Bursa’dan Çıkan; Sabiha Gökçen Kimdir?

Gürkan Boztepe

24-08-2026 10:28

Bazı isimler vardır; bir insanın adı olmaktan çıkar, bir dönemin ruhuna dönüşür.

 

Sabiha Gökçen de böyle bir isimdir.

 

Bugün İstanbul’da milyonlarca insan onun adını taşıyan havalimanından uçağa biniyor. Kimi iş için, kimi tatil için, kimi sevdiklerine kavuşmak için gökyüzüne yükseliyor.

 

Ama o havalimanının tabelasında yazan ismin arkasında yalnızca başarılı bir pilotun değil, Cumhuriyet’in Türk kadını için açmak istediği yeni dünyanın hikâyesi var.

 

Bursa’da dünyaya gelen, küçük yaşta anne ve babasını kaybeden bir kız çocuğunun; Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı olması, eğitim görmesi, pilot olması, askerî havacılık eğitimi alması, dünyanın ilk kadın savaş pilotu olarak tarihe geçmesi ve Balkanlar üzerinde bir “barış elçisi” olarak uçması…

 

Bütün bunlar, aslında tek bir hayat hikâyesinden daha fazlasıdır.

Bu, Cumhuriyet’in “kadın” tarifinin değişmesinin hikâyesidir.

 

Bir kız çocuğunun kaderini değiştiren karşılaşma

 

Sabiha Gökçen, 1913 yılında Bursa’da doğdu.

 

Babası Mustafa İzzet Bey, annesi Hayriye Hanım’dı. Anne ve babasını küçük yaşta kaybetti ve ağabeyi tarafından büyütüldü.

 

1925 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa ziyareti sırasında yolları kesişti.

O sırada Sabiha henüz 12 yaşındaydı.

 

Bu karşılaşma onun hayatının dönüm noktası oldu. Atatürk, Sabiha’yı manevi evlat edindi ve Ankara’ya götürdü.

 

Burada önemli olan yalnızca bir çocuğun Cumhurbaşkanı tarafından sahiplenilmesi değildir.

 

Asıl önemli olan, Atatürk’ün Sabiha’nın önüne koyduğu eğitim ve hayat projesidir.

Çankaya İlkokulu…

 

İstanbul’daki kız okulları…

 

Yabancı dil…

 

Tedaviler…

 

Paris…

 

Ve ardından havacılık.

 

Atatürk’ün manevi çocuklarına yaklaşımında eğitim merkezi bir yerdeydi. Sabiha Gökçen bunun en çarpıcı örneklerinden biriydi. Atatürk Ansiklopedisi de onun, Türk kadınının cesaretini ve farklı alanlardaki yeteneğini gösterecek bir rol model olarak yetiştirildiğini vurguluyor.

 

“Gökçen” soyadı gökyüzünden önce geldi

 

Burada çok güzel bir tarihî ayrıntı var.

 

1934 yılında Soyadı Kanunu çıktı.

 

Atatürk, manevi kızına “Gökçen” soyadını verdi.

 

Bugün hepimiz bu soyadı duyduğumuzda aklımıza gökyüzünü getiriyoruz.

 

Fakat ilginç olan şu:

 

Sabiha Gökçen, Gökçen soyadını aldığında henüz pilot değildi.

 

Yani kaderin güzel bir tesadüfüyle, gökyüzüyle özdeşleşecek bir isim, daha gökyüzüne çıkmadan verilmişti. Sabiha Gökçen’in kendi anlatımında da bu ayrıntı özellikle vurgulanır.

 

Belki de bazı isimler insanın kaderini önceden fısıldar.

 

Atatürk onun gözlerindeki heyecanı gördü

 

1935…

 

Türkkuşu açılış töreni.

 

Planörler havada süzülüyor, paraşütçüler gökyüzünden aşağı iniyor.

 

Sabiha Gökçen gösterileri izliyor.

 

Atatürk onun heyecanını fark ediyor.

 

Ve ona havaya çıkıp çıkamayacağını soruyor.

 

Sabiha’nın cevabı kısa:

 

“Onların yerinde olmak isterdim.”

 

Atatürk’ün cevabı ise bir genç kızın hayatını değiştirecek kadar önemli:

 

“Cesaretini beğendim.”

 

Ardından Türk Hava Kurumu Başkanı Fuat Bulca’ya dönüyor ve Sabiha’nın çalışmalara katılmasını istiyor. Böylece Sabiha Gökçen, Türkkuşu Sivil Havacılık Okulu’nun ilk kız öğrencilerinden biri oluyor.

 

Burada Atatürk’ün eğitim anlayışını görmek mümkün.

 

Bir genç kızın gözlerindeki merakı bastırmak yerine, onu mesleğe dönüştürüyor.

 

“Sen kızsın, yapamazsın” demiyor.

 

Tam tersine:

 

“Deneyebilirsin.”

 

Cumhuriyet’in kadın politikası belki de bundan daha güzel özetlenemez.

 

Cumhuriyet kadını yalnızca seyirci olmayacaktı

 

Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınların eğitimden siyasete, çalışma hayatından sanata kadar toplumsal yaşamda daha güçlü biçimde yer alması için önemli dönüşümler yaşandı.

 

Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı 1930’da, muhtarlık seçimlerinde 1933’te, milletvekili seçimlerinde ise 1934’te tanındı.

 

Aynı dönemde kadınlar doktor, öğretmen, avukat, mühendis, akademisyen ve sanatçı olarak toplumun farklı alanlarında görünür hale geliyordu.

 

Sabiha Gökçen ise bütün bu değişimin gökyüzündeki sembollerinden biri oldu.

 

Çünkü uçak kullanmak, özellikle 1930’ların dünyasında, sıradan bir meslek değildi.

 

Hele askerî uçak kullanmak…

 

Hele kadın olmak…

 

İşte Sabiha’nın hikâyesini olağanüstü yapan da budur.

 

Eskişehir’e gönderilen Cumhuriyet kızı

 

Atatürk, Sabiha’nın uçuş eğitimindeki başarısını görünce daha büyük bir hedef koydu.

 

Eskişehir Tayyare Mektebi…

 

Sabiha Gökçen 1936’da burada eğitim almaya başladı.

 

Yaklaşık 11 aylık eğitimin ardından Eskişehir’deki Birinci Tayyare Alayı’nda görev yaptı; av ve bombardıman uçakları konusunda uzmanlaştı ve askerî pilot oldu. (Atatürk Ansiklopedisi⁠ )

 

30 Ağustos 1937’de askerî uçuş brövesini aldı.

 

Ve tarihe geçti:

 

Dünyanın ilk kadın savaş pilotu olarak kabul edildi.

 

Şimdi bir an durup düşünelim.

 

1937 yılında dünyanın pek çok yerinde kadınların toplumsal ve mesleki hakları bugünkü seviyede değil.

 

Türkiye ise bir Türk kadınını askerî pilot olarak yetiştiriyor.

 

Bu yalnızca bir havacılık başarısı değildi.

 

Bu, dünyaya verilmiş bir mesajdı:

 

Türk kadını gökyüzünde de vardır.

 

“Kadın pilot” değil, pilot

 

Bence Sabiha Gökçen’in hikâyesinde bugün özellikle üzerinde durmamız gereken noktalardan biri de bu.

 

Sabiha’nın başarısını anlatırken sürekli “kadın pilot” demek elbette tarihsel açıdan anlamlı.

 

Ama bir noktadan sonra onun kadın kimliğinin başarısının önüne geçmesine izin vermemek gerekir.

 

Çünkü Sabiha Gökçen iyi bir pilot olmak için sadece kadın olduğu için değil, eğitim aldığı, çalıştığı, disiplinli olduğu ve yeteneklerini geliştirdiği için başarılı oldu.

 

Kadın olması ise o dönemde bu başarının sembolik değerini çok daha büyük hale getiriyordu.

 

Savaş pilotu ve ardından barış elçisi

 

Sabiha Gökçen’in askerî pilotluğu tarihsel açıdan tartışmalı dönemlerden birine de denk geldi.

 

 

 

 

 

1938 Balkan turu.

 

Çünkü burada Sabiha’nın uçağı artık savaşın değil, diplomasinin aracı haline gelir.

 

Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışının gökyüzündeki temsilcilerinden biri olur.

 

Atina…

 

Selanik…

 

Sofya…

 

Belgrad…

 

Bükreş…

 

Sabiha Gökçen Balkan başkentlerini uçakla ziyaret eder. (Atatürk Ansiklopedisi⁠ )

 

Bu seyahat sırasında verdiği mesaj çok nettir:

 

Türk kadını barış istiyor.

 

Ve Sabiha Gökçen kendisini “barış elçisi” olarak tanımlıyordu.

 

İşte burada çok güzel bir Cumhuriyet paradoksu ortaya çıkıyor:

 

Dünyanın ilk kadın savaş pilotlarından biri olan Sabiha Gökçen, aynı zamanda barış mesajı taşıyordu.

 

Çünkü dönemin anlayışında güçlü olmak savaş istemek anlamına gelmiyordu.

 

Tam tersine:

 

Barışı koruyabilmek için güçlü olmak gerekiyordu.

 

Atatürk’ün Cumhuriyet kadınları

 

Sabiha Gökçen’i tek başına düşünmemek gerekir.

 

Atatürk’ün çevresindeki Cumhuriyet kadınlarına baktığımızda bambaşka bir tablo görürüz.

 

Afet İnan, tarih ve bilim alanında çalıştı.

 

Sabiha Gökçen, havacılığın sembolü oldu.

 

Halide Edip Adıvar, edebiyat ve Millî Mücadele tarihinin güçlü kadın figürlerinden biri olarak öne çıktı.

 

Suat Derviş, gazetecilik ve edebiyatta iz bıraktı.

 

Remziye Hisar, Türkiye’nin ilk kadın kimyagerlerinden biri olarak bilim dünyasında yer aldı.

 

Semiha Berksoy, opera ve sahne sanatlarında Türkiye’nin öncü isimlerinden biri oldu.

 

İlk kadın belediye başkanlarımız, kadın öğretmenlerimiz, doktorlarımız, avukatlarımız ve mühendislerimiz de bu büyük dönüşümün parçalarıydı.

 

Hepsinin hikâyesi farklıydı.

 

Ama ortak noktaları şuydu:

 

Cumhuriyet, kadınların yalnızca evin içinde değil, ülkenin geleceğini kuran hayatın her alanında bulunmasını istiyordu.

 

Sabiha Gökçen bunun en çarpıcı sembollerinden biri oldu.

 

Bir kız çocuğuna “sen de yapabilirsin” demenin hikâyesi

 

Bence Sabiha Gökçen’in hayatındaki en önemli kelime “pilot” değildir.

 

Cesarettir.

 

Çünkü bir çocuğa eğitim vermek başka şeydir.

 

O çocuğa “sen de yapabilirsin” demek başka.

 

Atatürk, Sabiha’nın önündeki sınırları onun cinsiyetiyle çizmedi.

 

Tam tersine, onun önündeki sınırları kaldırdı.

 

Bu nedenle Sabiha Gökçen’in hikâyesini gençlere anlatırken sadece madalyalarından, uçuşlarından ve rekorlarından söz etmek yetmez.

 

Şunu da söylemek gerekir:

 

Bir insanın hayatını değiştiren bazen bir fırsattır. Ama o fırsatı vermek de bir liderlik meselesidir.

 

Sabiha Gökçen o fırsatı aldı.

 

Fakat sonra kendi emeğiyle başarıya dönüştürdü.

 

 

10 Kasım 1938…

 

Atatürk hayata veda etti.

 

Sabiha Gökçen için bu yalnızca Cumhurbaşkanı’nın kaybı değildi.

 

Manevi babasını kaybetmişti.

 

Hayatına yön veren, ona “Gökçen” soyadını veren, gökyüzüne çıkması için cesaretlendiren insan artık yoktu.

 

Fakat Sabiha’nın uçuşu bitmedi.

 

1938’de Türkkuşu’na başöğretmen olarak atandı ve uzun yıllar gençlere havacılık eğitimi verdi.

 

Yani Atatürk’ün ona verdiği fırsatı başkalarına aktardı.

 

Bu çok önemli.

 

Çünkü gerçek miras, yalnızca başarı kazanmak değildir.

 

Başkasının da başarılı olabileceği yolu açmaktır.

 

Ve yıllar sonra…

 

Sabiha Gökçen 1950’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’ne davet edildi.

 

Dünyanın farklı yerlerinde Türk kadınının temsilcisi oldu.

 

1996 yılında ise 83 yaşındayken son uçuşlarından birini gerçekleştirdi.

 

Aynı yıl Amerika’daki Maxwell Hava Üssü’nde düzenlenen “Kartallar Toplantısı” kapsamında dünyanın havacılık tarihine damga vurmuş 20 havacısından biri seçildi. Bu listeye giren ilk ve tek kadın havacı olarak anıldı.

 

Düşünün…

 

Bursa’da küçük yaşta anne ve babasını kaybeden bir kız çocuğu…

 

83 yaşında hâlâ gökyüzünde.

 

İşte hayat bazen böyle uzun bir cümledir.

 

İstanbul’daki havalimanı ve büyük sembol

 

Sabiha Gökçen, 22 Mart 2001’de 88 yaşında hayatını kaybetti.

 

Adının verildiği İstanbul’daki havalimanının açılışını görmeye ömrü yetmedi.

 

Bugün ise o havalimanından dünyanın farklı noktalarına uçuşlar yapılıyor.

 

Her gün binlerce insan onun adının yazılı olduğu tabelanın altından geçiyor.

 

Belki çoğu, o ismin hikâyesini bilmiyor.

 

Belki genç bir kız, pasaportunu eline alıp uçağa biniyor.

 

Belki ilk kez yurtdışına çıkıyor.

 

Belki pilot olmak istiyor.

 

Belki mühendis…

 

Belki doktor…

 

Belki diplomat…

 

İşte Sabiha Gökçen’in asıl mirası tam burada başlıyor.

 

“Atatürk kızı” olmak yetmezdi

 

Sabiha Gökçen’in hayatında beni en çok düşündüren nokta şu:

 

Atatürk ona çok büyük bir fırsat verdi.

 

Ama Sabiha o fırsatı kullanmasaydı bugün tarih kitaplarında aynı yerde olmayacaktı.

 

Atatürk ona kapıyı açtı.

 

O, o kapıdan geçti.

 

Atatürk ona gökyüzünü gösterdi.

 

O, gökyüzüne çıktı.

 

Atatürk ona bir soyadı verdi.

 

O soyadı dünya havacılık tarihine yazdırdı.

 

 

Bu, aynı zamanda Sabiha’nın kendi emeğinin, cesaretinin ve disiplininin hikâyesidir.

 

Bugünün genç kızlarına kalan mesaj

 

Bugün Cumhuriyet’in kuruluşunun üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti.

 

Dünya değişti.

 

Teknoloji değişti.

 

Uçaklar değişti.

 

Kadınların eğitim ve çalışma hayatındaki yeri büyük ölçüde değişti.

 

Ama bir şey hâlâ değişmedi:

 

Bir çocuğun hayal kurmaya ihtiyacı var.

 

Ve bazen o çocuğa yalnızca bir yetişkinin:

 

“Yapabilirsin.”

 

demesi gerekiyor.

 

Sabiha Gökçen’in hikâyesi bize bunu anlatıyor.

 

Bir ülkenin geleceği yalnızca fabrikalarda, üniversitelerde, parlamentolarda veya orduda kurulmaz.

 

Bazen bir kız çocuğunun hayaline izin vermekle kurulur.

 

Sabiha Gökçen’in gökyüzüne yükselişini bu nedenle sadece bir havacılık hikâyesi olarak okuyamayız.

 

O uçak, 1930’ların Türkiye’sinden dünyaya doğru yükselirken aslında başka bir mesaj da taşıyordu:

 

“Türk kadını burada. Ve artık kendi gökyüzünü kendisi seçiyor.”

 

Bugün İstanbul’da Sabiha Gökçen Havalimanı’na baktığımda, sadece pistleri ve uçakları görmüyorum.

 

Bursa’da yaşayan küçük bir kız çocuğunu görüyorum.

 

Çankaya’da eğitim alan genç Sabiha’yı görüyorum.

 

Türkkuşu’nda gökyüzüne bakan heyecanlı bir Cumhuriyet kızını görüyorum.

 

Eskişehir’de askerî uçuş eğitimi alan genç kadını görüyorum.

 

Balkanlar üzerinde uçan barış elçisini görüyorum.

 

Ve en önemlisi, Cumhuriyet’in kadına “seyretme” değil, “yapma” cesareti vermesini görüyorum.

 

Belki de Sabiha Gökçen’in hayatını anlatan en güzel cümle budur:

 

Atatürk ona sadece bir soyadı vermedi; bir hedef verdi.

 

Sabiha Gökçen de o hedefi gökyüzüne taşıdı.

 

Ve bugün onun adı hâlâ gökyüzünde.

 

Çünkü bazı insanlar ölmez.

 

Bazıları bir meydanda, bir okulda, bir kitapta; bazıları ise her havalandığında gökyüzüne yükselen uçakların kanadında yaşamaya devam eder.

 

Sabiha Gökçen, Cumhuriyet’in gökyüzündeki imzasıdır.

DİĞER YAZILARI Rahmi Koç Yemekleri Kıllı Mı Kılsız Mı Tercih Eder? 01-01-1970 03:00 Amerikalı Red Kit'in Arkadaşı Osmanlı Devecisi Hacı Ali Hikayesi 01-01-1970 03:00 İzmir’in Dünyaya Armağanı: Dario Moreno 01-01-1970 03:00 Fikret Mualla: Picasso'nun Arkadaşı 01-01-1970 03:00 ODYSSEY 01-01-1970 03:00 NATO Zirvesi’nde Sadece Diplomasi Değil, Türk Mutfağı da Masadaydı 01-01-1970 03:00 İstanbul Millet Bahçesi’nde Hemşehri Günleri Önemi ve Bartın 01-01-1970 03:00 Ormanın Kalbinde Müziğin Büyüsü: Life Park’ta Caz, Klasik Müzik ve Doğanın Eşsiz Buluşması 01-01-1970 03:00 Sokak Lezzetleri mi? Fine Dining mi? 01-01-1970 03:00 Turizmde Yazların Efendisi: Villaların Sessiz Yükselişi 01-01-1970 03:00 İstanbul’un Yeni Gücü: Sıfır Atık Zirvesi ve Konser Turizmi 01-01-1970 03:00 Türk Mutfağı Newyork'tan Dünyaya Tanıtıldı 01-01-1970 03:00 İstanbul’da Sağlıklı Zayıflamanın En Keyifli Yolu 01-01-1970 03:00 Pagan Gastronomisi 01-01-1970 03:00 Anlamazdın Aşk Hikayesi 01-01-1970 03:00 Cemre Çarşısı 01-01-1970 03:00 Peynir & Mantar 01-01-1970 03:00 Miami Türk Lezzetleri 01-01-1970 03:00 Özbek Gastronomisi 01-01-1970 03:00 Hürmüz Boğazı, Marco Polo ve Pers Mutfağı 01-01-1970 03:00 Baklava ve Topkapı Sarayı 01-01-1970 03:00 İşsiz Kalan NLP: Aile Dizilimciler veya Dubai'de Ev Satanlar Şimdilerde Ne Satıyor? 01-01-1970 03:00 Ordular Midesi Üzerinden Yürür 01-01-1970 03:00 İran Mutfağı 01-01-1970 03:00 Ramazan'da Oruç 01-01-1970 03:00 Bir Nişantaşı aşkı; Masumiyet Müzesi 01-01-1970 03:00 Kuver ve Bahşiş Olay; Aslı Nedir? 01-01-1970 03:00 Dünya Astroloji Baronu 01-01-1970 03:00 Bursa: Gastronomik Bir Şehir 01-01-1970 03:00 Avrupa, Türk Mutfağından Korkuyor 01-01-1970 03:00 Lider Olsan Ne Yemek Yerdin? 01-01-1970 03:00 Dünyada Görmen Gereken Gastronomik Köyler 01-01-1970 03:00 Amerika’nın Tarihi: Bir Kıtanın Keşfi mi, Bir Sofranın Dağılması mı? 01-01-1970 03:00 Ölmeden Deneyimlemen Gereken 10 Mutfak 01-01-1970 03:00 Restoran Derecelendirme Şirketleri Üzerine Bir Köşe Yazısı 01-01-1970 03:00 Güzellik Güç İlişkisi 01-01-1970 03:00 Türk Halkının Papa ile İmtihanı 01-01-1970 03:00 O Palyaço Benim 01-01-1970 03:00 GT Hijyen Belgesi: Gastronomi Turizmi’nin Gizli Kahramanı 01-01-1970 03:00 Timur: Savaşın, Sofranın ve Aşkların Efendisi 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Coşkusu Afrika’da: Türk Bayrağı Burkina Faso Semalarında Dalgalandı 01-01-1970 03:00 Brüksel: Gastrodiplomaside Avrupa Başkenti 01-01-1970 03:00 GASTROSHOW 2025 01-01-1970 03:00 Güney Afrika Mutfağı 01-01-1970 03:00 Melekler Şehri 01-01-1970 03:00 New York’un Sokak Lezzetleri ve İkonik Restoranları 01-01-1970 03:00 Godfather’ın Şarkıları: Sinemanın Sessiz Dilinden Bir Baş Yapıt 01-01-1970 03:00 İzmir Fuarı Aslında... 01-01-1970 03:00 Gastroshow: Gastronomi ve Turizmin Davos Zirvesi 01-01-1970 03:00 Türk Atasözlerinin Mizahı 01-01-1970 03:00 Nişantaşı: Dünün Zarafeti, Bugünün Işıltısı 01-01-1970 03:00 Don Kişot, Cami İnşaatında Sigortasız Çalıştırıldı Mı? 01-01-1970 03:00 Ağaçların Arasında Anlamlı Bir Gecce: Gastronomi Turizmi Derneği’nden “Ormanda” Etkinliği 01-01-1970 03:00 Zeki Müren, Huysuz Virjin, Bülent Ersoy 01-01-1970 03:00 Dünyayı Değiştiren Türkler 01-01-1970 03:00 Sağlık ve Gastronomi Turizmi 01-01-1970 03:00 Pastırmalı Fitness 01-01-1970 03:00 Orman Yangınları ve Gastronomi: Coğrafi İşaretli Ürünler Yanarken 01-01-1970 03:00 Kıbrıs’ta Gastronomi Turizmi ve Sarı Çizmeli Mehmet Ağa 01-01-1970 03:00 Tadı Damağımda da Kalacak Bir Yolculuk: Porto - Lizbon - Matosinhos'un Gastronomi Rotası 01-01-1970 03:00 Elon Musk: Türk Olsaydı? 01-01-1970 03:00 Yaz Gelirken Güzel Olma Telaşı Başladı 01-01-1970 03:00 Gastronominin Davos'u: 2025 Gastroshow 01-01-1970 03:00 Almanların Tüccar Şehri: Hamburg 01-01-1970 03:00 Anneler Günü 01-01-1970 03:00 Çölden Yükselen Şehir: Dubai 01-01-1970 03:00 Tarsus’a Altın Elma ile Gelen Uluslararası Onur 01-01-1970 03:00 Çevreci Tarzan ve Doğal Viagra 01-01-1970 03:00 Yemeden Ölmemen Gereken 3 Eşsiz Yemek: Borç Çorbası, Keşkek, Çığırtma 01-01-1970 03:00 Frank Sinatra ve Zeki Müren Dönemi Restoranlarında Yemek Kültürü 01-01-1970 03:00 Turizm ve Restoranlarda Sürdürülebilirlik: Çevreye Saygılı Bir Gelecek Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Gösteriş Meraklısı 01-01-1970 03:00 Datça: Tarih, Kültür ve Lezzetlerin Şiirle Buluştuğu Yer 01-01-1970 03:00 Finans ve Gastronomi 01-01-1970 03:00 Erzurum: Tarihin, Lezzetin ve Kış Turizminin Başkenti 01-01-1970 03:00 İstanbul Gastronomisi 01-01-1970 03:00 Kültür topu, Nostradamus, Freud, Banksy 01-01-1970 03:00 Sağlık ve gastronomi 01-01-1970 03:00 İspanyol dahi kadın; Hildegart Rodríguez Carballeira hikayesi 01-01-1970 03:00 Yapay zekaya 3 soru sordum 01-01-1970 03:00 Tarsus: Tarih, İnanç ve Lezzetin Buluştuğu Şehir 01-01-1970 03:00 Kuzey Kıbrıs Gastronomi ve İskele Bölgesi: Keşfedilmesi Gereken Tatlar ve Güzellikler 01-01-1970 03:00 Amsterdam elmas hikayesi 01-01-1970 03:00 Belçika: Lezzetlerin Ülkesi 01-01-1970 03:00 Dünyanın en güzel şatolarında gastronomik deneyimler 01-01-1970 03:00 Ekstrem Çılgın İnsan: Çizgilerin Dışında Yaşayanlar 01-01-1970 03:00 Vegan Beslenme Trendleri ve Yeşil Restoranlar 01-01-1970 03:00 Gastronomi kenti Elazığ! 01-01-1970 03:00 Dünya mutfağı ve BEST50 01-01-1970 03:00 Wi-Fi’ı bulan güzel kadın; Hedy Lamarr 01-01-1970 03:00 10 Kasım: Türkiye’nin Kalbindeki Tarih 01-01-1970 03:00 Kitap fuarında 'İçinden lezzet geçen kitaplar' söyleşisi 01-01-1970 03:00 ChatGPT’nin Aşırı Kullanımının Zararları 01-01-1970 03:00 İpek Yolu Sonu: Fergana Şehri; Ekonomi Devrimi 01-01-1970 03:00 İstanbul’daki etkinlikler ve Michelin yıldızlı restoranların etkisi 01-01-1970 03:00 Kültür Yolu Festivali: Sanat ve Tarihle Yeniden Buluşmak 01-01-1970 03:00 Cannes: Lezzet, Sanat ve Tarihin Buluşma Noktası 01-01-1970 03:00 Monaco: Lüks ve Zarafet 01-01-1970 03:00 1 Günde Ayder/Rize Gezisi 01-01-1970 03:00 Elazığ ve Yalova 01-01-1970 03:00 Kaybolan zarafet yasası 01-01-1970 03:00 Türkiye'de olduğunu nasıl anlarsın? 01-01-1970 03:00 Amasra'da neler var? 01-01-1970 03:00 Farkındalık 01-01-1970 03:00 Türkiye'de tutmayan işler 01-01-1970 03:00 En ilginç isimli Türk yemekleri 01-01-1970 03:00 Otel ve yeme içme 01-01-1970 03:00 Tatil 01-01-1970 03:00 Yatırım araçları 01-01-1970 03:00 Orman yangınları ve turizm 01-01-1970 03:00 Beyoğlu gastronomi tarihi 01-01-1970 03:00 Çeşme-Kuşadası bitmiş ağlayanı yok 01-01-1970 03:00 Lyon'da 3 gün 01-01-1970 03:00 Gastronomi dünyasının kalbi Gastroshow’da attı 01-01-1970 03:00 Evdeki çocuklarımız köpeklerimiz 01-01-1970 03:00 Erkeklere pahalı oyuncaklar 01-01-1970 03:00 Gastronomik etkinlik yoğunluğu 01-01-1970 03:00 Sağlık turizmi ve zayıflama sektörü 01-01-1970 03:00 Evde yemek 01-01-1970 03:00 Gastroshow 01-01-1970 03:00 Shakira rehberiyle Yunanistan 01-01-1970 03:00 Hamburger ve coğrafi işaretli hamburger 01-01-1970 03:00 Müzik kültürü ve toplum kültürü 01-01-1970 03:00 Yaz geliyor kilo verecek misin? 01-01-1970 03:00 Evcil hayvan gastronomisi 01-01-1970 03:00 İzmir klasik lezzetleri 01-01-1970 03:00 Marka olmak 01-01-1970 03:00 Doğru bildiğimiz yanlışlar 01-01-1970 03:00 Ordu Ünye'de gastronomi ve turizm 01-01-1970 03:00 Avrupa sosyetesi nerede? 01-01-1970 03:00 Zengin yoksul 01-01-1970 03:00 GTD, Türkiye gastronomisine değer katanları ağırladı 01-01-1970 03:00 Türk gastronomisi uzayda! 01-01-1970 03:00 40 önemli bilgi 01-01-1970 03:00 Gastronomik önemiyle dikkat çeken 5 kitap 01-01-1970 03:00 2023'ün EN'leri listesi 01-01-1970 03:00 2024 Markalaşma Yılı 01-01-1970 03:00 İzmir'de neler oluyor? 01-01-1970 03:00 Sofra Adabı ve Asalet 01-01-1970 03:00 Napolyon 01-01-1970 03:00 Kalbim Malta'da kaldı 01-01-1970 03:00 Burçlar hangi yemekleri sever? 01-01-1970 03:00 Michelin ve Türk Mutfağı'na saygı! 01-01-1970 03:00 Hygge Felsefesi nedir? 01-01-1970 03:00 Kopenhag'da bir gecce 01-01-1970 03:00 Veni Vidi Vici 01-01-1970 03:00 Kültür manyağı yaparım 01-01-1970 03:00 Son Akşam Yemeği'nin hikayesi 01-01-1970 03:00 Hoş geldin Ekim 2023 01-01-1970 03:00 İstanbul'da neler oluyor? 01-01-1970 03:00 Gastronomi turizmi için şehir etkinliklerinin önemi 01-01-1970 03:00 Anadolu kadınına döviz kazandırmak 01-01-1970 03:00 Emlak sektörü ve gastronomi 01-01-1970 03:00 Personel sorunu & Patron sorunu 01-01-1970 03:00 Ünlüler ne yemek sever? 01-01-1970 03:00 3 günde Tokat 01-01-1970 03:00 Motor kültürü 01-01-1970 03:00 Gastronomi ve sanat 01-01-1970 03:00 İzlemeniz gereken iki film 01-01-1970 03:00 Neden eski müzikler 01-01-1970 03:00 2 Michelin Yıldızlı şefin en iyi tabağı: Domates 01-01-1970 03:00 Bayramlara bakış açısı 01-01-1970 03:00 Fethiye bayramlıkları 01-01-1970 03:00 Bodrum, neden Bodrum? 01-01-1970 03:00 İstanbul'da etkinlik yoğunluğu 01-01-1970 03:00 Bodrum-Çeşme nereden çıktı? 01-01-1970 03:00 Atatürk'ün hayatını kurtaran saat 01-01-1970 03:00 Mutfak yangınları 01-01-1970 03:00 Şehirleri marka yapan restoranlar 01-01-1970 03:00 Peru Gastronomisi 01-01-1970 03:00 Anneler Günü'nün bilinmeyen hikayesi 01-01-1970 03:00 Topkapı Sarayı 01-01-1970 03:00 Paskalya Bayramı ve Ukrayna 01-01-1970 03:00 İstanbul semtlerinin isimleri nereden geliyor? 01-01-1970 03:00 Hobin kadar konuş 01-01-1970 03:00 Evde Somon ve Morina kalmamış Oslo'ya gittim! 01-01-1970 03:00 Başka bir Çanakkale Zaferi 01-01-1970 03:00 İzmir'de bir günde ne yenir? 01-01-1970 03:00 Sophia Loren ve favorisi Ristorante Apollianare 01-01-1970 03:00 Sevimli dostlar; köpeklerimiz, kedilerimiz 01-01-1970 03:00 Neden Anadolu? 01-01-1970 03:00 Deprem gerçeği! 01-01-1970 03:00 Amerika havası 01-01-1970 03:00 Tiyatro 24 TL, kahve 50 TL: "Veba" 01-01-1970 03:00 İstanbul'da su durumu, kuraklık ve farkındalık 01-01-1970 03:00 İstanbul'da gezilecek yerler 01-01-1970 03:00 Yaşlandığını nasıl anlarsın? 01-01-1970 03:00 2022'nin En'leri listesi 01-01-1970 03:00 Avatar: Suyun Yolu 01-01-1970 03:00 Gastronomi sözlüğü 01-01-1970 03:00 Christmas ve Noel Baba  01-01-1970 03:00 İstanbul semt isimleri 01-01-1970 03:00 Trüf mantarı 01-01-1970 03:00 Tanımlar 01-01-1970 03:00 Haftalık gelişmeler... 01-01-1970 03:00 Prag'da sonbahar! 01-01-1970 03:00 YEMEK  YEMEK  01-01-1970 03:00 MICHELIN YILDIZI  01-01-1970 03:00 Ne İzleyelim? 01-01-1970 03:00 Trüf mantarı ve Gastronomi  01-01-1970 03:00 Sürdürülebilirlik ve İklim Krizi 01-01-1970 03:00 İHRACAT REKORLARI 01-01-1970 03:00 Amerika Başkanını Covid 19'dan koruyan karamürver ve Kastamonu 01-01-1970 03:00