• 02 ŞUBAT Perşembe 20:32
  • HV

İstanbul'da su durumu, kuraklık ve farkındalık

Gürkan Boztepe
Gürkan Boztepe
Yayın Tarihi : 23-01-2023 09:16

İstanbul’da yaşayan birçok insanın bu kemerlerin ne olduğu hakkında bilgisi yok. Her gün onlarca insan su kemerlerinin altından geçiyor. O yüzden kısaca nedir ne değildir anlatayım. Bu teknolojiyi geliştiren ve gittiği her yere inşa eden Roma İmparatorluğu’ydu. İstanbul’a su ulaştıran ilk kemerler de Roma İmparatorları olan Hadrianus ve Valens tarafından yapılmıştı. İstanbul’un fethinden sonra ilk olarak bazı kemerler tamir edilerek kullanılmış, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan’a yeni su kanalları ve kemerleri inşa ettirilmişti.

Taksim ismi nereden: Osmanlı döneminde, civar semtlere su dağıtmak için şu an Taksim Meydanı olan bölgede bir su deposu yapıldı. Depolanan suyu da dağıtmak (taksim etmek) için küçük bir maksem yapıldı. Meydan adını, eskiden Galata-Beyoğlu suyunun "taksim edildiği" Taksim Maksemi'nden almıştır. 

İstanbul’da su kemeri denilince akla ilk gelmesi gereken, pek çok kişinin muhakkak gördüğü Bozdoğan Kemeri olarak bilinen Taksim yönünden gelindiğinde Unkapanı’nı geçtikten sonra altından geçtiğimiz Valens Kemeri olarak da bilinen su kemeridir. Şehzadebaşı ve Saraçhane bölgesindedir. Yükselti farklarından ötürü suyu aşırmak için bu kemerlerden inşaa edilir ve su, üzerinde bulunan künklerin içinden akar gidermiş. Bizans devrinde daha çok sarnıçlarda toplanırken, Osmanlı devrinde zaman içinde akar su halinde çeşmelerden kullanılır olmuş. Evlerde çeşme bulunmuyor, döneminde sadece izinli olarak kimi paşaların konaklarına çeşme konurmuş. Evler kendi sularını çeşmelerden alabildiği gibi sakalar da evlere servis yaparmış. 

Dönemin padişahı Sultan I. Mahmud bu sıkıntıyı gidermek için Belgrad Ormanı'ndaki su kaynaklarını Levent-Mecidiyeköy üzerinden isale hattıyla İstiklal Caddesi'nin baş tarafına yaptırdığı maksemden verilmesini sağladı (1732-1733); şehrin kuzeyindeki gümrah ormanlarından şehre ilk kez su getiren künkler, teraziler ve kemerler sistemi burada sona eriyor ve depolanan su, köşe başındaki taş bir maksemden, çeşitli yönlere taksim ediliyordu. Meydan ve yakın çevresi adını bu maksemden ve suların buradan taksiminden alır. Bir zamanlar cephesinde "Her şeye su ile hayat verdik" anlamına gelen bir ayetin yazılı olduğu Taksim Maksemi, bugün kurumuş da olsa varlığını sürdürmektedir

Maksemden sonra Harbiye yönüne yüründüğünde görülen duvarın içerisinde Maksemle aynı tarihte inşa edilen ve bir su deposu olarak kullanılmış olan "Taksim Hazinesi" yer alır. Hazinenin duvarı, Cumhuriyet döneminde imar edilmiş ve 1930'ların üslubunda, yarım daire şeklinde, küçüğünden büyüğüne doğru büyüyen raflarla süslenmiştir.

ŞEHRE SU TAŞIYAN SİSTEM

İstanbul’da su kemeri denilince akla ilk gelmesi gereken, Bozdoğan Kemeri olarak bilinen Taksim yönünden gelindiğinde Unkapanı’nı geçtikten sonra altından geçtiğimiz su kemeri. Şehzadebaşı ve Saraçhane bölgesinde duruyor. Yükselti farklarından ötürü suyu aşırmak için bu kemerlerden inşaa ediliyor ve su, üzerinde bulunan künklerin içinden akıp gidiyordu. Bizans devrinde daha çok sarnıçlarda toplanırken, Osmanlı devrinde zaman içinde akar su halinde çeşmelerden kullanılırdı. O zamanlar evlerde çeşme bulunmuyor, sadece izinli olarak bazı paşaların konaklarına çeşme konuyordu. Evler kendi sularını çeşmelerden alabildiği gibi sakalar da evlere servis yapıyordu.

Bozdoğan Kemeri, M.S 378’de yaptırılan Belgrad Ormanı ve civarındaki su kaynaklarından İstanbul içine suyun getirilmesi için yapılan su kanallarının bir bölümünü oluşturuyor. Fatih'ten Unkapanı'na veya tersi istikamette giderken altından geçiyoruz. İstanbul'un fethinden sonra Eski Saray ve Topkapı Sarayı'na su taşımak için kullanılıyordu. İki sıra kemerden oluşan köprü yapıldığında 1 kilometre uzunluktayken bugün 800 metrelik bir bölümü ayakta kalabildi.

BAHÇEKÖY'ÜN SEMBOLÜ I.MAHMUT SU KEMERİ

Bahçeköy’ün içinden Zekeriyaköy’e doğru giderken hemen sağımızda yüksekliği daha az olan Bahçeköy Kemeri‘ni görüyoruz. Kemer, 1731 yılında Sultan I. Mahmut tarafından yaptırılmıştı. Yapıldığı zaman yaklaşık 400 metre olduğu söylenilen kemerin tamamı maalesef zamanımıza ulaşamadı. Kemerin yüksekliği ise yaklaşık 27 metre.

Günümüzde İstanbul’da su durumu:

İstanbul'da kurak geçen sonbahar aylarının ardından Aralık ayında da yağış miktarının az olması nedeniyle İstanbul'a su sağlayan barajlarda doluluk oranları her geçen gün azalıyor. İSKİ verilerine göre bugün ölçülen doluluk oranı yüzde 30.3 olarak kayıtlara geçti. Bu oran son 10 yılın en düşük doluluk oranı olarak kayıtlara geçti. Geçtiğimiz yıl bu tarihlerde barajlardaki doluluk oranı yüzde 52.84 olarak ölçülmüştü.

Belediye, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, tüm çevreciler, çevreci geçinenler dahil kuraklık, iklim değişkliği, su kaynaklarımızın azaldığı uyarıları yapsa da İstanbul halkı bu konuda tınlamıyor.

Tınlamasını beklemek zaten saçma; koyun can derdinde şeklinde yaşarken farkındalık yaratmak kolay değil.

Kuralları kendimiz koymalıyız bence işlemiyor. Kuralları seçilmiş STK başkanları, yerel yöneticiler ile birlikte koyacak herkes de buna uyacak.

Mesela su tüketim oranları belki de kişi başı belli olmalı. Ayrıca su ile yapılacak ve yapılmayacaklar belli olmalı. Bulaşıklar vb. konuları hep masaya yatırılması gereken konular.

Bu aynı trafik kuralları gibi olmalı. ABD'de NYC'da makas atmak yasak ve makas atanın aracı kapatılıyor. 40 çeşit millet yaşıyor ve makas atmıyor. Bu konuda demokrasi yok. Çünkü makas atan adam sadece kendisi değil başkalarına da zarar veriyor. Bu konuda ABD toplumun bilinçlenmesini yıllarca beklemek zorunda olmadı. İşte bizim ülkemizde trafikte makas atanlar ve nasıl taksiciler müşteri seçmeye devam ediyor ise cezayı çıkartmak değil de ugulamak herşeyden önemli belki de.

Bu haftalık benden bu kadar, sular kesilmeden bir duş alayım…

Kalın sağlıcakla…

  • Etiketler