Sedef Türker
Tüm yazıları ART OF FOOD Sedef Türker sedef@gecce.com 14 Nisan 2017 09:00

Anadolu Yakası'nı yeniden fethedelim

Geçtiğimiz hafta Avrupa Yakası'nın karmaşasından sıkılıp, biraz huzur depolamak için rotamı Anadolu Yakası'na çevirdim. Bende "Anadolu Yakası'nda yaşanır, Avrupa'da çalışılır" klişesine katılanlar arasındayım. Trafiği, insanları, düzeni bir başka Anadolu Yakası'nın. Bu yüzden ne zaman yorulduğumu hissetsem kendimi hemen karşı kıyaya atarım. Gelin Anadolu Yakası'nı yeniden fethedelim!

Bugüne kadar her iki yakada da birçok mekanı ziyaret etme fırsatım oldu. Avrupa Yakası her zaman eğlence mekanlarıyla ve çok seçenekli popüler restoranlarıyla şehrin gözdesi olmuştur. Doğruluk payı tabii ki var; Avrupa Yakası mekanları bu işe hep bir adım önde başlıyor. Fakat herkesin kaçırdığı bir ayrıntı olduğunu düşünüyorum...

Avrupa Yakası mekanlarının hep bir adım önde başladığını bile Anadolu Yakası mekanları bu adım ile açılan farkı kapatmak için çok büyük emek harcarlar. Yani Avrupa Yakası mekanı 10 yapıyorsa, Anadolu Yakası mekanı her zaman 100 yapar! Durum böyle olunca da farkı hemen hissedersiniz. Gelin şöyle örneklendirelim...

Örneğin Kuruçeşme'de Boğaz'ın dibinde çok popüler bir balıkçısınız. Konumunuza ve manzaranıza sonsuz güveniyorsunuz - haklısınız! Yıllardır isminizi belli camialarda duyurmuş, müşterilerinizi garantilemişsiniz. Yıllardır beğenilen aynı mezeler, ara sıcaklar, ana yemekler, tatlılar... Çizginizi asla bozmadan devam ediyorsunuz... Fazla bir yenilik yapmaya gerek duymuyorsunuz... E siz de haklısınız; lafım kesinlikle yok. Sonuçta Avrupa Yakası'nda benimde yıllardır gitmekten keyif aldığım birçok mekan var bu şekilde. Ama ne kadar başarılı ve popüler olursanız olun, konumunuza, manzaranıza ne kadar güvenirseniz güvenin; yeniliğe açık olmadığınız nokta sizin sonunuz olacaktır. Bu konuda hep örnek gösterdiğim mekan kesinlikle Sunset'tir... Yılların Sunset Grill & Bar'ı; bilmeyeni, duymayanı, gitmek için can atmayanı yok. Manzarası, dekorasyonu, konumu, lezzetleri, çalışanları; her şeyi muazzam. Ama kendini yenilemeyi, her gün yeni bir sürprizle karşımıza çıkmayı ihmal etmiyor. Böyle mekanları her zaman ayakta alkışlarım!

Ama durum Anadolu Yakası'nda biraz farklı...

Anadolu Yakası doğanın genetik mirasları konusunda pek şanslı değildir. - Boğaz hattını bu genellemeye dahil etmiyorum! - Konumuna ve manzarasına güvenerek kapılarını açan mekan sayısı biraz daha kısıtlıdır. Bu yüzden Anadolu Yakası mekanlarının çok daha fazla emek harcaması gerekir. Ve birçok mekan bunun farkında! Anadolu Yakası'nda, Boğaz hattının dışında bir bölgedeki balıkçıysanız eğer; her an yenilenen ve şaşırtan bir menüye sahip olmalısınız. Ekibiniz ile misafirin aklına ve kalbine kazınmalısınız. Detaylarınızda çok daha fazla emek harcamalısınız!

İşte son turumda, Anadolu Yakası'nda emeğine hayran kaldığım birkaç mekan...

Büyüleyici lezzetleri ile Calipso Fish

Calipso'ya ilk geldiğimde de aynı şeyi demiştim, son gittiğimde de: "Bu kadar yolu iyi ki gelmişim!".


Küçükyalı sahilinde bulunan Calipso Fish; keyif için en doğru adreslerden biri! Mekanın sahipleri Ziya Kaçar ve Veli Şahin, renkli ve sempatik kişiliklerini mekana da yansıtmış durumda. Mekana ilk adım attığınız anda o enerjiyi hissediyorsunuz. Tertemiz, pırıl pırıl bir mekan.. Kız kıza, ailenizle, arkdaşlarınızla, çocuklarınızla; gönül rahatlığıyla gidebileceğiniz bir yer. Asıl bombayı da kesinlikle ara sıcaklarına ve tatlılarına gizliyorlar, bence! Mezeler ve balık için de kesinlikle doğru nokta; ama benim favorim kesinlikle birbirinden farklı ara sıcakları! Bir akşamınızı Calipso'ya ayırın derim, pişman olmayacaksınız...

Fransız topraklarına girdim: Club Quartier


Fransız Edebiyatı; benim üniversite yıllarımdan kalan en güzel anılarımı sarar. Bu yüzden hep bir başkadır bu konu benim için.. Durum böyle olunca, açıldığı ilk günden itibaren Club Quartier'ın favori mekanlarım arasında olmasına şaşmamak gerekiyor. St. Joseph'in hemen arkasında bulunan Club Quartier, Moda'nın meşhur "Kulüp" geleneğine ayak uyduruyor. Bambaşka bir dünya! Club Quartier zaten resmi olarak Fransız toprağı sayılıyor. Mekama daha önce gitmeyen, ismini ilk anda duyduğunda burayı tam olarak hayal edemiyor; kimisi gecce kulübü sanıyor, kimi spor merkezi.. Ama alakası ilgisi yok! Ben kısaca anlatayım. Club Quartier içinde 3 ayrı mekanı barındıran, huzur dolu bir yer. Dünya Mutfağı sevene Brunelle; kadeh tokuşturmayı sevene Yedi Masa ve İtalyan Mutfağı tercih edene Pavio... Bu 3 farklı konsepte sahip mekan dışında, açık havuzuve teniz kortları da var. Yani sabahın ilk ışıklarında gelip, geccenin geç saatlerine kadar vakit geçirebileceğin bir yer.

3 restoranında benim favorim kesinlikle Yedi Masa!


Buraya ilk açıldığı günlerde gitmiştim.. Üstünden epeyce bir zaman geçti. Soğuk bir kış günüydü; yeni mekan keşfetme tutkum beni bir akşam üstü Maslak'tan kalkıp Moda'ya gitmeye sürüklemişti. Arkadaşlarıma yaptığım baskı sonucu akşamın en keyifli saatlerinde Yedi Masa'daki masamıza oturmuştuk. O zamanlar gerçekten sadece 7 adet masası olan bir mekandı. Buz gibi havaya inat en kalın kazaklarımızı giymiş, ısıtıcılara yapışmış bir şekilde o minik camekan alanda oturmuştuk. Uzun zamandır hayattan bu kadar keyif almamıştım doğrusu...


Tabii ki sonradan epey bir değişti; masa sayısını arttırdılar, camlara Can Yücel'den Cemal Süreyya'dan alıntılar yazdılar.. Çok daha keyifli bir hal aldı. Gidin ve deneyin; hayran kalacaksınız!
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz