı, farklı tür ve kuşaklardan yedi ismi bir araya getirmiş. .
Kendine has yorumuyla dinleyiciye hem bugüne ait hem de zamansız bir his bırakan Dilhan Şeşen, kendi plak koleksiyonlarından çalacakları DJ setleriyle Doğa Bekiroğlu ve Eren Erkman funk, soul ve R&B repertuvarıyla Funk House Band, uluslararası caz sahnesinde adından söz ettiren genç piyanist Hakan Başar, folk ve caz arasında dolaşan özgün anlatımıyla İdil Meşe ve caz, funk, soul ile hip-hop’u bir araya getiren Maymun Collective festivalde yer alıyor.
Farklı sesler ve anlatılar, sonbaharın içinde üç güne yayılan ortak bir hikâyede buluşuyor.
Müzik programına sabah yoga ve pilates seansları, atölyeler, doğa aktiviteleri ve günün farklı saatlerine yayılan buluşmalar eşlik edecek.
Caz Maz; sonbaharın turuncuları ve kırmızıları içinde biraz şarkı söylemek, biraz nefes almak ve biraz da hep birlikte hareket etmek üzere katılımcılarını, bütün bunları ve daha fazlasını ilk kez gibi yaşamaya davet ediyor.
Fırat Neziroğlu’nun yeni sergisi ‘ In Between’!
Türk tekstil sanatının özel isimlerinden Fırat Neziroğlu, yeni sergisi “In Between” ile New York’ta sanatseverlerle 10 Eylül tarihinde buluştu. Kasım ayı başına kadar devam edecek C24 Gallery tarafından düzenlenen sergi, Anadolu’nun kadim dokuma hafızası, çağdaş sanatın diliyle New York’a taşınıyor.

Yaklaşık otuz yıldır tekstil sanatı, tasarım, performans ve eğitim alanlarında çalışmalarını sürdüren Neziroğlu, “In Between” sergisinde dokumayı yalnızca geleneksel bir üretim biçimi olarak değil; hafızanın, duygunun, kimliğin ve yaşanmış deneyimlerin kaydedildiği, korunduğu ve kuşaktan kuşağa aktarıldığı bir anlatım dili olarak ele alıyor.
Tekstil ve moda tasarımı eğitimi alan Fırat Neziroğlu’nun sanat pratiği, Anadolu dokuma gelenekleri üzerine yaptığı kapsamlı araştırmaların yanı sıra dans geçmişinden de besleniyor. Hareket, jest, ritim ve beden farkındalığı, sanatçının imgelerinin oluşumunda önemli bir rol oynuyor. Neziroğlu, ışık, gölge ve boşluk üzerine kurulu özgün bir el dokuma tekniği geliştirerek iplikleri adeta bir çizimin çizgileri gibi kullanıyor. Bu yaklaşımda eserin yalnızca kendisi değil, eserin çevresindeki boşluk da sanatın aktif bir parçasına dönüşüyor
Eserleri Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Amerika Birleşik Devletleri’nde sergilenen uluslararası dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu’nun multidisipliner çalışmaları; dokuma, heykel, moda, dans, performans, eğitim ve kültürel araştırma alanlarını kapsıyor. “In Between”, sanatçının gelenek ile gelecek, nesne ile görüntü, miras kalan hafıza ile çağdaş deneyim üzerinden ilişkiye odaklanan yaklaşımının yeni bir yansımasını ortaya koyuyor. Sergi, dokumayı yalnızca geçmişe ait bir zanaat olarak değil, insanın deneyimini görünür, dokunabilir ve kalıcı kılmanın çağdaş bir yolu olarak yeniden öneriyor.
30 Yıl Sonra Yeniden ‘BİRKAÇ İYİ ADAM’
90’lı yılların en sevilen gruplarından Birkaç İyi Adam’ı yıllar sonra 30 Mart geccesi Fişekhane’de Yonca Evcimik’in 45. Yıl Geccesi’nde izlemiştim, 30 yıl sonra yeniden bir araya gelerek müzik yolculuğuna kaldığı yerden devam eden grupla o gecce şarkıları eşliğinde muhteşem bir nostalji yaşamıştık.

Geçtiğimiz aylarda Faruk K, Aytunç Bentürk, Murat İnce ve Hakan İlban, Türkiye Milli Takımı için hazırladıkları “Yazarız Adını Göklere” marşıyla yıllar sonra yeniden aynı stüdyoda buluştular. Marşa gelen güzel geri dönüşler ve dinleyicilerden gelen yoğun talep üzerine grup, bu buluşmayı üç şarkılık özel bir projeye dönüştürdü.
Projenin ilk şarkısı “Bomba”. Söz ve müziği Faruk K’ya ait olan, ilk kez 2005 yılında Faruk K tarafından seslendirilen ve döneminde büyük ilgi gören “Bomba”, bu kez Birkaç İyi Adam’ın dört üyesinin birlikte seslendirdiği yepyeni bir yorumla müzikseverlerle buluştu geçen hafta.
Yeni versiyonun aranjesini Taner Çalık üstlenirken, projenin fotoğrafları ve video klibi Güneri Gürer imzası taşıyor.
“Bomba” ile başlayan üç şarkılık özel proje, Birkaç İyi Adam’ın geçmişinden bugüne uzanan müzikal yolculuğunu yeni düzenlemeler ve yeni yorumlarla bugüne taşıyacak.
‘Ermiş’ prömiyer yaptı!
Halil Cibran’ın unutulmaz eseri ‘ Ermiş ‘ Jüt Tiyatro tarafından sahneye konuldu. Modern meddah geleneğiyle sahneye taşınan tek kişilik oyunu Edip Tepeli hem yönetiyor hem de başarı ile oynuyor.

Tek perdelik oyunu prömiyerin de Moda Sahnesi’n de izledim. Amerikalı şair ve ressam Halil Cibran’ın göçmen hikayesi ‘Ermiş ‘ i oldukça başarılı buldum.
Tepeli dört senelik bir hikayesi olan oyunu çevirmen Zeynep Anacan ile başbaşa verip ortaya çıkarmış.
Özellikle oyunun dekoru basit gibi görünse de ince gözle bakıldığında çok da güzel detaylar var. Bu nedenle İrem Fıçıcıoğlu nu da kutlarım.
Oyun:
26 Eylül de Ataşehir Dormen Sahnesi’nde.
09 Ekim de Bakırköy House of Performance de
27 Ekim de Moda Sahnesi’nde.
