• 16 NİSAN Salı 20:34
  • HV
Advert

İzmir klasik lezzetleri

Gürkan Boztepe
Gürkan Boztepe
Yayın Tarihi : 11-03-2024 15:38

İnstagram: @markadoktoru

İzmir, sadece İzmir’den ibaret değildir. Urla, Çeşme, Foça, Seferihisar, Bergama, Dikili derken hepsi İzmir’dir .

Ama şehir merkezinde kısa sürede görmeniz gereken yerleri aşağıda sıralıyorum.

Gerçekten lezzet peşinde iseniz ,dekorasyon peşinde değil instagramın yönlendirdikleri değil de gerçek lezzet peşinde koşanlar için aşağıdaki listeyi sunuyorum.

Kırçiçeği pide

Ora Lahmacun

Hisar Söğüş

Urla Katmercisi

Kardeşler büfe sandviç

Deniz restoran Kordon

Hisar şambalici

Karşıyaka çarşı köfteci erol

Reyhan Pastanesi

Sevinç pastanesi

Ağam baklavaları

Gül kebap

Zaim Usta

Adil Müftüoğlu

Asım kokareç

Zeynel Ergin gevrek fırını

Kumrucu şevki

Kumrucu erol

AralıksonuOcakbaşı

Çeşme Ferdi baba

Istakozcu Canbaba

Niyazi’s

İzmir Pizza Venedik

Foça Kuzina

Foça Celep

Urla Yengeç

Urla Hiç

Dikkat ederseniz bu mekanlar zincir veya endüstriyel üretim formatı değil butik mekanlardır .

Önümüzdeki süreçte sizlere daha da mekan yazacağım ama bu mekanlarda lezzet deneyimledikten sonra diğerlerine geçmeniz gerekmektedir.

İzmir lezzetleri içinde bilmeniz gereken İzmir tarihini de kısaca bilgilendirmek isterim:

İzmir (Smyrna) kentinin yerleşimi her ne kadar MÖ 3000 yılından çok daha geriye uzanmakta ise de yapılan son kazılarda henüz MÖ 3000 yıllarına kadar gidilebilmiştir. Kazılarda elde edilen bilgiler ışığında, Erken Tunç Çağında ilk İzmir yerleşikleri evlerini höyüğün en üst düzeyinde denizden 3 ile 5 metre yukarıdaki kayalar üzerine oturtmuşlardır. Bulunan çanak ve çömlekler Troya/Truva dönemi (MÖ 3000-2500) kültürüyle benzerlikler göstermektedir. Birinci yerleşim tabakasının üstünde Orta Tunç Çağı yerleşimi yer alıyordu. Burada bulunan keramik eserler Troya II döneminde (MÖ 2500-2000) ortaya konulan sanatsal eserlerle hemen hemen özdeştirler. Üçüncü yerleşme katı Troya VI dönemi ve Hitit dönemi ile çağdaştır (MÖ 1800-1050). Bu katta elde edilen büyük ve sağlam bir vazo, Afyonkarahisar ve Uşak kentlerinin güneyindeki Beycesultan kazılarında elde edilen kapların türündendir. Ayrıca birçok kap biçimi Orta Anadolu ile olduğu ölçüde Troya VI dönemi kap kacağı ile de benzerlikler taşımaktadır. Bunun yanında TroyaVI'da gün ışığına çıkan 'Minyas' tipi vazolar Bayraklı/Tepekule Höyüğünde da ele geçmiş, bir de 4-5 tane Miken/Aka seramik parçasına rastlanmıştır.

1838 Baltalimanı Antlaşması ve 1856’da mülk edinme hakkı sonrasında İzmir başta İngiltere, Avusturya ve Fransa’dan olmak üzere yoğun bir tüccar ilgisi oldu. Daniel Goffman deyişiyle "davetsiz Hıristiyan-Avrupalı misafirler" kente gelirken sermaye, iletişim ve nakil araçlarıyla beraber geliyorlardı. Ticari gelişmelerle beraber 1850 sonrasında İzmir’e yoğun bir sermaye akımı oldu ve Osmanlı’nın kapital dünyayla entegre  oluşunda İzmir başkent sonrasında merkezi bir anlam kazandı .

Kordon ve Pasaport yabancıların günlük ve kültürel ritüellerini yoğun olarak yaşattıkları bölgelerdi. Kulüp ve dernek binaları ile eğlence mekânları buralarda tesis edilirken yerleşimler de buraya kayıyordu. Örneğin Sakız tipi mimari evlerin sayısı artmaya başlamıştı. Bu gelişmeler kozmopolit bir kentin yükselişine işaret ediyordu. Kentte ticari hayatın aksları arasında ise geleneksel bir yöne ve Osmanlı arasta yapısına haiz olan Kemeraltı ile Levanten gruplarının alışveriş yaptığı Frenk Sokağı bulunuyordu.

İzmir I. Dünya Savaşı'ndan sonra 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan ordusu tarafından işgal edilir. Bu işgal 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir'in Kurtuluşu ile sona erer. Ancak, İzmir 13 Eylül 1922 sabahı tarihinin belki de en büyük felaketlerinden birini yaşamaktan kurtulamaz. Basmane semtinde başlayan yangın 2.600.000 metrekarelik bir alanda 20.000'den fazla ev ve iş yerini tahrip eder. Bu yangın ne yazık ki kentin geleneksel alanının dörtte üçünü tahrip etmiştir. Yangın alanının bir bölümünde bugün Kültürpark bulunmaktadır. 1923 yılında, Cumhuriyetin ilanından birkaç ay önce, yeni Türkiye'nin ekonomik sorunlarının tartışıldığı bir kongre olan İzmir İktisat Kongresi'ne ev sahipliği yapmıştır.

İşte size kısa İzmir tarihi …

Restoran kültürü aslında neden bu kadar derine iniyor bu tarihten anlayabiliriz.

Bir de bazı ürünleri İzmir ile özdeşleştirilmiş durumdadır .

Örnek ;Boyoz, 1492'de Türkiye'ye yerleşen Sefarad Yahudileri tarafından Anadolu ve özellikle İzmir mutfağına katılmış, İzmir damak tadı ile özdeşleşmiş, mayasız bir hamur işidir. İzmir Boyozu adıyla coğrafi işaret almıştır. Boyoz, İspanyolca yazılışıyla bollos, "küçük somun" anlamına gelen bollo sözcüğünün çoğuludur.

İzmir mutfağı, içerik ve tarifler göz önünde bulundurulduğunda tipik Akdeniz mutfağı özelliklerini taşır. Bir yanda zeytinyağlı sebze ve ot yemekleri ile “zeytinyağlı yemekler (zeytinyağlılar)” kavramına sahip, Akdenizli mutfak özellikleri, diğer yanda temelinde göçebe yaşam ve hayvancılık faaliyetinin olduğu, temelleri 11. yüzyıla kadar uzanan, et, süt ve buğdaya dayalı mutfak kültürünün özellikleri göze çarpar. İzmir mutfağının Akdenizli kısmına daha çok kıyı kesimlerinde rastlanır. İzmir’in kırsal kesiminde ise et ve hamur işlerinin hâkimiyeti hemen dikkati çeker.
Bir anlamda İzmir mutfağı Osmanlı saray mutfağının küçük ölçekli maketi gibidir. Nasıl ki Osmanlı mutfak kültürü temelde et, süt ve buğdaya dayalı Orta Asya göçebelik kültüründen gelen unsurlarını koruyarak, Anadolu’daki ve imparatorluğun çeşitli bölgelerindeki toplumlardan kültürel etkileşimler yoluyla bünyesine kattıklarıyla beslenerek, geniş yelpazeli bir çeşitlilik meydana getirmişse İzmir mutfağı da aynıdır.

İzmir’in günlük mutfağında yabani ot tüketimi de oldukça fazladır. Kıyı kesimlerinde  Şevketibotan ,turp otu, hardal, cibez, radika gibi yabani otların suda haşlanıp limon ve zeytinyağı ile tatlandırılarak salata şeklinde tüketilmesi yaygındır. Kırsalda ise yabani otlar genellikle yağ, soğan ve yumurta eşliğinde kavrularak tüketilir. Birkaç çeşit otun karıştırılarak börek içi olarak kullanılması da yaygındır. İzmir’e has bir başka özellik de ıspanak, semizotu, ebe gümeci gibi otların kavrularak tüketilmelerinin yanı sıra pirinçle birlikte sulu yemek olarak tüketilmesidir. Bu tarz yemeklere genel olarak borani/borana denir. (Ispanak borani, ebegümeci borani gibi.)

Sebze yemekleri genellikle zeytinyağlı olarak pişirilir. Mevsimine göre, enginar, bakla, pırasa, kabak, taze fasulye, börülce, bamya en çok tercih edilen sebzeler arasındadır. Ayrıca sarmalar ve dolmalar da özellikle yaz mutfağında önemli bir yer tutar. (Kabak çiçeği dolması, enginar dolması, yaprak sarması, lahana sarması, ebegümeci sarması vb.)

En kısa zamanda Gastronomi turu için bir İzmirli olarak benimle sizi İzmir’e beklerim

Bu haftalık benden bu kadar kalın sağlıcakla …

  • Etiketler