• 03 TEMMUZ Pazar 11:49
  • HV

Marka şehir olmak!

Gürkan Boztepe
Gürkan Boztepe
Yayın Tarihi : 05-05-2022 17:54
Marka şehir olunca neler daha iyi olur?

*Yabancı turist daha fazla gelir
*Yaşayanlar kendilerine çeki düzen verir
*Belediye yaşayan halka ve turistlere yakışır altyapı hizmeti sunmak durumunda kalır
*Hediyelik eşya satışları artar
*Kaliteli restoranlar açılır
*Gastronomik ürünler artar
*Üretim ve nakliye iş yapar
*Turizm seyahat acenteleri oteller ve alt sektörler iş yapar
*Güvenlik dikkatli çalışmak durumundadır
*Yollar, ulaşım daha kolaylaşır.
*Havayolları sayısı artarak kente ulaşımı artırır
*Temizlik artar
*Sanat ve sanatçıya saygı artar, uluslararası gösteriler marka kentlerde gerçekleşir


Marka şehir olunca dezavantajlar neler olur?

*Gereksiz göç artar
*Gasp kapkaç artabilir
*Trafik artar
*Belediye daha yoğun çalışır
*Otellerde vb hizmet sektöründe çalışacak farklı ülkelerden gelen göç kültürlerarası farklar yaratır.


Ne olursa olsun kişi başı gelir artar ama en önemlisi para değil, görgü artar.

Marka kentler hangileridir desek ilk etapta aklımıza gelenler;

New York, Los Angeles, Dubai, Amsterdam, San Fransisco, Paris, Londra, Barcelona, Madrid, Budapeşte, Rio, Las Vegas, İstanbul, Bangkok, Chicago, Sydney, Sao Paulo, Mekke, Melbourne, Milano, Frankfurt, Berlin, Mumbai


Bu isimleri biliyoruz ama iç detayda başarı sırlarını bilmiyoruz.
Yönetim detayları da çok önemli.


Mesela hepimizin bildiği ‘’I Love Newyork’’ tasarımı nasıl doğdu?

Bu logonun yaratıcısı Milton Glaser. Ünlü bir grafiker. Genç yaşta sınıf arkadaşlarıyla Push Pin Studios’u kurmuş ve ticari amaçlı ufak tefek görsel işler yapmış aslında yeni bir görsel dil yaratmıştı. Daha çok turizm sektörünün tanıtımına odaklanıyorlardı. 1968 yılında kurulan New York magazin dergisinin tasarımlarını yaptıktan sonra 9 yıl görsel tasarım direktörlüğünü üstlendi. 1974 yılında ayrıca kendi adına tasarım şirketini de kurdu. 1977’de New York kentinin turizmi geliştirmek için hazırladığı kampanyada kendisinden kalıcı, etkileyici her yaşa hitap edebilecek bir logo yapması istendi. Milton Glaser öneriyi aldıktan sonra New York Empire Building gökdeleninin önünden bindiği takside elindeki sarı zarfa gömlek cebinden çıkarttığı kırmızı kalem ile şimdilerde çok ünlü MoMa'da (Modern Sanatlar Müzesi) sergilenen kırmızı kalpli I Love NY logosunu çizdi.

1977'de New York Eyaleti Ticaret Bakanlığı Komiser Yardımcısı William S. Doyle, New York Eyaleti için bir pazarlama kampanyası geliştirmek üzere reklam ajansı Wells Rich Greene'i tuttu. Doyle ayrıca kampanya üzerinde çalışmak ve Wells Rich Greene'in reklam kampanyasına dayalı bir tasarım oluşturmak için üretken bir grafik tasarımcı olan Milton Glaser'ı işe aldı. Glaser'in ajansın "New York'u Seviyorum" sloganına eşlik edecek ilk taslağı bir takside tasarlandı.  Aynı satırda I harfinden ve ardından NY harfinden oluşan bir kalp şeklinden oluşuyordu. Fikir geliştikçe, ben ve kalp şeklini NY karakterlerinin üzerindeki bir çizgiye yığmaya karar verdi ve daha sonra Robert Indiana'nın LOVE pop art imajından "bilinçaltı olarak" etkilenmiş olabileceğini belirtti. 


Nick Walker'ın Manhattan'daki 17. Cadde ve 6. Cadde'deki "Love Vandal"ı, 2015 Glaser, kampanyanın sadece birkaç ay sürmesini bekledi ve işi karşılıksız yaptı . [Yenilikçi pop tarzı ikon büyük bir başarı elde etti ve yıllarca satılmaya devam etti. Popüler akılda (ilk niyet bu olmasa da) logo New York City ile yakından ilişkili hale geldi ve logonun şehirde kolayca satılan düz beyaz tişörtlerin üzerine yerleştirilmesi görüntünün görünümünü geniş çapta dolaştırdı, onu yaygın olarak tanınan bir sembol haline getiriyor. Glaser'in orijinal konsept eskiz ve sunum panoları, Doyle tarafından New York Modern Sanat Müzesi'nin kalıcı koleksiyonuna bağışlandı

Görüntü, özellikle kente yönelik 11 Eylül saldırılarının ardından öne çıkarak halk arasında bir birlik duygusu yarattı. Saldırıların ardından şehre gelen çok sayıda ziyaretçi, desteklerinin bir göstergesi olarak I Love New York logosunu taşıyan tişörtleri satın aldı ve giydi. Glaser, kalpte Dünya Ticaret Merkezi sitesini simgeleyen küçük siyah bir nokta ile "NY'yi Her zamankinden Daha Çok Seviyorum" yazan saldırıları anmak için değiştirilmiş bir versiyon yarattı . 



Bu çalışma hala New York’ta en popüler ürünlerin üzerinde turistlere satılmaya devam etmektedir.

Bu çalışma o kadar başarılı olmuştur ki; ülkemizde de pek çok şehir belediyeleri meydanlarda bu formatta kendi şehirlerinin isimlerini yazarak fotoğraf çekim alanları yaratmışlardır.

Sorun şu ki her şehir kendi sanatçılar ile yaratıcığını kullanarak güçlü yanlarını ön plana çıkartmalıdır. Kopyacılık sadece işin aslını yaşatır. Çoğu insan neden marka şehirlere gittiğini bile bilmemektedir.


Özetle Belediye başkanlarına sanatçılara politikacılara milletvekillerine çok iş düşmektedir. Bana sorsanız Marka kentler Bakanlığı kurulmalı.

Marka kentler artarsa ülke marka ülke olur. Fransa’da Paris, Lyon olmasa Fransa marka ülke olmaz; Los Angeles , New York, Chicago olmasa da Amerika olmaz.

Bu haftalık benden bu kadar kalın sağlıcakla

Herkes iyi bayramlar dilerim .
  • Etiketler