• 14 HAZİRAN Cuma 05:09
  • HV

Baharda İsviçre Rotası – Lugano + Como – Grindelwald – Interlaken

Berrak Tangülü
Berrak Tangülü
Yayın Tarihi : 03-06-2024 15:31

İsviçre’ye genelde kış aylarında ve kayak yapmak için giden birisi olarak bu yemyeşil memleketin baharını da görmek ve yaşamak arzusuyla güzel bir İsviçre gezisi planladım. Sizlerle tüm geziyi detaylarıyla paylaşacağım. 

İlk etap İstanbul – Milano – Lugano ve günü birlik Como

Öncelikle İstanbul’dan Milano’ya uçtuk. Milano Malpenza Havaalanı’na indiğimiz gibi havaalanının içerisindeki tren istasyonuna geçerek Lugano için tek yön gidiş biletlerimizi aldık. Yarım saat içinde direkt Lugano’ya giden trenimize bindik ve göl manzarası eşliğinde hatta Lugano Gölü’nün kıyılarında kıvrıla kıvrıla giderek şehir merkezine ulaştık. Çok keyifli bir tren yolculuğu oldu. İki gecemizi Lugano’da konaklamaya ayırdık. Şehir merkezinde Hotel International Au Lac Historical’da konakladık. Burası hem göl kenarındaki konumu, güzel manzarası, hem eski şehir, ünlü alışveriş caddesi, restoranlar ve gezilmesi gereken noktalara yakın oluşu, güzel kahvaltısı ve otoparkının da bulunması sebebiyle bizim için çok elverişli oldu. Lugano’da ikinci günümüzde araç kiralayarak İtalya’nın Como Gölü’ne gittik. Sadece yarım saat sürüş mesafesinde olduğu için günü birlik bir gezi için çok ideal bir nokta. 

İkinci etap – Lugano – Grindelwald 

Lugano’dan sonra üç saatlik bir araba yolculuğuyla Grindelwald’e gittik. Alpenhof adlı tatlı bir otelinde bir gece konakladık. İsviçre’nin masalsı dağ kasabalarından biri olan Grindelwald’de yapılacak atraksiyonlarımız vardı. Bunlardan en keyiflileri dağ roller coasterı olarak bilinen Toboggan ve Zipline’dı. Bir gece burası için yeterli oldu. 

Üçüncü etap – Grindelwald – Lauterbrunnen – Interlaken  – Brienz Gölü

Ertesi gün yirmi dakika sürüş mesafesinde bulunan Lauterbrunnen’e geçtik. Bu güzel vadide yer alan en güzel köylerden biri olan Mürren’e gittik. İki üç saatlik Mürren gezisinin ardından Lauterbrunnen’de görülmesi gereken şelaleler ve tüm doğal güzellikleri görüp rotamızı yine çok yakın mesafede yer alan Interlaken’e çevirdik. 

İsviçre’nin en büyük dağlarının eteklerinde, Brienz ve Thun Gölleri arasında yer alan Interlaken (kelime anlamı göller arasında demek), ülkenin en önemli turistik yerlerinden biri. Brienz’de Giessbachfälle Şelalesi’ni, ve St.Beatus Cave’i de ziyaret edebilirsiniz. Rothorn Express adlı kırmızı trenle 7.6 km’lik panaromik bir yolculukla Brienz’in tepesine çıkabilirsiniz. Harika bir göl manzarası var ve tepede manzaralı bir restoran da bulunuyor. 

Brienz Gölü’nün turkuvaz suyunun kenarında bir yürüyüş yaptık ve dönüş uçağımız Basel’den olduğu için Basel şehrine doğru yola koyulduk. 

Dördüncü etap – Basel (Dilerseniz Zürih veya Bern’i de seçebilirsiniz)

Siz dönüş rotası olarak Zurih veya Bern’i de tercih edebilirsiniz. Hem Zurih’i de gezersiniz hem de bu bahsettiğim gezi noktalarına daha yakın konumda olan bu iki şehirden birinden uçarsanız zaman konusunda daha rahat olursunuz. Basel’i detaylıca daha önce yazmıştım. Eğer siz de bizim gibi dönüş şehri olarak Basel’i seçecek olursanız önceki yazılarımdan detayları okuyabilirsiniz. Basel de gezmesi çok rahat ve keyifli olan güzel bir İsviçre şehridir. Bir gece yeterli olacaktır. 

Şimdi gezdiğimiz yerlerin detaylarına inelim. Lugano ile başlıyorum.

İsviçre Lugano Gezi Rehberi

Bir kere önce şunu söylemeliyim ki Lugano’nun güzelliğine ve huzuruna hayran kalacaksınız. İsviçre’nin her yeri zaten eviniz kadar temizdir. Yerler temizlikten parlıyor desem abartmış olmam. Hiç bir yerde tek bir çöp göremezsiniz. Hava durumu bir güneşli bir yağışlı anlık olarak değişiyor. Korkmayın bu duruma hemen alışıyorsunuz.

Arkasına yemyeşil dağları alan Lugano Gölü’nün kıyısında kurulmuş İsviçre’nin İtalyan esintili ve kartpostal gibi manzaralar sunan şehridir. İsviçre sınırları içerisinde İtalyanca konuşulan tek kanton Ticino’da yer alan Lugano şehri Maggiore Gölü ile Como Gölü arasında yer alır.

Lugano; Gölün kıyısındaki şirin kasabaları, merkezindeki lüks dükkanları, pırıltılı kumarhaneleri, palmiyeli parkları, tarihi yapıları, güzel otelleri, modern villaları, Rönesans dönemi kiliseleriyle İsviçre Rivierası olarak anılıyor.

Lugano Şehrinde Gezilecek Yerler

1- Lugano Gölü

Yemyeşil doğanın içinde yer alan gölün çevresinde restoranlar ve doğaya uygun tarzda inşa edilmiş tarihi mekânlar, yürüyüş yolları ve şahane bir manzaralar bulunuyor. İster gölde tekne turuyla gezin ister çevresinde yürüyüş yapın. Huzuru ve güzelliği sizi büyüleyecektir.

2- Parco Civico

Karmaşa ve kalabalıktan uzak doğanın ve hayvanların arasında huzur dolu dakikalar yaşamak için Parco Civico’ya gidebilirsiniz.

3- Monte San Salvatore

Doğanın kalbine yürüyüşler yapacağınız dik yamaçlar, harika göl ve dağ manzaraları, tepelerden Lugano şehrine farklı bir pencereden bakma fırsatı sunan Monte San Salvatore zirvesine ister yürüyerek ister finükiler kullanarak ulaşabilirsiniz. 

Burası gölün içine uzanan dik yamaçlarıyla Rio de Janeiro’daki Sugar Loaf tepesini andırıyor. Finikülerden sonra kısa yürüyüşle ulaşılan zirvesinde de İsviçre’den İtalya’nın güzel manzarasına bakıyorsunuz. Ücreti 32 Chf

 

4- Monte Bre Tepesi

Şehrin en popüler yerlerinden biri olan Monte Bre Tepesi, füniküler ile ulaşılabilen 925 metre yükseklikte bulunan bir destinasyon. Bu tepede yürüyüş yapabilir, bisiklete binebilir ve manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Ücreti 32 Chf. Toplam iki adet finükilere biniyorsunuz.

5- Parco Ciani – Rivetta Tell

Deniz bisikleti kiralayabileceğiniz bir çok yer var. Rivetta Tell’de parlak kırmızı metal rengine boyanmış klasik Forsa teknesinden kiralayabilirsiniz (30 dakika yeterli olacaktır) İsterseniz motorlu tekne de kiralayabilirsiniz. Gölün lezzet duraklarından Gabbani’den bir şişe şarap ve atıştırmalık alabilirsiniz.

6- Monte Tamaro

Lugano-Bellinzona-Locarno’da bulunan Monte Tamaro panaromik manzaraların başlangıç noktasıdır. Tepede çocuklar için de çeşitli atraksiyonlar bulunuyor. 

7- Chiesa Di Santa Maria Degli Angeli

Santa Maria Degli Angioli Kilisesi, canlı renkler ve motiflerle süslenmiş duvarları ile Bernardino Luini’ye ait olan iki freski bünyesinde barındırıyor. Kilisenin iki parçaya bölünmüş duvarının üzerinde Mesih’in çarmıha gerilmesini tasvir ediyor. Son Akşam Yemeği ve Bebek İsa gibi tasvirler de kilise içine konumlandırılmış.

8- Piazza Della Riforma

Piazza della Riforma’daki meydanı kaçırmamak çok zor. Meydanı genişletmek için son zamanlarda çalışmalar yapılmış. Büyük alanda bazen konserler ve açık hava gösterileri oluyor. Etkinlik zamanında bu civarda olursanız değerlendirebilirsiniz.

9- Casino Lugano

Kumar oynayanlar için en güzel ambiyansa sahip olan yer Casino Lugano’dur. Fütürist tarzda beyaz cepheli casino, gece hayatının tadını çıkarabileceğiniz noktalardan.

10- Museo Del Cioccolato Alprose

Çikolata hakkında bilmeniz gereken her şey bu müzede var! Çikolatanın nasıl hazırlandığını izleyebilir ve ücretsiz tadabilirsiniz.

11- Olive Trail

Zeytin İzi, Lugano Gölü ve çevresinde manzara sunan dar bir yürüyüş yoludur. Yola Castagnola Köyü’nden kolayca çıkabilirsiniz. Bu yol bir zamanlar “Zeytin Ağacı Dostları” cemiyeti tarafından yapılmış ve yol kenarlarına zeytin ağaçları ekilmiş. Bilgilendirici tabelalarla da unutulmamış.

12- Di San Lorenzo Katedrali

16. yüzyıldan kalma erken bir Rönesans Katedrali olan Aziz Lawrence, içten olduğu gibi dışarıdan da çarpıcıdır. Zaman içinde iç ve dış cepheler freskler korunarak restore edilmiş. Ülkenin en değerli kiliselerinden biri olarak gösterilir.

13- San Grato Botanik Park

Monte San Salvatore ile Monte Arbostora arasında uzanan botanik parkı Lugano’ya 10 kilometre mesafe 62 bin metrekarelik bir alanda yer alan olağanüstü floraya sahip bir park, Alp Zirveleri’ni de görüyor.

14- Villa Heleneum Müzesi

Neoklasik tarzdan esinlenerek inşa edilmiş Villa Heleneum Müzesi, denizin kıyısındaki konumuyla dikkat çekiyor ve farklı kültürlerden eserleri sergiliyor.

15- Via Nassa – Alışveriş Caddesi – Hermes, Prada, Cartiere gibi mağazaların da bulunduğu şık bir cadde.

16- Lugano Old Town – Via Nassa’nın uzantısı olan bölüm. Lugano’nun merkezi, gezilecek en güzel yerlerden biri. 

Lugano’ da Ne Yenir?

Peynir Fondü- İçine ekmek, sebze, patates batırılarak yenen beyaz şarapla yapılan eritme peynir. Fontina, Gruyere ve Gauda peynirlerinden biri yada bunların karışımı kullanılır genelde. 

Raklet – İsviçre ve Fransa’ya özgü bu peynirin eritilip yemeklerin üstüne eklenmesiyle yapılır

Rösti – Rendelenen patateslerin kızartılmasıyla yapılır

Safranlı Risotto

Älplermagronen – Makarna, soğan ve peynirin birleşmesinden doğan bir lezzet

Zürcher Geschnetzeltes – Mantarın baharatlarla birlikte sotelendiği bu tadı rostinin yanında söyleyin

Yöresel süt ve süt ürünleri

Çikolatalar

İsviçre Şarabı…

Bazı Yeme – İçme Mekanları

Principe Leopoldo Restaurant – Gurme restoran

Osteria Cyrano Cibo e Vino – Michelin Star

Ristorante Cantinone – merkezde tatlı bir İtalyan

Sass Cafe – merkezde çok tarz ve keyifli bir yer

Brezelkönig pretzel ve sandviç – ayak üstü sandviç ve pretzel yiyebileceğiniz en lezzetli yer

Ristorante Spaghetti Store – merkezde göl kenarında lezzetli pizza ve makarnalar yapıyor

Lugano Şehrinde Şehir İçi Ulaşım

Öncelikle belirteyim ki Lugano şehri; yürüyerek gezilebilecek en güzel İsviçre şehridir. 

Dik yamaçlı dağlar arasında konumlandığından dolayı Lugano şehrinde bazı rotalar trafiğe kapalıdır. Füniküler dışında taksi, otobüs, tekne turları ve yürüyerek şehri keşfedebilirsiniz. Genelde konakladığınız oteller bedava toplu ulaşım bileti veriyorlar. Otobüslerle rahatça gezebiliyor, şehir merkezindeki finükilerlere bu biletlerle binebiliyorsunuz. 

Konaklama

– Hotel International Au Lac Historical –  (2 gece için 3 kişilik odaya toplam 660 Chf ödedik, açık büfe kahvaltı dahildi.)

– Villa Castagnola – Burayı da gezerken bulduk, çok beğendim. Bir dahaki gidişimde burada konaklayabilirim.

Fondü hakkında detaylı bilgi: Zamanında İsviçreliler de bizim gibi yaz sonlarında kışa hazırlık yaparlarmış. Onlar bizim gibi taze fasulye, domates, barbunya gibi yiyecekler yerine peynir ve ekmek depolarmış. Tabi ekmekler ve peynirler zamanla öylesine sertleşiyormuş ki ekmek ve peynirlerini balta ile keser hale gelmişler. Bu duruma çare ararken akıllarına İsviçre’ye özgü şaraplarını peynire karıştırıp ısıyla eritmek gelmiş. Sert peynir şarapla buluştuğunda yumuşamaya başlamış. Bu karışıma batırılan ekmekler yumuşak ve lezzetli olmuş. O günden sonra fondü yaygınlaşmaya başlamış.

Yani anlayacağınız Fondü İsviçre’de eski peynir ve bayat ekmekleri kullanmak için çobanların icat ettiği ve sonradan asil aileler tarafından eklemeler yapılarak popüler olmuş bir tarif. Fondü’nün diğer ülkelere yayılması, İsviçre’ye kayak yapmaya giden turistlerin bu fikri kendi ülkelerine taşıması ile oluşmuş diyorlar. Her ne kadar İsviçre’nin geleneksel yemeği olarak tanınsa da Fransa ve İtalya’nın da geleneksel lezzetidir.

İtalya Como Gölü Gezi Rehberi

Lugano’dan araçla yarım saatte Como’ya geldik. Günü birlik bir gezi yeterli oldu. Sadece şansımıza çok uzun süre yağmur yağdığı için planladığım kadar fazla gezemedik ama gezdiğimiz kadarı da yetti, havamız değişti. 

Como Hakkında:

İtalya’nın en dinlendirici manzarasına sahip Como Gölü 146 kilometrelik bir alana yayılan İtalya’nın en büyük üçüncü gölüdür. George Clooney, Madonna ve Ronaldinho başta olmak üzere göl manzaralı evlere sahip ünlü isimler de vardır. Como Gölü buzul kökenli bir göl ve bu süreç yaklaşık 10 bin yıl önce son Buz Devri’ne kadar uzanıyor. Como gölünün şekline bakıldığında Y harfi şeklini yansıtmaktadır.

Como gölünün kuzey kesimi Colico kasabasından başlayıp güneybatıda Como ve güneydoğuda Lecco kasabalarıyla sınırlanır. Bellagio bölgesi, Menaggio bölgesi ve Varenna bölgesi Y’nin merkezinde bulunur.

Gölün kuzey bölümü tarıma daha uygun alanlara sahip ve nüfus yoğunluğu daha az. 410 metre derinliğiyle Avrupa’nın en derin gölü unvanına da sahip. Ayrıca 170 km sahil uzunluğu ile İtalya’nın en uzun, Avrupa’nın 3. en fazla sahil uzunluğuna sahip gölü.

Como Gölü’nde yapabileceğiniz aktiviteler:

1- Özel bir tekne gezisine çıkın

Como Gölü’nü sudan görmek gerçekten çok keyifli ve büyüleyici.. Lüks bir taksi-tekneye binebilir veya ehliyet gerektirmeyen küçük bir tekne kiralayıp bir günlüğüne yada birkaç saatliğine kaptan olabilirsiniz.

Sahil kıyısı boyunca uzanan birbirinden güzel villalar ve bahçeler, göl kenarındaki kasaba ve dağlar, Nesso köprüsü, şelalesi ve köyü, Bellagio ve Veranna köyleri, George Clooney’in yazlık evi, Villa D’este’nin lüks villaları, Villa Monastero, gölün turkuvaz suyu, hatta göle girebilme imkanı… Como’yu tekneyle gezerken deneyimleyeceğiniz güzelliklerin sadece bir kaçı.

‼️Varenna’da trenden inince bizim boğaz vapurları gibi tarifeli vapurları var. Como’ya kadar çok ucuza neredeyse gölün tamamını geziyorsunuz. Özel tura hiç gerek kalmıyor. Bu seçeneği de değerlendirebilirsiniz.

2- Teleferikle Brunate’ye gidin

19.yy’dan kalan füniküler sayesinde Brunate ile Como Gölü arasını gezebilirsiniz.

Bu teleferik 1894’ten beri faaliyet gösteriyor ve Como’nun merkezini yaklaşık 488 m yükseklikte bulunan küçük tatil beldesi Brunate’ye bağlıyor. 

Burnate; Gölü ve yamacı süsleyen sayısız villayı, eski italyan köylerini, Rönesans’tan kalma mimari eserleri, mükemmel doğayı, tarihi ve tipik İtalyan sokaklarını keşfetmek için harika bir yer. Hava iyiyse buradan Milano, Torino ve komşu İsviçre’yi bile görebiliyorsunuz. Finikülerle tepeden aşağıya inerken de şahane bir Como manzarası izliyorsunuz.

Not: Brunate’de farklı seviyeler için çok sayıda yürüyüş rotası bulunuyor vardır. Brunate’den Eremo di San Donato üzerinden Como’ya geri dönebilir veya Molina’ya daha uzun bir yürüyüş yaparak Torno’dan tekneyle Como’ya dönebilirsiniz.

3- Bellagio’yu bir kanodan seyredin

Bellagio büyüleyici güzellikte bir yer. Turistler rıhtımına, dar sokaklarına ve küçük barlarına bayılıyor. Michele Gondola tarafından kurulan Bellagio Water Sports ile kano turuna çıkabilirsiniz. 

Kano turu, muhteşem Pescallo plajında, Villa Serbelloni ve Rockefeller Vakfı Parkı boyunca uzanan körfezden başlar. Tur sırasında, Michele Gandolga size Bellagio’nun gizli manzaralarını ve doğal noktalarını, göl manzarasının kuzey kısmını ve Alpleri gösterecektir. Kendi kanonuzdan kırsal bölgenin muhteşem manzarasının keyfine varacaksınız. Bu Bellagio sahnelerine standart turistik rotalardan kano olmadan erişilemez.

Bellagio: Y şeklinde akan Como Gölü’nün oluşturduğu benzersiz güzellik. Lüks restoranlardan, salaş kafelere; şarap evlerinden, ipek satan dükkanlara İtalya’ya özgü aradığınız her şey burada mevcut. Sakinliği seven yerli turistlerin hafta sonları sıklıkla tercih ettiği huzur noktalarından biri. Fakat “Ben kalabalığı sevmem.” diyorsanız size tavsiye hafta sonları Bellagio’yu tercih etmeyin.

4- Bir deniz uçağından Como Gölü’nü keşfedin

1930’da kurulan Como Aero Club’ın Avrupa’nın en eski kulüplerinden biridir. Burada faaliyet gösteren deniz uçağı uçuş okulu, Avrupa’nın en büyüğü ve dünyanın en eskisidir. Hususi Pilot Lisansı için tam eğitim sağlar.

5- Bottega ve Café Da Luciano’da İtalyan Aperitivo’yu deneyin

Bottega ve Café Da Luciano’daki Aperitivo, Como Gölü’nde mutlaka denenmesi gereken bir deneyim. Minik kafe, George Clooney’nin villasında yerleştiği köy olan Laglio’da bulunuyor.

 

Como Gölü Gezilecek Yerler

Cathedral of Como (Duomo)

Villa Olmo

Basilica di Sant’Abbondio

Basilica di San Fedele

  Centro Storico

  Voltiano

  Piazza Cavour

  Broletto

Villa Olmo

Como’nun en büyük simgelerinden biri olan Villa Olmo görenleri büyülüyor. Göl manzarası ve eşsiz doğası ile Como Gölü’nde görmeniz gereken 5 yer arasında en etkileyici olanı. Neoklasik mimarinin benzersiz tasarımı olan bu villa ziyaretçilere açık. 1728 yılında Odescalchi ailesi tarafından Papa VI. Innocent için yaptırılmış. İç mimarisi ayrı dış mimarisi ayrı büyüleyicilikte olan Villa Olma, ayrıca sergi alanlarına da sahip. Eğer sergi günlerine denk gelirseniz villanın içerisini de keşfedebilirsiniz. Bunun yanı sıra sergi olmadığı zamanlarda da İtalyan ve İngiliz bahçelerinin gün boyu keyfini çıkarabilirsiniz. 

Orrido di Nesso

Burası yeşillikler içerisinde iki yakayı birbirine bağlayan tarihi bir köprü. Orrido di Nesso’nun Akdeniz’in maviliğine karşı seyre dalabileceğiniz manzarası ve özellikle gün batımı hayranlık verici. Buradaki merdivenlerden aşağı inerek suya girebilirsiniz.

Sant’Abbondio Bazilikası

Sant’Abbondio Bazilikası, Como’da yer alan bir Romanesk kilisedir. 5. YY’dan kalan bazilika  kutsal havarilere adanmıştır. Bunun yanı sıra Aziz Peter ve Paul Bazilikası temelleri üzerine inşa edildiği de bilinmektedir. 16. YY’a geldiğimizde ise Sant’Abbondio Bazilikası, tadilattan geçirilerek klasik bir görünüm kazanmıştır.

Menaggio

Como Gölü’nün batı kıyısında yer alan Menaggio Como’nun en çok ziyaretçi ağırlayan kasabalarından biri. Göl kıyısında bulunan restoranlarda ve kafelerde takılabilir, sahilinde yürüyüş yapabilirsiniz. Hatta şezlong kiralayıp güneşlenebilir, Como Gölü’nde yüzebilir ve akşam üzeri gün batımı manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Anglikan Kilisesi’ni de ziyaret edebilirsiniz.

Villa del Balbianello

Villa del Balbianello, İtalya’nın Lombardiya bölgesinin kuzeyin tarafında bulunan Lenno eyaletinde yer alır. Burası eşsiz güzelliği ile ünlü Como Gölü manzaralı bir villadır. 

Özenle tasarlanan teraslı bahçeleriyle göz dolduran bir güzelliğe sahiptir. Geçmiş yüzyıllarda manastır olarak hizmet veren Villa del Balbianello, 1787 yılında yaz aylarında kullanılmak üzere bir villaya dönüştürüldü. 

2018 yılında Bollywood’un ünlü çifti Ranveer Singh ile Deepika Padukone’un düğünleri bu villada gerçekleşti. 

Villa Carlotta

Tremezzo’da bulunan bu villa, görenleri kendine aşık ediyor. Aynı zamanda botanik bahçesiyle de oldukça popüler. Bu botanik bahçe yaklaşık 8 hektarlık bir alanı kaplamakla birlikte birkaç farklı bölümden oluşuyor. Villanın hemen çevresinden başlayan dev bahçe, göle kadar uzanıyor. Birbirinden renkli, alabildiğine hoş kokusu ile portakal ve kamelya ağaçları adeta İtalya’yı selamlıyor. Bunun yanı sıra Villa Carlotta sedir, palmiye, sekoya, çınar gibi egzotik bitkilere de ev sahipliği yapıyor. Mimarı bilinmeyen gizemli villanın yapımı, 1745 yılında tamamlanmıştır. 

Orrido di Bellano

İtalya’nın müthiş doğasını kucaklayan bir kanyon burası. Serin suları yazın çok keyifli. Yüksek dağların arasında saklı kalmış bu cennet görülmeye değer.

Geliyoruz tekrar İsviçre’ye…

Grindelwald

Lugano’dan 3 saatlik araba yolculuğuyla Grindelwald Köyü’ne geldik. Burada Alpenhuf isimli bir dağ otelinde bir gece konakladık ki bence bir gece yeterli olacaktır. Grindewald’de dağ roller coaster’ı olarak tanımlayabileceğim Toboggan sürüşü ve hemen yanı başında kısa bir zipline macerası, bol bol dağ yürüyüşleri ve üç tekerlekli dağ bisikletiyle gezinti yapmak gibi pek çok keyifli aktivite bulunuyor. Biz toboggan ve zipline aktivitelerini yaptık. First adlı teleferiğe binerek inanılmaz manzaralar eşliğinde dağların tepesine çıkabilir dağ yürüyüşü, dağ bisikleti gibi çeşitli aktiviteler de yapabilirsiniz. Toboggan ve zipline’ın bulunduğu tepeye çıkartan teleferiğin ismi ise: Pfingstegg Bahn. 

Lauter Brunnen

İsviçre’nin denize kıyısı yok ama yemyeşil bitki örtüsüyle kaplı dağların arasında o kadar çok göl, nehir ve şelalelere sahip ki denizin yokluğunu hiç hissettirmiyor. İşte bunu en iyi hissedeceğiniz yerlerden biri de Lauterbrunnen.

Tam 72 tane şelalenin gürül gürül aktığı Lauterbrunnen Vadisi, İsviçre Alpleri’nin arasına sıkışmış ve ŞairGoethe’den (Sular Üstünde Ruhların Şarkısı), J.R.R. Tolkien’e (Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi) gibi pek çok yazara, şaire, edebiyatçıya ilham kaynağı olmuş bir yeryüzü cenneti… İsviçre’nin en muhteşem dağ köylerinden biri. 

Bern kantonundaki bu doğa mucizesi vadinin sınırları içerisinde Lauterbrunnen, Wengen, Mürren, Gimmelwald, Stechelberg ve Isenfluh gibi masalsı köyler bulunuyor. 

Alp Dağlarıyla Çevrili, 72 Şelaleli Lauterbrunnen Kasabası’nda Nasıl Gezilir?

Konumu gereği ulaşımı da kolay olan köyü ziyaret ettikten sonra diğer dağ köylerine de burada yer alan teleferik ve trenlerle şahane manzaralar eşliğinde ulaşabilirsiniz.

Lauterbrunnen köyündeki patika yolları takip ederek doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. Yürüyüşünüzde adeta dans ederek akan Staubbach Şelalesi’ni göreceksiniz. Bu şelale karşısında dinlenip, yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Avrupa’nın en yüksek şelalelerinden birisi olan Staubbach şelalesi, 300 metreden aşağıya dökülüyor. Yaz aylarında kayalıklardaki balkona çıkıp şelaleyi arkasından izleyebiliceğiniz bu gürül gürül şelale, yağmur ve kar suları ile besleniyor.

Vadinin bir diğer ünlü şelalesi de tıpkı Lauterbrunnen gibi şairlere ve yazarlara ilham kaynağı olan Trummelbach Şelaleleri. 1877’de açılan ve yalnızca yaz aylarında tünel asansörüyle erişim sağlanabilen bu doğa harikası, Avrupa’nın en büyük yeraltı su şelalesi. Eriyen buzullardan beslenen, akışında akustik olarak ve görsel olarak tam bir şölen sunan şelalede saniyede 20 bin litreye yakın su akıyor.

Lauterbrunnen, şelaleriyle olduğu kadar zengin doğal ve kültürel mirasıyla da biliniyor. Unesco Dünya Mirası listesindeki Jungfrau-Aletsch bölgesinde yer alan vadide temalı gezi rotaları var. 

Lauterbrunnen’den araba ya da otobüsle dar dağ yollarından geçerek tipik bir İsviçre dağ köyü olan Isenfluh’a, oradan da nostaljik kırmızı teleferikle Sulwald’a çıkın. En güzel manzaralar için Eiger, Jungfrau ve Mönch üçlüsünden Grindelwald vadisine, Schynige yaylasından Lauterbrunnen vadisinin derinliklerine kadar gidebilirsiniz.

Mürren Köyü

Lauternbrunnen’e kadar gelmişken 1650 m yükseklikteki trafiğe kapalı Mürren köyüne çıkın. Mürren, James Bond filmine de ev sahipliği yapan Schilthorn Dağı’nın eteklerine kurulu , trafiğe kapalı olan çok şirin bir dağ köyü. Buradan teleferikle Allmendhubel’e çıkıp, Alpler’in meşhur üç zirvesi Eiger, Jungfrau ve Mönch manzarası eşliğinde dağ yürüyüşü yapabilirsiniz. Burada çocuklar için çok güzel bir oyun parkı da var.

Mürren’den teleferikle çıkabileceğiniz bir başka nokta da Schilthorn. Buradaki 2970 m yükseklikteki döner restoranda, 40 dağ zirvesi ve 20 civarında buzul manzarasına karşı döne döne yemek yeme şansınız var.

1969 yapımı James Bond filmi “On Her Majesty’s Secret Service”in mekânı olarak ünlenen Schilthorn, kış aylarında yapılan geleneksel kayak yarışı “Inferno” ile de biliniyor. 

Yemek ve kahve molası için iki yer öneriyorum. 

Biri teleferikten hemen indiğiniz noktada yer alan Hotel Alpenruh’un teras restoranı, bir diğeri de köyün diğer ucundaki Hotel Edelwiss Mürren’in teras restoranı. İkisin,n de manzaraları çok güzel. 

Wengen Köyü

Lauterbrunnen Vadisinin Mürren gibi araç trafiğine kapalı olup, demiryolu ile ulaşımı sağlanan ve sizi kendisine aşık edecek bir diğer köyü ise Wengen. Kışın kayak, yazın yürüyüş merkezi olan Wengen’de ne yaparsanız yapın kendinizi bir masalın içerisindeymiş gibi hissedeceğiniz kesin. Ayrıca buradan Avrupa’nın 3454 m. yükseklikteki en yüksek noktası olan Jungfraujoch’a devam edebilirsiniz. Buraya ulaşmak için “Top of Europe” olarak adlandırılan istasyona çıkıp için Kleine Scheidegg’den aktarma yapmanız gerekiyor. 

‼️Vadinin doğu tarafındaki tepede Wengen kasabası var. Bu kasaba da trafiğe kapalı, dolayısıyla dişli demiryolunu kullanarak tırmanan treni kullanmanız gerekiyor. 

Interlaken 

İsviçre’nin en büyük dağlarının eteklerinde, Brienz ve Thun Gölleri arasında yer alan Interlaken (kelime anlamı göller arasında demek), ülkenin en önemli turistik yerlerinden biri. Brienz’de Giessbachfälle Şelalesi’ni, ve St.Beatus Cave’i de ziyaret edebilirsiniz. Rothorn Express adlı kırmızı trenle 7.6 km’lik panaromik bir yolculukla Brienz’in tepesine çıkabilirsiniz. Harika bir göl manzarası var ve tepede manzaralı bir restoran da bulunuyor.

Gelelim İsviçre’de araba kiralama olayına:

İsviçre’nin yüz ölçümü küçük ve toplu taşıma ağı oldukça gelişmiş durumda. Ancak toplu taşımanın nispeten pahalı olduğundan özellikle uzun bir seyahat planlıyorsanız ve birkaç kişi geziyorsanız araç kiralamak daha avantajlıdır.

Swiss Travel Pass ve interrail in tüm trenlerde sınırsız geçerli kartları da var. Gün sayısına göre kişi başı 204 CHF’den başlıyor. Interrail günlük sınırsız bilet fiyatları için de sayfasına bakabilirsiniz.

Biz 3 kişi gezdiğimiz ve ağabeyim arabasız gezmediğinden:) + daha özgür rotalar belirleyebildiğimiz için araç kiraladık. Tabi kurallar ülkesi İsviçre’de araba kullanmanın raconlarını da  bilmek gerek. 

Her yerde kamera, radar gibi kontrol mekanizmaları var. Hız kurallarına kesinlikle uyun: Otobanlarda 120 km, tünellerde 70/90 km, şehir içinde 50 km gibi. Otobanda ilerlerken yolun üzerinde yer alan levhada gideceğiniz yer sol tarafı işaret ediyorsa, sol şeride geçin; çünkü otoban bile olsa yol bir anda ikiye ayrılabiliyor. Hız sınırları bir çok ülkedeki gibi + %10 şeklinde değil, otobanlarda +10km, diğer yollarda ise +5km olarak belirlenmiş. En çok radar cezası bu karşılıklıktan kaynaklanır. Örneğin 120 km hız sınırı olan bir otobanda 132’la değil maksimum 130’la gitmelisiniz yoksa radar yakalar..

Trafik levhalarından gözünüzü ayırmayın ve kesinlikle uyun yoksa yüksek cezalarla karşılaşabilirsiniz.

Yaya geçitlerinde kesinlikle geçiş üstünlüğü yayaya ait. Kavşaklarda ve yol ayrımı yerlerde bir tabela yok ise geçiş üstünlüğü sağdaki araca ait.

Park yerleri çizgilerle belirlenmiş, bu alanların dışında park edemezsiniz. Sarı çizgilere park edilmiyor, buralar polis vb. araçlara ait. Beyaz çizgili yerler ücretli, kaldırımda makineden kredi kartı veya nakit ödeme yaparak ne kadar kalacağınızı belirleyip ödemeyi yapıyorsunuz. Mavi çizgili yerler ise süreli; park edeceğiniz yerdeki levhada süre yazıyor.

Tünel konusunda inanılmaz başarılı bir ülke. Her yanı dağlarla kaplı olduğundan bolca tünel inşa etmişler. Hatta tüneller içinde yol ayrımları bile var. Şu girdiğimiz San Gattardo tüneli 17km uzunluğunda. 

Tüm ülkedeki otoyollar, herhangi bir savaş tehlikesine karşın bariyerleri sökülerek uçak pistine dönüştürülebiliyor. 

  • Etiketler