• 16 NİSAN Salı 20:44
  • HV
Advert

MICHELIN YILDIZI 

Gürkan Boztepe
Gürkan Boztepe
Yayın Tarihi : 19-10-2022 15:30

Aslında önce bu sistemi iyi masaya yatırmak lazım.

Bu aralar ağzı olan bu sitemi konuşuyor.

Hatta herkes Gastronomi turizmini konuşuyor.Yıllar önce bu konu önemli diye dernek kurduğumuzda dalga geçenler şimdi sanki Oscar ödül törenlerinde formatında birbirlerine ödüller veriyor.

 

Teşkilat  kurulmuş her yerde aynı ekipler konuşmacı şowmen şeklinde ilerliyor.

Bir de bedavacı ekipler var her etkinlikte bedava yemek için koşanlar bitmiyor.

 

Evet şehirlerde farkındalık yaratalım derken olay amacından sapmaya başladı.Gastronomi konusunu oy deposu olarak gören yerel yöneticiler davullu zurnalı etkinlikler yapmaya başladı.Üzerine bir de konser yapıldı mı al sana biz de Gastronomik Marka Kent olduk.Bir de yemek çeşitlerini koyalım diyenler ;bakalım hangi şehrin birbirinden daha fazla …

 

Şimdilerde bu modaya ilçeler de uymaya başladı.Böylece eskiden Kültür sanat festivalleri yapan organizatörler dergi sahiplerine  ünlü şefleri tanıyanlara gün doğdu.Şehrin başına Gastro adı koy al sana Gastro festival.

 

Bu noktada bazı belediye başkanlar bir de bazı aşçı kurumları ile  akçeli işlere girmeye başladılar.Sonra ortalık karışmaya başladı.

 

Oysa 10 yıl önce Gastronomi Turizmi yapalım derken tüm iyiniyeti ile yola çıkanlar şimdilerde bu hengame arasında zarifçe olayları dışarıdan izlemekteler.

 

Ülkemize Döviz kazandıralım derken ;ülkemizdeki sınırlı kaynaklar har vurup harman savrulmaya mı başlandı diye düşünmekteyiz.

 

Amaç çok basit:Türk Mutfağını Dünya’ya tanıtmak ve Türk ürünlerini Dünya’ya satmak.Ülkemizdeki  her bireyin ve  hepimizin bu amaca itiraz edeceğini sanmıyorum.Ortalıkta çakallar çekilirse bu işler yapılacak ama organizatör enflasyonundan aksiyona dönen icraat maalesef sınırlı.

 

Yurtdışında tanıtım yapalım  diyorsun bütçemiz yok diyen belediyelerin bazıları içerde bir etkinliğe milyonlar harcıyor.Şimdilerde yurtdışından şef getirmek modası (bereket versin )kalmadı buradaki medyatik şeflerimizin ajanslarına ödeme yapmak daha kolay olmaya başladı.

 

Gelelim bu michelin olayına ;sanki Tüm Türkiye bu yıldızları bekliyormuş havasında bir davranış moduna geçti.Ben demiştimciler ve ben zaten gitmiştim diyenler türedi.

Önce şunu net olarak söylemek lazım Michelin  kategori sistemi gerçekten ülkemize gelmesi çok önemli ve hatta geç kalmış bir icraat ,bu konuda TC. Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ve TGA ekibini içten tebrik etmek lazım.

 

Neden önemli;Uluslararası gastronomi turistlerini ülkemize çekmek için önemli bir adım.Hatta başka derecelendirme kuruluşları da ülkemize gelecek olması bence çok kıymetli.

 

Bu konu rekabet ve kalite getirecek,restoranlardaki servis kalitesi çizgisi pandemide bozulan kalifiye personel sorunu da dolayısı ile düzelme eğilimine girilecek.Lezzet tutkunları ülkemize gelecek.Buraya kadar tamam .

 

Şimdi gelelim Michelin hikayesine nerden çıktı bu derecelendirme ;aslında İspanya Bask bölgesinde dışlanmış gençlere bir papaz çıkardı.Bu konu hiç masaya yatırılmadı ama önemli.Bu konuda Fagor mutfağın avrupa’da perde arkasında olduğunu bilen az kişi vardır.Daha önce birebir görüşmelerimizde Fagor ceo sundan hikayeyi dinleme imkanım oldu.Bu yıldızlama hikayesinde bölgeye değer katmakta ne kötülük var diyebilirsiniz.Yok zaten ama suni bir sistem olduğunu unutmayalım.Ayrıca bu sistemlerin hepsinde ticaret döndüğünü de unutmayalım.Bu restoranların mutfaklarını yapan firma kim? Bakalım şimdi bu sitemin özüne ;kamyoncuların gittiği lezzet lokantaları.Michelin lastikleri bu hikayenin ana sponsoru oluyor.

 

Bizdeki kamyoncular ile konuşalım Fatih Tutak’a veya Mücvere giden var mı? Olay Dünya’da nerde başladı şimdi olay nerelere geldi.Bugün Uzakdoğuda basit mahalle restoranlarında sokak lezzetleri kapsamında da bu sistem verilmekte.Genelde bu sistemi ülkemizde eleştri getirenler neden Fine dining restoranlara ve sadece neden İstanbul’a verildiğini eleştirdiler.Hatta Vedat Milor bu konuda şeflere değil mekanlara veriliyor bu yıldızlar diye tweet yolladı.Bu noktada ne olursa olsun kim ne derse desin bir dikkat çekme ve kalite açısından bir başarı hikayesidir bu sistemin ülkemize gelmesi.Ama bu konuda bakanlığın da doğru  yönlendirmesi çok önemlidir.Kırmızı halılarda göğsünü gererek poz veren arkadaşlar hafta içi öğlen kuru fasulye pilav yedikleri Anadolu lezzet ürünlerini satan mekanları unutmuş da olmamalılar.

 

Dünya’da sistem sadece pahalı restoranlar üzerine kurulu değil.Amacımız Gastronomi turisti çekmekse zaten yerel lezzetlerimizi satan ama iyi servis ve iyi hizmet ve dekor kriterleri ile satan lokantalarımıza da bu özendirici belge verilmeli idi.

 

Sosyal medyadan yazanlar oldu mesela Hacı Abdullah gibi mekan sahipleri biz nerdeyiz dedi.

Veya yerel lezzet üreticileri Maraş içli köftecisi gibi ,Hamdi restoran gibi mekanlar nerede? 

 

Hayat sadece Fine dining restoranlardan oluşmuyor.Beyti ,Seraf gibi lokasyonlar gurur vesilemiz olsa da geneline bakarsanız Fine dining restoranlar bu sistemden nasibini aldı.Oysa Dünyaca ünlü şef İstanbul’a geldiğinde Anthony Bourdain Beyoğlu istiklal arka sokaklarında yemek yediği yerleri biz unutmadık. 

 

Amaç Türk yerel lezzetlerini anlatmaksa World Food Dünya başkanı  Erik Wolf geldiğinde yemek yediği Antakya Mutfağı uzmanı Antiocha gibi lokasyonlar gurur vesilemiz.

 

Burada gelen denetçilerin gitmesi gereken mekan listesini sunan kişi ve kurumların taraflı olup olmadığı masaya yatırılabilir.

 

Ama yine de ülkemiz için hayırlı olsun diyelim.Kimsenin kalbi kırılmasın . 

 

   

 

Bu haftalık benden bu kadar kalın sağlıcakla …

  • Etiketler