• 22 NİSAN Pazartesi 10:22
  • HV
Advert

Türkiye'nin ve dünyanın en iyi “Tarladan Sofraya” restoranları

Gezegenimizin geleceği için sürdürülebilirlik ve sıfır atık konusu giderek önemli bir konu haline gelirken, gastronomi dünyasında da bu bilinç giderek artıyor. Dünyanın dört bir yanında hem restoran işletmecileri hem de lezzet tutkunları, yiyeceklerinin nereden geldiğiyle artık çok daha fazla ilgili. Dünyanın dört bir yanında sürdürülebilirlik esaslarını baz alarak çalışan, ödül kazanmış harika restoranlar bulmak mümkün. Siz de seyahat ederken daha çevre dostu ve tarladan sofraya anlayışına sahip restoran seçeneklerini tercih etmeye özen gösteriyorsanız bu yazımız tam size göre.

Türkiye'nin ve dünyanın en iyi “Tarladan Sofraya” restoranları
EATING & DINING
Yayın Tarihi : 16-10-2023 09:43


İşte yenilikçi konseptleri birleştirerek, sürdürülebilir tarımı savunan, lokal, taze ve lezzetli yemek konseptleri ile öne çıkan dünyanın en iyi “tarladan sofraya” restoranları…

 

Urla Bağ Yolu'nda Tarladan Sofraya Bir Şef Restoranı: Od Urla

Şimdilerde sadece İzmirlilerin değil, İstanbullu, Ankaralı ve Türkiye’nin hatta Dünyanın pek çok yerinden gelen yeme-içme meraklılarının radarında olan Od Urla bir şef restoranı ve tarladan sofraya uzanan bir lezzet deneyimi! . Öncelikle tarladan sofraya şef restoranı dedik ve bunun tanımını yapalım. Şef Osman Sezener’in aile arazilerinde yetiştirebildiği ya da restoranın bahçesinde hasat imkanı bulduğu tüm ürünler, Od Urla’nın mutfağından misafirin tabağına ulaşabiliyor. Ayrıca Türkiye’nin en özenli üreticilerine ulaşıp mutfağın olmazsa olmazı malzemeleri de en iyilerinden temin ediliyor. Bununla birlikte mevsimselliğe de önem veren restoranın menüsü neredeyse her 45 günde bir yeni malzemelerle güncelleniyor.

Rez: 0532 696 39 30

 

Vino Locale


Adını Bağ Yolu projesinden sıkça duyduğumuz Kuşçular Köyü’ndeki Vino Locale ile başlayalım. Vino Locale, Ozan Bey ve eşi Seray Hanım’ın İstanbul’daki hayatlarını bırakarak Urla’daki eski bir evi, hayallerindeki “Trottaria”ya dönüştürmesiyle hayata geçiyor. Bağ rotası arasında kalan ve mimari olarak eski Rum evlerini andıran Vino Locale’nin mevsimsellik taşıyan reçeteleri bizleri 2018’den bu yana her ay farklı bir menüyle buluşturuyor. 
Hazırladıkları tabakların tamamını Ozan Bey’in deyimiyle “sıfır km” kuralı ile restoranın arkasında yer alan tarladan ve civardaki yerli üreticilerden alan Vino Locale aynı zamanda bölgenin ilk şef restoranı olma özelliğini de taşıyor. Şef Ozan Kumbasar, mutfağında dondurulmuş ya da hazır gıda kullanmaktan özellikle kaçınıyor. Bu sebeple her ay menüsünü yenileyen Vino Locale, taze ve mevsiminde toplanmış gıdaları misafirleri ile buluşturmayı amaç ediniyor.

Rez: 0533 321 84 66

 

Çiy Restaurant

İzmir Selçuk’ta konumlanan  Çiy Restaurant, Şef Damla Özay ve maharetli ekibinin bir projesi. Doğanın içinde doğanın lezzetleri sunan mekanın güzel bir yanı da yerli şarap sektörünün öncülerinden Yedi Bilgeler bağlarının içinde yer alması. Ege ve Akdeniz mutfaklarını çabasız, sade ve elbette ki enfes şekilde yorumlayan ekip, menü içeriklerini “pazarda ne varsa o” şeklinde özetliyor. Mevsimsel ve yerel ürünleri sofistike biçimde harmanlayarak sade, öz ve doğaya saygılı bir menü sunuyorlar. Yedi Bilgeler şaraplarının da dokunuşlarıyla ortaya harika bir gastronomik deneyim çıkıyor.
Rez: 0549 640 04 01

 

Trata Ayvalık


Cundalı Şef Tayfun Gökşin’in hayata geçirdiği Trata belki de ülkenin en özgür lokantalarından biri. Çünkü o bir gezici lokanta ve her gün başka bir yere masalarını kuruyor. Yirmi kişiyi geçmeyen kapasitesiyle açık alana kurulan sofralarda hem bir şef mutfağına konuk oluyor hem de özgün bir deneyim yaşıyorsunuz. Bir minivanın çektiği bu gezici mutfak Ayvalık çevresindeki güzel yerlere konumlanıyor ve bölgenin enfes ürünlerinden bir ziyafet başlıyor. Haftanın belirli günleri hizmet veren Trata’ya Instagram hesapları üzerinden ulaşarak rezervasyon yaptırıyor ve konum bilgisini bekliyorsunuz. Ardından sürprizli ve leziz deneyiminiz başlıyor.
Rez: 0507 934 08 23


Kolburano’s Reisdere

Kolburan çiftinin hayallerini gerçekleştirmek üzere hayata geçirdiği Kolburano’s odun ateşinde geleneksel İtalyan pizzaları sunan bir mekan. İzmir’in Reisdere köyünde Rumlardan kalma 200 yıllık taş bir binada 2015 yılından beri hizmet veren Kolburano’s yerli üreticiden, pazarlardan alınan mevsimsel ürünleri olabildiğince sade, basit ve lezzetli bir şekilde misafirlerine sunuyor. Yazın bahçede, kış aylarında ise taş binanın içinde kuzine ateşi karşısında hem pizzaların hem de menüdeki diğer lokal tatların keyfini çıkarabilirsiniz.
Rez: 0533 317 82 05


7 Mehmet

Ünü ülke sınırlarının bile dışına taşmış 7 Mehmet köklü bir aile işletmesi olarak Antalya’da hizmet veriyor. Kurucusu Mehmet Usta’nın 1940’lı yıllarda başlattığı geleneği bugün ailenin üçüncü kuşak temsilcisi Şef Mehmet Akdağ devam ettiriyor. Modern Akdeniz mutfağını ve geleneksel Türk yemeklerini aynı potada buluşturan mekan misafirlerine yüksek düzeyde bir lezzet deneyimi vaat ediyor. Kullandıkları yerel malzemeleri seçerken Türkiye’nin neresinde o malzeme iyiyse onu tedarik etmeye özen gösteriyorlar. Bu da menüdeki her bir lezzetin özel ve lezzetli olmasının sırlarından biri.
Rez: 0242 238 52 00


Kaplan Dağ Restaurant


İzmir’in yerel lezzetleriyle tanınan ilçesi Tire’de, bir dağ köyü olan Kaplan Köy’ün zirvesinde yer alan bu mekan 30 yıla yakın süredir hizmet veriyor. Bölgenin sembollerinden biri haline gelmiş olan restoranın kurucusu Lütfü Çakır ilk günkü özen ve lezzetle burayı yaşatmaya devam ediyor. Tüm malzemelerin köy pazarından ve yerel üreticilerden alındığı Kaplan Dağ restoranda Ege mutfağının tadına doyulmaz otlarını ve zeytinyağlılarını deneyebilir, Tire’ye has yemekleri tadabilir, alabildiğine geniş bir köy manzarasına bakarak bu özel coğrafyanın tadını çıkarabilirsiniz.
Rez: 0232 512 66 52

 

Gordo Restaurant


Edremit Körfezi’nde Güre’de denize karşı lokal bir mekan var sırada. Şef Deniz Şeker’in yaratıcısı olduğu Gordo iskele hattı boyunca sıralı pek çok mekanın arasında öncelikle ambiyansı ile dikkatleri çekiyor. Özgün iç tasarımıyla sizi hemen yakalayan Gordo’nun esas güzelliği ise Kaz Dağları’nın ve çevresindeki bölgelerden gelen yerel malzemelerin tadında saklı. Ağırlıklı olarak sebze ve zeytinyağlı lezzetler sunan Gordo’da deniz tarağı, ahtapot, kerevit gibi özel deniz mahsüllerini de deneyimleyebilirsiniz.
Rez: 0541 206 27 86

 

DÜNYADAN...

 

Florilége, Tokyo


Efsanevi şef Shuzo Kishida’dan aldığı eğitimle en büyük hayalini gerçekleştiren Hiroyasu Karawate‘nin Japon esintili modernist Fransız restoranı Florilége, lezzet patlaması yaşatan etkileyici menüsü ile misafirlerini unutamayacakları bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor. Asya’nın En İyi 50 Restoranı Listesi’nde 3., Dünyanın En İyi 50 Restoranı Listesi’nde ise 30. sırada yer alan Florilége, sürdürülebilirliği yapıtaşı olarak benimsemiş restoranlardan bir tanesi. Adını hem şiir antolojisi hem de çiçek toplama anlamına gelen Fransızca Florilége kelimesinden alan restoran, her müşterisi için ister manzara ve mevsimlerden, isterse de Japon mutfak kültüründen ilham alarak hazırladığı zengin yemek menüsü ile misafirlerine şiirsel bir mutfak deneyimi yaşatıyor. Restoranda kullanılan tüm malzemeler Japonya’daki yerel üreticilerden temin ediliyor.

 

ARK, Kopenhag

İyi bir yemek yemenin yeni ve etik yollarını geliştiren ARK’ın konu sürdürülebilirlik olduğunda dünyada lider olan Danimarka’dan çıkması hiç de şaşırtıcı değil! Kopenhag’daki bu restoran, kaliteli vegan yemek alanında çizdiği kendi rotasıyla 2021’de Michelin yeşil yıldızı ödülünün sahibi oldu. Restorandaki bitki bazlı mevsimlik tatma menüsü için üretilen ürünlerin neredeyse tamamı tesise 2 saat uzaklıkta bulunan yerel üreticilerden temin ediliyor. Şarap ve kahve telvelerinden yapılan sıfır atık butik kokteyllerden, deniz yosunu lamba ve sürdürülebilir ormanlarda üretilen ahşap sandalyelere kadar pek çok detaya sahip olan restoran, Kopenhag’daki atık sorununa karşı harekete geçen öncü adreslerden.


Open Farm Community, Singapur

Bazı restoranlar taze hasat edilmiş otlar ve organik ürünlerle çiftliği masaya getirirken, bazıları da doğrudan yenilebilir bir bahçe içinde yemek alanları kurulmasına yardımcı oluyor. Aynı Singapur ve Güneydoğu Asya’daki yetiştiriciler, çobanlar ve biyologlarla yakın ilişki içerisinde bulunan Open Farm Community‘de olduğu gibi. Sadece taze malzemeler sağlayıp israfı sınırlamaya değil; aynı zamanda pestisitten arındırılmış ürünlerin kullanımına da öncelik veren Open Farm Community’de misafirlerin memnuniyeti için her ayrıntı en ince detayına kadar düşünülmüş. Aslında burası sıradan bir restorandan ziyade; herkesin yedikleri yiyeceklerle daha fazla temas kurarak, bunların nasıl yetiştirildiğini ve tabağımıza tam olarak ne girdiğini anlamamız için bir platform görevi görmeyi amaçlıyor.


Hiša Franko, Slovenya

Soča Vadisi’nde yer alan Hiša Franko, iki Michelin yıldızı kazanan ve 2019’da Dünyanın en iyi 50 listesinde 38. sırada yer alan Slovenya’nın uluslararası alandaki en başarılı restoranlarından biri. Dünyanın en iyi kadın şefi Ana Roš’a emanet olan restoran, sürdürülebilir ve benzersiz menüsüyle bulunduğu topraklara sıkı sıkıya bağlı olduğunu hazırladıkları yemeklerde gözler önüne seriyor

 

Leo, Kolombiya

Leo‘da yemek yemek, Kolombiya’nın zengin biyolojik çeşitliliği ve gastronomik kültürleri arasında kesinlikle bir yolculuğa çıkmak demek! Her yıl değişen menüsünü Kolombiya’nın farklı ekosistemlerinden yola çıkarak oluşturan şef Leonor Espinosa, Dünyanın en iyileri listesindeki tırmanışını her geçen gün sürdürmeye devam ediyor. Özenle seçilmiş malzemelere ve yemeklere harcanan emek, sunulan menüden de kolayca anlaşılıyor. Misafirler restoranda yemeklerini yerken, menüde yer alan her malzemenin kökenini masadaki Kolombiya haritası üzerinden görebiliyor.

 

Marle at Heckfield Place, Birleşik Krallık

Londra’dan yalnızca bir saat uzaklıkta bulunan Hampshire’daki 400 dönümlük arazi içerisinde hizmet veren Heckfield Place’ın ayrılmaz bir parçası olan Marle, ünlü şef Skye Gyngell‘e emanet. Kır otelinin çiftliğinde yetiştirilen meyve ve sebzeleri tüm yemeklerine dahil eden restoran, tarladan sofraya sürdürülebilir bir deneyimden çok daha fazlasını sunuyor

 

Restaurant St. Hubertus at Rosa Alpina, İtalya

Hotel Rosa Alpina’nın üç Michelin yıldızlı restoranı St. Hubertus, dünyanın en iyi 50 listesinde 29. sırada yer alarak, favori mekanlardan biri oldu. Niederkofler’ın “Dağı Pişir” felsefesini gerçeğe dönüştürmek için mükemmel bir yer olan St. Hubertus, Dolomites yerlisi ve ünlü İtalyan şef Norbert’ın aynı zamanda doğum yeri. Sürdürülebilir uygulamaları kapsayan bu fikir, toprak ve kültür arasındaki ilişkilerin önemini vurgulayarak, yemek pişirmeye atıksız bir yaklaşım getiriyor..

 

One White Street, New York

Şehir merkezinde eşi benzeri olmayan bir yemek deneyimi yaşatan One White Street, üst katlarda kaliteli yemek tadım menüsü, alt katta ise rustik Amerikan yemekleri sunuyor. Adını adresinden alan restoran, şef Austin Johnson ve Dustin Wilson tarafından yönetiliyor. Ana yemek katlarında, 1970’lerin New York City sanat ortamının merkezi bir figürü olan ve çalışmaları artık dünyanın önde gelen müzelerinde bulunabilen Gordon Matta Clark‘ın orijinal fotoğrafları sergileniyor. Bina ve tarihi her ne kadar çekici gelse de One White Street’teki Amerikan menüsü, müşterilerin kapıdan içeri girmesini sağlayan en önemli şeylerden biri. Her tabağın temeli ise sahiplerinin Hudson Valley Çiftliği’nde yetiştirilen ve beklenmedik kombinasyonlardan benzersiz tatları en üst düzeye çıkaran basit yemeklerden oluşan mevsimlik yerel malzemelere dayanıyor.

 

Piazza Duomo, Piedmont

Yer mantarı, fındık, şarap ve çikolata diyarı Piedmont, şüphesiz her gurmenin deneyimlemek isteyeceği yerlerden biri. İtalya’nın Piedmont bölgesindeki Alba kasabasında konumlanan Piazza Duomo, 3 Michelin yıldızlı ve sürdürülebilirliği yapı taşı olarak belirlemiş bir restoran. Restoranın bulunduğu bölgenin doğal ortamı içinde kaybolmasını sağlayan modern mimarisi geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılarak şekillenmiş. Şef Enrico Crippa burada ziyaretçilerine mevsime göre şekillendirmek için küçük ölçekli yerel üreticilerden temin ettiği malzemelerle yemek pişiriyor.

 

Babel, Güney Afrika

Babel, Güney Afrika’daki ilk sürdürülebilir restoranlardan biri. Ekosisteminin tamamı, bahçenin botanik çeşitliliği tarafından yönetilmekte. 2010’da açıldığında Güney Afrika Şarap Toprakları’nın mutfak haritasına yerleştirilmesine yardımcı olan bu restoran, tarladan sofraya anlayışını en iyi şekilde temsil eden yerlerden biri. Restoran, Cape Dutch mimarisinin çağdaş bir şekilde uyarlandığı eski bir inek kulübesi aslında. Tavana kadar camla kaplı olan restorana gelen ziyaretçiler, verdikleri siparişlerde kullanılacak malzemelerin hemen yanlarında toplanmasına şahit olabiliyor. Çiftlikte kalmayı tercih etmeseniz bile Babel’i ziyaret etmeye değer.


de Kas, Amsterdam

Amsterdam’ın eteklerinde yer alan de Kas, yüksek camlı bir kış bahçesi ile belki de şehirdeki en özel restoranlardan biri. Eski belediye seralarına yerleşmiş bu aydınlık restoranda bitkiler arasında yemek yemek ise onu kesinlikle büyüleyici bir yer haline getiriyor. de Kas mutfağına damgasını vuran şef Wim de Beer ve Jos Timmer‘ın hazırladığı yemeklerin bu denli başarılı olmasında ise restoranın en başından beri natüralist yaklaşıma sadık kalmasının payı büyük. Şeflerin oluşturduğu menüde tamamen yandaki veya Amsterdam’ın dışındaki ikinci sebze bahçesinden elde edilen ürünler kullanılıyor.

 

Hortelão at São Lourenço do Barrocal, Portekiz

Büyüleyici bir fonun hemen ortasında yer alan 19. yüzyıldan kalma bir çiftlik evinde hizmet veren São Lourenço do Barrocal, Portekiz maceranıza mükemmel katkı sağlayacak otantik atmosferiyle sizi büyüleyici bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. Tesis bünyesindeki her iki restoran da aynı adı taşıyan São Lourenço do Barrocal ve açık havuz kenarındaki Hortelão, kökleri Alentejo geleneğine dayanan tarladan sofraya anlayışına odaklanıyor. Tesis bünyesindeki organik bahçeden ve yerel üreticilerden temin edilen mevsimlik ürünler, evde yetiştirilen sertifikalı organik dana eti ve Alqueva Gölü’nden taze balıkların yanında servis ediliyor.


La Chassagnette, Provence

Güney Fransa’nın Camargue bölgesindeki sürdürülebilir restoranların başında gelen La Chassagnette, faal durumda muhteşem bir organik mutfak bahçesine sahip. Yüksek tavanlı ve şık bir rustik dekora sahip bu güzel restorandaki menüler, mevsimin en iyilerine göre çiftlik bahçesi veya yerel pazarlardan temin edilen ürünlerle hazırlanmakta. Flora & Fauna ve Discovery menüsü olmak üzere iki mevsimlik menüyle hizmet veren restoran şef Armand Arnal‘a emanet.

 

Saporium, Toskana

Eskiden Meo Modo olarak bilinen Borgo Santo Pietro’daki ana villada yer alan ünlü Michelin yıldızlı restoran için artık yeni bir dönem başlıyor. 2022 sezonu için Saporium, St. Hubertus’taki ihtisasını Norbert Niederkofler altında tamamlayan ve Arnolfo’da Gaetano Trovato altında çalışan yeni baş şef Ariel Hagen ile lezzetli tabaklara imzasını atacak. Şef, restoranın organik çiftliğinde yetiştirilen kaliteli taze ürünleri ve sabah avından elde edilen deniz ürünlerini öne çıkarmaya devam edecek

 

SingleThread Farm, Sonoma

SingleThread Farm, dünyanın en iyi 50 listesinde 50. sırada yer alan Japon etkisindeki üç Michelin yıldızlı restoranıyla takdir topluyor. Sürdürülebilir ve benzersiz menüsüyle bulunduğu topraklara sıkı sıkıya bağlı olduğunu hazırladıkları yemeklerle gözler önüne seriyor. SingleThread Farm’da özenle hazırlanan yemekler çoğu 8 nesil öncesine dayanan zanaatkar bir aile tarafından Japonya’da özel olarak yapılan yemek takımlarında servis ediliyor.