• 16 NİSAN Salı 19:35
  • HV
Advert

Strazburg ve Colmar’da gezilecek yerler

Yayın Tarihi : 07-12-2022 17:46

Avrupa’nın masalsı Noel pazarlarını gezmek bana büyük keyif veriyor. Her yıl Kasım ayının son haftası başlayıp yeni yıla kadar süren bu renkli coşkuyu Noel’in Başkenti Denilen Strazburg ve Colmar’da da yaşamayı ne zamandır çok istiyor ve planlıyordum. Nihayet bu sene denk geldi, güzel bir gezi planladım ve unutulmaz anılarla döndüm. İyiki gittim dediğim yerlerden biri oldu.

Aslında bu gezi hiç planda yoktu. Budapeşte’de yaşayan ablam ve yeğenim üç günlüğüne Barcelona gezisi planlamış ve annemle beni de oraya çağırmışlardı. Orada buluşmak ve gezmek güzel olur düşüncesiyle hemen aldık biletlerimizi. Sonra dedim ki madem oralara kadar gidiyoruz hemen dönmeyelim, programı uzatalım. Aklıma bir anda daha önceden hep planladığım ama bir türlü gidemediğim Strazburg, Colmar gezisini yürürlüğe koymak geldi. Hem de tam zamanıyken, yeni yıla yaklaşıyorken. Barcelona’dan Strazburg’a direkt uçuş olmadığını görünce en yakın havaalanının İsviçre’nin Basel kentinde olduğunu tespit ederek uçak biletlerimizi tek yön Barcelona – Basel olarak aldım. Dönüşte İstanbul’a Strazburg’dan dönmek mantıklı olacaktı fakat Strazburg’dan her gün direkt uçuş olmadığı için tatili uçuş olan güne bilet almak için iki gün daha uzatmış oldum. Böylece Basel’i gezmek ve orada kalmak için de ekstra iki günümüz oldu. Basel’den Strazburg’a trenle bir buçuk saatte ulaştık. Ertesi gün de günü birlik Colmar gezimiz oldu. Diğer yazılarımda sizlere hem Barcelona’yı hem de Basel’i tüm detaylarıyla anlattım. Onları da okuyabilirsiniz. Yazının ilerleyen kısmında Colmar’dan da bahsediyorum ve bolca fotoğraf paylaşıyorum..

Şimdi gelelim Strazburg’a..

Alsace bölgesinin başkenti Strazburg, masallardan çıkmış atmosferi, çiçeklerle kaplı ve Arnavut kaldırımlı meydanlarında yer alan orta çağ yapıları ve ahşap evleri ile Fransa’nın en çekici ve sofistike şehirlerinden biri. Özellikle de noel zamanı süslendiğinde masal gibi oluyor.

Strazburg, yürüyerek ya da bisikletle bir yada iki günde kolayca gezilebilecek, güzel korunmuş ve yaya dostu bir şehir. Ayrıca şehirdeki geniş ve gelişmiş tramway ağı gezmeyi daha da kolaylaştırıyor. 

Unesco listesindeki merkezi Grande-Île, Ill Nehri (L’ill Nehri Ren Nehri’nin bir kolu) ve Canal du Faux-Rempart tarafından çevrelenmiş Strazburg, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nu da barındırıyor. “Avrupa’nın Başkenti” unvanına sahip Strazburg aynı zamanda büyük bir öğrenci kenti olarak Fransa’nın en önemli üniversitesinden biri olan Strazburg Üniversitesi’ne de ev sahipliği yapıyor. Şaraplık üzüm bağları ile de ünlü.

Bir sınır kenti olduğundan Alman ve Fransız kültürünün yoğun özelliklerini bir arada taşıyor. 

Tarihi ve kültürel olarak oldukça zengin; Gutenberg’in Rouget de Lisle’in, Hollandalı filozof Erasmus ve Alman yazar Goethe’nin kenti.

Notre Dame Katedrali, hemen arkasındaki Rohan Sarayı, biraz ilerisindeki Kleber Meydanı ve diğer görülecek yerlerin çoğu nehirle çevrili bir ada içinde bulunuyor. Bu adanın güneybatısındaysa Strasbourg’un en güzel ve ilginç semti olan Küçük Fransa (La Petite France) bulunuyor. Burası nehirlerin birleştiği, düzenlendiği, Rönesans döneminden kalma tarihi evler ve müzelerle dolu bir bölge.

Kalınacak Bölge: Le Petite France veya Strasbourg ana tren istasyonu ‘’Gare de Strasbourg’’ civarındaki otelleri tercih edebilirsiniz. 

GEZİLECEK YERLER SIRALAMASI:

‘’La Petite France’’

‘’Cathedrale Notre Dame de Strasbourg’’

‘’Palais Rohan’’

‘’Parc de l’Orangerie’’

‘’European Parliament’’

‘’Strasbourg le Barrage Vauban’’

‘’Musée Alsacien’’

‘’Ponts Couverts’’

‘’Place Kleber (Kleber Meydanı)’’

‘’Christmas Market’’

‘’Maison Kammerzell’’

‘’Musée Historique’’

‘’Strasbourg Museum of Modern and Contemporary Art’’

‘’Eglise Saint Thomas’’

‘’Musée Archeologique’’

Gezmeye Strasbourg’un en güzel yerlerinden biri olan La Petite France’tan – Arnavut kaldırımlı kapalı cadde Rue du Bain-aux-Plantes’tan başlamakta fayda var. Ren nehrinden uzanan kolların kanal halini aldığı bölgenin etrafında rengarenk Alsace evleri bulunuyor. Şehrin en eski binalarını da içinde bulunduran Petite France’ın dar sokaklarına bayılacaksınız. Bu sokaklarda renkli ve tatlı stantlardan oluşan bir noel pazarıyla da karşılaşıyorsunuz.

Ardından rotanızı kentteki en görkemli yapıların başında gelen Cathedrale Notre Dame de Strasbourg’a çevirebilirsiniz. Burası aynı zamanda Avrupa’nın da en etkileyici Gotik kiliselerinden biri. 1176-1439 yılları arasında inşa edilen ve Fransa’nın en yüksek katedral kulesi olan 142 metre kuleye sahip yapı, şehrin muhteşem manzarası için izleme platformuna da sahip. 

Gotik ve Romanesk tarzı mimari unsurları bünyesinde başarıyla harmanlayan dini yapının inşa süreci, 1015 yılında başlamış. 1439’da tamamlanan kudretli katedralin yapımının bu kadar uzun sürmesinde, bir yangın felaketi ve çeşitli taht çekişmeleri etkili olmuş. İnşasında kireç taşı kullanılan katedral, tüm bu etkenlere rağmen kullanıma açılmasını takip eden 227 yıl boyunca dünyanın en yüksek yapısı unvanını elinde tutmuş. Strazburg Katedrali’nin en dikkat çekici kısımlarını 12. ila 14. yüzyıllar arasında eklenen vitray camlar oluşturuyor. İçeride bir astronomik saate de bulunuyor. 12.30’a denk gelirseniz saatin çalmasıyla birlikte harekete geçen figürleri izleyebilirsiniz. Ayrıca kuzey kulesinin üst kısmındaki seyir terasına çıktığınızda manzara enfes görünüyor.

Katedralin hemen yanı başındaki Rohan Sarayı’na gelince: İlk bakışta Versay’ın küçük bir kopyasını andıran Palais Rohan, 1720’li yıllarda Robert de Cotte’nin tasarımlarına bağlı kalınarak inşa edilmiş. Barok tarzdaki saray, yapım aşamasında planlandığı gibi Strazburg’un prens-piskoposu Armand Gaston de Rohan-Soubise tarafından ikametgâh olarak kullanılmış. Ancak 1732’de başlayan bu süreç Fransız Devrimi nedeniyle 1742 yılında sonlanmış. Rohan Hanedanı’na ait gösterişli konut, günümüzde ise birbirinden değerli koleksiyonlara sahip üç önemli müzeye ev sahipliği yapıyor.

Quartier Europeen’e geçip Orangerie Parkı’nın huzur dolu ortamında gezinebilirsiniz. Kentin en eski parkı, 19. yüzyılın başlarında İmparatoriçe Josephine onuruna kurulmuş. Bu yeşil alan adını 140 portakal ağacından alıyor. Bu ağaçlar, devrim esnasında Chateau de Bouxwiller’den sökülerek buraya dikilmiş. Ancak şuan sadece üç tanesi kalmış.

17. yüzyıl mühendisliği ile inşa edilen ‘’Le Barrage Vauban’’ şehrin manzarasını izleyebileceğiniz en iyi yerlerden birisi. Kentin savunması için inşa edilen bu baraj ismini Fransız ordusunda görev yapan askeri mühendis Sebastien Le Prestre de Vuban’dan almış. Bu yapı şehre yapılacak bir kuşatmada güneyden gelen düşmanları püskürtmek üzere inşa edilmiş. Düşmanı su püskürterek saf dışı etmek isteyen Strazburg bu hamlesi ile oldukça başarılı olmuş. Nehir üzerindeki kapaklar kapatılarak bölgeye su bastırma yöntemiyle düşman püskürtüldüğü için de yapıya baraj adı verilmiş. 

Vauban Barajının terasına çıktığınızda; La Petite France’a ek olarak Ponts Couverts üzerindeki 4 savunma kulesini ve Aziz Thomas Kilisesi ile Strazburg Katedrali’ni bir arada görebiliyorsunuz. Şu an köprü olarak kullanılan üç katlı yapının ister üstü açık teras kısmından ister kapalı tünel kısmından karşıya geçebiliyorsunuz.

Petite France’a giden yol üzerinde bulunan Ponts Couverts, Ill Nehri’ne bağlı kanalların üzerinde yer alan 3 köprüden ve 4 kuleden oluşan bir savunma sistemi.

Orta Çağ’da kenti çevreleyen surlardan günümüze ulaşan en önemli parça konumundaki yapı grubu, 13. yüzyılda inşa edilmiş. Eski zamanlarda her bir köprünün üzeri çatıyla kaplıymış.

Zaten isimlerini de düşman saldırılarına karşı daha güçlü olmaları için tasarımlarına eklenen bu çatılardan alıyorlar. Gerçi şimdilerde yalnızca Vauban Barajı olarak anılan köprü orijinal görünümünü koruyor.

Ponts Couverts, 1784 yılında çatıları kaldırılıp görünümleri sıradanlaşmış olmasına rağmen tarihi önemi nedeniyle yoğun ilgi görmeye devam ediyor.

Strazburg’un en büyük ve merkez meydanı olan Place Kleber günün her saatinde hareketli, sosyal ve alışveriş olanaklarıyla dolu. Fransa’nın meşhur department store zinciri Galerie Lafayette mağazası da bu meydanda bulunuyor. 

Adını Strazburg doğumlu Jean-Baptiste Kleber’den alıyor. Ülke tarihinde önemli bir yere sahip olan generalin heykeli de bu meydanda bulunuyor. Alanın kuzeyinde ise Jacques-Francois Blondel’in imzasını taşıyan tarihi ve etkileyici bina: Aubette bulunuyor.

Kammerzell Evi, Strazburg’un en ünlü binalarından biridir ve daha önce Kutsal Roma İmparatorluğu’na ait olan bölgelerde geç Gotik mimarisinde en süslü ve iyi korunmuş ortaçağ sivil konut binalarından biridir. Şuan restoran olarak kullanılıyor. Bu binayı da Katedral Meydanı’nda görebilirsiniz.

‘’Noel Pazarları’’

Strasbourg boşuna kendine “Noel’in Başkenti” demiyor; resmen şehrin dört bir yanında Avrupa’nın en tatlı en güzel ve masalsı noel pazarları kuruluyor.

Adeta bir festival havası yaşatan Strazburg’un dünyaca ünlü Noel pazarının kökenleri 1570 yılına kadar uzanıyor. O zamanlar Christkindelsmärik, yani “Bebek İsa’nın Pazarı” adıyla anılan Christmas Market bünyesinde yaklaşık 300 tezgâh kuruluyor.

En büyükleri ise Place Kléber, Place du Temple Neuf, Place Broglie, Place de la Cathédrale, Place du Marché-aux-Poissons ve Palais des Rohan’dakiler. 

Place Kléber’de kurulan pazar şehrin ana pazarı niteliğinde. Bu meydana Strasbourgluların çok gurur duyduğu dev yılbaşı ağacı dikiliyor. Her akşam 17:00’de ağacın ışıkları yakıldığında Noel büyüsünü de etrafa saçılmış oluyor. Place Gutenberg ise her sene bir konuk ülkeye tahsis ediliyor.

Kasım sonunda kentin sokaklarını süsleyen pazar aracılığıyla el yapımı ürünlere sahip olmak isterseniz, Katedral ve Broglie meydanlarındaki tezgâhlara, lezzetli yiyeceklerin tadına bakmak içinse Place du Marché-aux-poissons’a yönelebilirsiniz.