• 16 NİSAN Salı 20:14
  • HV
Advert

Bodrum-Çeşme nereden çıktı?

Gürkan Boztepe
Gürkan Boztepe
Yayın Tarihi : 06-06-2023 16:58

Şimdilerde tatil, kültür, dağıtmak, eğlence, gastronomi, villalar, butik oteller, pahalı restoranlar, ünlüler gibi başlıklar ile anılan ve basında yer alan Çeşme-Alaçatı, Bodrum-Yalıkavak gibi kavramların aslında ne olduğunu hatırlatmama izin verin.

Bodrum’da tatil yapmak veya Çeşme‘de yemek yemek bir prestij göstergesi olarak algılanmış olmasından önceki dönemlerde bölgelerde neler vardı? Ve insanları nasıldı?

Önce Çeşme ve Alaçatı ile başlayalım.Öncelikle Çeşme ve Alaçatı hatta Ilıca yazlıkçıları ve otel müşterileri birbirinden çok farklıdır.

Gerçek İzmir halkının yazlığı olarak başladığı sanılsa da Çeşme Bölgesini ilk keşfeden musevi ve levanten (Fransız -İtalyan kökenli) zenginlerdir.

Bu konuda önce Ilıca bölgesinde Yıldızburnu ve Ilıca şantiye bölgesindeki bahçeli evlerin sahiplerine bakarsanız anlarsınız.

Yıldızburnu hattında o zamanlarda Arkas ailesi daha çok zengin olmadan arka sokaktaki  evlerinde iken; en denize sıfır oturan ailelerden size örnekler vereyim:Celal Bayar ailesinin evi, Giraud ailesinin evi (şimdi Koçların gelini olan Caroline Hanım'ın babasının evi /tek su ardıcı olan evdir) , hemen yanında Master Kauçuk sahipleri Gian Luca Ragusin, Şınık ailesi, (Modern Talking grubu  en popüler olduğu dönemde bu bölgeye geliyordu.) Aziz Özen’in ilk piyanist şantörlüğe başladığı Palet Restoran’ın sahipleri gibi…

Ilıca bölgesinde eski Turban otelinin (Şimdi Swisshotel/ bir önce ismi Sheraton)  etrafında İzmir’in diğer levanten evleri ve birkaç İzmirli işinsanı evi sıralanırdı. Buradaki zenginlerin plajı ise deniz girdikleri plaj aslında Pazar günleri günübirlikçiler geliyor diye kimse kapı penceresini açmazdı. (hala da öyle)

O dönemde Çeşme Altınyunus'ta animasyon, ülkedeki ilk animasyondu. Buralarda Mehmet Ali Erbil veya Zafer Algöz veya Kelej adı ile anılan bugün Seren Serengil’in babası üsted Öztürk Serengil’i görmeniz gayet mümkündü. Ücret mi ne ücreti. Anfitiyatroda her akşam yabancılara gösteriler zaten vardı. Siz de casino’ya giderken veya atari salonuna giderken izleyip geçerdiniz. Etkinliğin sonuna kadar beklemenize bile gerek yok.

Gelelim Alaçatı’ya; Alaçatı sadece eşeklerin dolaştığı bir yerdi. Burası ile ilgili ilk yazıyı yazayan Rahmetli Hıncal Uluç’tur. Burayı parlatan Hıncal babadır. Ama ilk yazısı aslında olumlu değil olumsuzdur. Ama o dönemde iki önemli yayın organı olduğundan ve yazar sayısı az olduğundan Hıncal ağabey çok okunan bir yazardı. Onu da oraya götüren ilk kişi benim de yardımcısı olarak çalıştığım Sami Türkay'dı. Yaşar Holding’te ve Turizm konusunda kendisinden pek çok şey öğrendiğim deneyimli turizmci Sami ağabey pek çok konuda perde arkasında olduğu gibi burada da vardır.

Çeşme’de en önemli konu su sorunu idi. Su hep  yetersizdi. Herkes arabalar ile bidonlar ile merkezi çeşmelerden su doldururdu. Sular sürekli kesiliyordu.

Çeşme’ye ilk yerleşen levanten aileler ise aslında İzmir’e yakınlığı doğal güzelliği, plajları ve İzmir’in yazın aşırı sıcak havasından kurtulmak ve esintili havası için orada ev yaptırmışlardı. Onları takip eden o dönemin zengin Türk aileleri de bu furyaya katılmıştır.Tabi o gelen ailelerin çocukları da yazlık aşklarını yaşayacakları mekanlara gideceklerdi. Bu mekan ise Ahmet San’ın işlettiği Disko 9.5 idi.O dönemde daha talkshow yapmaya daha yeni başlayaca Cem Özer, yakın arkadaşları Nuri Sevil  gibi isimler veya pistte Hakan Doğanay Dj eşliğinde dans eden yeni evlenecek olan Sibel Can-Hakan Ural’ı görebilirdiniz.  (Daha Kale 9.5 yapılmadan)

Yakınlarda vefat eden Kemal Zorlu’nun babası (Ege Dukenik-Ege Palas vb markaları kuran sanayici) Rahmetli Mazhar Zorlu efsane cümlesi  hala kulaklarımda; ’’Elimde olsa Çeşme’yi yakarım’’ demişti. Sebebi sonradan anlaşıldı.Cuma öğlen İzmir’den yazlığına giden İzmirli işinsanı Pazartesi öğlen lütfedip işine geri geliyor hatta hafta içi de gidiyordu.Böylece işine konsantre olamıyor ve İzmir’i daha yukarıya taşıyamıyor anlamında kullanmıştı. Tabi Işın Çelebi bakanlığı döneminde İzmir lobis otobanı da yaptırarak (Özal dönemi) mesafeyi 45 dk'ya indirmiş oldu. Hala eşleri Çeşme’de olan İzmir iş dünyası aynı yolu gidip gelmeye devam etmekte… 

Böylece şimdi normalde görmediğimiz Ovacık'ta bile yazlıklar yapıldı.Hatta oraları şimdilerde yeni rant noktaları olmuş.

Neyse Çeşme'te yazlığınız olması Çeşme merkezde değil; Yıldızburnu, Ilıca hadi bilemedin Boyalık mevkilerinden ibaretti. Çeşme merkez ise sadece Sakız feribotlarının yanaştığı veya Buzhane, Liman başkanlığı, Belediye gibi kurumların olduğu pek zorunlu olmadıkça gidilmeyen noktalardı .Çeşme'de Ilıcalılar, Alaçatılıları sevmez idi. Kumcular bile müşterileri belli idi. Erol’dan yiyen, Şevki’den yemez, Hüseyin’den yiyenler bile mayolarından anlaşılırdı. Önemli balıkçılarda çalışan garsonlar  ile de müşteriler  zaten akraba gibiydi. Hesap konusunda her mekan  dikkatli olmak zorundaydı. Şimdilerde Aya yorgi koyunda sizlerin önce arabaya sonra kendinize para vererek girebildiğiniz için mutlu olduğunuz; beach clublarda ki mandalin bahçelerine denizden biz teknemiz ile gidip demiratıp babamızın selamıyla ağaçlardan turunç toplayıp akşam üzeri kokteylimizde kullanırdık. (Ayayorgi arazileri çoğu da o de o dönemki belediye başkanı Nuri Ertan ailesinindi.)

Yani bölgede pek çok noktada bizlerin yaşanmışlıklarımız  var ;ama o noktaların aslında ne olduğunu bilmek farkındalık gerekmekte. Senin tavaf ettiğin veya köy kahvesi sandalyesinde sıkış tepiş adını bilmediğin yemeği yemeye çalıştığın yerlerde eşekler dolaşıyordu. A bu kötü mü hayır şehirlerin markalaşmasının sebeplerini bilelim, sosyal medyadan hava atacağım derken eşeğin kuyruğuna değmeyelim.

Neyse Bodrum’a gelelim; Bodrum’a haftaya gelelim. Ama kısaca önce okumanız gereken kitap ve incelemeniz gereken şifreleri aşağıya bırakıyorum.

Aganta Burina Brunata-Cevat Şakir Kabaağaçlı-Halikarnas Balıkçısı -Süngercilik-ŞadanGökovalı ,Hadi Gari-Mavi-Veli-Hadi Gari -Manastır Otel-Mümtaz Göztepe -Ahmet Ertegün-Erman Aras-Yeni Türkü-Erol Simavi …

Bu haftalık benden bu kadar kalın sağlıcakla.