• 14 HAZİRAN Cuma 05:58
  • HV

Topkapı Sarayı

Gürkan Boztepe
Gürkan Boztepe
Yayın Tarihi : 24-04-2023 11:21

Durdum durdum Bayram’da Topkapı Sarayı’nı gezeyim dedim. Aman Allah’ım Sultanahmet'te indiğimde mahşer kalabalığı ile karşılaştım. 30 yıllık turizmci olarak Bayram’da Sultanahmet’e "Neden gittim acaba?" diye hala düşünüyorum.

Bizim insanımız toplu taşıma araçlarındaki zerafetini kibarlığını görmeniz lazımdı; özellikle binerken ve inerken. Sanki bir Avrupa şehriyiz.(!)

Dönüşte zaten hiç binmeyi düşünmedim bile, yaya trafiği de araç trafiği de tramvay trafiği de gitmiyordu.

E bu kadar cefa çekmeye değdi mi derseniz evet değdi.

En son ortaokulda gezdiğim Topkapı’yı bir daha gezdim ve mükemmeldi. Bu yeri görmeye Dünya geliyor biz de popomuzu kaldırıp gitmişiz çok mu? 

İstanbul’da yaşıyorsan Bebek, Etiler, Nişantaşı, Arnavutköy, Bağdat Caddesi'nde gezeceğinize arada değerlerimize sahip çıkıp Topkapı’yı gezmenizi öneririm.

Öncelikle T.C. Milli Saraylar Başkanlığı İdaresini tebrik ederim. İçerisi çok bakımlı her şey yerli yerinde ve sunumlar çok iyi korunmuş.

Gelelim Topkapı Sarayı tarihine 

Topkapı Sarayı, İstanbul Sarayburnu'nda, Osmanli İmparatorluğu'nun 600 yıllık tarihinin 400 yılı boyunca, devletin idare merkezi olarak kullanılan ve Osmanlı padişahlarının yaşadığı saraydır. Bir zamanlar içinde 4.000'e yakın insan yaşamış. 

Topkapı Sarayı Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478’de yaptırılmış, Abdülmecid'in Dolmabahçe Sarayı'nı yaptırmasına kadar yaklaşık 380 sene boyunca devletin idare merkezi ve Osmanlı padişahlarının resmi ikametgahı olmuştur. Kuruluş yıllarında yaklaşık 700.000 m²'lik bir alanda yer alan sarayın bugünkü alanı 80.000 m². 

Topkapı Sarayı, saray halkının Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı ve diğer saraylarda yaşamaya başlaması ile birlikte boşaltılmıştır. Padişahlar tarafından terk edildikten sonra da içinde birçok görevlinin yaşadığı Topkapı Sarayı hiçbir zaman önemini kaybetmemiştir. Saray zaman zaman onarılmıştır. Ramazan ayı içerisinde padişah ve ailesi tarafından ziyaret edilen Kutsal Emanetler'in  bulunduğu Hırka-i Saadet Dairesi'nin her yıl bakımının yapılmasına ayrı bir önem verilmiş.

1985 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne giren İstanbul Tarihi Yarımada içerisindeki tarihi eserlerin en başında gelmekte.

Topkapı Sarayı yönetim, eğitim yeri ve padişahın ikametgahı olması sebebiyle oluşturulan yapılanmaya uygun olarak iki ana bölüme ayrılmıştır. 

Bunlar, birinci ve ikinci avludaki hizmet yapılarından oluşan Birun ile iç örgütlenme ile ilgili yapılardan oluşan Enderun'dur.

Topkapı Sarayı'nın olağanüstü zenginlikteki koleksiyonları ve son derece ilgi çekici hikâyelerle örülü tarihi bu sarayı dünyanın en görülmeye değer saraylarından biri kılar. İmparatorluk hazinesi, Avrupa porselenleri ve camları, bakır ve tombak mutfak eşyası, Çin ve Japon porselenleri, gümüşler, Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler, İstanbul cam ve porselenleri, padişah elbiseleri, padişah portreleri ve resim koleksiyonu, silahlar müzede sergilenen değerli koleksiyonlar arasında.

Topkapı Sarayı’nın ilk defa, adeta bir müze gibi ziyarete açılması Abdülmecid dönemine rastlamış. O dönemin İngiliz elçisine Topkapı Sarayı Hazinesi'ndeki eşyalar gösterilmiş. Bundan sonra Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eski eserleri yabancılara göstermek gelenek haline gelir ve Abdülaziz zamanında, ampir üslupta camekanlı vitrinler yaptırılır, hazinedeki eski eserler bu vitrinler içinde yabancılara gösterilmeye başlanır. Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle 3 Nisan 1924 tarihinde halkın ziyaretine açılmak üzere İstanbul Âsâr-ı Atika Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlanan Topkapı Sarayı önce Hazine Kethüdalığı, sonra Hazine Müdüriyeti adıyla hizmet vermeye başlamıştır. Bugün ise Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü adıyla hizmet vermeye devam etmektedir.

"Tarihi elmasların en büyük ve en meşhuru" olarak gösterilen 86 karatlık Kaşıkçı Elması, Topkapı Sarayı'nın silah koleksiyonunun sergilendiği Dış Hazine Bölümü'nde sergileniyor. Çevresi 49 adet çift sıra halinde iri pırlantayla süslenmiş, 86 karatlık Kaşıkçı Elması'nın önünde uzun bir kuyruk vardı.

Sultan I. Mahmud'un Nadir Şah'a hediye edilmek üzere yaptırdığı ancak Şah'ın ölümü üzerine Topkapı Sarayı hazinesinde muhafaza altına alınan zümrüt ve elmas taşlarla süslü Topkapı Hançeri, dünyanın sayılı hazineleri arasında gösteriliyor.

Dünyanın en değerli hançeri olarak gösterilen hançerin kabzası üzerinde 3-4 milimetrelik üç zümrüt taş ve yine kabzanın en üst kısmındaki kapak üzerinde tek parça bir zümrüt taş yer alıyor.

Gelelim Topkapı Sarayı'da gastronomiye

Fotoğrafta gördüğünüz bacalar aslında muhteşem bir mutfağın bacaları. Burada envayi çeşit yemekler yapılmakta.

5250 metrekare alanı kapsayan Saray Mutfağı'nda yemeklerin pişirildiği bölümler dışında kiler, aşçı ve yamakların koğuşları, bir çeşme, bir cami ve bir hamam bulunuyor.

Saray mutfakları ikisi helvaheneye ait olmak üzere 10 gözden oluşuyordu. Padişah’tan en aşağı saray görevlisine kadar herkesin yemekleri bu mutfaklarda pişerdi.

İşte Saray Mutfağı'nda pişen yemekler...

Şırdan,Nohut Çorbası ,Kuzu kapama,Bıldırcın Dolması,nar ekişiliği Kuzu yemeği,Çerkez tavuğu,Levrekli pilav,Karidesli Börek,Sütlü dil balığı ,Kağıtta tekir kebabı,Peynirli sakız kabağı,Börülce piyazı,Patlıcan mücmeri,İstanbul pilavı ,Fava,Topik,Kanlıca Yoğurdu,Lalanga,karadut peltesi,höşmerim,Gülhatmi şerbeti,Badem ezmesi,boza,

Sarayda Tüketilen yemek ve tatlılardan bazıları…

Dünya’nın en görkemli saray ve müzesini en yakın zamanda gezmenizi hatırlatırım.

Bu haftalık benden bu kadar kalın sağlıcakla…

  • Etiketler