Ekranın ve sahnelerin en özel isimlerinden herkeslerin sevgilisi güven veren dobra dobra dediğini yapan Seda Sayan Vadi İstanbul bünyesinde bulunan Paribu Vadi’de şarkıları esprileri ile muhteşem bir gecce yaşattı sevenlerine...
Hınca hınç dolu konser alanında Necip Gülsün idaresindeki orkestrası ile non stop iki saatten fazla o muhteşem şarkıları ile sevenlerini büyüledi sanatçı.
Dünden bugüne sevilen şarkıları ile epey nostalji yaşamadık değil hani, döneminin en güzel şarkıları yanında repertuvarında bulunan Sezen Aksu şarkıları da keyifli idi. Şarkılarını çoğunu bilsem de ilk Seda Sayan konserim idi Paribu Vadi geccesi, rüzgar gibi geçti diyebilirim.
Geccede gözler Safiye Soyman’ı aramadı değil, hatta seyirciler ‘Safiye Nerede?’ diye bir ara sitem bile ettiler,
Tüm şarkıları güzeldi ama 'Şaka Yaptım' neden yoktu listesinde o şarkıyı Nejat Alp ile yeniden okusa ne güzel olurdu değil mi?
Geccenin ilk sürprizi “Yıkamazlar Beni” şarkısında yaşandı. Seda Sayan, şarkıyı birlikte seslendirdiği Tekir’i sahneye davet etti. İkilinin performansı büyük alkış alınca “Yıkamazlar Beni” üst üste iki kez seslendirildi. Paribu Vadi Açıkhava’yı dolduran binlerce kişi de şarkıya hep bir ağızdan eşlik etti.
Finale doğru sahneye çağırdığı eşi Çağlar Ökten’in ‘Karlar Kraliçesi Elsa Gibisin, Bebeğim Benim, Karlar Kraliçem Benim ‘ diyerek hitap etmesi güzeldi, Neşet Ertaç ve Ferdi Tayfur şarkıları ile Ökten seyirciden epey alkış aldı.
Seda Sayan Gülşah Saraçoğlu imzalı kostümü ile gerçekten çok şıktı.
Geccenin finaline gelince "Neden bunca zamandır Seda Sayan konserine gitmedim?" diye kendime kızmadım değil...
Uluslararası Sinop Bienali başladı!
Anadolu’nun ilk bienali Sinopale – Uluslararası Sinop Bienali, 20. yılında 10. edisyonuyla 2 Eylül tarihinde başladı ve 15 Kasım 2026 tarihinre kadar “Karada Akıl Yürür, Denizde Sezgi” temasıyla devam edecek.
12 ülkeden yaklaşık 25 sanatçıyı Sinop’ta bir araya getirmeye çalışan etkinlikte bu yıl sanatçılar, Sinop’ta yerel zanaatkârlar, topluluklar ve gönüllülerle birlikte eserlerini üretmeye başladı Sinop’ta üretilen eserlerden oluşan ana sergi ise 25 Eylül’de Sinop Askeri Gazino Binası’nda açılacak.
Yerel katılımı, imece temelli üretim modeli ve ulusal ve uluslararası sanatçılarla kurduğu iş birlikleri sayesinde Sinop’u, çağdaş sanatın önemli buluşma noktalarından biri hâline getiren bienal, onuncu edisyonunda da bu mirası geleceğe taşımayı hedefliyor. İlk günden bu yana tek bir başküratör belirlemek yerine farklı isimlerin eşit düzlemde birlikte çalıştığı yatay küratöryel modelini benimseyen Sinopale’nin 10. edisyonunun eş-küratörlüğünü Deniz Kırkalı, Mariam Natroshvili, Marina Fokidis ve bienalin kurucusu Melih Görgün üstleniyor.
Sinopale 10, çağdaş sanatın ağırlıklı olarak Avrupa merkezli dolaşım ağlarına dayanan yerleşik yapısına alternatif, daha kapsayıcı ve çok merkezli bir yaklaşım benimsiyor.
Avrupa’nın yanı sıra Gürcistan, Güney Kore, Kazakistan, Venezuela gibi farklı coğrafyalardan sanatçıları programına dahil eden bienalde, Gürcistan’dan Mariam Natroshvili’nin eş-küratör olarak katılımı da bu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu tercih, Sinopale’nin farklı coğrafyalar arasında yeni ilişkiler kurma ve çağdaş sanatın dolaşım kanallarını çeşitlendirme yönündeki iradesini yansıtıyor.
Türkiye’nin en köklü çağdaş sanat bienallerinden biri olan Sinopale’nin en ayırt edici özelliklerinden bir diğeri ise, sanat üretimini sergi açılışından çok önce başlatan süreç odaklı yapısı.
Sinopale 10’un ana sergisi Sinop Askeri Gazino Binası’nda izleyiciyle buluşurken bienal süresince sergiye paralel olarak düzenlenen performanslar, film gösterimleri, atölye çalışmaları ve kamusal etkinlikler ise başta Hal Sinop Buluşma Merkezi, Sinop Sabahattin Ali Kültür Merkezi ve Sinop Mimarlar Odası Binası olmak üzere kentin farklı noktalarında gerçekleşecek.
Bienal, paralel etkinlikler kapsamında Avusturya merkezli Klima Biennale Wien ve Brunnenpassage ile geliştirilen ve Sinop ile Avrupa’daki kültür kurumları arasında kamusal çıktılara dayalı sanatsal üretim ve değişim süreçlerini güçlendirmeyi hedefleyen uluslararası bir işbirliği projesine de ev sahipliği yapacak.
Ayrıca Uluslararası Sinop Bienali, 20. yılında Avusturya merkezli Viyana İklim Bienali ve Brunnenpassage işbirliğiyle hayata geçirilen “Suyun Hatırladıkları / What Waters Remember” projesinin ikinci aşamasına ev sahipliği yapıyor.
Mayıs ayında Viyana’da başlayan uluslararası projenin yolculuğu, Sinopale 10’un paralel etkinlikleri kapsamında Sinop’ta devam ediyor. Çiğdem Borucu, Susana Ojeda ve Zuzana Ernst’in yürüttüğü proje, suyu bir hafıza taşıyıcısı olarak ele alırken Viyana’nın yeraltı sularından Karadeniz’in ritimlerine uzanan kolektif bir dinleme pratiği öneriyor.
Tüm etkinliklerin ücretsiz ve kayıt gerektirmeksizin herkese açık olduğu Sinopale 10’un detaylı programına bienalin sosyal medyasından ulaşılabilir.
Damat Mektebi 25 Eylül’de Sinemalarda!
Her ne kadar bu sezon seri filmler revaçta olacak gibi gözükse de yılın iddialı komedi filmlerinden Hakan Kurşun’un yönettiği “Damat Mektebi”, 25 Eylül’de sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
Çekimleri Mardin ve Diyarbakır’da gerçekleşen filmin başrollerinde Sermiyan Midyat, Algı Eke, Füsun Demirel, Cezmi Baskın ve Mustafa Kırantepe bulunuyor.
İki gerçek hikâyeden uyarlanan film de ağalık günlerine dönmek isteyen bir ailenin köylerinde yaptıkları sıra dışı planları konu alıyor.
Köydeki kız aileleri şehirli damat isteyince, sevenleri kavuşturmak isteyen Miran (Sermiyan Midyat) köyde bir damat mektebi açıyor. Ancak amcası Ferman Ağa (Cezmi Baskın), gençleri köyden sürüp arazilere el koymak isterken karşısına efsanevi romantik kahraman Robin çıkıyor. Bu karşılaşmayla birlikte köyde birbirinden ilginç ve komik olaylar yaşanmaya başlıyor.
Filmin yapımcılığını MTN Medya – Metin Demir yaparken senaristliğini ve proje tasarımını Sinan Biçici üstlenmiş.
“Damat Mektebi”, 25 Eylül’de Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Belçika ve Avusturya’da da sinemaseverlerle buluşacak.
Murat Aytulum SS/27 ‘SELAM’ ile Moskova’da!
Modacı Murat Aytulum, SS/27 “SELAM” koleksiyonuyla Moskova Fashion Week’te 28 Eylül tarihinde podyuma çıkıyor.
Antalya Fashion Week ile Moskova Fashion Week arasında gerçekleştirilen iş birliği kapsamında Aytulum, 28 Eylül’de Manege Central Exhibition Hall’da düzenlenecek defileyle yeni koleksiyonunu moda dünyasının beğenisine sunacak.
Moskova da gerçekleşecek bu özel etkinlik , Antalya Fashion Week’in Türk tasarımcıları uluslararası moda platformlarıyla buluşturma vizyonunun da önemli bir yansıması olarak öne çıkıyor.
Aytulum’un Moskova Fashion Week kapsamında gerçekleştireceği defile ise bu vizyonun güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Türk tasarımının özgün kimliğini uluslararası moda sahnesine taşıyan Aytulum, “SELAM” koleksiyonuyla kendi tasarım dünyasını Moskova’ya taşıyacak.
Aytulum’un SS/27 koleksiyonunun merkezinde “SELAM” kelimesinin taşıdığı evrensel anlam bulunuyor. Teknolojinin hızla ivme kazandığı, sınırların yeniden tanımlandığı ve iklimden göçe, dijital yaşamdan toplumsal dönüşümlere kadar pek çok unsurun insan deneyimini değiştirdiği bir çağda koleksiyon, en kadim ve en insani iletişim biçimlerinden birine dönüyor: Selamlaşmak. “SELAM”; farklılıklar arasında köprü kuran, ötekileştirmeyi reddeden ve insanları ortak bir paydada buluşturan bir manifesto olarak karşımıza çıkıyor.
Koleksiyon, Doğu’nun derin kültürel hafızasını geleceğin özgür estetik anlayışıyla harmanlıyor.
Tasarımın merkezinde yer alan maskülen silüetler ve oryantal referanslar, keskin terzilik detaylarıyla yeniden yorumlanıyor. Güçlü, iddialı ve sofistike formlar, koleksiyon boyunca belirgin bir kadınsılıkla buluşuyor.
Siyahın baskın olduğu renk paletine gri tonları ve nötr beyazlar eşlik ederken, heykelsi kesimler ve güçlü terzilik detayları Aytulum’un karakteristik tasarım anlayışını ortaya koyuyor.
Murat Aytulum, “SELAM”ın çıkış noktasını yalnızca bir moda yaklaşımı olarak değil, geleceğe dair bir duruş olarak tanımlıyor: “Çünkü geleceği değiştirecek ilk hareket, tüm teknolojik ve toplumsal dönüşümlerin ötesinde, her zaman birbirimize ‘SELAM’ diyebilmektir.”
Güneş Batmaz ile gizemli bir yolculuğa hazır mıyız?
Uzun zamandır sihirbazlık ile ilgili çalışmalar yapan Güneş Batmaz 25 Eylül akşamı Das Das da yeni gösteri ile sahne de olacak.
Bu gecce sihirbazlığa dair bildiğiniz her şeyi unutacaksınız diyor Batmaz yaptığı açıklamada.
Yetişkinler için hazırlanan bu sıra dışı deneyimde, çağdaş sihirbazlığın gizemli dünyası sahneye taşınacak. Bir de bu deneyimin en önemli parçasını siz oluşturacaksınız. Yani interaktif bir gösteri olacak.
20 yılı aşkın bir süredir insan zihninin sihrini eğlenceli bir şekilde irdeleyen Güneş, bu gösterisinde sizleri gerçekliğin sınırlarını hep birlikte zorlamaya davet ediyor.
Adalarda Caz!
Bu yıl 4.üncüsü yapılacak olan Adalar’da Caz Festivali 18-20 Eylül 2026 tarihleri arasında cazın tüm renkleri ve en güzel melodileri ile Prens Adaları’nda gerçekleşecek.
Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’da gerçekleşecek konser, panel, atölye ve masterclass programlarıyla cazın sesini Adalar’a taşıyacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) tarafından düzenlenen 4. Adalar’da Caz, üç gün boyunca her yaştan İstanbulluları bekliyor.
Adalar’da Caz, “Herkes için her yerde” mottosuyla yola çıkan festival Büyükada Taş Mektep, Büyükada Atatürk Meydanı, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’nın yanı sıra Paşabahçe Vapuru’nda toplam 24 konser ev sahipliği yapacak.
Uluslararası caz topluluğu Electro Deluxe’ün yanı sıra Türkiye müzik sahnesinin önemli isimlerinden Gevende ve “+12” projesiyle Emin Fındıkoğlu caz severlerle buluşurken . Festivalde ayrıca Şenay Lambaoğlu, BORA ÇELİKER TRİO, Threebop, Recursis, Pûr, Nuri Bilge Ceylan Taşra Üçlemesi Caz Projesi Feat. Gaia Mattiuzzi, Selen Gülün, Evrim Demirel, İstanbul West Side Collective, The Flabbies, Tamer Temel, Yahya Dai Quartet, Eylem Pelit, Şu Güzel İnsanlar, Electro Sessions, Kırklareli Caz Üçlüsü gibi çok sayıda sanatçı ve topluluk da sahne alacak.
Festival kapsamında düzenlenecek dokuz panelde bağımsız müzik örgütlenmeleri, ada ekolojisi, gastroetnomüzikoloji, müzik yayıncılığı ve caz tarihi gibi farklı başlıklar ele alınacak.
Panellerde Yaşar Adanalı, Sinem Vural, Fatih Özakoğlu, Ece Çakır, Büşra Bozdemir, Feridun Ertaşkan, Belma Oğul, Murat Ertel, Özlem Doğuş Varlı, Tuğçe Yapıcı, Cihad Satıroğlu, Tayfun Polat, Hatice Arıcı, Şevket Akıncı gibi önemli isimler katılımcılarla bir araya gelecek.
Radyo Boğaziçi tarafından En İyi Müzik Festivali seçilen festival, mum ve tütsü yapımı, linol baskı, solo caz dans, aromaterapi gibi atölyelerin yanı sıra Sarp Maden ile gitar ve Barış Ertürk ile saksafon üzerine masterclass programları gerçekleştirilecek.
THE BODYGUARD MÜZİKALİ
Sanırım 1992 yılının sonları idi Kevin Costner ile Whitney Houston’un başrollerini paylaştığı ‘THE BODYGUARD’ filmi aradan yaklaşık 35 yıl geçmiş olsa da halen popülerliğini kaybetmeyen bu efsane film şimdilerde THE BODYGUARD müzikal olarak sahnelerde.
Uzun zamandır İstanbul’da olmayınca hafta sonu sezonu bu muhteşem müzikal ile açtım.
15 ülkede ve ABD’nin 45 şehrinde 3,9 milyondan fazla izleyiciye ulaşan THE BODYGUARD,
BKM ile Zorlu PSM iş birliğiyle ilk kez Türkiye’ye gelen, Michael Harrison & David Ian sunumuyla sahnelenen THE BODYGUARD, 20 Eylül’e kadar Zorlu PSM’de sahneleniyor.
Uluslararası oyuncu kadrosu, canlı orkestrası, çarpıcı sahne tasarımı ve dinamik koreografileriyle izleyiciyi daha ilk anlardan itibaren hikâyesinin içine çeken hit müzikali keyif ile izledim.
Whitney Houston’ın yorumuyla klasikleşen “Queen of the Night”, “I Have Nothing”, “I Wanna Dance with Somebody” ve “I Will Always Love You” gibi hit şarkıların sahnede hayat bulmasıyla salondaki enerji gece boyunca giderek yükselirken biz izleyicilerinde şarkılara hep bir ağızdan eşlik ettiğimiz final, görülmeye değerdi.