• 14 HAZİRAN Pazar 12:30
  • HV
Advert

Lider Olsan Ne Yemek Yerdin?

Gürkan Boztepe
Gürkan Boztepe
Yayın Tarihi : 12-01-2026 09:22

Tarih kitapları savaşları kılıçla, siyasetçiler nutukla anlatır. Oysa çoğu zaman kader, kazan başında yazılır. Komutanın ne yediği, askerin neyle doyduğu, sofranın adil kurulup kurulmadığı… Bunlar detay değil, doğrudan iktidar meselesidir.

Bugün dünya liderlerinin tabaklarına bakıp siyaset okuyoruz ama işin aslı çok eskilere dayanır. Çünkü savaş meydanında kurulan sofra, çoğu zaman barış masasında kurulandan daha belirleyicidir.

Savaş Meydanında Komutan Sofrası

Eski çağlarda komutan sofraları gösterişten uzaktı ama sembolikti. Roma lejyonlarında komutan, askerle aynı ekmeği yerdi; aradaki fark porsiyon değil, sorumluluktu. Orta Çağ’da ise Avrupa kralları savaş öncesi ağır et yemekleriyle güç gösterisi yapar, adeta “Ben tokum, korkmuyorum” mesajı verirdi.

Osmanlı’da sefere çıkan padişah ya da serdar-ı ekrem(sokağı galaya karşısında) , sofrayı bilinçli kurardı. Sade ama bereketli. Çorba, et, pilav… Çünkü asker açsa kılıç ağırlaşırdı. Savaş sadece meydanda değil, midede kazanılırdı.

Yeniçeri, Kazan ve İsyan

Yeniçeri Ocağı’nı anlamak için kılıçtan önce kazana bakmak gerekir. Yeniçeriler için kazan sadece yemek aracı değil, devletle yapılan sözleşmenin sembolüydü. Kazan kaynıyorsa düzen vardı. Kaynamıyorsa isyan kaçınılmazdı.

Tarihte birçok yeniçeri ayaklanmasının temelinde maaş gecikmesi kadar, yemek kalitesinin düşmesi, et miktarının azaltılması, ulufe ile tencerenin arasının açılması vardı. “Kazan kaldırmak” deyimi boşuna doğmadı. O kazan kalktığında sadece yemek değil, padişahlar da devrilirdi.

Devlet doyuramazsa, asker devleti sarsardı. Bu kadar net.

Atatürk ve Sofra Kültürü

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sofrası ise bambaşka bir tarih sahnesidir. O sofra sadece yemek yenilen yer değil, fikir üretilen bir akademiydi. Çankaya sofralarında sade ama özenli yemekler olurdu: Çorba, et, pilav, sebze… Gösteriş yoktu ama düzen vardı.

Atatürk sofrayı bir eğitim alanı olarak kullanırdı. Bakanlar, yazarlar, askerler, sanatçılar… Herkes konuşur, tartışır, fikir üretirdi. Rakı vardı ama ölçü vardı. Sohbet vardı ama hiyerarşi yoktu. Sofra uzadıkça devlet aklı derinleşirdi.

Atatürk için sofra; paylaşmak, dinlemek ve karar olgunlaştırmaktı. Belki de bu yüzden Cumhuriyet, sadece cephede değil, masada da kuruldu.

Donald Trump (ABD)

• Hamburger, patates kızartması

• Diet Coke

• Steak (iyi pişmiş)

Fast-food sevgisiyle neredeyse siyasi bir figür hâline geldi.

 

Vladimir Putin (Rusya)

• Balık (özellikle turna ve somon)

• Bal

• Yoğurt, kefir

Ağır yemeklerden kaçınır, sade ve protein ağırlıklı beslenir.

 

Emmanuel Macron (Fransa)

• Peynir çeşitleri

• Foie gras

• Geleneksel Fransız mutfağı

Fransız mutfağının “tereyağlı gururu”ndan vazgeçmez.

 

Olaf Scholz (Almanya)

• Patates çorbası

• Sebze ağırlıklı, sade Alman yemekleri

Abartıdan uzak, klasik Alman mutfağı.

 

Rishi Sunak (Birleşik Krallık)

• Hint mutfağı (özellikle köri)

• Vejetaryen yemekler

Hint kökenli mutfakla güçlü bir bağı var.

 

Giorgia Meloni (İtalya)

• Pasta (özellikle karbonara)

• İtalyan ev yemekleri

“Makarnayı savunmak” İtalya’da ideolojik bir duruş gibidir.

 

Xi Jinping (Çin)

• Baozi (buharda pişmiş Çin çöreği)

• Geleneksel Çin mutfağı

Halkla bağ kurmak için sokak yemeklerini özellikle tercih eder.

 

Fumio Kishida (Japonya)

• Okonomiyaki

• Deniz ürünleri

Hiroshima kökenli olduğu için okonomiyaki özel yeri olan bir yemek.

 

Narendra Modi (Hindistan)

• Vejetaryen yemekler

• Mercimek (dal), sebze köri

Spiritüel yaşam tarzı mutfağına da yansır.

 

Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye)

• Karalahana çorbası

• Pilav

• Geleneksel Karadeniz mutfağı

 

 

Bu haftalık benden bu kadar; kalın sağlıcakla...

 

  • Etiketler