• 10 MART Salı 06:28
  • HV
Advert

Aynı Masada, Aynı Hayalde: Derin’le Bir Sohbet

Sedef Çalarkan
Sedef Çalarkan
Yayın Tarihi : 20-02-2026 11:24

En yakın dostunla röportaj yapmak kolay değil. Çünkü sorular hazırdır ama cevaplar çoktan paylaşılmıştır. Yine de kelimeler, bildiklerini yeniden düşünmeye davet eder.

Derin hayatıma girdiği günden beri bakış açım değişti. Onunla üretmek; fikirleri büyütmek, hayalleri somutlaştırmak hem motive edici hem de keyifli. Bazı insanlar vardır, yanına geldiklerinde sohbet yerini düşünce alışverişine bırakır. Birlikte susmak bile anlam kazanır.

Bu söyleşi klasik bir soru–cevap metni değil. Daha çok bir yolculuğun, kesişen hayallerin ve paylaşılan emeğin yansıması. Aynı masada otururken, bir zamanlar konuştuğumuz fikirlerin bugün nasıl gerçeğe dönüştüğünü görmek, dostlukla kurulan bağların gücünü hatırlatıyor. Çünkü başarı sadece sonuç değil, süreçte birlikte büyüyebilmek.

Derin’le yaptığım bu sohbet, bana bir kez daha şunu hatırlattı: gerçek üretim, güvenle başlar. Ve bazen en derin röportajlar, zaten hayatını paylaştığın insanlarla yapılır.



1. Seni yakından tanıyorum ama bu projede başka bir Derin gördüm. Sence ben hangi tarafını yeni keşfettim?

D.S: Kendine sorman gereken soruyu bana sormuşsun. Bu yüzden bir sonraki sorunun başında sorunun cevabını senden bekliyorum.

S. Ç : Bu projede Derin’in sessizliğini yeni keşfettim.

Derin Sarıyer konuşmadığında boşluk olmuyor alan açılıyor. O sessizlikte düşünce var, his var, beklemek var. Her şeyi kelimelerle doldurmaya çalışmıyor. Bazen sadece duruyor ve dinliyor.

Benim için en çarpıcı olan da buydu:
Sessizliğiyle yön veren, acele etmeyen, boşlukta kalabilen bir Derin.

Ve sanırım işin en derin kısmı tam da orada başlıyor.



  2. Müzik senin için hep vardı ama Zebercet’te sanki başka bir yerden konuşmaya başladın. Bu projede kendinle ilgili fark ettiğin en beklenmedik şey ne oldu?

Bugüne kadar yazdığım şarkıların çok büyük bölümünü iki tekil şahısta yazdım. Bunun sebebini çok fazla irdelemedim. İnsan olma durumunun absürtlüğü ilgimi çekiyor. Bunlardan bahsediyorum yazdıklarımda. Hem kişisel, hem de değil yazdıklarım. İkinci tekil şahıs, dinleyiciyi de söylediklerimin içine katar diye ümit ettiğimden belki de bu yaklaşımım. Zebercet birinci tekil şahısta, “Ben” diyorum. Sanırım sana “Başka bir yerden konuşmaya başladın.” dedirten şey bu.


  3. Beste yaparken mi daha yalnızsın, yoksa müzik bittikten sonra mı?

Bir şarkı üzerinde çalışmadığım zamanlarda kendimi boşlukta hissediyorum. Bu, şarkının sözlerini yazdığım aşama da olabilir, melodi ya da düzenleme aşaması da. Şarkıları yayınlamak aslında onlardan kurtulmak ve yeni şarkılara odaklanabilmem için. Yalnızlığa gelince. İnsan en çok yalnızken kendine dürüst bakabilir. Oyalanmalara çok da ihtiyacım kalmadı artık.


  4. Hiç “bu parça beni ele geçirdi” dediğin bir an yaşadın mı? Olduysa, kontrolü bırakmak sana ne hissettirdi?

Dinlediğim şarkıları asla öylesine dinlemem. Gerçekten çok seviyor olmam gerekir. Sürekli sevebileceğim şarkı araştırırım. Türkçe, İngilizce, Fransızca ya da İtalyanca olur bu şarkılar yüksek ihtimalle. Müzik insan ruhunun derinliklerine ulaşabilen en üstün sanat.




  5. Yakın arkadaşlıkla birlikte üretmek bazen riskli. Benimle çalışırken seni en çok zorlayan şey neydi — dürüst ol.

Yapmam gerekenler, zamanlamalar, iş yoğunluğu beni pek zorlamaz. Genelde birebir temas gerektiren etkinlik, röportaj gibi şeyler için eski motivasyonum yok sadece. Sen o konularda çok disiplinlisin. O aşamalar zorluyor beni. Ben odamda olayım, uyumadan 3 gün çalışayım, hiç ses etmem. Randevu, etkinlik, yapılması gereken konuşmalar, işlerin tanıtım süreçleri. Sanırım bunlar için kotamı doldurdum.

  6. Bu süreçte dışarıdan güçlü ve sakin görünüyordun ama içeride neler oluyordu? Kimseye söylemediğin bir korkun oldu mu?

Olmadı. Projemiz sağlamdı. Uygulaması da temizdi. Gündelik aksilikler dışında bir problem yaşanmasının mümkün olmadığı olgunluğa getirmiştik her şeyi.



  7. Eğer müzik bir itiraf biçimiyse, Zebercet’te aslında neyi itiraf etmiş oldun?

Birçok şarkıda aynı şeyi farklı açılardan anlatıyorum aslında. Eskiden bunları röportajlarda açıklamaya gayret ediyordum fakat artık merak edenlerin zaten şarkıları baştan sona dinleyip kendi hissettikleriyle baş başa kalmalarının daha doğru olduğunu düşünmeye başladım.
Nasıl biri olduğumu, en azından hayata bakışımı öğrenmek isteyen biri için yazdıklarım aşağı yukarı her şeyi içeriyor.



  8. Dinleyicinin büyük ihtimalle fark etmeyeceği ama senin için çok kritik olan bir detay var mı bu işte?

Zebercet gibi bir karakterin böyle bir projenin başlığı olması ve bunun bütün projeye hassas bir yaklaşım gerektirdiği gerçeği…
Ayrıntıları iyi çözdük, müzik ve tasarım arasındaki dikiş izleri dikkat çekmedi.

Bu iyi bir şey, homojen bir kıvama getirebildik iki farklı disiplini.


  9. Bu proje senden ne aldı, sana ne verdi — teknik değil, insani olarak soruyorum.

Bu projeyle ilgili kendimi iyi hissediyorum. Zaten iyi hissetmeyeceğim bir şey yapmam, direnirım. Bu proje benden bir şey almadı ve bana bir şey vermedi.
İçinde kendimi olduğum gibi hissettim.
Zaten benim en sevdiğim şey budur.



  10. Ve gerçekten merak ettiğim şey:  Beş yıl sonraki Derin bugüne bakıp “iyi ki” mi diyecek, yoksa “keşke” mi? Neye dair?

Zamanla ilişkim dar bir dilimle sınırlı. Yarın sabah uyanalım, tamamdır.
Proje tamamen içime sindi. Bu fikrim zamanla değişebilecek bir şey değil.

 

  • Etiketler