Ege’den Boğaz’a Uzanan Sofra: Bay Nihat x Sabrosa Buluşmasının Şiirsel Hikayesi

Sedef Ertekin

10-12-2025 12:28

Bir Adanın Sessizliğinden Şehrin Parıltısına

Cunda…
Rüzgarın zeytin dallarına çarparken çıkardığı o hafif ses, balıkçı teknelerinin sabah erken saatlerde suya çizdiği titreşim, denizin tuzuyla kavrulmuş taş sokaklarda yürürken insanın içine işleyen bir huzur… Cunda, yalnızca bir yer değil; zamanı yavaşlatan, insanın içini ferahlatan bir ritüeldir.

Tam da bu yüzden, Cunda’nın efsaneleşmiş lezzet ustası Bay Nihat’ın, Aralık ayının bu büyülü günlerinde Swissotel The Bosphorus’un ikonik restoranı Sabrosa’ya konuk olacağını duyduğumda içimde tuhaf bir heyecan belirdi. Bir adanın hafifliğinin bir Boğaz şehrinin ışıltısına değdiği o anı merak etmemek mümkün değildi. Çünkü Cunda’nın sakinliği ile Sabrosa’nın modern zarafetinin yan yana gelmesi, aslında iki dünyanın sessizce birbirine selam vermesi demekti.

İşte o selam, 9–14 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek bu gastronomik iş birliğinde somut bir karşılık buldu.

Zeytinyağının berraklığı, Ege’nin hafif mezeleri, Cunda’nın derin köklere sahip yemek kültürü… Hepsi bu kez İstanbul’un kalbindeki Sabrosa’da yeniden hayat bulacaktı. Bu yalnızca bir pop-up değildi; iki coğrafyanın ruhunun aynı masada buluştuğu, şeflerin ustalığıyla şekillenen bir yolculuktu.

Ve ben, o yolculuğun ilk geccesine, Sabrosa’nın ışıltılı atmosferine adım attığım anda, Cunda’nın hafızasının şehirle nasıl iç içe geçtiğini hissettim.

Hazırlık Aşamasının Bile Bir Törene Dönüştüğü Bir Mutfak

Erken gitmek iyi oldu. Her şeyin başlamadan önceki halini görmek, bir geccenin ruhunu tamamlar. Mutfakta öyle bir enerji vardı ki… Sadece bir menünün hazırlığı değildi bu. Sanki üç şef, üç ayrı nefes; aynı melodiye güçlü ama farklı tınılarla eşlik ediyordu.

Savaş İrlan, Bay Nihat’ın efsane şefi, mutfağın merkezinde…

Yılların ustalığı, ama çocukça bir heyecan. Hem eli hızlı hem gönlü geniş. Belli ki Cunda’nın mutfağını yıllarca taşıyan o enerjiyi İstanbul’a da aynı coşkuyla getirmiş. Onu izlemek, gastronominin yalnızca bir teknik değil, bir ruh meselesi olduğunu hatırlatıyor insana.

Yanında Volkan Bekit

Dikkatli, heyecanlı, odaklanmış. Her dokunuşunda “Bu tabak Cunda’dan geldi” diyen bir sadelik ve özen var. Malzemeye saygısı, hazırlığa gösterdiği ciddiyet ve işine duyduğu bağlılık izlenmeye değerdi.

Ve tüm bu birlikteliğe İstanbul’un duruşunu, Sabrosa’nın disiplinini katan isim: Soner Kesgin.

Son dört yıldır Swissotel’in yeme-içme dünyasına attığı her imza ses getirdi. Bu iş birliği ise onun sessiz ama belirleyici liderliğinin en rafine örneğiydi. Bir adanın ruhunu bir şehrin ışıklarıyla birleştirmek… Tam da Soner Şef’in yapabileceği türden, cesur ama zarif bir yaklaşım.

O an mutfakta yalnızca üç şef yoktu; iki farklı coğrafya, üç farklı duygu ve tek bir amaç vardı: İstanbul’a Ege’nin nefesini taşıyan bir menü sunmak.

Zeytinyağıyla Başlayan Bir Hikaye: Mezelerin Şiirsel Yolculuğu

Akşam, masaya ilk mezeler geldiğinde başladı. Çünkü Ege mutfağında meze yalnızca başlangıç değildir; sofranın kalbidir, hikayenin giriş paragrafıdır.

Deniz Mahsullü Kabak Çiçeği Dolması

Bay Nihat’ın ününü yıllardır sırtlayan o meşhur kabak çiçeği…
Ama bu kez başka bir yerde, başka bir şehirde, başka bir yorumla karşımdaydı. Deniz mahsulleriyle yeniden yazılmış bir klasik… Çiçeğin zarafetiyle denizin tuzu o kadar uyumlu bir denge yakalamıştı ki, İstanbul’da olduğumu unutup kendimi Cunda’nın sabahında hissettim.

Karamelize Soğan ve Kozak Çam Fıstıklı Topik

Geccenin en büyüleyici tabaklarından biri.
Karamelize soğanın derin tatlılığı, çam fıstığının yağlı dokusu… İkisinin birleştiği o ipeksi yapı, uzun zamandır tattığım en rafine topiklerden biriydi. Sanki her lokmada bir anı canlanıyor, Ege’nin eski sofraları gözümün önüne geliyordu.

Cunda Bakla Favası

Mor soğan ve yabani pırasa dokunuşuyla…
Fava yalnızca bir tabak değil; sade malzemelerin doğru ellerde nasıl bir şölene dönüşebileceğinin en güzel örneği. Sunumundaki zarafet ise bu sadeliğin altını çiziyor.

Palamut Füme

Tazelik ve fümenin yumuşak dumanı arasındaki mükemmel denge.
Her lokmada “Bu balık doğru zamanda, doğru yerde, doğru teknikle yapılmış” dedirten bir karakter.

Yabani Isırgan Otlu Narlı Midilli Salatası

Geccenin en özgün yorumlarından biri.
Hem ekşi hem yeşil hem ferah… Her unsuru zıtlıklarla dolu ama tabakta olağanüstü bir uyum yakalamış.

 

Isınan Mutfak, Yükselen Tempolar: Ara Sıcakların Ritmi

Ara sıcaklar masaya geldikçe şeflerin enerjisi tabaklarda daha da belirginleşti.

Ada Balık Köfte

Cunda’nın imza tatlarından biri.
Çıtır dışı, yumuşak içi ve o ferah aromasıyla geccenin favorilerinden oldu. Deniz ürünlerinin sadeliğini, ev sıcaklığındaki bir lezzetle buluşturan bir deneyim.

Yabani Arap Saçlı Sübye

Arap saçının keskin karakteri sübyenin narin dokusuyla birleşince ortaya yalnızca gastronomik bir tabak değil, bir “şef yorumu” çıkıyor. Dengeli, cesur ve unutulmaz.

Patlıcan Beğendili Ahtapot

Patlıcan beğendinin dumanlı dokusu, ahtapotun yumuşaklığıyla birleşince tam bir karşıtlık uyumu yaratmış. Hem nostaljik hem modern.

Cunda Otları Kavurma

Ege otlarının kendine has karakterini koruyarak sunan, tamamen doğallığı merkez alan bir yorum.

 

Ana Yemek: Lezzet Dolu Bir Dinginlik Anı

Kuşkonmaz ve baby patates eşliğinde, lokum kıvamında deniz levreği…

Tabak masaya yaklaşırken yayılan hafif koku bile büyüleyiciydi.
Pişirme tekniğindeki kusursuzluk, malzemenin sadeliğini hiç bozmadan lezzeti en üst seviyeye taşımıştı. Minimal çizgisiyle Sabrosa’nın zarafetini, levreğin tazeliğiyle Cunda’nın ruhunu bir araya getiren bir tabak.

Bir ana yemekten çok, bir dinginlik anı gibiydi.

 

Tatlılarla Gelen Hafiflik: Ege’nin Yumuşak Dokunuşu

Geccenin sonunda tatlılar geldiğinde, tüm bu zenginliğin ardından insanı yormayan bir hafiflik hakim oldu.

Damla Sakızlı Muhallebili Sarma

İpeksi, ferah, hafif… Damla sakızı her zamanki zarafetiyle ön plandaydı.

Taze Lor – Vişne Reçeli – Kozak Çam Fıstığı

Hem geleneksel hem modern hissettiren, aromatik, dengeli bir kapanış.
Ege’nin ne olduğunu unutturmayacak kadar “Ege”, Sabrosa’ya ait olacak kadar “zamansız”.

 

Bir Akşamın Ardında Kalan: İki Dünyanın Kusursuz Buluşması

Swissotel The Bosphorus son yıllarda gastronomi alanında önemli bir ivme yakaladı. Özel menüler, yetenekli şefler, uluslararası iş birlikleri… Ama bu Bay Nihat haftası, bence tüm bu çizginin en şiirsel halkası oldu.

Çünkü bu iş birliği sadece yemekle ilgili değil.
Bir adanın ruhuyla bir şehrin ışığını aynı masada buluşturmakla ilgili.
Sadelikle zarafeti aynı sofada dengelemekle ilgili.
Zeytinyağının hafifliğini İstanbul’un enerjisiyle tamamlamakla ilgili.

Sabrosa’da o akşamlar yalnızca lezzet değil; bir duygu, bir yolculuk, bir hafıza yaratılıyor. 9–14 Aralık arasında yaşanan bu buluşma, hem gastronomi tutkunlarına hem de ruhunu yemeğin hikayesinde arayanlara sunulan eşsiz bir davet.

Cunda’nın esintisi İstanbul’a böyle nadir gelir.
Geldiğinde de mutlaka hissedilir.

DİĞER YAZILARI Tarihi Saraylardan Futuristik Pavyonlara Milano Tasarım Haftası Notları 01-01-1970 03:00 Festival Tadında Bir Yaz: Chalet Garden Sahnesi Yeniden Kuruluyor! 01-01-1970 03:00 Sanatla Yaşayan Oteller: Konaklamanın Yeni Tanımı 01-01-1970 03:00 Bodrum’un Yeni Sezon Haritası: Hangi Mekan Ne Zaman Açılıyor? 01-01-1970 03:00 Liste: Bir Kadının İç Sesi Hiç Bu Kadar Yüksek Duyulmamıştı 01-01-1970 03:00 Swissôtel’de Ramazan Sofraları: Türkiye’nin Yedi Bölgesi Tek Masada 01-01-1970 03:00 İkinci Perdenin Başı: İnsan Olmanın En Sessiz Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Rossini’nin Notalarında Çocukluk: Süreyya Operası'nda Külkedisi! 01-01-1970 03:00 Aşkın Estetiği: Sanat Bize Ne Söylüyor? 01-01-1970 03:00 Gösterişten Korunmaya: Lüks Seyahatin Yeni Dili 01-01-1970 03:00 Şehirden Kaçmadan Yenilenmek: 2026’nın Kaçamak Haritası! 01-01-1970 03:00 Kışın İçimize Düşen Işık: Sokak Kokularının Peşinde Bir Mevsim 01-01-1970 03:00 Advent Calendar ve Modern Mutluluğun Anatomisi 01-01-1970 03:00 4 Hands Dinner: Soner Kesgin ve Murat Bozok’un Şehirle Kurduğu Lezzet Diyaloğu 01-01-1970 03:00 Masallar, Denizler ve Kahkahalar: Çocuklar İçin Rüya Gibi Oteller 01-01-1970 03:00 Bir Tabağın Hafızası, Bir Ustanın Mirası: Fabrice Canelle'in Ardından 01-01-1970 03:00 Sanatın Yeni Sahnesi Restoranlar: Kültürle Beslenen Sofralar 01-01-1970 03:00 Sanatın Sofrasında, Zamanın Katmanlarında: Contemporary İstanbul 20 Yaşında 01-01-1970 03:00 Boğaz’ın Sessiz Kıyısında: Zenkai’de Huzura Açılan Sofra 01-01-1970 03:00 Hafızanın Estetik Sabotajı: Lucca × :mentalKLINIK 01-01-1970 03:00 Yaz Bitmeden İstanbul’da Uğranacak En Güzel Mekanlar 01-01-1970 03:00 Bir Dilim Praluline, Bir Bardak Çikolata ve Paris’in Bambaşka Ritmi 01-01-1970 03:00 Einstein’ın Gözünden: Kusursuz Olmayan Bir Akşam Yemeği Nasıl Mükemmel Olur? 01-01-1970 03:00 Boğaz’ın Ruhunu Dinledim: Güneşi SAX’ta Batırmak... 01-01-1970 03:00 Lüksün Yeni Duyusal Manifestosu: Gastronomik Şıklık! 01-01-1970 03:00 Çocuklarla Seyahat Etmenin Altın Çağı: Yaşa Göre En İyi Destinasyonlar 01-01-1970 03:00 Tatilde Değil, Hikayenin İçindesin: Yaz Bodrum’da Başlar! 01-01-1970 03:00 Kulak Ver! Hafta Sonunun Sesi Bu Mekanlardan Yükseliyor 01-01-1970 03:00 Lezzet ve Sanatın Buluşma Noktası: Mezzaluna’nın Yeni Terası Açıldı 01-01-1970 03:00 Şehrin Ritmi Yükseliyor: İstanbul Bu Bahar Bir Başka Güzel! 01-01-1970 03:00 Dijital Fırçalarla Resmedilen Yarın: Sanat Yapay Zekaya Hazır mı? 01-01-1970 03:00 Dünya Günü 2025: Sessiz Bir Çığlık, Küresel Bir Umut 01-01-1970 03:00 Şeflerin Fısıldadığı Hikayeler: Mekanlar ve Efsane Tabakların Buluşması 01-01-1970 03:00 Mezeyle Başlayan, Sohbetle Uzayan Sofralar İçin Öneriler 01-01-1970 03:00 CVK Park Bosphorus’ta Neler Oluyor? 01-01-1970 03:00 Tek Şehir, Çok Lezzet: Ramazan Sofralarının İstanbul Mekanlarından Yansımaları 01-01-1970 03:00 Oscar After Party’sinde Karaca Tabaklarıyla Puck İmzalı Bir Gecce! 01-01-1970 03:00 2024 yılının seyahat trendleri belli oldu... 01-01-1970 03:00 Yılbaşı geccesi Vogue’da neler olacak? 01-01-1970 03:00 Yılbaşının gusto detayları: Da Mario’da Festive Menü! 01-01-1970 03:00 Keşfetmeniz gereken şık lezzet kaçamağı: Umus İstanbul 01-01-1970 03:00 Bin yıllık tariflere yakışan nostaljik bir keyif akşamından; Kiva'dan... 01-01-1970 03:00 İstanbul’u mutfağına yansıtan kültürel bir gusto: 29! 01-01-1970 03:00 Cadılar Bayramı'nın keyfini yine çocuklar çıkaracak! 01-01-1970 03:00 Çocuklarla sonbaharın tadını çıkarın! 01-01-1970 03:00 Lacivert'e yepyeni ve tanıdık bir merhaba! 01-01-1970 03:00 Gücünü harika bir kadından, özünü doğadan alan bir markanın hikayesi: Cru Organics 01-01-1970 03:00 Eylül’de huzurun adresi Datça’nın konsept otellerini keşfedin! 01-01-1970 03:00 Sarı Yaz’ı yaklaşan Datça’nın en keyifli mekanları 01-01-1970 03:00 Yaz sezonu için geri sayım başladı! 01-01-1970 03:00 Sanatla iyileşeceğine inanan bir nesiliz biz! 01-01-1970 03:00 En yeni İtalyan mabedi: Oly House 01-01-1970 03:00 Satır aralarını bile okuduğum, kitap gibi bir mekan: Başka Ol 01-01-1970 03:00 Sınırlarımı aşıp bir tutkuyu yaşatan Asmani 01-01-1970 03:00 Mavilikleri ayaklarınızın altına serenler! 01-01-1970 03:00 Oscar'a Wolfgang Puck imzalı Türk yemekleri damga vurdu! 01-01-1970 03:00 Tüm duyulara hitap eden Akra deneyimi 01-01-1970 03:00 Perde deprem bölgesi için aralanıyor! 01-01-1970 03:00 Deprem bölgesindeki lokal üreticiye destek! 01-01-1970 03:00 Yeniden filizleneceğimize inanmak istiyorum! 01-01-1970 03:00 Lokal lezzetler mercek altında 01-01-1970 03:00 2023 Seyahat trendleri 01-01-1970 03:00 Şehrin en romantik ikilisi 01-01-1970 03:00 Meze mühim mesele! 01-01-1970 03:00 2023'ün gastronomi trendleri 01-01-1970 03:00 Başlangıçların en güzeli: Kahvaltının yıldızları 01-01-1970 03:00 2022’nin son düzlüğünde göze çarpanlar 01-01-1970 03:00 Antalya'da Christmas Market heyecanı devam ediyor 01-01-1970 03:00 Yine, yeniden Gecce’deyim! 01-01-1970 03:00