• 29 MAYIS Çarşamba 09:31
  • HV

Gücünü harika bir kadından, özünü doğadan alan bir markanın hikayesi: Cru Organics

Sedef Ertekin
Sedef Ertekin
Yayın Tarihi : 18-09-2023 21:25

Bursa’da filizlenip Datça’da yeşermiş, kök salmaya başlamış bir hikaye anlatacağım size. Bir kadının, bir markanın hikayesi. Ağzından çıkan her kelimeyle denize kıyısı olduğuna inandığım arkadaşlarımdan Gamze Bahadır ve bir bebek gibi büyümesine tanıklık ettiğim markası Cru Organics.

Gamze, aslında hepimize çok tanıdık hayatlarla başlamış. Büyükşehir hayatının koşturmacasına ayak uydurmaya çalışanlardanmış. Bursa’da bir yerlerden tanıdık gelebilecek bir hayatın içinde; 15 yıllık başarı dolu bir mühendislik geçmişi var. Evet, oldukça başarılı bir kariyer çizgisindeymiş ama hiçbir zaman ait hissedememiş kendini tam olarak bu sektöre. Aklı da, ruhu da aslında hep başka bir yolun mümkün olduğu fikriyle dolup taşıyormuş; sadece zamanı geleceğini bilerek devam etmiş aslında. Ve 15 yılın sonunda kendi söylemiyle “bu eril dünyanın içinde var olmaya çalışmaktan bıkma”sının ardından, vermiş istifayı. Önceleri yine aynı sektörde kendi yolundan gitmeye niyetlenmiş, denemeleri olmuş; başarmışta aslında. İşinden ayrıldıktan 10 ay sonra Düsseldorf’a gitmiş; fuarlar, koşturmalar devammış yani yine. Ta ki aniden gelen bir hamilelik haberine kadar! Zaten hem bedenen hem ruhen oldukça zor bir dönem olan hamileliğin ilk zamanlarını yataktan kalkamayarak geçirmiş. İşte onu ayağa kalkmasına izin vermeyen bu zamanlar, aslında onun kendi ayakları üzerinde ilerlemesinin de yolunu açmış. 

“Meğer Cru’nun tohumlarını atıyormuşum!”

“Zor bir hamilelik geçirdim aslında. Hele başlarında gerçekten yatağa yapışmış gibiydim.” diye anlatıyor o günleri. “Yoğun ve koşturmalıydım hep. Şimdi bu sakinlik bana da fazla gelmişti. İnsan böyle uzun uzun kendiyle kalınca; düşünmeye, üretmeye, yeniliğe açıyor kendini. Ben de öyle yaptım. O zamanlar bir şeyler yapmam gerektiğinin ilk tohumlarını attım. Meğer o zamanlar haberim bile olmadan Cru’nun tohumlarını atıyormuşum!” diye de devam ediyor. 

İşte böyle bir dönemde, balmumu mum üretimi yaparak başlamış işe; bu mumlara da B’rolls ismini vermiş. Tabii bu arada hayatına yepyeni biri de dahil olmuş; Can. Minicik elleri, ayakları ve mis kokusuyla almış oğlunu kucağına. Bir elinde Can, diğer elinde Cru ordan oraya koşturmuş; ama gerçekten koşturmuş! “Sen Bursa’yı bilmiyorsun. Sana şöyle anlatayım; Nişantaşı’ndan Beylikdüzü’ne kadar mesafeyi düşün. Her gün kargo fiyatını daha az ödemek için Can’ı bebek arabasına koyar o mesafeyi metrolardan inip otobüslere binerek gidip gelirdim.” diye anlatıyor o zamanları. 

Mum üretimi ve siparişleri devam ederken, Gamze’nin bir de koku olayı var tabii! Tanıyanlar zaten biliyordur; Gamze saatlerce hiç susmadan konuşsun, bir an bile sıkılmadan, ilk kelimesindeki heyecanla dinletir kendini. İnandığı ve güvendiği bir fikri anlık tereddütlere yer vermeden öyle bir anlatır ki; karşı tarafın hayata bakışına yepyeni bir pencere kazandırır. Bizim sohbetlerimizde ilk günden beri hep böyledir Gamze’yle; mentor gibi düşünebilirsiniz yani… :) Durum böyle olunca; Koku Workshop’ları vermek kesinlikle harika bir girişim oluyor tabii. Çok uzun bir dönem Gamze, Türkiye’nin farklı noktalarında koku eğitimleri, söyleşileri, etkinlikleri düzenlemiş. Kokunun kültürümüzdeki yeri, dünyadaki gelişimi ile ilgili harika bilgiler vermiş ve katılımcıların çeşitli notaları tecrübe etmesini sağlayarak kendi kokularını üretmelerine destek vermiş. 

Bir geccede değişen hayatlar…

Hepimizin, özellikle bazı kadınların hayatlarında bir eşik vardır bazen. Çok uzun süre geçilmeye çalışılan bir eşiktir bu; geri dönülmez bir değişimdir aslında. Unuttuğun benliğine “Hoş geldin!” demek gibi bir şey. Göğüsünde yumuşatsan daha iyi olabilecek zor anlar, farklı dışa vurumları olan yas süreçleri geçirirsin. “Acıtıyor ama böyle daha iyi!” denilen anlar yani. Ve bu noktaya geldiğini gerçekten bir geccede anlar insan, bir anda. Gamze’nin de işte o anında aslında çiziliyor yolu. Bir geccede Gamze, Can ve Cru; üçüde kendini Datça’da buluyor. Hikayenin güzel kısmı da ne tesadüftür ki, Datça’da başlıyor! :)

Ve tozlu raflardan anneanne tarifleri çıkıyor!

“Artık işler büyümeye başlamıştı. Elimde tek bir mum ile çıktığım yolda, zamanla yeni ürünler eklendi Cru’ya. Hepsini kendim yapıyordum, doğal bakım ürünleri üretmeye başladım. Anneannemin defterini buldum, formülleri hep ondan miras kaldı yani bana. Tabii çıkış noktam hep balmumu oldu.” diye anlatıyor bu büyüme atağını; anlatırken de o alışık olduğumuz heyecanı, inancı yine gözlerinde! 

Datça’da minik bir ilk dükkanla çıkıyor yola. Tamamını kendisi ürettiği ürünlerinin online satışının yanına bir de yolu Datça’ya düşenlerle, burada yaşayanlarla bir araya geliyor. Bizim Gamze ile tanışmamız da tam olarak o döneme denk geliyor. Ben Gamze’den önce Cru’yla tanışmıştım aslında; yaklaşık 4 - 5 yıl kadar önceydi yanlış hatırlamıyorsam. Yaklaşık 17 - 18 yıldır Datça’ya gidip geliyordum ve yeri bende çok başkaydı. Tamamen tesadüfen karşıma çıkan bir marka oldu Cru. Cildime kozmetik ürünler kullanmaktan da hiç haz etmeyen biriyim ve sırtını doğallığa yaslamış bir marka buluyorum, hem de Datça’da! Hemen denemem gerek tabii, siparişlerimi verdim. O sırada da Datça’dayım, “İsterseniz dükkandan gelip alabilirim.” demiştim. Neyse, Gamze kapatmış dükkanı. Datça sahilinde Cafe Inn vardır çok severim, “Onun önünde buluşalım, vereyim size ürünleri.” dedi. Çocuğunu parka getiren bir anne, o arada bana istediğim ürünleri satmıştı. İlk karşılaşmamız buydu… “Ne kadar cool bir kadın!” diye geçirmiştim içimden. Aura gerçekten yansıma yapan bir kavram! :)

 

Hikayede bugünün Cru’suna yaklaşıyoruz!

Bir süre sonra Cru, şuanki büyük dükkanına taşınıyor. Atölye ve dükkanı aynı çatı altında topluyor. Yeni dükkana ilk girdiğimde gerçekten daha içeride hiçbir şey yoktu, hatta bir miktar depo gibi bir haldeydi. Ama o dükkana ilk adımın bana hissettirdiği enerjiyi hala hatırlıyorum! Heyecanla gezdirdi bana yeni dükkanı Gamze; “Bak içeride imalathanesi var, ürünlerimi artık burada üreteceğim. Yukarıya küçük bir ofis yaparım diyorum. Buralara stantlar gelecek. Ürünleri buraya koyarım…”

Hikayenin bu kısmına kadar Gamze; üretimden satışa, reklamdan kargolamaya, paketlemeye kadar her detayla sadece kendisi ilgileniyordu. Ve bir gün heyecanla bana o haberi verdi; “Kardeşim ve ailesi Datça’ya taşınmaya karar verdiler!”.

Cru’da artık enerjisiyle şaşıp kaldıran yeni bir isim vardı; Yiğit Bahadır, Gamze’nin kardeşi. Kurumsala bir hayli emek vermiş eşi Elif ve dünya tatlısı oğlu Ali ile birlikte artık Yiğit’te bir Datçalıydı. 3 yıl otomotiv sektöründe çalışıp, 8 yıl boyuncada Türkiye’nin en önemli firmalarından biri olan Anadolu Efes’teki kariyeri bir kenara bırakıp Datça’ya gelen Yiğit, Cru’nun büyümesinde en büyük rolü üstlenen isim. Muhteşem bir enerjisi var; neyi tutsa koparan insanlar vardı ya tam olarak onlardan biri. Datça’ya yerleştikleri ilk günden itibaren kendini Cru’ya adadı. Yüzlerindeki kocaman gülümseme asla gitmeyen, harika bir çift olan Elif ve Yiğit; aynı zamanda Yakaköy’de 35 metrekarelik bir ev aldılar ve her detayıyla kendileri ilgilenerek bu evi yeniden hayata döndürdüler. Datça’da köy hayatını yaşamak isteyenler için minimal bir seçenek olan Yaka Taş Ev’i yarattılar. Yaka Taş Ev’i başka bir yazının konusu olarak buraya bırakıyorum ve Cru’ya geri dönüyorum… O arada siz bu huzur dolu konaklama deneyimini kendi instagram sayfalarından inceleyebilirsiniz. 

 

Cru’nun Yiğit’li dönemi harika haberlerle başladı!

Cru Organics, bu geçen süre içinde bir çok farklı ürünle skalasını zaten genişletmişti. Yiğit’ten sonra bu ivme gittikçe hız kazanmaya başladı. İlk olarak Cru ürünleri Ege Bölgesi’nde bulunan bir çok eczanede yerini aldı. Sonrasında Amanruya, Longosphere, Kayakapı Premium Caves, Mirada Hotels & Resorts, Kurochan by Ioki, Narımor Urla, Club Amazon Bördübet, Dalya Resort Aqua & Spa Hotel, Kuğu Urla, Dream of Cappadocia, Sardunya Selimiye, Boncuk Bay, Cunda Despot Evi, Gümrük Urla, Viento Hotel Alaçatı, Akana Cennet Koyu, Muup Alaçatı, Kuum Hotel & Spa, Babana Otel, Bizim Ev Kargı, Gözene Otel Alaçatı ve Saklı Yaz Datça gibi harika otellerin de bünyesine dahil olmayı başardı ve her geçen gün farklı iş birlikleriyle büyümeye de devam ediyor. 

 

Gelelim Cru Organics ürünlerine…

Cru Organics, tamamı doğal içeriklerden oluşan ve tek tek elde hazırlanan özel ürünler üretiyor. Geleneksel yöntemleri kullanıp; yenilikçi ve şık ürünler ortaya çıkarıyor. Tertemiz içerikli hammaddeler ile yalın, doğal ve güvenilir ürünler ortaya çıkarıyorlar. Ürünlerin içinde parafin, haraben, sentetik içerik, gliserin bulunmuyor. Aynı zamanda dolum yapılabilen ürünler için tekrar ambalaj satışı yapmıyorlar. Cam, plastik ve kayıt atıkları minimalize etmeyi hedefliyorlar. Hammadde ve işgücü tedariğinde önceliği de her zaman lokal kaynaklara ve yerel üreticilere veriyorlar. Cru Organics, kurumsal işler için ürettiği ürünlerin tüm tasarımını işletmelere özel hale getiriyor ve bu süreci başından sonuna kadar iş birliği yaptığı kurumla senkronize olarak yürütüyor.

Cilt ve saç bakım ürünleri, sinek kovucu spreyler, sıvı ve katı sabunlar, güneş kremi ve losyonları, yoga mat spreyleri, nemlendiriciler, şampuan, saç kremi, vücut yağları, mumlar; işletmeler için marka kokuları, Bambu çubuklu oda kokuları, misafir deneyimini arttıracak ürünler, nevresim ve perde spreyleri, lavanta yastıkları ve yastık spreyleri Cru ürünlerinin en dikkat çekenleri. 

Benim favori Cru’m ilk günden beri kesinlikle aynı: B’balm Balmumu Merhemi. “Ne işe yarıyor?” derseniz; her derde deva! Bir yerim bile çizilse, kaşınsa, yaralansa hemen elim ona gider. 4 yaşındaki oğlum için de çok kullanmışlığım var, mucize krem yani.

Tırnak diplerine masaj yaparak manikür süresini uzatan Nail Supreme ürünü de çok severek kullanmıştım. Hem tırnakları güçlendiriyor hem de o vıcık vıcık hissi kesinlikle vermiyor. 

Bir de meşhur Carnation Saç Bakım Yağı var! Üstüne kesinlikle tanımıyorum. Hamilelik döneminde dökülen saçlara mı dersiniz, tiftik tiftik o sinir bozucu görüntüye mi dersiniz… Hepsine çözüm! 

Petit Anse Body Mist özellikle kokusuyla hayran olduklarımdan. Aynı zamanda nemlendirme konusunda da bir hayli iddialı, hem de doğal bir içerikle!

Makyaj temizlemek için de uzun zamandır B’clean Makyaj Temizleme Yağı’ndan başka bir ürün kullanmıyorum. Tüm yüz için tamamen bitkisel yağlardan oluşan bir temizleyici. Hem makyajdan asla iz bırakmıyor hem de cildi yumuşak yumuşak nemlendiriyor. Yakın zamanda elimden düşürüp kırdığım için baya bir üzgünüm! :)

Son favorim ise saçlarımdaki doğal buklelerin sırrı olan B’Curly Anti Frizz Saç Yağı! Duştan çıktıktan sonra hafif nemli saç uçlarımı az miktarda uyguluyorum ve kendi haline bırakıyorum. Efsane bir ürün gerçekten! 

Hydro Tonic, B’daily Nemlendirici, Undereye Roll Serum ve Sunshade 30 SPF Güneş Koruyucu ise son damlasına kadar kullandığım ve çok memnun kaldığım diğer favorilerim arasında. 

Cru Organics’in tüm ürünlerini buraya tıklayarak inceleyebilir ve satın alabilirsiniz. 

Cru Organics hakkında daha fazlasını web sitelerinden ve Instagram sayfalarından takip edebilirsiniz.

WhatsApp hattı: 0546 840 01 90

Mail: [email protected]

Adres: İskele Mahallesi, Nilüfer Sokak No:15/C, Datça, Muğla

 

İşte böyle…

Yazının en başında dedim ya; bir hikaye anlatmak istiyorum diye. Bu hikayedeki samimiyetimi, duygularımı kelimelere dökebildim mi bilmiyorum ama emin olduğum iki şey var. Birincisi; Cru’yu ilerleyen zamanlarda çok çok çok daha büyük işlerde göreceğiz. İkincisi ise ruhuyla büyüleyen kadın Gamze, benim hikayemde ve hayatımda hep çok özel bir dost olarak kalacak! 

Bu arada; Gamze ile hem kendini hem markasını anlattığı keyifli sohbetimizi gerçekleştirirken Gamze’nin oğlu Can da yanımızdaydı. Can artık tam 8 yaşında. Doğaya aşık, süper güçlere sahip; tam bir Datça çocuğu!  Can’la da mini bir röportaj yaptık; “İlk dükkanı hatırlıyorum galiba ben, güzeldi ama küçüktü şimdi daha büyük oldu.” dedi. Ve ona annesini sorduğumda; “Annem çok iyi biri!” diyerek yanıt verdi! :)  Çocukların kısa, öz ve olanı olduğu gibi görüp dile getirdikleri dünyalarına bayılıyorum…

Yürüdükçe oluşan yolunuz hep güzelliklerle dolsun, sizi çok seviyorum…