Türk Mutfağı Haftası kapsamında New York’ta gerçekleştirilen etkinlik, yalnızca bir gastronomi buluşması değil; aynı zamanda Türkiye’nin kültürel hafızasını, sağlık anlayışını ve turizm vizyonunu dünyaya anlatan önemli bir diplomasi sahnesiydi. Manhattan’daki gururumuz Türkevi’nde düzenlenen organizasyon, Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu ev sahipliğinde, Gastronomi Turizmi Derneği’nin organizasyonu ile gerçekleşirken; etkinliğin temel ruhunu ise sn.Emine Erdoğan’ın öncülüğünde yıllardır sürdürülen “Türk Mutfağı Haftası” vizyonu oluşturdu.

Türkevi’nin New York Birleşmiş milletler siluetine bakan etkileyici atmosferinde gerçekleştirilen davet, adeta Anadolu’nun farklı şehirlerinden yükselen kokuların Hudson Nehri’ne karıştığı bir kültür şölenine dönüştü. Türk mutfağının yalnızca kebap ve baklavadan ibaret olmadığını anlatmayı amaçlayan etkinlikte; Anadolu’nun binlerce yıllık sağlıklı beslenme kültürü ön plana çıkarıldı.
Geccenin dikkat çeken flash ismi biri ise sağlıklı yaşam ve beslenme alanındaki çalışmalarıyla tanınan Dr. Ender Saraç oldu. Saraç, konuşmasında Türk mutfağının aslında dünyanın en dengeli ve sağlıklı mutfaklarından biri olduğunu vurguladı. Zeytinyağlılar, fermente ürünler, bakliyatlar, doğal baharatlar, yoğurt kültürü ve mevsimsel beslenme alışkanlıklarının bugün dünya genelinde yeniden keşfedilmeye başlandığını ifade eden Saraç, Anadolu sofralarının “Longevity ” akımından çok önce sağlıklı yaşamın merkezinde olduğunu anlattı.

Özellikle Osmanlı saray mutfağından Anadolu köy mutfağına uzanan çizgide; ölçülü tüketim, doğal ürün kullanımı ve paylaşım kültürünün önemine dikkat çekildi. Türk kahvesinden tarhanaya, siyez buğdayından Antep fıstığına kadar birçok ürünün yalnızca gastronomik değil; aynı zamanda kültürel miras değeri taşıdığı ifade edildi.
Etkinlik boyunca davetlilere sunulan Türk ürünleri büyük ilgi gördü. Coğrafi işaretli zeytinyağları, doğal kuru meyveler, Türk lokumu çeşitleri, geleneksel şerbetler, Anadolu peynirleri ve Türk çayı, ayranımız yabancı konukların yoğun ilgisini çekti. Birçok Amerikalı davetli, özellikle Türk mutfağındaki doğal ve katkısız ürün çeşitliliğinin altını çizdi. Bu sunumlar için özellikle Başkonsolosumuza ve mükemmel lezzetler için Taşkın Bakery’e teşekkürler.

Bu organizasyonun en önemli yönlerinden biri de gastronominin artık yalnızca bir yemek meselesi olmadığını göstermesiydi. Gastronomi bugün; turizm, sağlık, kültür, ekonomi ve hatta diplomasiyle doğrudan bağlantılı bir alan. New York gibi dünyanın merkezlerinden birinde gerçekleştirilen bu buluşma, Türkiye’nin “yumuşak gücünü” sofralar üzerinden anlatmasının güçlü örneklerinden biri oldu.
Sn.Emine Erdoğan’ın desteklediği Türk Mutfağı Haftası yaklaşımı, aslında Anadolu’nun kadim bilgisini modern dünyaya taşıma çabası olarak da okunabilir. Çünkü bugün dünya, hızlı tüketimin yoruculuğundan uzaklaşıp daha doğal, daha sade ve daha köklü mutfaklara yöneliyor. Türk mutfağı ise tam bu noktada büyük bir avantaja sahip.

Belki de artık Türkiye’nin en büyük turizm hazinelerinden biri; sadece denizi, tarihi ya da otelleri değil, sofralarıdır. Çünkü bazen bir tabak zeytinyağlı enginar, uzun diplomatik konuşmalardan çok daha güçlü bir etki bırakabilir. Gelen her yabancı misafir Derya Taşkın ve ekibinin mükemmel emeklerle hazırladığı Türk mutfağı lezzetlerini tadımlama imkanı buldu. Sağlıklı coğrafi işareti ürünlerden Kabap, Sarma, Baklava, Tulumba Tatlısı, çay, ayran neler yoktu ki… Her misafir parmaklarını yedi. Hele yerde kadınlarımızın hazırladığı sıcak pişiler katmerler süperdi...

Türk mutfağı artık sadece bir lezzet değil, dünyaya anlatılan bir yaşam biçimi.
New York Türkevi’nde düzenlenen Türk Mutfağı Haftası etkinliğinde dikkat çeken en önemli detaylardan biri de yabancı davetlilerin Türk mutfağına gösterdiği yoğun ilgi oldu. Amerika’nın farklı çevrelerinden katılan diplomatlar, akademisyenler, gastronomi yazarları, iş insanları ve medya temsilcileri; Türk mutfağının yalnızca "Kebap-Lahmacun-Pide"den ya da tatlılardan ibaret olmadığını gördüklerini ifade etti.

Özellikle Anadolu mutfağındaki doğal ürün çeşitliliği, sebze ağırlıklı tarifler, zeytinyağlı kültürü ve fermente ürünler yabancı konukların en çok dikkatini çeken başlıklar arasında yer aldı. Birçok davetli, Türk mutfağının Akdeniz beslenme modeliyle olan güçlü bağlantısına vurgu yaparken; kullanılan malzemelerin sadeliği ve doğallığından etkilendiklerini dile getirdi.

Etkinlik boyunca sıkça duyulan yorumlardan biri ise Türk sofralarının “samimi ve paylaşımcı” yapısı oldu. Amerikan gastronomi kültüründe daha bireysel sunumlar ön plandayken, Türk mutfağındaki ortak paylaşım kültürü, küçük tabaklar, uzun sohbet sofraları ve misafirperverlik anlayışı yabancı konuklarda güçlü bir izlenim bıraktı.

Birçok yabancı davetli özellikle şu ürünlere büyük ilgi gösterdi:
* Anadolu zeytinyağları (sarma vb.)
* Geleneksel Türk çayı
* Türk kahvesi kültürü
* Doğal kuru meyveler
* Fermente ürünler ve yoğurt çeşitleri
* Coğrafi işaretli peynirler
* Ayran kültürü
Bazı konuklar Türk mutfağını daha önce yalnızca restoran kebapları üzerinden tanıdıklarını ifade ederken, etkinlik sayesinde Ege, Anadolu, Karadeniz ve Osmanlı mutfak kültürünün ne kadar geniş bir çeşitliliğe sahip olduğunu fark ettiklerini söyledi.

Özellikle sağlıklı yaşam trendlerinin yükseldiği Amerika’da, Türk mutfağının “wellness cuisine” yani sağlıklı yaşam mutfağı kategorisinde güçlü bir yere sahip olabileceği yönünde değerlendirmeler yapıldı. Dr. Ender Saraç’ın doğal beslenme üzerine yaptığı konuşmanın ardından birçok yabancı davetli, Türk mutfağının aslında modern dünyanın yeniden keşfetmeye çalıştığı beslenme modelini yüzyıllardır uyguladığını ifade etti.
Etkinliğe katılan bazı yabancı konuklar için en etkileyici unsur ise sofranın duygusal tarafıydı. Türk mutfağının sadece lezzet değil; aile, paylaşım, gelenek ve misafirperverlik anlamına geldiğini söyleyen davetliler, Türkevi’nde kendilerini adeta bir Anadolu evinde ağırlanmış gibi hissettiklerini dile getirdi. Bu anlamda bize destek veren T.C.Kültür Turizm Bakanımız ve TC.Turizm Bakanlığı Newyork ateşeliğimize teşekkür ederiz. Tüm samimiyetleri ile destek verdiler. Daha nice işbirliklerine …

New York gibi dünyanın gastronomi başkentlerinden birinde gerçekleşen bu organizasyon, Türk mutfağının küresel algısının değişmeye başladığını da ortaya koydu. Artık Türk mutfağı sadece “doyurucu yemekler” ile değil; sağlıklı yaşam, doğal ürünler, kültürel derinlik ve sürdürülebilir beslenme anlayışıyla da anılıyor.

Bu etkinlik elbette büyük emek; bu sebeple önce bu fikri sahiplenen Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan eşi Sn.Emine Erdoğan hanımefendiye destekleri için teşekkürlerimizi sunarız. Bu organizasyonun tüm başarısı için bize inanılmaz destek verene başkonsolosumuz vizyonu ve tüm iyi niyeti ile başarımız için adeta GTD ailesi olarak bizle tek vücut destek çalıştı ülkemizin gururu Sn. Ahmet Yazal'a ve özverili ailesine teşekkür ederiz. Kendisi gerek çözüm odaklı olması yanı sıra mükemmel ev sahipliği ile bizi Newyork’da değil de ülkemizde hissettirdi. Dışişlerinde böyle üst düzey bürokratlarımız olduğu sürece sırtımız yere gelmez. Gerçekten Ahmet bey ve ekibi gurur duyulacak işlere imza atıyorlar. Ayrıca orada Ahmet beyin hem Türk vatandaşlarımız hem de yabancı misafirler tarafından ne kadar sevildiğini gözlemleme imkanımız oldu. Etkinlik salonunda kapıda düğün sahibi gibi tek tek her konuğun elini sıkarak karşıladı. Asistanı Hande de sağolsun bizi bir an bile boş bırakmadı; hep yanımızda oldu.

Etkinlik bir önceki gün nezaket ziyaretimizde ülkemiz için gurur verici bir Türk restoranı; Zoi ile bizleri tanıştırdı ve ağırladı. O mekanın sahibi kardeşimiz Onur Şafak, Türk lezzetlerini çok güzel sunuyor. Tüm ABD'deki ünlülerin yeni durağı bu mekan. Sakın siz de giderseniz yemeğe gitmeyi unutmayın. Serena Wiliams, Demi Lavato, Whitney Leavitt, Jessica Alba sadece içeriye girebilenlerden... Bir de giremeyenler var; liste uzar ama ben size tek isim vereyim siz oradan biçin ortamı:Rihanna... Siz selamımı iletin girin...

Etkinliğin başarısı için en büyük destek herzaman gururumuz Türk Hava Yollarımız elbette. Öncelikle Genel Müdürümüz başta olmak üzere Türkiye satış başkanımız ve İstanbul harbiye satış müdürmüze teşekkürler. Ama dönüşte beni rahat ettiren sevgili Newyork THY müdürümüz Emre beye içten teşekkürler.
Bu haftalık benden bu kadar kalın sağlıcakla. Newyork’da Türk mutfağı tanıtımı herhangibir noktada tanıtıma benzemez. Newyork dünyanın merkezi ve ülke olarak biz yine yakışanı yaptık.
