https://www.geccemekan.com/files/uploads/user/b6770af9bf892b0d4dbbc1aa5a3201a4-3a2748ac42c6bbe14ce5.jpg Gürkan Boztepe

10 Kasım: Türkiye’nin Kalbindeki Tarih

11-11-2024 17:34 30087 kez okundu.




10 Kasım, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümü olarak her yıl anılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucumuz  olan Atatürk, modern Türkiye’nin temellerini atan, toplumsal, kültürel ve siyasi alanda köklü reformlar yapan  önderimizdir. 10 Kasım, sadece bir yas günü değil; onun mirasını, ilke ve inkılaplarını hatırlama, değerlendirme ve geleceğe taşıma günü olarak da kabul edilir. 1938 yılında saat 9’u 5 geçe hayata gözlerini yuman Atatürk, o günden beri milyonlarca insanın gönlünde yaşamaya devam ediyor. O’nun bıraktığı miras, sadece Türkiye sınırları içinde değil, dünyada da saygıyla anılıyor.

Atatürk’ün Türkiye’deki etkisi, bağımsız bir ulus yaratması, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma hedefi koyması ve köklü reformlarıyla Türkiye’yi modernleşme yoluna sokmuş olmasıdır. Eğitimden hukuka, ekonomiden sanata, pek çok alanda yaptığı devrimler, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin yönünü belirlemiştir. Türk halkı için o, yalnızca bir lider değil, ülkenin bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele etmiş bir kahramandır. 10 Kasım’da Türkiye’de yapılan saygı duruşları, anma etkinlikleri ve konuşmalar, bu derin minnettarlığın bir ifadesidir.

 

Atatürk’ün Yurtdışındaki Algısı

Atatürk, uluslararası alanda da büyük saygı gören bir liderdirimizdir. Kendisini “Yüzyılın Lideri” olarak tanımlayan pek çok tarihçi ve düşünür, onun vizyoner kişiliği ve devrimci yaklaşımı sayesinde Türkiye’yi dünya sahnesine taşıdığını ifade eder. Özellikle sömürgecilik döneminde bağımsızlık hareketleri ile çalkalanan ülkeler, Atatürk’ün bağımsızlık ve özgürlük için verdiği mücadelenin bir ilham kaynağı olduğunun altını çizer. Hindistan’dan Pakistan’a, Afrika ülkelerinden Orta Doğu’ya kadar pek çok ulus, Atatürk’ün bağımsızlıkçı duruşunu örnek almıştır.

Yurtdışında Atatürk, modern bir devrimci ve barış yanlısı olarak görülür. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrası Anadolu’daki kurtuluş mücadelesi ve arkasından gelen barışçıl tutumu, dünya kamuoyunun ilgisini çekmiştir. “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, sadece Türk milleti için değil, tüm insanlık için evrensel bir barış mesajı olarak kabul edilmiştir. Bu ilke, Atatürk’ün savaş meydanlarında liderlik ettiği kadar, diplomasi arenasında da barış yanlısı bir lider olarak tanınmasına vesile olmuştur.

Atatürk’ün dünya genelindeki algısı, onun sadece bir askeri deha olarak değil, aynı zamanda modern, barışçıl ve ilerlemeci bir devlet adamı olarak anılmasıyla şekillenir. UNESCO, 1981’i “Atatürk Yılı” ilan etmiş ve onu “uluslararası anlayış, iş birliği ve barışa yaptığı katkılardan dolayı” anmıştır. Dünya liderleri, tarihçiler ve akademisyenler, onun ilham verici kişiliğini takdir etmekte, vizyonunu örnek göstermektedir.
 

Atatürk’ün Evrensel Mirası

Atatürk’ün en büyük mirası, Türkiye’nin sadece bağımsızlığını kazanması değil, aynı zamanda modernleşme yolunda attığı adımlardır. Onun reformları, sadece Türkiye için değil, benzer yollardan geçen tüm milletler için bir örnektir. Bu nedenle, 10 Kasım sadece bir anma günü değil; onun düşüncelerini, ideallerini, dünya görüşünü anlamak ve yaşatmak adına da bir fırsattır. Atatürk’ün çizdiği yol, sadece Türkiye’nin değil, barışa ve özgürlüğe önem veren herkesin yoludur.

 

Atatürk ve Köylü: Toprağın Gücü, Ulusun Temeli

Mustafa Kemal Atatürk, “Köylü milletin efendisidir” sözüyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınmasında köylünün önemini vurgulamış ve tarım toplumunun temel direği olan köylüye duyduğu saygıyı ortaya koymuştur. Bu söylemi, yalnızca bir hitap değil, aynı zamanda modernleşme sürecinde köylünün ülke kalkınmasında öncü bir rol üstlenmesi gerektiğine dair inancının ifadesidir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede mücadele eden Türk köylüsüne, yeni Türkiye’yi inşa ederken de en önemli rolü biçmiştir.

 

Atatürk’ün Köylüye Verdiği Değer

Atatürk, Anadolu köylüsünün zorlu yaşam koşullarını iyi bilir, onların yoksulluğunun ve yıllar boyu ihmal edilişinin farkındaydı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde köylü, vergi yükü altında ezilmiş ve ihmal edilmişti. Atatürk ise yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde köylüyü, toprağın gerçek sahibi ve ülkenin geleceği olarak görüyordu. Ona göre, ülkenin ekonomisi ve sosyal yapısı köylünün kalkınmasına bağlıydı. İşte bu nedenle Cumhuriyet’in ilk yıllarında köylünün yaşamını iyileştirmek için tarım reformları başlattı, kooperatifleşme hareketini destekledi, eğitim imkânlarını genişletti.

Köylüye yönelik reformların en çarpıcı örneklerinden biri olan Köy Enstitüleri, bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Atatürk’ün fikir babası olduğu bu enstitüler, köylüyü eğiterek çağdaş tarım teknikleri ile tanıştırmayı ve köylerde modern eğitim anlayışını yerleştirmeyi amaçladı. Atatürk, ülkenin köklü kalkınması için köylünün sadece ekonomik olarak değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel olarak da gelişmesi gerektiğine inanıyordu.

 

Atatürk’ün Köylü ile Hikayeleri

Atatürk’ün köylülerle yaşadığı anekdotlar, onun bu kesime olan sevgisini, saygısını ve anlayışını gösteren en güzel örneklerdir. Bu hikayelerden biri, Atatürk’ün bir köylüye sorduğu bir soruyla ilgilidir. Bir gün köy ziyaretinde bulunan Atatürk, bir köylüye “Bu devlete ne veriyorsun?” diye sorar. Köylü ise içtenlikle “Canımızı, malımızı, her şeyimizi veriyoruz paşam” diye yanıtlar. Bu cevap, Atatürk’ü çok duygulandırır. Çünkü köylünün sadece sözle değil, özveriyle ülkesine bağlı olduğunu bir kez daha görür. Atatürk, bu samimi cevabın ardından köylünün hak ettiği saygıyı ve refahı görmesi için daha fazla çaba harcaması gerektiğine olan inancını perçinler.

Başka bir hikayede ise, Atatürk köylünün tarlasına gidip onlarla birlikte toprak işler. Kollarını sıvayıp onların emeğine katılır. Bu davranışıyla köylüye olan yakınlığını, onların alın terine olan saygısını açıkça ortaya koyar. Çünkü o, köylüyü yalnızca ülkenin ekonomisi için çalışan bireyler olarak değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in temel direkleri olarak görüyordu. Toprağı işleyen ellerin geleceği inşa ettiğini, köylünün emeğinin ülkenin kalkınması için ne kadar değerli olduğunu vurgulamak istiyordu.

 

Köylünün Aydınlanması: Cumhuriyetin Temel Değeri

Atatürk, köylüyü eğitmek ve modern tarım teknikleriyle tanıştırmak için devrim niteliğinde adımlar attı. Tarım Kredi Kooperatifleri’nin kurulması, köylünün maddi sıkıntılarını hafifletmek için önemli bir adımdı. Ayrıca, köylüyü okuma-yazma seferberliğiyle tanıştırmak, onlara bilinç kazandırmak adına büyük bir özveriyle çalıştı. Onun gözünde, köylünün refah seviyesi yükseldiğinde ve çağdaş bilgilerle donatıldığında Türkiye’nin geleceği daha sağlam temeller üzerine inşa edilebilirdi.

 

Atatürk’ün Köylüye Mirası

Atatürk’ün köylüye verdiği değer, onun sadece bir lider değil, aynı zamanda halkıyla iç içe bir devlet adamı olduğunun da göstergesidir. Bugün dahi, onun “Köylü milletin efendisidir” sözü, Türkiye’nin köylüsüne duyduğu minnettarlığı ve saygıyı ifade eden güçlü bir mirastır. Cumhuriyet’in kuruluşunda köylüye biçilen bu değer, hala Türkiye’nin kalkınma ideallerinde önemli bir yer tutmaktadır. Atatürk’ün köylü ile kurduğu bu güçlü bağ, onun halktan biri olarak halkıyla yürüdüğünün ve geleceğe aynı yolda ilerlediğinin sembolüdür.

 

Atatürk’ün Fabrikaları ve Türkiye’nin Sanayi Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni modern, bağımsız ve kendi kendine yeten bir devlet haline getirmek için ekonomik kalkınmayı ve sanayileşmeyi öncelikli hedef olarak belirledi. Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde büyük ölçüde tarım toplumuna dayanan, sanayi ve teknoloji açısından geri kalmış bir ülke devralınmıştı. Atatürk, bu yapıyı dönüştürmek için Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren kalkınma ve sanayileşme odaklı bir program başlattı. Bu programın merkezinde, ülkenin farklı bölgelerine yayılmış fabrikalar ve kamu yatırımları yer alıyordu.

 

Sanayi Devrimi’ne Hazırlık ve İlk Adımlar

Atatürk, sanayileşmenin Türkiye’nin bağımsızlığı için hayati önemde olduğunu biliyordu. Türkiye, o dönemde pek çok sanayi ürününü dışarıdan almak zorundaydı ve ekonomik bağımsızlık için üretim kapasitesini artırması gerekiyordu. Bu nedenle 1923’te toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde yerli üretim ve sanayileşme ana gündem maddesi olarak ele alındı. Burada, özel sektörün desteklenmesi ve devlet eliyle sanayi yatırımlarının başlatılması gibi hedefler belirlendi. Bu doğrultuda, Atatürk’ün öncülüğünde, Türkiye’nin farklı bölgelerinde çeşitli sanayi tesisleri kuruldu.

 

Atatürk Döneminde Kurulan Önemli Fabrikalar

Atatürk, farklı alanlarda ihtiyaç duyulan temel ürünleri üretebilmek için kamu sermayesiyle sanayi tesisleri kurdurdu. Bu fabrikalar, yalnızca ekonomik bir getiri sağlamanın ötesinde, halkı sanayi toplumuna dönüştürmek için eğitim, teknoloji transferi ve istihdam alanında da büyük katkılar sağladı. İşte bu dönemde kurulan bazı önemli fabrikalar:

            •          Sümerbank (1933): Sümerbank, Türkiye’nin tekstil ihtiyacını karşılamak için kuruldu. Türkiye’nin ilk büyük tekstil işletmelerini yönetti ve modern tekstil sanayisinin temellerini attı. Sümerbank, ülkenin dört bir yanında fabrikalar açarak hem üretim kapasitesini artırdı hem de halkın sanayide çalışmasını sağladı.

            •          Etibank (1935): Türkiye’nin madencilik ve enerji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan Etibank, madenlerin işletilmesi ve elektriğin üretimi konusunda önemli görevler üstlendi. Madencilik alanında bağımsızlığı sağlama amacıyla kurulan bu banka, Türkiye’nin yer altı kaynaklarını verimli bir şekilde işletmeye başladı.

            •          Karabük Demir ve Çelik Fabrikası (1937): Türkiye’nin ilk demir-çelik fabrikası olan Karabük Demir Çelik Fabrikası, Atatürk’ün sanayileşme politikalarının bir başka önemli adımıdır. Türkiye’nin kendi demir-çelik ihtiyacını karşılaması ve dışa bağımlılığı azaltması amacıyla kurulan bu fabrika, ağır sanayiye geçişin sembolü haline gelmiştir.

            •          Nazilli Basma Fabrikası (1937): Sümerbank’a bağlı olarak açılan bu fabrika, ülkenin pamuklu dokuma ihtiyacını karşılamak için kuruldu. Hem üretim kapasitesiyle Türkiye’nin tekstil sektörüne büyük katkılar sağladı hem de halkın yerli kumaşa erişimini artırdı.

            •          Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1935): Cam ürünleri alanında kurulan Paşabahçe, Türkiye’nin cam ihtiyacını karşılamak için açılan ilk fabrikalardan biridir. Bu fabrika sayesinde Türkiye, cam sanayisinde kendi kendine yeter hale geldi ve ithalata olan bağımlılığı azaldı.

            •          İzmit Kağıt Fabrikası (1934): Türkiye’nin kağıt ihtiyacını karşılamak amacıyla İzmit’te kurulan bu fabrika, ülkenin basın ve eğitim alanında kendi kağıt ihtiyacını karşılamasını sağladı.

 

Devletçilik Politikası ve Sanayi Devrimi

Atatürk, sanayi alanında kalkınmayı hızlandırmak için “devletçilik” ilkesini benimsemiştir. Bu ilkeye göre, özel sektörün yatırım yapmadığı ya da yapamadığı alanlarda devletin doğrudan müdahale ederek sanayi tesisleri kurması, kalkınmayı hızlandıracak bir yol olarak görülüyordu. Devletçilik ilkesi, Atatürk döneminde sanayi devriminin Türkiye’deki temel itici gücü oldu. Devlet tarafından kurulan fabrikalar, yerli üretimi artırarak dışa bağımlılığı azaltmış ve yeni Türkiye’nin ekonomik temelini oluşturmuştur.

 

Sanayileşmenin Halk Üzerindeki Etkisi

Atatürk’ün kurdurduğu fabrikalar, yalnızca ekonomik getirisi olan işletmeler değildi; aynı zamanda sosyal ve kültürel bir dönüşüm aracıydı. Anadolu’nun farklı bölgelerinde kurulan bu fabrikalar, çevre illerdeki insanlara yeni istihdam olanakları sundu ve halkı sanayi toplumuna adapte etti. Köyden kente göç, yeni iş fırsatları ve meslek eğitimi gibi süreçler, Atatürk döneminde başlayan sanayi hamlesiyle hız kazandı.

 

Atatürk’ün Mirası: Sanayileşme ve Ekonomik Bağımsızlık

Atatürk’ün başlattığı sanayi devrimi, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı ve modernleşme hedefleri açısından çok önemli bir miras olarak kalmıştır. Bugün Türkiye’de sanayinin ve ekonominin güçlü temelleri, o dönemde atılan adımlar sayesinde şekillenmiştir. Atatürk’ün kurdurduğu fabrikalar, bugün hala Türkiye’nin sanayi devrimine yaptığı katkılarıyla anılmakta, onun vizyonunun büyüklüğünü yansıtmaktadır.

Atatürk’ün açtığı bu yolda, sanayi ve kalkınmanın Türkiye’nin modern bir devlet olarak yükselmesinde taşıdığı önemi bir kez daha hatırlamak, bugünün sanayicileri ve yöneticileri için de yol gösterici olmaya devam etmektedir. Atatürk’ün “muasır medeniyetler seviyesine ulaşma” ideali, sanayi devrimini tamamlamış, güçlü bir Türkiye ile ancak mümkün olacaktır.

Bu önemli vizyon için Atamıza ne kadar teşekkür etsek azdır.

Bu haftalık benden bu kadar kalın sağlıcakla....

DİĞER YAZILARI Pagan Gastronomisi Anlamazdın Aşk Hikayesi Cemre Çarşısı Peynir & Mantar Miami Türk Lezzetleri Özbek Gastronomisi Hürmüz Boğazı, Marco Polo ve Pers Mutfağı Baklava ve Topkapı Sarayı İşsiz Kalan NLP: Aile Dizilimciler veya Dubai'de Ev Satanlar Şimdilerde Ne Satıyor? Ordular Midesi Üzerinden Yürür İran Mutfağı Ramazan'da Oruç Bir Nişantaşı aşkı; Masumiyet Müzesi Kuver ve Bahşiş Olay; Aslı Nedir? Dünya Astroloji Baronu Bursa: Gastronomik Bir Şehir Avrupa, Türk Mutfağından Korkuyor Lider Olsan Ne Yemek Yerdin? Dünyada Görmen Gereken Gastronomik Köyler Amerika’nın Tarihi: Bir Kıtanın Keşfi mi, Bir Sofranın Dağılması mı? Ölmeden Deneyimlemen Gereken 10 Mutfak Restoran Derecelendirme Şirketleri Üzerine Bir Köşe Yazısı Güzellik Güç İlişkisi Türk Halkının Papa ile İmtihanı O Palyaço Benim GT Hijyen Belgesi: Gastronomi Turizmi’nin Gizli Kahramanı Timur: Savaşın, Sofranın ve Aşkların Efendisi Cumhuriyet Coşkusu Afrika’da: Türk Bayrağı Burkina Faso Semalarında Dalgalandı Brüksel: Gastrodiplomaside Avrupa Başkenti GASTROSHOW 2025 Güney Afrika Mutfağı Melekler Şehri New York’un Sokak Lezzetleri ve İkonik Restoranları Godfather’ın Şarkıları: Sinemanın Sessiz Dilinden Bir Baş Yapıt İzmir Fuarı Aslında... Gastroshow: Gastronomi ve Turizmin Davos Zirvesi Türk Atasözlerinin Mizahı Nişantaşı: Dünün Zarafeti, Bugünün Işıltısı Don Kişot, Cami İnşaatında Sigortasız Çalıştırıldı Mı? Ağaçların Arasında Anlamlı Bir Gecce: Gastronomi Turizmi Derneği’nden “Ormanda” Etkinliği Zeki Müren, Huysuz Virjin, Bülent Ersoy Dünyayı Değiştiren Türkler Sağlık ve Gastronomi Turizmi Pastırmalı Fitness Orman Yangınları ve Gastronomi: Coğrafi İşaretli Ürünler Yanarken Kıbrıs’ta Gastronomi Turizmi ve Sarı Çizmeli Mehmet Ağa Tadı Damağımda da Kalacak Bir Yolculuk: Porto - Lizbon - Matosinhos'un Gastronomi Rotası Elon Musk: Türk Olsaydı? Yaz Gelirken Güzel Olma Telaşı Başladı Gastronominin Davos'u: 2025 Gastroshow Almanların Tüccar Şehri: Hamburg Anneler Günü Çölden Yükselen Şehir: Dubai Tarsus’a Altın Elma ile Gelen Uluslararası Onur Çevreci Tarzan ve Doğal Viagra Yemeden Ölmemen Gereken 3 Eşsiz Yemek: Borç Çorbası, Keşkek, Çığırtma Frank Sinatra ve Zeki Müren Dönemi Restoranlarında Yemek Kültürü Turizm ve Restoranlarda Sürdürülebilirlik: Çevreye Saygılı Bir Gelecek Mümkün mü? Gösteriş Meraklısı Datça: Tarih, Kültür ve Lezzetlerin Şiirle Buluştuğu Yer Finans ve Gastronomi Erzurum: Tarihin, Lezzetin ve Kış Turizminin Başkenti İstanbul Gastronomisi Kültür topu, Nostradamus, Freud, Banksy Sağlık ve gastronomi İspanyol dahi kadın; Hildegart Rodríguez Carballeira hikayesi Yapay zekaya 3 soru sordum Tarsus: Tarih, İnanç ve Lezzetin Buluştuğu Şehir Kuzey Kıbrıs Gastronomi ve İskele Bölgesi: Keşfedilmesi Gereken Tatlar ve Güzellikler Amsterdam elmas hikayesi Belçika: Lezzetlerin Ülkesi Dünyanın en güzel şatolarında gastronomik deneyimler Ekstrem Çılgın İnsan: Çizgilerin Dışında Yaşayanlar Vegan Beslenme Trendleri ve Yeşil Restoranlar Gastronomi kenti Elazığ! Dünya mutfağı ve BEST50 Wi-Fi’ı bulan güzel kadın; Hedy Lamarr Kitap fuarında 'İçinden lezzet geçen kitaplar' söyleşisi ChatGPT’nin Aşırı Kullanımının Zararları İpek Yolu Sonu: Fergana Şehri; Ekonomi Devrimi İstanbul’daki etkinlikler ve Michelin yıldızlı restoranların etkisi Kültür Yolu Festivali: Sanat ve Tarihle Yeniden Buluşmak Cannes: Lezzet, Sanat ve Tarihin Buluşma Noktası Monaco: Lüks ve Zarafet 1 Günde Ayder/Rize Gezisi Elazığ ve Yalova Kaybolan zarafet yasası Türkiye'de olduğunu nasıl anlarsın? Amasra'da neler var? Farkındalık Türkiye'de tutmayan işler En ilginç isimli Türk yemekleri Otel ve yeme içme Tatil Yatırım araçları Orman yangınları ve turizm Beyoğlu gastronomi tarihi Çeşme-Kuşadası bitmiş ağlayanı yok Lyon'da 3 gün Gastronomi dünyasının kalbi Gastroshow’da attı Evdeki çocuklarımız köpeklerimiz Erkeklere pahalı oyuncaklar Gastronomik etkinlik yoğunluğu Sağlık turizmi ve zayıflama sektörü Evde yemek Gastroshow Shakira rehberiyle Yunanistan Hamburger ve coğrafi işaretli hamburger Müzik kültürü ve toplum kültürü Yaz geliyor kilo verecek misin? Evcil hayvan gastronomisi İzmir klasik lezzetleri Marka olmak Doğru bildiğimiz yanlışlar Ordu Ünye'de gastronomi ve turizm Avrupa sosyetesi nerede? Zengin yoksul GTD, Türkiye gastronomisine değer katanları ağırladı Türk gastronomisi uzayda! 40 önemli bilgi Gastronomik önemiyle dikkat çeken 5 kitap 2023'ün EN'leri listesi 2024 Markalaşma Yılı İzmir'de neler oluyor? Sofra Adabı ve Asalet Napolyon Kalbim Malta'da kaldı Burçlar hangi yemekleri sever? Michelin ve Türk Mutfağı'na saygı! Hygge Felsefesi nedir? Kopenhag'da bir gecce Veni Vidi Vici Kültür manyağı yaparım Son Akşam Yemeği'nin hikayesi Hoş geldin Ekim 2023 İstanbul'da neler oluyor? Gastronomi turizmi için şehir etkinliklerinin önemi Anadolu kadınına döviz kazandırmak Emlak sektörü ve gastronomi Personel sorunu & Patron sorunu Ünlüler ne yemek sever? 3 günde Tokat Motor kültürü Gastronomi ve sanat İzlemeniz gereken iki film Neden eski müzikler 2 Michelin Yıldızlı şefin en iyi tabağı: Domates Bayramlara bakış açısı Fethiye bayramlıkları Bodrum, neden Bodrum? İstanbul'da etkinlik yoğunluğu Bodrum-Çeşme nereden çıktı? Atatürk'ün hayatını kurtaran saat Mutfak yangınları Şehirleri marka yapan restoranlar Peru Gastronomisi Anneler Günü'nün bilinmeyen hikayesi Topkapı Sarayı Paskalya Bayramı ve Ukrayna İstanbul semtlerinin isimleri nereden geliyor? Hobin kadar konuş Evde Somon ve Morina kalmamış Oslo'ya gittim! Başka bir Çanakkale Zaferi İzmir'de bir günde ne yenir? Sophia Loren ve favorisi Ristorante Apollianare Sevimli dostlar; köpeklerimiz, kedilerimiz Neden Anadolu? Deprem gerçeği! Amerika havası Tiyatro 24 TL, kahve 50 TL: "Veba" İstanbul'da su durumu, kuraklık ve farkındalık İstanbul'da gezilecek yerler Yaşlandığını nasıl anlarsın? 2022'nin En'leri listesi Avatar: Suyun Yolu Gastronomi sözlüğü Christmas ve Noel Baba  İstanbul semt isimleri Trüf mantarı Tanımlar Haftalık gelişmeler... Prag'da sonbahar! YEMEK  YEMEK  MICHELIN YILDIZI  Ne İzleyelim? Trüf mantarı ve Gastronomi  Sürdürülebilirlik ve İklim Krizi İHRACAT REKORLARI Amerika Başkanını Covid 19'dan koruyan karamürver ve Kastamonu