33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali sayesinde geçtiğimiz hafta Adana yine muhteşemdi. 26 Eylül -04 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşen festival nedeniyle gözler Adana’ya çevrildi bir anda.
Halk Tv’nin bir bölümünü canlı olarak verdiği kapanış törenin sunuculuğunu Jülide Ateş ile Volkan Severcan’ın yaptığı geccede, ödüller sahiplerini buldu.
Zuhal Olcay başkanlığında; Ayça Çiftçi, Erdem Tepegöz, Gökhan Tiryaki, Nilgün Öneş, Salih Bademci ve Şebnem Bozoklu’dan oluşan Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisinin büyük ödülü Ali Vatansever’in yönettiği “Bir Arada Yalnız” filmine verirken, Ali Vatansever aynı zamanda En İyi Yönetmen seçilerek gecceden iki büyük ödülle ayrıldı.
Yarışmada Yılmaz Güney Ödülü Banu Sıvacı’nın “Günyüzü” filmine, Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü Miraç Atabey’in “Moda Evlilik” filmine,. Adana İzleyici Ödülü de salondaki sinemaseverlerin oylarıyla Tunç Şahin’in yönettiği “Canavar” filminin oldu.
Oyunculuk kategorilerinde de güçlü performanslar öne çıktı. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmindeki rolüyle Hazar Ergüçlü’ye verilirken, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü “Bir Arada Yalnız”daki performansıyla Fatih Al’ın oldu.
Yardımcı oyuncu ödüllerinde kadınlarda “Günyüzü” filmindeki rolüyle Asena Hotamış, erkeklerde ise yine “Günyüzü” ile Süleyman Kadim Kabaali ödüle değer görüldü. Festivalin genç yeteneklere adanan Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü “Moda Evlilik”teki performansıyla Ege Damatoğlu’na, Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü ise “Bir Arada Yalnız”daki rolüyle Onur Gözeten’e sunuldu.
En İyi Senaryo Ödülü’nü “Karanlıkta Islık Çalanlar” filminin yazarları Pınar Yorgancıoğlu ve Emre Gülcan kazandı. Filmin müziklerini besteleyen Alican Çamcı da En İyi Müzik Ödülü’ne değer bulundu.
“Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmi teknik kategorilerde geceye damgasını vurarak En İyi Görüntü Yönetmeni (Özkan Karaköse), En İyi Kurgu (Mesut Ulutaş) ve En İyi Sanat Yönetmeni (Saye Özçelik, Gülseren Cizdan, Melike Yılmaz, Umut Kambak, Oğuz Yıldırım, Hüseyin Yalçın, Hasan Yalçın, Hasan Kameray, Hüseyin Dolunay, Eren Dama, Yener Kaplan) ödüllerinin sahibi oldu.
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Jürisi değerlendirmesi sonucunda SİYAD En İyi Film Ödülü Nuri Cihan Özdoğan’ın “Ölü Köpekler Isırmaz” filmine verildi. Film Yönetmenleri Derneği (FİLM-YÖN) Jürisi ise En İyi Yönetmen Ödülü’nü Pınar Yorgancıoğlu’nun “Karanlıkta Islık Çalanlar” ile Ali Vatansever’in “Bir Arada Yalnız” filmleri arasında paylaştırdı.
Festivale bu yıl yarı zamanlı katıldığım için bazı filmleri izleyemedim. Geçtiğimiz Nisan ayında İstanbul Film Festivali’nde izlediklerim zaten favori filmlerim idi, onların kazanmaları sürpriz olmadı aslında bu arada bir süredir tyatro da izlemek istediğim Tunç Şahin’in ‘Canavar ‘ adlı oyununu festivalde film olarak izlemek şans oldu benim için, beğendiğim işlerden oldu. Muzaffer Mehmet Çağlar’ın ‘Varlık ‘ adlı filminde yıllar sonra sinemaya dönen ‘Bizimkiler ‘ dizisi oyuncularından Tayfun Çorağan ve Sabriye Kara’yı izlemek güzel idi.
Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda En İyi Senaryo Ödülü, Gonca Gülbey’in “Karadutun Ölümü” adlı kendi öyküsünden uyarladığı “Dünyanın Öbür Ucunda” projesine verildi. Yarışmada Jüri Özel Ödülü, Selahaddin Eyüp Tan ve Eylem Ata’nın, Eylem Ata’nın “Uzak Değil” adlı öyküsünden uyarladığı “Kaçak Elektrik” senaryosuna giderken; RED Kamera & Provid iş birliğiyle sunulan RED Kamera Kullanım Destek Ödülü de yapım sürecine katkı sağlamak amacıyla “Dünyanın Öbür Ucunda” senaryosuna layık görüldü.
Ecevit Kılıç, Evrim Kaya, Sibel Karakurt ve Rezan Yeşilbaş’tan oluşan Ulusal Belgesel Film Yarışması jürisinin değerlendirmesi sonucunda Aylin Kuryel’in “Stella ile 8 Mart” filmi En İyi Belgesel seçildi. Sezen Kayhan imzalı “Mor Menekşeli Kadınlar” ise Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu.
Kısa film kategorilerinde de dikkat çekici yapımlar öne çıktı. Yönetmen ve sanatçı Alkan Avcıoğlu, oyuncu Ezgi Çelik ile yönetmen ve senarist Umut Subaşı’dan oluşan Ulusal Kısa Film Yarışması ve Yapay Zeka Kısa Film Yarışması Jürisi; yönetmen Joaquín del Paso, yönetmen Gözde Kural ve oyuncu Kaan Urgancıoğlu’dan oluşan Uluslararası Kısa Film Yarışması Jürisi ile oyuncu Kubilay Aka, yönetmen Özkan Çelik ve yapımcı Yamaç Okur’dan oluşan Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması Jürisi’nin değerlendirmeleriyle kısa film kategorilerinin kazananları belirlendi.
Ulusal Kısa Film Yarışması’nda Halil Tanışan’ın yönettiği “Otel” En İyi Film seçilirken, Jüri Özel Ödülü Dalya Keleş’in “Yerçekimi” adlı kısasına verildi. Ulusal Yapay Zeka Kısa Film Yarışması’nda ise En İyi Film Ödülü’nü Çağatay Dörtyıldız’ın “Başka Türlü” filmi kazandı.
Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda Avustralya’dan Radheya Jang’ın “Trading Cards” filmi En İyi Film Ödülü’nü kazanırken, Quenton Miller’ın “Koki, Ciao” ve Samir Syriani’nin “What If They Bomb Here Tonight?” filmleri Jüri Özel Ödülü’nü paylaştı.
Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması’nda dört farklı dalda birincilik ödülleri dağıtıldı. Kurmacada Alp Kaan Akkaya’nın “Boşluğun Sesi”, belgeselde Enes Öztürk’ün “Tekno Çoban”, canlandırmada Daria Ekimova ve Deniz Depecik’in “Tabula Rasa”, deneyselde ise Nehir Üstündağ’ın “Yanına Dönmeden Önce Gördüğüm Her Şey” filmleri En İyi Film Ödülü’nü aldı.
Öğrenci yarışmasında ayrıca Selçuk Kaan Salk’ın “Uslu” (Kurmaca), Ulviye Aleyna Sarıgül’ün “Akgün” (Belgesel), Metin Konar’ın “Islak Köpekler” (Deneysel), Zeynep Sude Yavuz’un “Drip” (Canlandırma) ile Rumeysa Bora, Şevval Benkli, Zeynep Ramadani ve Ceren Yıldızhan’ın “Bilemiyorum Aysel” (Canlandırma) filmlerine verildi.
Zuhal Olcay: Oyuncu İşçi, Oyunculuk Meslekdir!
33. Adana Altın Koza Film Festivali kapsamımda Oyuncular Sendikası, Altın Koza’da ilgi ile karşılanan geleneksel sektör buluşması gerçekleştirdi.
Oyuncular Sendikası, sinema ve sahne sanatları alanında çalışan oyuncularla, sektör bileşenleri ve festival katılımcılarıyla bir araya getirirken sektörün kanayan yaralarını dile getirdi.
Oyuncular Sendikası tarafından düzenlenen “Oyuncular Sendikası ile Sektör Buluşması- Ödül Alıyoruz Peki Neler Yaşıyoruz?” başlıklı panel 1 Ekim Perşembe günü Sheraton Otel Round Ballroom’da gerçekleşti.
Oyuncuların çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunlardan güvenli setlere, örgütlenme hakkından çocuk oyuncuların çalışma koşullarına, yakınlık koordinasyonundan yeşil setlere ve seslendirme çalışma kurallarına kadar sektörün güncel başlıklarının ele alındığı buluşmada, farklı çalışma alanlarından sendika temsilcileri deneyimlerini ve yürüttükleri çalışmaları paylaştı.
Buluşmanın açılış konuşmasını Oyuncular Sendikası Genel Başkanı Zuhal Olcay gerçekleştirdi. Zuhal Olcay konuşmasında; ödül töreninde birkaç dakikada görünür olan emeğin arkasında, aylarca hatta yıllarca süren bir emek var.
Bir oyuncunun sahneye çıkması ya da kamera karşısına geçmesi, o emeğin yalnızca görünen kısmı.O görünmeyen tarafta ise uzun çalışma saatleri, belirsizlik, güvencesizlik, işsizlik dönemleri, çalışma koşulları, sette yaşanan sorunlar ve çoğu zaman tek başına göğüslenmek zorunda kalınan hak ihlalleri var.
Biz Oyuncular Sendikası olarak yıllardır çok temel bir şeyi anlatmaya çalışıyoruz:
Oyuncu işçidir.
Oyunculuk bir meslektir. Oyuncunun emeği bir çalışma ilişkisinin parçasıdır. Ve oyuncunun da diğer bütün işçiler gibi çalışma hakkı, dinlenme hakkı, güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışma hakkı, ayrımcılığa ve tacize karşı korunma hakkı ve örgütlenme hakkı vardır. Oyuncu olmak, bu haklardan vazgeçmek anlamına gelmez. Tam tersine, emeğimiz görünür hale geldikçe bu hakların da görünür olması gerekir.
Program kapsamında Oyuncular Sendikası Genel Sekreteri Atilla Gündoğdu, “Örgütlenme Hakkımız ve İSİG” başlığıyla oyuncuların örgütlenme hakkını ve işçi sağlığı ve güvenliği alanındaki temel sorunları ele aldı. Setlerin tehlikeli iş kolunda olduğu, ölümlü ve yaralanmalı kazaların sıkça karşılaşıldığından bahsederken örgütlenmenin önemine, bir araya gelindiğinde oyuncuların haklarını daha kolay savunabileceğini anlattı.
Setlerde güvenli ve eşitlikçi çalışma koşullarının oluşturulmasına ilişkin “Güvenli Setler” başlığında, Oyuncular Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Ayrımcılıkla Mücadele Birimi Sorumlusu olarak oyuncu Gizem Soysaldı konuşmasında; eşit işe eşit ücret, senaryolarda kadınların konumlandırılması, yaş ayrımcılığı yani ageizm, güvenli çalışma ortamı, audition, taciz tanımları, oyuncular ve yapımcılar için taciz durumlarında yol haritaları, kostüm odası en iyi uygulamaları, çıplaklık ve simüle edilmiş yakınlık sahneleri için rehber ve kapalı set uygulamalarından bahsetti. Ayrıca Oyuncular Sendikası’nın şikayet- vaka, psikolojik ve hukuki yönlendirme, dava takipleri gibi pek çok konuda neler yapıldığından bahsetti ve filmlerde oyuncuların sürekli olarak bütçesiz çalıştırılması teklifinin normalleştirilmesine karşı tepkisini dile getirdi.
Yakınlık Koordinatörü Ece Türkmut Dere, “Yakınlık Koordinasyonu Nedir, Ne İşe Yarar, Uluslararası Örnekler” başlığıyla yakınlık koordinasyonunun setlerdeki rolünü ve dünyadaki uygulamaları aktardı. Yakınlık Koordinasyonu yalnızca öpüşme ve çıplaklık sahnelerinden ibaret değil Sinema ve televizyon dünyasında yakınlık içeren sahnelerin daha güvenli, şeffaf ve profesyonel koşullarda yaratılması ihtiyacından doğan Yakınlık Koordinasyonu, bugün giderek genişleyen bir uzmanlık alanı olarak öne çıkıyor. Alan, ilk olarak özellikle öpüşme, cinsellik ve çıplaklık içeren sahneler üzerinden tanınsa da çalışma kapsamı bunun çok ötesine uzanıyor.
Travmatik sahneler, tıbbi müdahale ve beden temsili içeren sahneler, aile üyeleri arasındaki fiziksel yakınlık, sarılma, temas ve oyuncuların sınırlarının özel olarak gözetilmesini gerektiren farklı sahne dinamikleri de Yakınlık Koordinasyonu’nun çalışma alanına girebiliyor.
Yakınlık Koordinatörü yalnızca çekim sırasında oyuncuların yanında bulunan bir uzman değil. Çalışma, projenin hazırlık aşamasından başlayarak çekim sürecine ve gerektiğinde post-prodüksiyona kadar uzanıyor. Sahnenin ihtiyaçlarına göre oyuncuların yanı sıra yapımcı, yönetmen, görüntü yönetmeni, koreografi ve kamera arkası ekipleriyle birlikte çalışılıyor. Böylece sahnenin sanatsal hedefi korunurken, fiziksel temasın, sınırların, beklentilerin ve çalışma koşullarının önceden konuşulması ve herkes için daha öngörülebilir bir süreç oluşturulması hedefleniyor. dedi.
Oyuncular Sendikası Genel Mali Sekreteri Alper Atak, “Set Çalışma İlkeleri – Yeşil Setler Mümkün” başlığında sürdürülebilir ve sağlıklı çalışma ortamlarının oluşturulmasına ilişkin sendikanın çalışmalarını paylaştı. Ocak 2026’ da gerçekleştirilen “Set Çalışma İlkeleri” çalıştayında ortaya çıkan setlerdeki çalışma koşullarından bahsetti. Ayrıntılı çalışma ilkeleri Oyuncular Sendikası’nın web sitesinde yer alıyor.
Çocuk oyuncuların çalışma koşulları da buluşmanın önemli başlıklarından biri olacak. dedi
Oyuncular Sendikası Örgütlenme Uzmanı Demet Koca, “Önce Çocuk, Sonra Çocuk Oyuncu” başlıklı konuşmasında çocukların haklarının ve üstün yararının çalışma süreçlerinin merkezinde olması gerektiğini aktararak, çocukların çalışabildiği nadir alanlardan biri olan kültür-sanat alanındaki çocuklar Anayasa madde 71.’e göre çalıştırılabileceklerini, çocuk oyuncuların çocuk oldukları unutulmadan, çalışma biçiminin düzenlenmesi, sigortasız, sözleşmesiz çalıştırılmaması gerektiği, iki yaşından küçük bebeklerin çalışmasının yasak olması gerektiği, okula giden çocuk oyuncuların eğitim-öğretim hayatının engellenmeden, dinlenme ve oyun zamanından çalmadan çalışabileceklerini aktardı.
Programın bir diğer başlığını ise seslendirme alanındaki çalışma koşulları oluşturdu.
Oyuncular Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi ve Seslendirme Birimi Sorumlusu Arda Kavaklıoğlu, “Seslendirme: Seslendirme Çalışma Kuralları Nelerdir?” başlığıyla seslendirme oyuncularının çalışma koşulları ve sendikanın bu alandaki çalışmaları hakkında bilgi verdi. 2020 yılında yürürlüğe giren Seslendirme Kuralları ve Taban Ücretlerin Belirlenmesine Dair Protokollerin her yıl güncellendiği, taban ücretin sektörde genel bir kural olduğu ve seslendirme alanına dair bir toplu sözleşme niteliğinde olduğunu aktardı’ dedi.
Sektör buluşmasında yalnızca sinema ve televizyon değil, sahne sanatlarında çalışan oyuncuların çalışma koşulları da gündeme geldi.
Oyuncular Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi, Sahne Sanatları Birimi Sorumlusu Esin Aslan, “Sahne Sanatlarında Çalışma” başlığıyla tiyatro ve sahne sanatlarında oyuncuların çalışma yaşamında karşılaştığı zorluklara değindi. Tiyatrolarda provaların ücretsiz olması, sigortasız çalışma gibi pek çok soruna değinirken; dans, sokak sanatçıları, pantomim, stand-upçıların da sendika bünyesinde örgütlendiğini belirtti.
Sunuşların ardından katılımcılardan gelen soruların cevaplanmasıyla panel sona erdi.
Oyunculukta Çok Dillilik!
Almanya ve Türkiye arasında oyunculuk alanında profesyonel bir köprü kurmayı amaçlayan “Oyunculukta Çok Dillilik / Mehrsprachigkeit im Schauspiel” pilot projesini oyuncu Derya Şahin’in önderliğinde geçtiğimiz hafta Frankfurt’ta başarı ile gerçekleştirildi.
Thespian Art School tarafından, Derya Şahin’in kuruculuğunda hayata geçirilen projeye yoğun ilgi gösterildi. Çok sayıda başvuru arasından seçilen 15 oyuncu, iki günlük programa katıldı.
Programda Türkçe kamera önü oyunculuğu, karakter çalışması, casting ve self-tape süreçleri, çeşitlilik ve temsil, sanatçı hakları ile film ve medya hukuku ele alındı. Uygulamalı ve interaktif çalışmalarla oyuncuların hem sanatsal hem de sektörel açıdan gelişimleri desteklendi.
Program kapsamında Türkiye ve Almanya’dan farklı alanlarda uzman isimler oyuncularla bir araya geldi. Türkiye’de uzun yıllardır casting alanında çalışan Casting Direktörü Fulya Şirin, casting süreçleri ve oyuncu seçimi üzerine bilgi ve deneyimlerini paylaşırken; Prof. Dr. Senem Cevher, iki dilli oyunculuk ve karakter çalışmaları üzerine uygulamalar gerçekleştirdi. Doç. Dr. Elif Gezgin, çeşitlilik ve temsil konularını ele alırken; Avukat Mehmet Şah Çelik, film ve medya hukuku ile sanatçı hakları konusunda katılımcıları bilgilendirdi. Uluslararası projelerde yer alan oyuncu Aziz Çapkurt ise oyunculuk, çok dillilik ve sektör deneyimleri üzerine katılımcılarla deneyimlerini paylaştı.
Projenin temel yaklaşımı, çok dilliliği oyunculuk alanında bir engel olarak değil, kültürel ve sanatsal bir kaynak olarak ele almak. Bu doğrultuda, Almanya’da yetişen çok dilli oyuncuların Türkiye’deki film ve televizyon sektörüne daha bilinçli ve profesyonel biçimde erişebilmeleri; iki ülkedeki sektör profesyonelleri ve oyuncular arasında yeni bağlantılar ve iş birlikleri kurulması hedefleniyor.
Hessen Film & Medien tarafından desteklenen proje, Almanya ve Türkiye arasındaki kültürel ve yaratıcı sektör iş birliklerini güçlendirmeyi ve çok dilli oyuncuların profesyonel gelişimlerini desteklemeyi amaçlıyor. Aynı zamanda oyuncuların uluslararası çalışma alanlarını genişletmelerine ve farklı sektörler arasında sürdürülebilir profesyonel bağlantılar kurmalarına katkı sağlamayı hedefliyor.