• 16 NİSAN Salı 20:02
  • HV
Advert

Tevrat’ın Yaratılış Hikayesi, Nag Hammadiel yazmalarında tam tersine mi anlatıldı?​​​​​​​

İpek Kobaner
İpek Kobaner
Yayın Tarihi : 25-03-2024 10:00

İnstagram: @ipekkobaner

Bugün gnostik metinlere şöyle bir bakalım diyorum. Her dinin içinde karşılaştığımız söylemlerin ana kaynağına gidelim, satır aralarına gizlenmiş kadim bilgilere ulaşalım.

Ve tabii ki araştırmaya NagHammadi yazmalarından başlayalım.

Aslında NagHammadi Yukarı Mısır’da Nil nehri kıyısında bir kasabanın ismidir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısına kadar adından söz edilmezken, 1945 yılında bulunan NagHammadi koleksiyonu ile dinler tarihinin en önemli çalışma kaynağı olur.

İki çiftçi kardeş yola çıkarlar, amaçları nitratlı toprak bulmaktır. Ancak gittikleri mağaranın toprağını kazarkenbir küp bulurlar. Çok sevinirler. Altın bulduklarını sanırken, küpün içinden tomar tomar eski kağıtlar çıkar. Yıpranmış kağıtlara bakan kardeşler hüzünlüdür. Yine de küpün içinden çıkan kağıtları evlerine götürürler. Ancak birkaç tanesini bir Kıpti rahip alınca umutlanırlar. Bundan sonrası tanıdıktır. Onlar sattıkça bu yazmaların varlığı bilinmeye başlar, kağıtlardan bir bölümü Kahire’ ye kadar gider. 

Mısır’daki yabancı eser kaçakçıları ise bazı parçaları batı ülkelerine satarlar.  Hatta metinlerin birinci cildinin fragmentleri Zürih Jung Enstitüsüne satılır.

Metinlerin önemini fark eden Mısır Kıpti müzesi ise büyük paralar ödeyerek bu kâğıtparçalarını teker teker geri almaya başlar. Metinler dikkatle çözümlenir.

NagHammadi 13 ciltlik bölümlerden oluşur. Papirüs sayfalarının ilk 11 cildi deri kaplıdır. 12. cilt ise süreç içinde eksilmiştir. 13. Ciltten ise ancak birkaç sayfa kalmıştır.

Bütün ciltlerde okunamayan ve eksik olan sayfalar vardır. Tamamen okunabilen iyi durumda olan sayfalarda mevcuttur.

NagHammadi içindeki bazı bölümlere, Filip İncili ve Gerçeklik- Barnabas İnciline MS. 2 yüzyıldan sonra reddiye yazan İrenaus gibi kilise babaları atıfta bulunurlar. Ancak sadece ismen atıfta bulunurlar, açıklama yapmazlar. NagHammadi metinlerinin bulunması ile birlikte ortaya çıkan nüshalar sayesinde bilim insanları kilise babalarının yaptıkları alıntıları karşılaştırabilme imkânı bulabildiler.

Gnostisizm

Bu metinler Kıpti’ce olarak yazılıdır. Yazanlar ve toprağa gömenler kimdir, bilinmez. Ancak MS. 4. yüzyıla atıflar olması, bu yüzyılda yazıldığı ve gömüldüğü fikrini verir. Bu metinlerin bazılarının Hristiyanlıkla ilgili olmaması ve öncesindeki gnostik anlayışı yansıtması bilim adamlarını Hristiyanlık öncesi döneme ait oldukları düşüncesine iter.

Gnostisizm araştırmalarına ise yeni bir boyut getirir. NagHammadi öncesinde,gnostisizm ile ilgili bilgiler, Sabii ve Mani kaynaklarından,Hermetisizm ve Yahudiliğin bazı metinlerinden ve ayrıca Kilise Babalarının anlatımlarından öğreniliyordu.Kilise babaları gnostisizmi Hristiyanlık içinden çıkan heretik bir akım olarak görüyorlardı. NagHammadi metinleriyle çok daha erken dönemde başlamış olduğuanlaşıldı. Ancak yine de bütün din bilimciler aynı görüşte değildi. Bazıları önceden beri olduğunu savunurken bazıları Hristiyanlık içinde geliştiğini düşündüler.

Gnostisizm bütün monoist dinleri derinden etkiler ve günümüzde tarihin karanlığına gömülmüş gibi görünse de uygulamalarda yerini almıştır. Günümüzde Sabiilerile yaşamaya devam eder. Sabiiler“Göbeklitepe’nin Gizemi” kitabımda detaylı anlatılmıştı.

Önce Yuhanna’ya verilen gizli öğreti bölümünden bahsedelim;

Hz. İsa Yuhanna’ya gizli öğretileri verir ve NagHammadi de yazılıdır. Yuhanna’ya anlatı bölümü 4 nüsha olarak yazılıdır. Burada Eski Ahit’teki yaratılış anlatımı kısmen kabul edilir. Yalnız anlatımın ters ifadeli olduğu söylenir. Yaratıcı tanrının sahte ve yanlış olduğunu düşünürler. İlk beş kitabın Hz. Musa’ ya verildiğini kabul ederler. Ancak ona yanlış bilgiler öğretildi, derler. Onun tanıdığı tanrı Deimurg’ dur ve Musa onun gerçek tanrı olduğuna inanıyordur. Çünkü gerçek tanrıyı tanımıyordur. Bilirsiniz Musa nın tanrısı öfkeli ve cezalandırıcıdır.

İlk yaratılış NagHammadi de şöyle anlatılır;

Aden bahçesinde gerçek tanrıdan ayrılan ama ondan zuhur eden Hikmet,Yaldoboath isimli bir yaratığı yaratır. Bu yaratık belli güçlere sahip olupiçinde ışık unsurları da vardır. Ancak onu yarattığı için sonra pişman olur. Bunun üzerine ışık varlıkları Hikmet’i affeder ve böylece ışık evreni ile birleşebilir.

Ancak bir düşünce oluşur bu arada, düşünceler önemlidir, nizamı oluşturur. Bir de düşünce öncesi oluşur, adına Barbelo denilir. Barbelo’da Hikmet’le birleşir.

Aldoboat işte bu Barbelo’yu kullanarak insanı oluşturacaktır. Ancak önce düşüncesini oluşturması gerekir ki insanı oluşturabilsin. Bu gereken düşünceyi Barbelo’dan alır. İşte Tevrat’ta geçen, biz insanları kendi suretimizden yarattık, denmesini de buraya bağlarlar. Aldoboatise yalnız değildir. Bu sırada dünyada yöneticiler vardır, kötücül varlık olan Arkhonlar gibi…

İnsan iki kez mi yaratılır?

İnsanın iki kez yaratıldığı söylenir. İlk yaratılış spiritüel beden ikincisi ise maddi bedendir. Spiritüel beden gelir ve maddi bedene yerleşir.

Aldoboat spiritüel bedene ruh üfler, çünkü ona denir ki bunlara ruh üflersen sana hizmet ederler ama kandırılmıştır. Çünkü ruh üflenince insana hakikat bilgisi verilmiş olur.

Peki insan kimdi?“Işık ve Karanlık” savaşı nasıl başlar?

İnsan Hz. Adem’dir. İnsan onlardan daha güçlü olur.  Ruh üflenirken henüz maddi beden yoktur. Ancak ruh üflendikten sonra maddi bedene yerleşir. Gerçeği görmesin ya da bulmasın diye. Maddi bedene girince hemenbeyin çalışır. Böylece gerçeği göremez olur.

Bu arada ışık güçleri de çalışır. Barbelo sonraki düşünceyi insana yerleştirir ve böylecegnosis olur.

Bu sırada halen süren savaş başlar. Hikmet ve Barbelo insanın hakikateulaşmasını ister. Aldebough,Arkhonlar ve karanlık güçler ise hakikate ulaşmasınlar ister.

Böylece Işık ve Karanlık’ınbildiğimiz büyük mücadelesi başlamış olur.

Aden Bahçesinde neler olur?

Şimdi bütün bu bilgilerle Aden bahçesinde olanları görelim. İlk mücadele burada yani Cennet’te başlar veGnostik anlatımda burada başlar.

Aldebourg insanın içine hikmet konulduğunu anlar. Barbelo koymuştu hikmeti, hatırlarsanız... Bu durum anlaşılır o sırada. Bu bir sıkıntı kaynağı olur. Aldebourg,bilen insanın ona itaat etmeyeceğini, bilir.Şimdi bu anlatımdan anlaşılan önemli nokta, Hz. Musa ile görüşeninaslında Demiurgolmasıdır. Çünkü, o yani Demiurg kendisine ibadet edilmesini ister. Ama insanda hakikat ışığı vardır. Ne yapacaktır?

Adem ve Havva’nın bilinmeyen hikayesi

Bu ışığı engellemek için Hz. Adem’den bir can oluştururlar. Bu can kim derseniz, tabii ki Havva’dır. Bu sayede Hikmet’ in ondan çıkacağını düşünürler. Çıkar da hikmet, ancak umulmadık bir şekilde Havva’ya geçer.  Bu sırada yine mucizevi bir şekilde ve hikmetin çıkış anında, Âdem hakikatin gerçek bilgisine mucizevi bir şekilde ulaşır.

Gnosis ağacı denilen,Tevrat’ta doğruyu ve yanlışı birbirinden ayıran diye bilinen ancak Kur’an’da böyle bir ifade olmayan, yaklaşılmaması gerektiği bildirilen ağaçtır. Karanlık taraf gnosisi,hakikatin içinde olduğu meyveyi yemelerini istemiyor.Aldobourg sakın ağaçtan bir şey yemeyin, diyor.

Fakat hakikat bir kartal şeklinde gelip Âdem ve Havva’ya yemelerini söyler ve yerler. İnsan bu hakikat meyvesinden yediğinde gözü açılır ve çıplak olduğunu anlar, hemen kendini örtmeye çalışır. Hayvandan farklılaşır, bir şeyleri anlamaya başlar.

Âdem ve Havva Aldebourg’ un gerçek tanrı olmadığını anlar.  Hem de yer yemez anlarlar... Bunun üzerine Aldebourg onları Cennet’ten kovar. Aldebourg Havva’ya “tecavüz” eder, amacı hikmeti yok etmektir. Bu işten Habil ve Kabil doğar, Âdem den değildir bu çocuklar!  İşte bu çocukların soyu sürecek vegnostik olmayanlar onların soyundan gelecek olanlar olacaktır.

Gnostikler iseAldebourg’tantanıdıkları cinsel isteğin karanlık bir şey olduğunu, mümkün olduğu kadar kaçınılması gerektiğini düşünürler.  (Belki de daha sonra Katolik din adamlarına konan evlenme yasağının kökü buralara kadar dayanıyordur.)

Ancak cinsel ilişki her zaman da kötü değildir. Âdem ve Havva birleşince Şit doğar ve biz onu Şit peygamberolarak tanırız.O gerçeği bulmuş insanın başlangıcıdır. Bütün gnostiklerin de atası olarak bilinir.

Örneğin, Sabiiler kendilerini Şit soyundan kabul eder. Diğer insanların ise yanlış ilişkiden doğduğuna inanırlar.

Nuh ve Tufan

Bu anlatım gnostiklerin anlatımı gibi görünmez, burada tanrı çocuklarından bahsedilir. Kimdir bu çocuklar, bilinmez.Nefilimveya titan diye adlandırılır. Bu tanrı çocukları insan kızlarıyla evlenir ve devler doğar. Zaten cinsel ilişki kötü idi üstüne bir de başka ırkla olunca daha da kötü hale gelmiş olur.

SecretBook kitabına göre yani Yuhanna’ya anlatılana göre,onları öldürmek isteyen Aldebourg’tur, sebebi kendine tapılmıyor olmasıdır.

Hz. Nuh insanlara ışığı anlatmaya çalışır ama onu çok az insandinler.  Bu az gruba taşınamaz ırk denir ve onları nurani bir bulut tufandan kurtarır.

Tufandan sonra Aldebourginsanları saptırmak için yine sahte ruhlar gönderir. Zaten hayatta kalanlar sadece hakikati bilenlerdir.

Bundan sonra, Forethougt yani önceki düşünce birkaç kez daha dünyaya gelir ama başarılı olamaz. Son kez İsa peygamberin vücudunda dünyaya geldiğine inanılır.

Karanlıkla ışığın bitmeyen savaşı sonsuza kadar sürecek gibidir.

Bu yazının konusu biraz ağırdır ancak ilgilisine çok şey anlatır, bu sefer böyle oldu ama olması gerektiğindendir, diyelim...