Rahmi Koç Yemekleri Kıllı Mı Kılsız Mı Tercih Eder?

Gürkan Boztepe

18-08-2026 11:36

Bir otelin geçmişi ne kadar büyükse, bugününden beklentimiz de o kadar yüksek olur.

“Bu da nereden çıktı?” diyebilirsiniz.

Haklısınız. Başlıktaki soru biraz provokatif. Ama bazen bir otelin, bir markanın ve hatta bir kurumun bugününü anlatmanın en çarpıcı yolu, sofraya gelen tabaktan geçer.

Benim hikâyem ise İstanbul’un en ikonik otellerinden biriyle, Taksim’deki Divan ile başlıyor.

Çünkü Divan sadece bir otel değildir.

Divan, İstanbul’un modern turizm tarihinin yaşayan tanıklarından biridir.

Ve tam da bu nedenle, bugün yaşanan bazı sorunları sıradan bir otel şikâyeti olarak görmek mümkün değildir.

BİR OTELDEN FAZLASI: DİVAN

Divan Oteli’nin hikâyesi 1950’lerin İstanbul’una kadar uzanıyor.

Vehbi Koç’un İstanbul’da bulunduğu dönemlerde konaklama ihtiyacını yakından görmesi, onu başlangıçta kendi ailesi ve iş çevresi için bir yapı düşünmeye yöneltmişti. Daha sonra İstanbul’un artan turizm ve iş dünyası hareketliliği karşısında bu fikir otele dönüştü.

Divan’ın inşaatına 1950’lerin ilk yarısında başlandı. Dönemin önemli mimarlarından Rükneddin Güney’in tasarladığı yapı, Türk sermayesiyle gerçekleştirilen modern otelcilik yatırımlarının önemli örneklerinden biri oldu. (İstanbul Ansiklopedisi⁠ )

Vehbi Koç açısından Divan’ın anlamı yalnızca bir gayrimenkul yatırımı değildi.

Bu, onun Türkiye’nin turizm potansiyeline duyduğu güvenin de bir göstergesiydi.

Koç Topluluğu’nun turizm sektöründeki ilk yatırımı Divan’dı. Resmî Koç kaynakları da Divan Oteli’nin 1956 yılında açıldığını ve topluluğun turizm alanındaki ilk yatırımı olduğunu belirtiyor.

O dönemde İstanbul’un uluslararası ölçekte konaklama kapasitesi sınırlıydı. Hilton yeni açılmıştı, Park Otel kapanmıştı ve uluslararası toplantılar için yeterli yatak kapasitesi bulunmuyordu.

Nitekim 1955 yılında İstanbul’da yapılacak Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası toplantıları öncesinde Vehbi Koç’tan otelin yetiştirilmesi istendi. Otel bazı eksikleriyle delegeleri ağırladı.

Bu ayrıntı çok önemli.

Çünkü Divan, daha ilk günlerinden itibaren İstanbul’un uluslararası turizm iddiasının bir parçasıydı.

“DİVAN” İSMİ NASIL DOĞDU?

Vehbi Koç’un otelin adına özellikle Türkçe bir isim verilmesini istediği anlatılıyor.

İsim için düzenlenen çalışmada çok sayıda öneri değerlendirildi ve sonunda “Divan” isminde karar kılındı.

Fikret Adil ve Ömer Sami Coşar’ın önerisi öne çıktı.

“Divan” kelimesi hem Türk kültürünün tarihsel hafızasına gönderme yapıyor hem de farklı dillerde telaffuzu kolay, kısa ve güçlü bir marka ismi oluşturuyordu.

Bugün geriye dönüp baktığımızda bunun ne kadar doğru bir marka kararı olduğunu daha iyi anlıyoruz.

SADECE OTEL DEĞİL, İSTANBUL’UN SOSYAL HAYATININ BİR PARÇASI

Divan’ın açılışı da sıradan bir otel açılışı değildi.

1956’daki açılış programında Adnan Menderes’in yanı sıra dönemin önemli devlet ve sanat insanları yer aldı. Cemal Reşit Rey, Ayla Erduran ve Münir Nureddin Selçuk gibi isimlerin yer aldığı program, Divan’ın daha ilk günden itibaren yalnızca konaklama değil, sosyokültürel hayatın da merkezi olacağının işaretiydi.

Divan Pastanesi, Divan Bar, restoranları ve müzikli etkinlikleriyle kısa zamanda sanatçıların, yazarların, iş insanlarının ve İstanbul sosyetesinin buluşma noktalarından biri haline geldi.

Araştırmalar da Divan’ın 1950’li yıllarda müzikli çay saatleri, yılbaşı organizasyonları ve Türk ve dünya mutfağını sunan restoranıyla İstanbul sosyal hayatının önemli mekânlarından biri olduğunu ortaya koyuyor.

Yani mesele yalnızca “otel” değildi.

Bir yaşam kültürü oluşmuştu.

VEHBİ KOÇ İÇİN NEDEN BU KADAR ÖNEMLİYDİ?

Bence asıl mesele burada.

Vehbi Koç’un iş dünyasındaki yaklaşımını düşündüğümüzde Divan’ın anlamı daha iyi ortaya çıkıyor.

O, sadece para kazandıracak yatırımlar arayan bir iş insanı değildi. Türkiye’de henüz gelişmekte olan sektörleri erkenden görmeye çalışan bir girişimciydi.

1950’lerde sanayi yatırımlarını büyütürken turizmin de Türkiye için önemli bir gelecek alanı olduğunu fark etmişti.

Divan bu nedenle Koç ailesinin tarihinde ayrı bir yere sahiptir.

Bugün Koç Topluluğu’nun sanayi, otomotiv, enerji, finans, kültür ve turizm alanındaki dev yapısını konuşurken Divan’ın o ilk yıllardaki mütevazı başlangıcını unutmamak gerekir.

98 odalı bir otel, bugün çok daha büyük bir Divan markasının başlangıç noktasıydı.

Koç kaynaklarına göre 1956’da 6 milyon lira maliyetle gerçekleştirilen yatırım, başlangıçta 98 odalıydı; daha sonraki yıllarda büyüyerek bugünkü yapısına ulaştı. (Divan⁠ )

Bu nedenle Divan, Vehbi Koç için yalnızca bir bina değil, Türkiye’nin geleceğine yapılan bir yatırım fikrinin somutlaşmış haliydi.

O AVİZELER, O ZARAFET VE O DETAYLAR…

Divan’ın eski dönemini bilenlerin anlattığı en önemli şeylerden biri de ayrıntılara verilen önemdir.

Mobilyadan aydınlatmaya, mutfaktan servise kadar her detayın üzerinde durulurdu.

Semahat Arsel’in de dekorasyon ve özellikle iç mekân seçimlerinde titizliğiyle bilindiği anlatılır.

Böyle bir kurum kültüründe “detay” kelimesi çok önemlidir.

Çünkü beş yıldızlı otelcilik aslında yıldız sayısından önce detayların toplamıdır.

Bir peçetenin katlanışından garsonun hitabına…

Bir tabağın sunumundan lobinin temizliğine…

Bir misafirin kahvaltıya girişindeki karşılamadan, otelin arka kapısındaki sigara izmaritine kadar…

Hepsi markanın parçasıdır.

ŞİMDİ GELELİM BUGÜNE…

Bugün Divan’ın kapısından içeri girerken insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Vehbi Koç bugün burada olsaydı ne düşünürdü?

Çünkü bana ulaşan ve bizzat gözlemlediğim bazı durumlar, bu tarihi markanın hizmet anlayışı açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Örneğin yemeklerde hijyen problemi yaşandığını söyleyen misafirler var.

Benim yaşadığım deneyimde de yemekten kıl çıktığı oldu.

Garson özür diledi.

Fakat sorun bir kez yaşandıktan sonra insan ister istemez daha dikkatli oluyor.

Sonra tekrar gidiyorsunuz…

Ve aynı problemle tekrar karşılaşınca mesele artık “olur böyle şeyler” sınırından çıkıyor.

Bir otelde yemek hijyeni, tartışmaya açık bir konu değildir.

Özellikle de Divan gibi geçmişi ve fiyat seviyesi itibarıyla yüksek standart iddiası taşıyan bir markada.

KAHVALTIYA GİRERKEN MİSAFİR Mİ, ŞÜPHELİ Mİ?

Bir başka konu ise kahvaltı salonundaki yaklaşım.

Konaklama paketinde kahvaltısı bulunan misafire girişte,

“kahvaltınız dahil mi?”

diye sormak elbette normaldir.

Fakat bunun üslubu önemlidir.

Misafiri kendisini ispat etmek zorunda bırakacak, “bir daha bakalım” tonuna dönüşen yaklaşım, beş yıldızlı otelcilik kültürüne yakışmaz.

8 yaşındaki çocuğa girişte kimlik ve güvenlik kontrolü yapılabilir.

Hatta yapılmalıdır.

Ama güvenlik ile güvensizlik hissi yaratmak arasında çok ince bir çizgi vardır.

Özellikle çocuklu ailelerin veya yıllardır otelde konaklayan misafirlerin bu süreçte kendilerini potansiyel suçlu gibi hissetmemesi gerekir.

GÜVENLİK SADECE ANA KAPIDA MI?

Bir başka dikkat çekici konu da otelin pastane girişinden içeri giren kişilerin otelin diğer bölümlerine ulaşabilmesi konusundaki soru işaretleri.

Eğer güvenlik prosedürü yalnızca ana kapıyla sınırlıysa burada yönetimin yeniden değerlendirmesi gereken bir alan olduğu açıktır.

Güvenlik, misafiri rahatsız etmek için değil, misafirin kendisini güvende hissetmesi için vardır.

OTELİN ARKA KAPISI DA OTELDİR!

Gelelim belki de en basit ama en önemli görüntülerden birine.

Mal kabul bölümünün önünde günün çeşitli saatlerinde sigara içenler…

Kamyon şoförleri…

Kaldırıma taşan kalabalık…

Yere atılmış izmaritler…

Bunlar küçük ayrıntılar gibi görülebilir.

Ama turizmde küçük ayrıntı yoktur.

Misafir otelin ön kapısından girdiğinde beş yıldız görüyor, arka kapıya baktığında başka bir dünya görüyorsa, marka algısında çatlak oluşur.

Oteli sadece lobiden ibaret sanmak, otelciliği anlamamaktır.

ESKİ TOKATLIYAN, PERA PALACE VE DIVAN…

İstanbul’un Beyoğlu ve Taksim hattı, yüzyılı aşkın süredir konaklama kültürünün merkezlerinden biridir.

Tokatlıyan…

Pera Palace…

Ve ardından Divan…

Bu isimler İstanbul’un modern otelcilik hafızasının farklı dönemlerini temsil eder.

Bugün Taksim’de yüksek hizmet standardı ve tarihî kimlik arayan bir misafir için Divan’ın hâlâ önemli bir sığınak olması beklenir.

Tam da bu yüzden beklenti büyüktür.

Çünkü Divan sıradan bir şehir oteli değildir.

İstanbul’un hafızasında yeri olan bir markadır.

NEREDE O ESKİ OTELCİLER?

Koç Grubu turizm tarihinde çok değerli yöneticiler gördü.

Benim de hafızamda bunlardan biri Antalya Talya Oteli’nden rahmetli Rezzan Bey’dir.

Kendisinde yalnızca yöneticilik değil, gerçek anlamda bir otelcilik karizması vardı.

Üstü açık Mustang’iyle Antalya sokaklarında dolaşan, gerektiğinde müdür, gerektiğinde konusunun en donanımlı insanı olarak karşınıza çıkan bir ekol yöneticiydi.

Bugün onun yetiştirdiği insanların izlerini hâlâ turizm sektöründe görmek mümkün.

Çeşme Ontur’dan Gökçe Kesikçiler de bu kültürün devamındaki isimlerden biri olarak aklıma geliyor.

Peki şimdi soruyorum:

Nerede o yöneticiler?

Nerede misafiri daha kapıdan girdiği anda tanıyan, çalışanına sahip çıkan, mutfağa girip tabağı kontrol eden, otelin arka kapısını da ön kapısı kadar önemseyen yöneticiler?

RAHMİ KOÇ’TAN ÖĞRENDİĞİM İKİ CÜMLE

Yıllar önce İzmir’de Rahmi Koç’u ağırlama fırsatım olmuştu.

Rahmetli Memduh Bey’in döneminde Setur Ege  Müdürü, Kemal Zorlu’nun Ege Palas Oteli ve Genç AŞ toplantımız…

Rahmi Bey’in bana ve yanımdakilere  söylediği iki cümle hâlâ kulağımda:

“Acele iş ile önemli işi ayırt etmesini bilin.”

Ve:

“Kurumlarınıza yönetici seçimine çok dikkat edin. Sizi temsil ederler.”

 

İşte bugün bu yazının asıl meselesi tam da burada.

 

Divan’da yaşananları sadece “yemekten kıl çıktı” seviyesinde değerlendirmek haksızlık olur.

Mesele daha büyük.

Mesele, yöneticinin markayı temsil etme biçimidir.

KOÇ AİLESİNE BİR ÇAĞRI

Rahmi Koç’un helikopteriyle gelip yönetim toplantılarını yaptığı, Vehbi Koç’un Türkiye turizmine yatırım vizyonunun sembolü olan bu yapının bugün geldiği noktayı acaba üst yönetim ne kadar yakından görüyor?

Ali Koç’un Fenerbahçe Başkanlığı öncesinden de detaylara verdiği önemi bilenlerdenim.

Ömer Koç’un sanat, kültür ve zarafet konusundaki duyarlılığını da biliyoruz.

O zaman benim naçizane önerim şudur:

Bir gün Divan’a haber vermeden, “tedbili kıyafet” gelin.

Lobide oturun.

Pastaneden girin.

Kahvaltıya gidin.

Tuvaletlere bakın.

Mutfak hizmetini gözlemleyin.

Garsonun misafire nasıl davrandığını izleyin.

Mal kabul kapısının önünden geçin.

Ve mümkünse bir de yemek yiyin.

Çünkü yönetim raporları her zaman gerçeği anlatmaz.

 

Bazen en doğru raporu misafirin tabağı verir.

 

“KOÇ ARTIK ESKİ KOÇ DEĞİL” Mİ?

 

Bu cümleyi özellikle kullanıyorum çünkü mesele bir aileyi veya bir kurumu eleştirmek değil.

Tam tersine…

Koç markasının Türkiye’deki ağırlığını bilen biri olarak söylüyorum:

Böyle bir markanın standardı sıradanlaştırılmamalıdır.

Vehbi Koç’un Divan’ı kurarken ortaya koyduğu anlayış, “bir otel yapalım” anlayışı değildi.

O dönemin Türkiye’sinde uluslararası standartlarda bir konaklama kültürü oluşturma iddiası vardı.

Bugün Divan’ın 1956’daki 98 odalı başlangıcından 191 odalı modern yapıya dönüşmesi, bu markanın büyüklüğünü gösteriyor.

Ama büyümek başka şeydir.

Kültürü korumak başka şey.

VE SON SÖZ…

Rahmi Koç yemeklerini kıllı mı, kılsız mı tercih eder bilmiyorum.

Ama emin olduğum bir şey var:

Vehbi Koç yaşasaydı, Divan’ın mutfağında böyle bir problem duyduğunda yalnızca tabağa bakmazdı.

Yöneticisine bakardı.

Çünkü onun kuşağının iş anlayışında kalite, yalnızca ürünün kendisi değildi.

İşin başındaki insan da ürünün bir parçasıydı.

Bugün Divan’ın ihtiyacı belki yeni bir dekorasyondan, yeni bir menüden veya yeni bir reklam kampanyasından önce çok daha basit bir şey:

Eski Divan ruhunu yeniden hatırlamak.

Misafire saygı…

 

Çalışana saygı…

 

Hijyen…

 

Güvenlik…

 

Zarafet…

 

Ve en önemlisi, “Ben bu kurumun yöneticisiyim, burası benim sorumluluğum” diyebilmek.

 

Çünkü İstanbul’un merkezinde çok otel var.

Ama Divan’ın bir tarihi var.

O tarih de Vehbi Koç’un imzasını taşıyor.

Ve tarihi olan markaların en büyük sorumluluğu, geçmişleriyle övünmek değil;

geçmişlerinin hak ettiği standardı bugün de yaşatabilmektir.

 

Bu haftalık benden bu kadar.

 

Kalın sağlıcakla.

DİĞER YAZILARI Uluslararası Organizasyonlar İstanbul'un Yeni Ekonomik Gücüdür 01-01-1970 03:00 İki Büyük Mutfak İmparatorluğu 01-01-1970 03:00 Süreyya Plajı ve Bakireler Anıtı 01-01-1970 03:00 Karaköy Palas'ta Küme Vakfı Vizyonu ile Mimarlar Geçidine 01-01-1970 03:00 Çünkü ve Rağmen 01-01-1970 03:00 Seferberlik Çöreği 01-01-1970 03:00 Bursa’dan Çıkan; Sabiha Gökçen Kimdir? 01-01-1970 03:00 Amerikalı Red Kit'in Arkadaşı Osmanlı Devecisi Hacı Ali Hikayesi 01-01-1970 03:00 İzmir’in Dünyaya Armağanı: Dario Moreno 01-01-1970 03:00 Fikret Mualla: Picasso'nun Arkadaşı 01-01-1970 03:00 ODYSSEY 01-01-1970 03:00 NATO Zirvesi’nde Sadece Diplomasi Değil, Türk Mutfağı da Masadaydı 01-01-1970 03:00 İstanbul Millet Bahçesi’nde Hemşehri Günleri Önemi ve Bartın 01-01-1970 03:00 Ormanın Kalbinde Müziğin Büyüsü: Life Park’ta Caz, Klasik Müzik ve Doğanın Eşsiz Buluşması 01-01-1970 03:00 Sokak Lezzetleri mi? Fine Dining mi? 01-01-1970 03:00 Turizmde Yazların Efendisi: Villaların Sessiz Yükselişi 01-01-1970 03:00 İstanbul’un Yeni Gücü: Sıfır Atık Zirvesi ve Konser Turizmi 01-01-1970 03:00 Türk Mutfağı Newyork'tan Dünyaya Tanıtıldı 01-01-1970 03:00 İstanbul’da Sağlıklı Zayıflamanın En Keyifli Yolu 01-01-1970 03:00 Pagan Gastronomisi 01-01-1970 03:00 Anlamazdın Aşk Hikayesi 01-01-1970 03:00 Cemre Çarşısı 01-01-1970 03:00 Peynir & Mantar 01-01-1970 03:00 Miami Türk Lezzetleri 01-01-1970 03:00 Özbek Gastronomisi 01-01-1970 03:00 Hürmüz Boğazı, Marco Polo ve Pers Mutfağı 01-01-1970 03:00 Baklava ve Topkapı Sarayı 01-01-1970 03:00 İşsiz Kalan NLP: Aile Dizilimciler veya Dubai'de Ev Satanlar Şimdilerde Ne Satıyor? 01-01-1970 03:00 Ordular Midesi Üzerinden Yürür 01-01-1970 03:00 İran Mutfağı 01-01-1970 03:00 Ramazan'da Oruç 01-01-1970 03:00 Bir Nişantaşı aşkı; Masumiyet Müzesi 01-01-1970 03:00 Kuver ve Bahşiş Olay; Aslı Nedir? 01-01-1970 03:00 Dünya Astroloji Baronu 01-01-1970 03:00 Bursa: Gastronomik Bir Şehir 01-01-1970 03:00 Avrupa, Türk Mutfağından Korkuyor 01-01-1970 03:00 Lider Olsan Ne Yemek Yerdin? 01-01-1970 03:00 Dünyada Görmen Gereken Gastronomik Köyler 01-01-1970 03:00 Amerika’nın Tarihi: Bir Kıtanın Keşfi mi, Bir Sofranın Dağılması mı? 01-01-1970 03:00 Ölmeden Deneyimlemen Gereken 10 Mutfak 01-01-1970 03:00 Restoran Derecelendirme Şirketleri Üzerine Bir Köşe Yazısı 01-01-1970 03:00 Güzellik Güç İlişkisi 01-01-1970 03:00 Türk Halkının Papa ile İmtihanı 01-01-1970 03:00 O Palyaço Benim 01-01-1970 03:00 GT Hijyen Belgesi: Gastronomi Turizmi’nin Gizli Kahramanı 01-01-1970 03:00 Timur: Savaşın, Sofranın ve Aşkların Efendisi 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Coşkusu Afrika’da: Türk Bayrağı Burkina Faso Semalarında Dalgalandı 01-01-1970 03:00 Brüksel: Gastrodiplomaside Avrupa Başkenti 01-01-1970 03:00 GASTROSHOW 2025 01-01-1970 03:00 Güney Afrika Mutfağı 01-01-1970 03:00 Melekler Şehri 01-01-1970 03:00 New York’un Sokak Lezzetleri ve İkonik Restoranları 01-01-1970 03:00 Godfather’ın Şarkıları: Sinemanın Sessiz Dilinden Bir Baş Yapıt 01-01-1970 03:00 İzmir Fuarı Aslında... 01-01-1970 03:00 Gastroshow: Gastronomi ve Turizmin Davos Zirvesi 01-01-1970 03:00 Türk Atasözlerinin Mizahı 01-01-1970 03:00 Nişantaşı: Dünün Zarafeti, Bugünün Işıltısı 01-01-1970 03:00 Don Kişot, Cami İnşaatında Sigortasız Çalıştırıldı Mı? 01-01-1970 03:00 Ağaçların Arasında Anlamlı Bir Gecce: Gastronomi Turizmi Derneği’nden “Ormanda” Etkinliği 01-01-1970 03:00 Zeki Müren, Huysuz Virjin, Bülent Ersoy 01-01-1970 03:00 Dünyayı Değiştiren Türkler 01-01-1970 03:00 Sağlık ve Gastronomi Turizmi 01-01-1970 03:00 Pastırmalı Fitness 01-01-1970 03:00 Orman Yangınları ve Gastronomi: Coğrafi İşaretli Ürünler Yanarken 01-01-1970 03:00 Kıbrıs’ta Gastronomi Turizmi ve Sarı Çizmeli Mehmet Ağa 01-01-1970 03:00 Tadı Damağımda da Kalacak Bir Yolculuk: Porto - Lizbon - Matosinhos'un Gastronomi Rotası 01-01-1970 03:00 Elon Musk: Türk Olsaydı? 01-01-1970 03:00 Yaz Gelirken Güzel Olma Telaşı Başladı 01-01-1970 03:00 Gastronominin Davos'u: 2025 Gastroshow 01-01-1970 03:00 Almanların Tüccar Şehri: Hamburg 01-01-1970 03:00 Anneler Günü 01-01-1970 03:00 Çölden Yükselen Şehir: Dubai 01-01-1970 03:00 Tarsus’a Altın Elma ile Gelen Uluslararası Onur 01-01-1970 03:00 Çevreci Tarzan ve Doğal Viagra 01-01-1970 03:00 Yemeden Ölmemen Gereken 3 Eşsiz Yemek: Borç Çorbası, Keşkek, Çığırtma 01-01-1970 03:00 Frank Sinatra ve Zeki Müren Dönemi Restoranlarında Yemek Kültürü 01-01-1970 03:00 Turizm ve Restoranlarda Sürdürülebilirlik: Çevreye Saygılı Bir Gelecek Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Gösteriş Meraklısı 01-01-1970 03:00 Datça: Tarih, Kültür ve Lezzetlerin Şiirle Buluştuğu Yer 01-01-1970 03:00 Finans ve Gastronomi 01-01-1970 03:00 Erzurum: Tarihin, Lezzetin ve Kış Turizminin Başkenti 01-01-1970 03:00 İstanbul Gastronomisi 01-01-1970 03:00 Kültür topu, Nostradamus, Freud, Banksy 01-01-1970 03:00 Sağlık ve gastronomi 01-01-1970 03:00 İspanyol dahi kadın; Hildegart Rodríguez Carballeira hikayesi 01-01-1970 03:00 Yapay zekaya 3 soru sordum 01-01-1970 03:00 Tarsus: Tarih, İnanç ve Lezzetin Buluştuğu Şehir 01-01-1970 03:00 Kuzey Kıbrıs Gastronomi ve İskele Bölgesi: Keşfedilmesi Gereken Tatlar ve Güzellikler 01-01-1970 03:00 Amsterdam elmas hikayesi 01-01-1970 03:00 Belçika: Lezzetlerin Ülkesi 01-01-1970 03:00 Dünyanın en güzel şatolarında gastronomik deneyimler 01-01-1970 03:00 Ekstrem Çılgın İnsan: Çizgilerin Dışında Yaşayanlar 01-01-1970 03:00 Vegan Beslenme Trendleri ve Yeşil Restoranlar 01-01-1970 03:00 Gastronomi kenti Elazığ! 01-01-1970 03:00 Dünya mutfağı ve BEST50 01-01-1970 03:00 Wi-Fi’ı bulan güzel kadın; Hedy Lamarr 01-01-1970 03:00 10 Kasım: Türkiye’nin Kalbindeki Tarih 01-01-1970 03:00 Kitap fuarında 'İçinden lezzet geçen kitaplar' söyleşisi 01-01-1970 03:00 ChatGPT’nin Aşırı Kullanımının Zararları 01-01-1970 03:00 İpek Yolu Sonu: Fergana Şehri; Ekonomi Devrimi 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki etkinlikler ve Michelin yıldızlı restoranların etkisi 01-01-1970 03:00 Kültür Yolu Festivali: Sanat ve Tarihle Yeniden Buluşmak 01-01-1970 03:00 Cannes: Lezzet, Sanat ve Tarihin Buluşma Noktası 01-01-1970 03:00 Monaco: Lüks ve Zarafet 01-01-1970 03:00 1 Günde Ayder/Rize Gezisi 01-01-1970 03:00 Elazığ ve Yalova 01-01-1970 03:00 Kaybolan zarafet yasası 01-01-1970 03:00 Türkiye'de olduğunu nasıl anlarsın? 01-01-1970 03:00 Amasra'da neler var? 01-01-1970 03:00 Farkındalık 01-01-1970 03:00 Türkiye'de tutmayan işler 01-01-1970 03:00 En ilginç isimli Türk yemekleri 01-01-1970 03:00 Otel ve yeme içme 01-01-1970 03:00 Tatil 01-01-1970 03:00 Yatırım araçları 01-01-1970 03:00 Orman yangınları ve turizm 01-01-1970 03:00 Beyoğlu gastronomi tarihi 01-01-1970 03:00 Çeşme-Kuşadası bitmiş ağlayanı yok 01-01-1970 03:00 Lyon'da 3 gün 01-01-1970 03:00 Gastronomi dünyasının kalbi Gastroshow’da attı 01-01-1970 03:00 Evdeki çocuklarımız köpeklerimiz 01-01-1970 03:00 Erkeklere pahalı oyuncaklar 01-01-1970 03:00 Gastronomik etkinlik yoğunluğu 01-01-1970 03:00 Sağlık turizmi ve zayıflama sektörü 01-01-1970 03:00 Evde yemek 01-01-1970 03:00 Gastroshow 01-01-1970 03:00 Shakira rehberiyle Yunanistan 01-01-1970 03:00 Hamburger ve coğrafi işaretli hamburger 01-01-1970 03:00 Müzik kültürü ve toplum kültürü 01-01-1970 03:00 Yaz geliyor kilo verecek misin? 01-01-1970 03:00 Evcil hayvan gastronomisi 01-01-1970 03:00 İzmir klasik lezzetleri 01-01-1970 03:00 Marka olmak 01-01-1970 03:00 Doğru bildiğimiz yanlışlar 01-01-1970 03:00 Ordu Ünye'de gastronomi ve turizm 01-01-1970 03:00 Avrupa sosyetesi nerede? 01-01-1970 03:00 Zengin yoksul 01-01-1970 03:00 GTD, Türkiye gastronomisine değer katanları ağırladı 01-01-1970 03:00 Türk gastronomisi uzayda! 01-01-1970 03:00 40 önemli bilgi 01-01-1970 03:00 Gastronomik önemiyle dikkat çeken 5 kitap 01-01-1970 03:00 2023'ün EN'leri listesi 01-01-1970 03:00 2024 Markalaşma Yılı 01-01-1970 03:00 İzmir'de neler oluyor? 01-01-1970 03:00 Sofra Adabı ve Asalet 01-01-1970 03:00 Napolyon 01-01-1970 03:00 Kalbim Malta'da kaldı 01-01-1970 03:00 Burçlar hangi yemekleri sever? 01-01-1970 03:00 Michelin ve Türk Mutfağı'na saygı! 01-01-1970 03:00 Hygge Felsefesi nedir? 01-01-1970 03:00 Kopenhag'da bir gecce 01-01-1970 03:00 Veni Vidi Vici 01-01-1970 03:00 Kültür manyağı yaparım 01-01-1970 03:00 Son Akşam Yemeği'nin hikayesi 01-01-1970 03:00 Hoş geldin Ekim 2023 01-01-1970 03:00 İstanbul'da neler oluyor? 01-01-1970 03:00 Gastronomi turizmi için şehir etkinliklerinin önemi 01-01-1970 03:00 Anadolu kadınına döviz kazandırmak 01-01-1970 03:00 Emlak sektörü ve gastronomi 01-01-1970 03:00 Personel sorunu & Patron sorunu 01-01-1970 03:00 Ünlüler ne yemek sever? 01-01-1970 03:00 3 günde Tokat 01-01-1970 03:00 Motor kültürü 01-01-1970 03:00 Gastronomi ve sanat 01-01-1970 03:00 İzlemeniz gereken iki film 01-01-1970 03:00 Neden eski müzikler 01-01-1970 03:00 2 Michelin Yıldızlı şefin en iyi tabağı: Domates 01-01-1970 03:00 Bayramlara bakış açısı 01-01-1970 03:00 Fethiye bayramlıkları 01-01-1970 03:00 Bodrum, neden Bodrum? 01-01-1970 03:00 İstanbul'da etkinlik yoğunluğu 01-01-1970 03:00 Bodrum-Çeşme nereden çıktı? 01-01-1970 03:00 Atatürk'ün hayatını kurtaran saat 01-01-1970 03:00 Mutfak yangınları 01-01-1970 03:00 Şehirleri marka yapan restoranlar 01-01-1970 03:00 Peru Gastronomisi 01-01-1970 03:00 Anneler Günü'nün bilinmeyen hikayesi 01-01-1970 03:00 Topkapı Sarayı 01-01-1970 03:00 Paskalya Bayramı ve Ukrayna 01-01-1970 03:00 İstanbul semtlerinin isimleri nereden geliyor? 01-01-1970 03:00 Hobin kadar konuş 01-01-1970 03:00 Evde Somon ve Morina kalmamış Oslo'ya gittim! 01-01-1970 03:00 Başka bir Çanakkale Zaferi 01-01-1970 03:00 İzmir'de bir günde ne yenir? 01-01-1970 03:00 Sophia Loren ve favorisi Ristorante Apollianare 01-01-1970 03:00 Sevimli dostlar; köpeklerimiz, kedilerimiz 01-01-1970 03:00 Neden Anadolu? 01-01-1970 03:00 Deprem gerçeği! 01-01-1970 03:00 Amerika havası 01-01-1970 03:00 Tiyatro 24 TL, kahve 50 TL: "Veba" 01-01-1970 03:00 İstanbul'da su durumu, kuraklık ve farkındalık 01-01-1970 03:00 İstanbul'da gezilecek yerler 01-01-1970 03:00 Yaşlandığını nasıl anlarsın? 01-01-1970 03:00 2022'nin En'leri listesi 01-01-1970 03:00 Avatar: Suyun Yolu 01-01-1970 03:00 Gastronomi sözlüğü 01-01-1970 03:00 Christmas ve Noel Baba  01-01-1970 03:00 İstanbul semt isimleri 01-01-1970 03:00 Trüf mantarı 01-01-1970 03:00 Tanımlar 01-01-1970 03:00 Haftalık gelişmeler... 01-01-1970 03:00 Prag'da sonbahar! 01-01-1970 03:00 YEMEK  YEMEK  01-01-1970 03:00 MICHELIN YILDIZI  01-01-1970 03:00 Ne İzleyelim? 01-01-1970 03:00 Trüf mantarı ve Gastronomi  01-01-1970 03:00 Sürdürülebilirlik ve İklim Krizi 01-01-1970 03:00 İHRACAT REKORLARI 01-01-1970 03:00 Amerika Başkanını Covid 19'dan koruyan karamürver ve Kastamonu 01-01-1970 03:00