Begüm Kılıç
Tüm yazıları EN İYİ MEKANLAR Begüm Kılıç begum@gecce.com 02 Temmuz 2019 09:30

İstanbul'da yaz!

Ve evet bayram, seçim, okulların tatil olması derken beklediğimiz yaz tatili resmen geldi...Yaz gelince de İstanbul ve İstanbullu tatil özlemiyle yanmaya, Çeşme, Alaçatı, Bodrum hayali kurmaya başladı. Peki İstanbul'da yaz akşamlarına keyif katacak aktiviteler, mekanlar, eventler yok mu?

-AÇIK HAVADA POPCORN KOKUSU VAR!-


Evet yaz geldi. Ve tekrar evet biz çalışanlar olarak yazın büyük bir bölümünü İstanbul’da geçirmek zorundayız. Ve tekrar evet mekanların çoğu tası tarağı toplayarak Ege’ye göçtüler. Bize ne yapmak kaldı? Onları beklemek mi?

Rahatlıkla cevap veriyorum ve tabii ki hayır diyorum. Yaz için harika organizasyonlar ve eventlerle İstanbul’un en iyisi Swissotel The Bosphorus sahneye çıkıyor bu noktada. Geçtiğimiz haftalarda başlayan ve yaz boyu devam edecek olan “Açık Hava Sineması” Pazartesi akşamlarının vazgeçilmezi oldu bile.

*******

İstanbul’un göbeğinde, ağaçlarla sarılı bu gizli bahçede popcorn kokusu ve seçilmiş filmlerle her pazartesi saat 21.00’da yaz akşamlarınıza renk katabilirsiniz. Ben gösterimin ilk gecesinde 6 Oscar ödüllü film “La La Land” filmini izledim.

Çok keyifli ve nostaljik bir atmosferi vardı. Atıştırmalık standlar kurulmuş, dev ekrana film yansıtılmış ve gerçekten rahat olan şezlonglar sıralanmıştı. Patlamış mısırımı alıp şezloglara uzandım ve filmin tadını açık havada çıkardım.

9 Eylül tarihine kadar devam edecek olan bu açık hava sinemasını öneriyor ve keyifli bir akşam geçireceğinizin garantisini veriyorum…

-BEST ROOF IN THE TOWN: 16 ROOF-


Açık havada filmimizi izledik. Patlamış mısırımızı da yiyip açık havada popcorn kokusu var dedik. Peki sonra eve mi gittik? Tabiiki hayır.

Şehrin en iyi Roof’u, Swissotel The Bosphorus’un 16. Katında yer alan 16 Roof’da eğlenmeye devam ettik. Ben haftanın birkaç gününü bu roofda, panoramik İstanbul manzarasında eğlenirken buluyorum kendimi. Eğlencede konfor alanlarımdan, ne tarz mekanlarda daha çok keyif aldığımdan da daha önce bahsetmiştim. 16 Roof bu anlamda beklentilerimi sonuna kadar karşılayan bir mekan benim için.

*******
Haftanın 7 günü yaşayan bir mekan. Benim favori günümse Salı. Salı akşamları mekanda canlı müzik var. 2 haftadır sesini de kendisini de duruşunu da tarzını da çok beğendiğim, daha önce sahne aldığı mekanlarda çok defa dinlediğim Aybüke Albere vardı. Bu haftaysa sahnede yine farklı bir tarza ve sahneye sahip olan Jabbar yer alacak.
Açık havada, lezzetli kokteyllerle, panoramik İstanbul manzarasıyla ve oldukça profesyonel ekibiyle 16 Roof benim gibi bir çok insanın da yaz için favorisi.

*Best Roof In The Town*

-MERAKIN TUTKUYA DÖNÜŞTÜĞÜ YER: KİLİMANJARO-


Tarihi bira fabrikası Bomontiada'nın sakinlerinden Kilimanjaro'nun aslında bir isim hikayesi var. Yaşayan ve yaşanmış bir hikaye... Pozitif'in kurucularından Mehmet Uluğ ve Cem Yegül’ün Amerika’da eğitim gördükleri yıllarda müziğe ve özgün deneyimler paylaşmaya tutkuyla bağlandıkları, avangart cazın efsane ismi Sun Ra Arkestra’yı ilk kez izledikleri Washington D.C.’deki kulübün adı. Ve Bomontiada'da bu isimle ve ruhla hayat buldu. Mekanın bir ruhu var ve bunu hissetmek mümkün!

Yerel malzemeyi odağında tutan mutfağında hazırlanan rahat, sade ve akılda kalan yiyecekleri ile menüsü her mevsim değişiyor. Çıtır kabak, çıtır karides ve kalamar karbonaranın tadı benim hala damağımda. Hafif ve lezzetli.
Mekana özel tasarlanan kokteylleri ve organik, kökleri olan, zamana dayanıklı müzikleriyle, ikonik barının sıcak atmosferi de harika bir buluşma ortamı sağlıyor. Mekanda çalışanların güler yüzlü oluşu ve hizmet kalitesi de eklendiğinde kusursuza yakın bir mekanla karşı karşıya kalıyorsunuz ve yüzünüzde bir tebessümle mekana tekrar görüşmek üzere veda ediyorsunuz.

*Tekrar görüşürüz Kilimanjaro!*

-YENİ NESİL MEYHANENİN ÖNCÜSÜ:DUBLE MEZE KARAKÖY-


Yeni nesil meyhane, yemekli eğlenceli meyhane, elde kadeh ile dans etmeli meyhane… Özellikle son iki yıldır her yerde duyar, her instagram hikayesinde görür olduk bu mekanları. Duvarda fotoğraf çekilebilecek bir detay, yüksek sesli Türkçe pop şarkılar ve al sana yeni nesil meyhane. Eller havaya modunda, eğlenceli mekanları ben de severim. Fakat taklit taklit ve bir daha taklit olunca ne tadı ne tuzu kaldı bana sorarsanız…

******
Geçtiğimiz hafta bu yeni nesil meyhanelerin çıkış noktası ve öncüsü olan Duble Meze’ye gittim. Kapıdan adım attığınız andan itibaren profesyonel bir ekiple karşılaşıyorsunuz öncelikle. Her şey dakik, her şey planlı programlı. Biz teras tarafında şöyle denizin ve manzaranın keyfini çıkartabileceğimiz bir masaya oturduk. Kısa süre içinde de birer ikişer insanlar gelmeye başladı ve mekandaki tüm masalar doldu.
Fonda Sezen şarkısı,hafif bir akşam üstü esintisi… Oldukça keyifli başladı akşam. Sıra sipariş vermeye geldi. Ve öğrendim ki Duble Meze adı gibi mezeleriyle ünlü bir mekan. Yılda iki defa menüsü değişiyor, mevsime göre kendini güncelliyor. Bir sebzenin en güzeli Hatay’da mı? O sebze Hatay’dan tedarik ediliyor ve sofralarımıza lezzetli mezeler olarak misafir oluyor.
******
50 çeşitten fazla mezeye sahip. Ara sıcaklarınaysa yapılacak yorum olmadığını “Izgara Yonca Ciğer” ve “Bebek Karides Güveç” masaya geldiğinde anladım. Daha mezeleri öve öve bitirememişken, ara sıcakların gelmesiyle adeta lal oldum.

Daha önce hiç gelmediğim, gelmeyerek de çok şey kaybettiğim, yeni nesil eğlenceli meyhanenin aslında nasıl olurunu bana gösteren Duble Meze’nin sahibi Emre Çapa o sırada masamızı ziyaret etti. Kendisiyle biraz sohbet ettiğimizde işini ne kadar severek yaptığını gördüm. Etrafıma baktığımda da yükselen müzik sesiyle beraber insanların ne kadar keyifli olduklarını, kadehlerin o muhteşem manzaraya karşı tokuşturulduğunu, ufak ufak da dansların başladığını gördüm. İnsanlar mekanda gerçekten mutluydu ve yeni nesil meyhanelerde dans edilir mottosuna körü körüne bağlı olarak eğlenilirin peşinden gitmiyorlardı. Mekanın atmosferine kendilerini bırakıyorlardı sadece.

Ben Duble Meze’yi de , mezelerini de, müziklerini de, eğlencesini de çok sevdim. Eğer taklit edilecekse keşke doğru taklit edilseydi ve Duble Meze gibi yıllara meydan okusaydı.

*Fakat bir söz var ki benim gözümde durumu özetliyor: “Taklitler asıllarını yaşatır.”*

-TAŞ ODA MI AHŞAP ODA MI ?-


Hayatın yoğunluğunda, kendime yarattığım tatil rotalarında yıllardır ilk sırada Alaçatı geliyor. Bazen kalabalığını eleştiriyor, bazen Alaçatı’ya küsüyor fakat yine her yıl tıpış tıpış Çeşme’nin yolunu tutuyorum.

Bu tatillerimde de çoğunlukla Alaçatı sokaklarında yer alan birbirinden keyifli butik otelleri tercih ediyorum. Son yaptığım kaçamakta tanıştığım Nuriye Alaçatı’ysa bu oteller arasında benim favorim olmayı başardı. Nedeninden kısaca bahsetmek istiyorum…

Tatil dediğin konforlu olmalı. Bahsettiğim konfor 5 yıldızlı otellerin içine tıkılıp tüm tatil boyunca sadece orada vakit geçirmek değil. Demek istediğim çoğunlukla vakit geçirmeyi tercih ettiğiniz beach ve mekanlarla konakladığınız otelinizin mesafesinin yakın olması. Nuriye Alaçatı bu anlamda benim için vazgeçilme bir otel. Alaçatı terminalinin hemen karşısında, Alaçatı çarşıya ve tüm mekanlara da yürüme mesafesinde.

********

Otelde birbirinden farklı birkaç çeşit oda tipi mevcut. Ahşap oda, taş oda,seyri şehir oda vb… Her birinin konsepti farklı ve her biri çok keyifli ve konforlu dekore edilmiş.


Ahşap Oda; ahşabın doğallıyla kombinlenmiş, havuz manzaralı bir oda.
Taş Oda; duvarların tamamı taş ve yuvarlak yatakla kombinlemiş.

Seyri Şehir; jakuzili konseptiyle birlikte Alaçatı'yı seyredebileceğiniz eşşiz manzaralı bir oda.

Havuz Sefası; Geniş ve ferah konseptiyle balkonundan havuz ve Alaçatı manzarasını keyifle seyredebileceğiniz oda.

Uğraşılmış, özenilmiş, kişiselleştirilmiş ve oldukça samimi bir otel. İşletmecisi Onur Bey’in ve personelin güler yüzlülüğü bu 7 odalı butik oteli bir anda evinize dönüştürüyor. Yabancılık hissini ortadan kaldırıyor ve ilk dakikalardan itibaren otelin sıcak ortamına kendinizi bırakıyorsunuz.

Sonra ne mi yapıyorsunuz?

Anadolu ve Ege yöresinin uygun kombiniyle güne harika bir başlangıç yapmanız için size özel hazırlanmıştır kahvaltınızı yapıyorsunuz.

Ardından ürüyerek Alaçatı sokaklarında turluyor ve birer kadeh şarabınızı içiyor ve keyifli tatilinize başlıyorsunuz.

Unutmadan, Nuriye Alaçatı’nın bazı odalarının içerisinde bir Jakuzi yer alıyor. Alaçatı manzarası ve jakuzi keyfi. Kulağa hoş geliyor değil mi?
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: 16 , roof , kilimanjaro

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz