Chalet Garden 90'lar Festvali: Bu Sadece Bir Festival Değildi, Toplu Bir Nostalji Patlamasıydı!

Sedef Ertekin

15-06-2026 11:17

İstanbul'da yaz sezonunun gerçekten başladığını hissettiren bazı işaretler vardır. Boğaz hattındaki restoranların dolmaya başlaması, açık hava konserlerinin takvimi ele geçirmesi ve Chalet Garden'ın yeniden kalabalıklaşması bunlardan biri. Geçtiğimiz hafta düzenlenen 90'lar Festivali de sezonun ilk büyük buluşmalarından biri olarak hafızamda yerini aldı.

Aslında Chalet Garden’ın 90’lar geccelerine yabancı değilim. Her çarşamba düzenlenen ve artık kendi müdavim kitlesini oluşturan bu geccelerde daha önce de bulunmuştum. Özellikle Serhat Gönüllü’nün sahne enerjisi ve perküsyon performansı, mekanın alametifarikalarından biri haline gelmiş durumda. Ancak bu kez farklı bir şey vardı. Bu kez sadece bir tema geccesi değil, tam anlamıyla bir festival hazırlanmıştı.

Swissôtel The Bosphorus ve Chalet Garden yaz sezonuna zaten oldukça iddialı başladı. Kenan Doğulu konseriyle açılan sezonun ardından sıra 90’lar Festivali’ne geldi. Kenan Doğulu konserine çok istememe rağmen şehir dışında olmam nedeniyle katılamamıştım; 90’lar festivali benim için kaçırılmayacak bir gecceydi.

Kapıdan içeri adım attığım anda bunu anladım.

Şehrin tam ortasında olmanıza rağmen, Swissôtel’in içine girdiğiniz anda İstanbul’un gürültüsü birkaç dakika içinde arkanızda kalıyor. Trafik, korna sesleri, yoğunluk ve koşturmaca bir anda siliniyor. Chalet Garden’ın yıllardır en sevdiğim taraflarından biri bu zaten. Şehrin içinde ama şehirden tamamen kopuk hissettiren bir atmosfer yaratabiliyor.

Festival alanına girer girmez detayların ne kadar özenle düşünüldüğü dikkat çekiyordu.

Girişte ziyaretçileri karşılayan nostaljik pankartlar, 90’ların unutulmaz yıldızlarının yüzleri, dönemin enerjisini daha ilk dakikada hissettiriyordu. Tarkan, Ajda Pekkan, Çelik, Serdar Ortaç ve döneme damga vurmuş birçok ismin görselleriyle oluşturulan alanlar, daha konser başlamadan insanı yıllar öncesine götürüyordu.

Geccenin en dikkat çekici duraklarından biri ise Karaca standıydı. Nostaljik ürünlerin sergilendiği bu bölüm, festival ruhuna mükemmel uyum sağlıyordu. Sadece bir sponsorluk alanı değil, deneyimin doğal bir parçası gibi hissettiriyordu.

Festivalin belki de en başarılı taraflarından biri buydu. Hiçbir detay sonradan eklenmiş gibi durmuyordu. Her şey aynı hikayenin parçasıydı.

Alanın merkezine kurulan sahnenin çevresinde tam anlamıyla bir festival düzeni oluşturulmuştu. Food court alanında sosisliler, hamburgerler, patates kızartmaları ve Swissôtel’in özel lezzetleri yer alıyordu. Dileyenler festival ruhuna uygun hızlı seçenekleri tercih ederken, belirli saatlere kadar Chalet Garden’ın à la carte menüsünden de yararlanabiliyordu.

Ben her zamanki gibi tercihini Chalet Garden’ın pizzalarından yana kullananlardan oldum.

Yıllardır her ziyaretimde sipariş verdiğim pizzalar yine hayal kırıklığı yaratmadı. Atıştırmalıkları zaten uzun zamandır favorilerim arasında. Kokteyl menüsü ise hala İstanbul’daki birçok açık hava mekanının önünde.

Ama geccenin asıl yıldızı elbette müzikti.

Kapılar açıldığında hava henüz kararmamıştı. Yaz akşamlarının en güzel saatleriydi. Gün batımı yavaş yavaş ağaçların arasından süzülürken sahnede önce DJ Ollie performansıyla başladı. Ardından Serhat Gönüllü sahneye çıktı.

Serhat Gönüllü’yü daha önce defalarca izlemiş olmama rağmen enerjisine hala şaşırıyorum. Sanki sahnede tek kişilik bir enerji santrali var. Dakikalar ilerledikçe bütün alanı kendi ritmine çekiyor. İnsanların masalarında oturması neredeyse imkansız hale geliyor. Perküsyon performansı boyunca festivalin nabzını sürekli yukarıda tuttu.

Sonrasında sahneye Mansur Ark çıktı.

Açıkçası Mansur Ark’ı ilk kez canlı izleme fırsatı buldum ve geccenin en büyük sürprizlerinden biri oldu benim için.

Bazı sanatçılar sahneye çıkar, bazıları ise sahneyi tamamen sahiplenir. Mansur Ark ikinci gruptaydı.

Şarkılar arasındaki geçişleri, seyirciyle kurduğu ilişki, temposu ve enerjisiyle adeta devleşti. Kendi klasiklerini seslendirirken de, farklı yorumlar yaparken de aynı etkiyi yarattı. Festival alanındaki herkesin yüzünde aynı ifade vardı: Bu performans beklediğimizden çok daha iyiydi.

Ve ardından Çelik...

90’lar Türkçe popunun en güçlü figürlerinden biri.

Belki yıllar önce de sahnede izlemiştim ama bu kez başka bir şey dikkatimi çekti. Hepimizin bildiği o efsane şarkıyı hatırlatan bir durum vardı aslında; evet, Çelik de değişmişti. Ama çok güzel değişmişti.

Sahne hakimiyeti, seyirciyle kurduğu bağ, esprileri, şarkılar arasında anlattıkları ve en önemlisi enerjisi gerçekten etkileyiciydi.

Bir yandan güldürdü.

Bir yandan hep bir ağızdan söylenen şarkılarla duygulandırdı.

Ama gecce boyunca tempoyu hiç düşürmedi.

Bir sanatçının yıllar sonra hala aynı heyecanı yaratabiliyor olması gerçekten etkileyici bir şey.

Geccenin kapanışı ise yeniden Serhat Gönüllü ve DJ Hakan Küfündür ile gerçekleşti.

O saatten sonra festival alanında hala dans eden yüzlerce insan görmek bile organizasyonun başarısını anlatmaya yetiyordu.

Kalabalık vardı, evet. Ama rahatsız eden bir kalabalık değildi. Aksine, herkesin aynı nedenle orada bulunduğu o güzel kalabalıklardan biriydi. İnsanlar mutluydu. Şarkılara eşlik ediyor, dans ediyor, arkadaşlarıyla kahkahalar atıyor ve belli ki uzun zamandır ihtiyaç duydukları bir akşamın tadını çıkarıyordu.

Bu noktada organizasyonun müzik kreatif tarafını üstlenen Vox Creative Agency ekibinden de bahsetmek gerekiyor. Program akışı, sahne geçişleri, enerjinin gecce boyunca korunması ve festival hissinin kaybolmaması konusunda gerçekten başarılı bir iş çıkarmışlardı.

Gecce sonunda Chalet Garden’dan ayrılırken aklımda tek bir düşünce vardı.

90’lar aslında sadece bir müzik dönemi değildi.

Bir ruh haliydi.

Birlikte şarkı söylemenin, eğlenmenin, dans etmenin daha doğal olduğu yıllardı.

Ve Chalet Garden, bir gecceliğine de olsa o hissi yeniden yaşatmayı başardı.

İstanbul yazı daha yeni başladı.

Ama sezonun en güçlü açık hava etkinliklerinden biri şimdiden gerçekleşmiş olabilir!

DİĞER YAZILARI Bir Festivalden Fazlası: Akra Jazz Günlerinde Antalya! 01-01-1970 03:00 Tarihi Saraylardan Futuristik Pavyonlara Milano Tasarım Haftası Notları 01-01-1970 03:00 Festival Tadında Bir Yaz: Chalet Garden Sahnesi Yeniden Kuruluyor! 01-01-1970 03:00 Sanatla Yaşayan Oteller: Konaklamanın Yeni Tanımı 01-01-1970 03:00 Bodrum’un Yeni Sezon Haritası: Hangi Mekan Ne Zaman Açılıyor? 01-01-1970 03:00 Liste: Bir Kadının İç Sesi Hiç Bu Kadar Yüksek Duyulmamıştı 01-01-1970 03:00 Swissôtel’de Ramazan Sofraları: Türkiye’nin Yedi Bölgesi Tek Masada 01-01-1970 03:00 İkinci Perdenin Başı: İnsan Olmanın En Sessiz Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Rossini’nin Notalarında Çocukluk: Süreyya Operası'nda Külkedisi! 01-01-1970 03:00 Aşkın Estetiği: Sanat Bize Ne Söylüyor? 01-01-1970 03:00 Gösterişten Korunmaya: Lüks Seyahatin Yeni Dili 01-01-1970 03:00 Şehirden Kaçmadan Yenilenmek: 2026’nın Kaçamak Haritası! 01-01-1970 03:00 Ege’den Boğaz’a Uzanan Sofra: Bay Nihat x Sabrosa Buluşmasının Şiirsel Hikayesi 01-01-1970 03:00 Kışın İçimize Düşen Işık: Sokak Kokularının Peşinde Bir Mevsim 01-01-1970 03:00 Advent Calendar ve Modern Mutluluğun Anatomisi 01-01-1970 03:00 4 Hands Dinner: Soner Kesgin ve Murat Bozok’un Şehirle Kurduğu Lezzet Diyaloğu 01-01-1970 03:00 Masallar, Denizler ve Kahkahalar: Çocuklar İçin Rüya Gibi Oteller 01-01-1970 03:00 Bir Tabağın Hafızası, Bir Ustanın Mirası: Fabrice Canelle'in Ardından 01-01-1970 03:00 Sanatın Yeni Sahnesi Restoranlar: Kültürle Beslenen Sofralar 01-01-1970 03:00 Sanatın Sofrasında, Zamanın Katmanlarında: Contemporary İstanbul 20 Yaşında 01-01-1970 03:00 Boğaz’ın Sessiz Kıyısında: Zenkai’de Huzura Açılan Sofra 01-01-1970 03:00 Hafızanın Estetik Sabotajı: Lucca × :mentalKLINIK 01-01-1970 03:00 Yaz Bitmeden İstanbul’da Uğranacak En Güzel Mekanlar 01-01-1970 03:00 Bir Dilim Praluline, Bir Bardak Çikolata ve Paris’in Bambaşka Ritmi 01-01-1970 03:00 Einstein’ın Gözünden: Kusursuz Olmayan Bir Akşam Yemeği Nasıl Mükemmel Olur? 01-01-1970 03:00 Boğaz’ın Ruhunu Dinledim: Güneşi SAX’ta Batırmak... 01-01-1970 03:00 Lüksün Yeni Duyusal Manifestosu: Gastronomik Şıklık! 01-01-1970 03:00 Çocuklarla Seyahat Etmenin Altın Çağı: Yaşa Göre En İyi Destinasyonlar 01-01-1970 03:00 Tatilde Değil, Hikayenin İçindesin: Yaz Bodrum’da Başlar! 01-01-1970 03:00 Kulak Ver! Hafta Sonunun Sesi Bu Mekanlardan Yükseliyor 01-01-1970 03:00 Lezzet ve Sanatın Buluşma Noktası: Mezzaluna’nın Yeni Terası Açıldı 01-01-1970 03:00 Şehrin Ritmi Yükseliyor: İstanbul Bu Bahar Bir Başka Güzel! 01-01-1970 03:00 Dijital Fırçalarla Resmedilen Yarın: Sanat Yapay Zekaya Hazır mı? 01-01-1970 03:00 Dünya Günü 2025: Sessiz Bir Çığlık, Küresel Bir Umut 01-01-1970 03:00 Şeflerin Fısıldadığı Hikayeler: Mekanlar ve Efsane Tabakların Buluşması 01-01-1970 03:00 Mezeyle Başlayan, Sohbetle Uzayan Sofralar İçin Öneriler 01-01-1970 03:00 CVK Park Bosphorus’ta Neler Oluyor? 01-01-1970 03:00 Tek Şehir, Çok Lezzet: Ramazan Sofralarının İstanbul Mekanlarından Yansımaları 01-01-1970 03:00 Oscar After Party’sinde Karaca Tabaklarıyla Puck İmzalı Bir Gecce! 01-01-1970 03:00 2024 yılının seyahat trendleri belli oldu... 01-01-1970 03:00 Yılbaşı geccesi Vogue’da neler olacak? 01-01-1970 03:00 Yılbaşının gusto detayları: Da Mario’da Festive Menü! 01-01-1970 03:00 Keşfetmeniz gereken şık lezzet kaçamağı: Umus İstanbul 01-01-1970 03:00 Bin yıllık tariflere yakışan nostaljik bir keyif akşamından; Kiva'dan... 01-01-1970 03:00 İstanbul’u mutfağına yansıtan kültürel bir gusto: 29! 01-01-1970 03:00 Cadılar Bayramı'nın keyfini yine çocuklar çıkaracak! 01-01-1970 03:00 Çocuklarla sonbaharın tadını çıkarın! 01-01-1970 03:00 Lacivert'e yepyeni ve tanıdık bir merhaba! 01-01-1970 03:00 Gücünü harika bir kadından, özünü doğadan alan bir markanın hikayesi: Cru Organics 01-01-1970 03:00 Eylül’de huzurun adresi Datça’nın konsept otellerini keşfedin! 01-01-1970 03:00 Sarı Yaz’ı yaklaşan Datça’nın en keyifli mekanları 01-01-1970 03:00 Yaz sezonu için geri sayım başladı! 01-01-1970 03:00 Sanatla iyileşeceğine inanan bir nesiliz biz! 01-01-1970 03:00 En yeni İtalyan mabedi: Oly House 01-01-1970 03:00 Satır aralarını bile okuduğum, kitap gibi bir mekan: Başka Ol 01-01-1970 03:00 Sınırlarımı aşıp bir tutkuyu yaşatan Asmani 01-01-1970 03:00 Mavilikleri ayaklarınızın altına serenler! 01-01-1970 03:00 Oscar'a Wolfgang Puck imzalı Türk yemekleri damga vurdu! 01-01-1970 03:00 Tüm duyulara hitap eden Akra deneyimi 01-01-1970 03:00 Perde deprem bölgesi için aralanıyor! 01-01-1970 03:00 Deprem bölgesindeki lokal üreticiye destek! 01-01-1970 03:00 Yeniden filizleneceğimize inanmak istiyorum! 01-01-1970 03:00 Lokal lezzetler mercek altında 01-01-1970 03:00 2023 Seyahat trendleri 01-01-1970 03:00 Şehrin en romantik ikilisi 01-01-1970 03:00 Meze mühim mesele! 01-01-1970 03:00 2023'ün gastronomi trendleri 01-01-1970 03:00 Başlangıçların en güzeli: Kahvaltının yıldızları 01-01-1970 03:00 2022’nin son düzlüğünde göze çarpanlar 01-01-1970 03:00 Antalya'da Christmas Market heyecanı devam ediyor 01-01-1970 03:00 Yine, yeniden Gecce’deyim! 01-01-1970 03:00