Ferzan Özpetek, Temmuz sonu çekimleri bitecek yeni filmi "İyi Günde Kötü Günde" ile yine aile sırlarını açığa çıkarıyor.
İtalya’da çekimleri devam eden "İyi Günde Kötü Günde – For Better and For Worse" ile Özpetek aile sırlarını ortaya çıkaran kırılgan ilişkileri hikayenin merkezine alıyor.
Yeni yılda vizyona girecek komedi-drama türündeki yapım; aile ilişkileri, duygusal kırılmalar ve insan ruhunun derinliklerine odaklanan sıcak ve etkileyici hikâyesiyle izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
Ferzan Özpetek’in uzun yıllardır İtalyan sinemasında başarıyla kurduğu sıcak, kalabalık ve duygusal aile evrenini genişletmeye devam edeceği filmde; yakınlıklar, sırlar ve kırılgan ilişkiler yine hikayenin merkezinde yer alıyor.
Senaryosunu da Ferzan Özpetek’in kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda dikkat çekii isimler bulunuyor. Özpetek’in son filmi “Diamanti”de de rol alan Vanessa Scalera’in başrolde yer aldığı filmde, Sabrina Ferilli, “Eat Pray Love” filmiyle uluslararası başarı elde eden Luca Argentero, İspanyol oyuncu Miguel Ángel Silvestre, Mara Venier, Geppi Cucciari ve Amanda Lear da kadroda yer alıyor.
Filmin sahne tasarımı Deniz Kobanbay imzası taşırken, kostüm tasarımlarını Stefano Ciammitti üstleniyor. Müziğini ise Giuliano Taviani ve Carmelo Travia hazırlıyor.
Vision Distribution yapımcılığında hayata geçirilen filmin uluslararası satışını RAI Cinema International Distribution gerçekleştirecek.
Kars’ta Gastronomi ve Sinema!
10 Temmuz tarihinde Kars’ta başlayan Uluslararası Gastronomi Film Festivali'nin Kars edisyonu 12 Temmuz Pazar günü son buldu.
Gastro Sınıf ve Sine Sınıf etkinliklerinden UGFF söyleşilerine, Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi gösterimlerinden açık hava film gösterimine, belgesel gösterimleri ve söyleşilere uzanan programa ev sahipliği yapan etkinlik Kars’ta yaz ortasında kültür sanat ve gastronomi üçlüsünü bir araya getirdi.
Gastronomi ve Sinemanın Buluşması Kars’ta
Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF) Kurucu Direktörü Gülper Ergün, “Bu yola çıkarken, Anadolu'nun zengin kültürel mirasını gastronomi ekseninde sinemanın güçlü anlatım diliyle uluslararası arenaya taşıyıp, hak ettiği değeri dünya vitrininde buluşturmayı hedefledik. Tabii ki bu yolculuğu düşünürken en önemli lokasyonlarımızdan biri Kars'tı. Şu anda yakından keşfettiğimiz ve bulunduğumuz için çok mutlu olduğumuz bir lokasyondayız. Kars’ın katman katman bir kültürü ve kültürel mirası var. O yüzden bizim için çok anlamlı bir lokasyon. Buradan çok beslenerek gideceğimize inanıyoruz. Ve umuyoruz ki geçen nisan ayında Londra'da olduğu gibi Kars'ı değişik uluslararası lokasyonlarda da tanıtabilme şerefine nail oluruz.” dedi.
Festival de “Gastro Sınıf: Mutfağın Vicdanı: Gastronomide Etik ve Sürdürülebilirlik”te Efe Çetin ve Yalçın İnam festival katılımcılarıyla buluştu. Efe Çetin, Kars gastronomisinin yalnızca kaz, gravyer ve diğer yöresel ürünlerden ibaret olmadığını, bu ürünlerin gerçek değerini doğru işleyen, doğru tanıtan ve hikâyesini misafirlere doğru şekilde aktaran şeflerin belirlediğini ifade etti. Çetin, Kars mutfağının en önemli unsurlarından birinin ise üreticilerin yıllara yayılan emeği, sabrı ve özverisi olduğunu vurguladı.
Yalçın İnam ise festival fikrini ilk kez dört yıl önce duyduğunda büyük heyecan yaşadığını belirterek, "Festivalin birçok edisyonunda destekçi oldum. Kars'ta böyle bir organizasyonun hayata geçmesi için de elimden gelen katkıyı sundum. Kars'ı çok seviyorum ve böylesine kültürel bir etkinliği memleketimize kazandırmayı kendimize bir sorumluluk olarak gördük." dedi.
UGFF Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi kapsamında “Salyangozun Yolculuğu, The Table ve Agop'un Kazı” belgesellerinin gösterimleri gerçekleştirildi.
Günün bir diğer etkinliği olan UGFF Söyleşisi “Ustalık, Zanaat ve Hikâye: Bir Yemeği Kültüre Dönüştüren Nedir?” kapsamında ise Derya Oruçoğlu’nun moderatörlüğünde Cüneyt Asan, Hazer Amani, Suat Yılmaz ve Süleyman Tarakçı festival katılımcılarıyla bir araya geldi.
Etkinlikte konuşan Suat Yılmaz, “Babamı kaybettikten sonra, dokuz kardeşli bir ailenin en büyük erkek çocuğu olarak sorumluluğu üstlenmek zorunda kaldım; İstanbul'da mutfakta ve bulaşıkta başlayan yolculuğum, bugün Beylerbeyi ve Göztepe'de yaklaşık 22 yıldır hizmet veren iki restoranla devam ediyor. Biz yalnızca balık servis etmiyoruz; her tabağın bir hikaye taşıdığına inanıyor, Çıldır Gölü'nün balığını ve Kars'ın zengin gastronomi kültürünü misafirlerimizle buluşturmaktan büyük gurur duyuyoruz.” dedi.
Cüneyt Asan ise “Her şey çocuklukta başlıyor. Hikayeniz yoksa hikaye olursunuz. Coğrafya kaderdir derler genel de değil mi? Aslında değiştirmezseniz kaderdir ama coğrafyanızı değiştirirseniz eğer kader olmaktan çıkar. Gerçek emektir, dünyanın en kutsal teri alın teridir. Yeterince koyduğunuzda hak olarak mutlaka size geri gelir. İşte bizdeki hikayede bu, biz mecburen hikaye yazmak zorunda olanlardanız. Bugün binlerce çocuk yetiştirdim, etle ilgili tüm devrimleri yaptım, sildim ve yeni baştan etin hikâyesini yazdım.” dedi.
Hazer Amani de “Hayatınızda para harcayarak zengin olabileceğiniz tek şey tatil yapmak. Ama kültür tatili yapmak. Benim her yaptığım tatilde tamam bütün kazandığım parayı yaptığım bu tatillere, yaptığım bu gezilere ve seyahatlere harcadım. Ama her gittiğim ülkeden de her gittiğim şehirden de bir sürü şey kattım kendime. Onlar benim silahlarım oldu. Sırtımda onlara taşımaya başladım.” dedi.
Süleyman Tarakçı ise “İnsanların yerleşik hayata geçtiği andan itibariyle yerine sahip çıkan, geliri koruyan, doğurgan olan ve yönetmen olan hep kadın oldu. Dolayısıyla yine bir bölge kalkınacaksa, yine bizim kadınımızın eliyle kalkınacağına inanıyorum. Yöresel mutfakların markalaşması ve sürdürülebilirliği, kültür emperyalizmine karşı bir dirençtir.” dedi.
Singapurlu Mimar Kay Ngee Tan’ın gerçekleştirdiği “UGFF Söyleşi: Hikayeler Anlatan Mekanlar Tasarlamak” festivalin etkinliklerinden biriydi. Kay Ngee Tan, Kars’ta olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Orhan Pamuk’un Kar kitabını okuduğunu da belirten Tan, bundan yıllar önce Kars’ta Ani’ye geldiğini ve buranın doğal güzelliğinin kendisine birçok şey anlattığını söyledi. Tan, Singapur’un tarihi ve mimari yapısından örneklerle söz etti ve şu ana kadarki çalışmalara dair örnekler ile gelecek dönem planlarını aktardı. Tan ayrıca, mevcut olanı üzerinden değiştirip, kullanılabilir bir hale getirdiklerini söyledi.
Festival, Taşkın Çağatay Yamen’in moderatörlüğünde Aliona Palazhchenko, Deniz Zeyrek’in katılımıyla gerçekleştirilen “UGFF Söyleşi: Sofradan Perdeye; Kars'ın Kültürel Hafızası” etkinliği ile sürdü.
Aliona Palazhchenko, uzun süre önce Rusya’dan Türkiye’ye geldiğini ve Ankara’da yaşadığını belirtti. Palazhchenko, uzun yıllardır gazetecilik mesleğini devam ettirdiğini, Türkiye’de aynı zamanda kültür sanat alanına yöneldiğini belirtti. Kars’a ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Palazhchenko, yöresel lezzetlerle ilgili sürekli olarak yurt dışındaki arkadaşlarına bilgiler verdiğini ve bu lezzetleri aktardığını söyledi.
Aliona Palazhchenko’dan sonra söz alan Deniz Zeyrek, “Benim aklımda sinemayla, yemek arasında bir bağlantı var. Her zaman bunu söylerim. Bir şehri tanımak istiyorsanız önce mutfağına bakın. Sonra hikayelerine bakın. O şehri daha iyi tanımak istiyorsanız yemeklerinin hikayesine bakın. Gerçekten de baktığımız zaman bizim kültürümüzde yemek sadece karın doyuran, açlığı gideren bir şey değil. Hepsi bir geçmişe, bir hikayesi ve bir anlamı var. İşte sinemada böyle bir şey.” dedi.
Festivalde Sine Sınıf etkinlikleri kapsamında İnan Ercan’ın moderatörlüğünde, Ertuğrul Karslıoğlu, Faruk Hacıhafızoğlu ve Reis Çelik’in katılımlarıyla “Kars Filmleri Üzerine” etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Reis Çelik, “1973'ten beri belgesel yapmaya çalışıyorum. İlk yola çıktığım belgesellerin başında süregelen kültür geliyor. Kars geliyor. Neden Kars geliyor? Çünkü bir az önceki arkadaşlarımızın söylediği gibi bu coğrafya; tarihin, kültürün ve sanatın ciddi olarak birbirine geçtiği enteresan bir kent. Yani burada çekilen bütün filmlerin hepsi bana göre aynı zamanda belgesel.” dedi.
Reis Çelik de Kars’ın çok farklı bir yapısının olduğunu vurguladı. Çelik, “Bana göre ki öyle de yemek kültürü, sanatı, müziği... Bir sadeleşme kültürü var burada. Çok şehirde rastlamayacağınız bir sadeleşme kültürü var. Bu kültürün bu kadar sadeleşmiş söylem konusunda da kendisini ifade etmek konusunda da Türkiye'den çok ayrılan bir özelliği var. Hikaye anlatma geleneği burada oldukça gelişmiş. Herhangi bir köylüde, herhangi bir sıradan bir insanda... Bir edebiyatçı gibi bakar olaya ve anlatmaya başlar. Biz tarlaya yoğurt götürüyorduk diye... Ne götürüyorsun diye sorduğun zaman... Evdeki olaydan başlar, yoğurdu oraya gelmesine... Gittiğinde neler olacağını hepsine çok güzel bir şekilde anlatır.” dedi.
Faruk Hacıhafızoğlu ise: “Kars'ta film yapmak böyle bir şey oldu. Ama çok güzel oldu. Neden çok güzel oldu? Çünkü hiçbir şeyi esirgemedik Kars'ta. Yani Kars'ta 100 yıllık tarihin en azından ben 50 yıllık tarihime dair kimisinin ismini verdik, kimisinin türküsünü, kimisinin ezanını. Bir şehirde geçmişiyle beraber boşluk bıraktığımız bir şey kalmadı. O yüzden biz şehrin filmini yaptık. Hikayesini ona göre kurduk. Oyuncularda, şehrin kendisi bir karakter oldu. Çocukluk arkadaşlarım bir karakter oldu.” dedi.
Festivalde ayrıca Rıza Sönmez’in yönetmenliğini üstlendiği "Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var" filminin gösterimi yapıldı. Gösterim sonrasında Sönmez, festival katılımcılarının sorularını yanıtladı. Filmde 130’dan fazla Kars’tan insanın oynadığını vurgulayan Sönmez, filmin isminde reklamcılık kalıplarını kullandıklarını, Orhan Pamuk’un isminin geçmesinin filme büyük katkı sunduğunu söyledi. Sönmez ayrıca filmde, Orhan Pamuk’un Kar ve Masumiyet Müzesi romanlarına göndermeler olduğunu söyledi.
Stephen Chbosky yönetmenliğini üstlendiği Nonnas (Büyükanneler Restoranı) filminin açık hava gösterimiyle son buldu.
Festivalin bir bölümü Boğatepe’de devam etti.. Kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirildi. Müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirildi. Aynı gece Kars Merkez’de düzenlenen açık hava gösterimiyle sinemaseverlere değer kattı. Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz değerli oyuncu Kadir İnanır ‘ın ‘Sinema Bir Mucizedir’ filmi gösterildi.
12 Temmuz ‘da Ani’de düzenlenen kültürel gezi programı ile Kars’ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle kültür sanat ve gastronomi Kars’ta buluştu.
Van’da Kültür, Sanat ve Lezzet Şöleni!
11 Temmuz tarihinde Van’da başlayan ve dokuz gün sürecek *Türkiye Kültür Yolu Festivali* 19 Temmuz akşamına kadar kültür, sanat ve gastronomi mirasını ziyaretçilerle buluşturacak.
Bu süreçte konserlerden sergilere, tiyatrodan atölyelere, söyleşilerden çocuk etkinliklerine uzanan festival, Van'ın tarihi ve kültürel mirasını sanatla buluştururken, şehrin zengin mutfak kültürünü de 25’ten fazla Lezzet Noktası seçkisiyle ziyaretçilerin keşfine sunacak.
Yıllar evvel gittiğim Van’da Van Gölü yanında Van Kedisi , Van Kalesi, kültürü Van otlu peyniri, Van kahvaltısı şehrin tarihi yapısı ile bambaşka bir dünya ile karşılaşmıştım.
Binlerce yıllık geçmişi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Van, sahip olduğu tarihi mirası, doğal güzellikleri ve kültürel zenginliğiyle Türkiye'nin öne çıkan şehirleri arasında yer alıyor. Van Kalesi'nden Akdamar Adası'na uzanan tarihi ve doğal değerleriyle dikkat çeken şehir, festival süresince kentin farklı noktalarında düzenlenecek etkinliklerle kültür ve sanatın farklı disiplinlerine ev sahipliği yapacak. Van Kültür Yolu Festivali, şehrin tarihini, kültürünü ve yaşam zenginliğini sanatla buluşturarak ziyaretçilere Van'ı farklı yönleriyle deneyimleme imkanı sunacak.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin her şehrin kendine özgü kimliğini ve kültürel birikimini öne çıkaran bir anlayışla hazırlandığını belirtirken, Ersoy, "Urartu'dan günümüze uzanan çok katmanlı tarihi, göl ile dağ arasında şekillenen özgün coğrafyası ve yaşayan kültürüyle Van, bu festivalde yalnızca bir ev sahibi değil, aynı zamanda kendi hikayesini sanat aracılığıyla anlatan önemli bir buluşma noktası olacak. Amacımız, Van'ın geçmişten bugüne taşıdığı kültürel mirası çağdaş sanatla buluşturarak hem yerel hem de uluslararası ziyaretçilerle daha güçlü bir etkileşim kurmasını sağlamak." dedi.
Van, Kültür Yolu Festivali boyunca yalnızca tarihi ve kültürel mirasıyla değil, eşsiz gastronomisiyle de ziyaretçilerini ağırlayacak. Festival kapsamında oluşturulan Lezzet Noktası seçkisinde yer alan 25’ten fazla restoran, kafe ve yerel işletme, Van’ın zengin mutfak kültürünü ziyaretçilerle buluşturacak.
Van Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programına TV programcısı ve akademisyen şef Asuman Kerkez ev sahipliği yapacak. Şef Mehmet Fatih Sarp, şef Aydın Demir, şef Mehmet Gök, girişimci Gamze Cizreli, girişimci Bekir Kaya ve gastronomi yazarı Emine Tunadan da konuk olarak yer alacak.
Binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan, Doğu Anadolu’nun bereketli yaylaları, Van Gölü’nün sunduğu doğal ürünler ve hayvancılık geleneğiyle şekillenen Van mutfağı; kendine özgü lezzetleri ve güçlü yerel üretim kültürüyle öne çıkıyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Van kahvaltısı geleneği başta olmak üzere, otlu peyniri, Van balığı (inci kefali), keledoş, kurut aşı, kete ve etli köfte çeşitleri, murtuğa, kavut, Van balı, bakliyat ve reçel çeşitleri gibi kente özgü lezzetler festival boyunca ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.
Van’da festival akşamları Atatürk Kültür Parkı Nevruz Alanı’nda düzenlenecek konserlerle renklenecek. Program kapsamında 11 Temmua gecesi Buray sahne alırken hafta boyunca Sefo, Kıraç, Simge, Fatma Turgut, Murat Boz, Sagopa Kajmer ve Bayhan Van’da sahne alarak festival akşamlarını müzikle dolduracak.
Festival kapsamında Van Müzesi’nde “Yaşayan Miras: Van Sergisi”, “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri”, “Yaşayan Miras Kısa Film Gösterimleri” sanatseverlerle buluşacak. Atatürk Kültür Parkı Çocuk Köyü’nde ise Çocuk Köyü Etkinlikleri ve Aselsan Çocuk Şenliği çocukların eğlence dünyasına ortak olacak. Geleneksel sanat atölyeleri, yaşayan miras ve şehrin tarihi hakkında söyleşiler de Van Kültür Yolu Festivali’nde ziyaret edilebilecek.
Van Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenecek olan “Toti ile Poti” tiyatro oyunu da festival kapsamında minik izleyicilerle buluşacak. Çocuklar danslı, müzikli ve resimli gösteriyle keyif dolu anlar yaşayacak.
Festival etkinlikleri arasında ise FotoMaraton Van ve FotoMaraton Çocuk yer alacak. Katılımcıların kendi kadrajlarından şehri görecekleri ve eğlenceli bir rekabet ortamı yaratılacak etkinlikle Van, eşsiz fotoğraflarla buluşacak.