Yazın gelişi, Fish Club’tan belli oldu

Geride bıraktığımız hafta sonu, İstanbul için yazın ilk sinyalleri verilmeye başladı. İstanbul’un yeme, içme ve eğlence nabzını belirleyen Eksen Grup’un en iddialısı Sortie, kapılarını yaz sezonuna açtı. Sortie içerisinde, Nişantaşı’ndan tanıdığımız güzel İtalyan Cento Per Cento; Akaretler’in eğlence dolu mekanı Kalamata’da bulunuyor. Ama bu sezon Sortie’nin en büyük sürprizi Fish Club oldu! Açıldığı ilk günden itibaren bütün gözleri üzerine çeken ve İstanbul’un en iyi balıkçısı olmayı kafaya koymuş Fish Club, Geccerestoran Melekleri; Gizem Çetin ve Sedef Türker tarafından her detayı ile incelendi. Editörlerimizin keyifli sohbetini okumadan, yaza hazır olduğunuzu düşünmeyin deriz..

12 Mayıs 2015 12:23
Yazın gelişi, Fish Club’tan belli oldu
Bahar çiçekleriyle, güneşin ilk damlalarıyla birlikte yazın gelişini her gün daha çok hissetmeye başladığımız bu günlerde; Sortie’den çok güzel bir haber aldık. Her ayrıntısı ile bambaşka bir dünyaya girmeye hazır olun! Yemeğin bir sanat olduğunu düşünen, her ana sanatsal bakışıyla yaklaşan yazarımız Sedef Türker(Art of Food) ve tüm dünyadaki yeme, içme ve eğlence trendlerinin takipçisi yazarımız Gizem Çetin(Gizem’li Tatlar) geçtiğimiz günlerde, sizler için Fish Club’ın altını üstüne getirdi. Bakalım editörlerimizin ilk izlenimleri neler olmuş..

Sedef Türker: Sortie’nin yaza merhabasını duyduğumuz anda bizi bir heyecan sarmaya başladı. Tamam, dedik, artık yaz, gönül rahatlığıyla gelebilir. Ama Sortie her zamanki gibi eli boş gelmiyordu. Bir süredir kulağımıza gelen dedikodular doğru çıktı ve yepyeni bir mekanla çıktı karşımıza Sortie. Sortie’nin o meşhur ‘Party like Gatsby’ havası ilk adımda sarmaya başlıyor dört bir yanınızı. Sortie’ye attığım her adımda biliyorum ki, geccenin sonunda bu kapıdan eğlencenin ve lezzetin doruklarında çıkacağım. İçeri girdiğim anda gözlerim ilk olarak Fish Club’ı aradı haliyle.. Sağ kısımda, dalgaların tam yanında ilk bakışta huzur kaplandığım bir mekan gözüme çarptı, tabii ki Fish Club! Denizin mavisi ve Fish Club’ın su yeşili ağırlıklı dekorasyonu oldukça başarılı. İlk izlenim her zaman altın değeri taşır; ve tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki ilk bakışta geccenin sonunda çok keyif almış olacağımı hissediyorum. Fish Club’ın benim için en büyük ayrıcalığı, ilk bakışta tabii ki konumu. Boğaz hattında bulunan başarılı balıkçılar tabii ki var, bunu inkar edemem. Aynı manzaraya sahip başka mekanlarda var. Ama hiçbirinden alamadığım tılsımı Fish Club’ın ilk adımında hissettim. Konumun ve manzaranın iyi olması yetmez, önemli olan bu manzaraya yakışır bir mekan yaratmaktır. Gizem’in gözlerinden de anladığım kadarıyla o da çok etkilenmişe benziyor..

Gizem Çetin: Bayıldım diyerek lafa başlamak istiyorum. Aynen Sedef gibi benim içinde Fish Club’ın Sortie içindeki adeta denizin üstündeki ayrıcalıklı konumu beni kalbimden vurdu. Masmavi denizin yanında yeşil-beyaz bir bahçedesiniz adeta. İnsanın içi açılıyor, keyfi yerine geliyor. Tabi ki Boğaz’da güzel manzarası olan iyi balıkçılar var ama burayı onlardan ayıran çok önemli birkaç fark var. İlk olarak İstanbul’un en gözde clublarından birinde açılan balıkçıya Fish Club adının verilmesini dâhiyane buldum. Diğer önemli bir nokta ben aynı mekanda hem yemek yiyip hemde gecce eğlenceye devam edebilmeyi çok seviyorum. Düşünün bir kere yaz akşamı, hava kararmak üzere ve siz tam boğazın kıyısında İstanbul’un en özel balıkçılarından birinde sevdiklerinizle yemeğinizi yiyorsunuz. Saat ilerledikçe ve Fish Club’ta keyfiniz katlandıkça gecce uzun olsun istiyorsunuz. O zaman buyurun 10 adımda Sortie Club kısmına sizi alalım ve sabahın ilk ışıklarına kadar eğlencenize devam edin. Ya da Fish Club çok daha özel bir hizmet sunuyor size. Rahatından ödün vermeyenler için, yemek sırasında manzaraya karşı oturduğunuz localar eğlencenin başlamasıyla Sortie Club’a doğru çevirtiliyor ve size gecceye yerinizin verdiği ayrıcalıkla devam edebilmenin keyfini yaşamak kalıyor. Yani Sedef gözlerimden doğru anladı. Atmosfer, dekorasyon ve sunulan ayrıcalıklı hizmetlerle bende onun gibi çok keyif alacağımı en başta hissediyorum.


İlk bakışta oldukça etkilenen editörlerimiz, Fish Club’ı tadımlamak için sofraya oturdular; bakalım umduklarını bulabilecekler mi?

Sedef Türker: Bir mekana dışarıdan bakmak ve sofraya oturduktan sonra hissetmek çok farklı gerçekten. Bazen çok güzel dekore edilmiş, harika konumlandırılmış bir mekan sofraya oturduğunuz anda sizi büyük hayal kırıklıklarına sürükleyebilir. Fakat Fish Club deyim yerindeyse beklentimin oldukça üstüne çıkmayı başardı. Fish Club’ın müdürü Hurşit Bey her adımda oldukça güler yüzlü, ilgili ve saygılıydı. Tabii ki takdire şayan bu özellikler tüm ekipte görülmekte. Muhteşem bir ekip ruhuyla karşı karşıyasınız. Mutfak ekibinden, servise kadar her şey son derece özenle seçilmiş. Tebrik ediyorum.

Gizem Çetin: Nereye gitsem ilk 5 dakika masadaki çatal-bıçaktan garsonların kıyafetine kadar incelerim çünkü benim için her şey bir bütündür ve hatta şeytan ayrıntıda gizlidir. Kapıda karşılama ve yerimize alınışımız gayet samimiydi. Garsonların lacivert pantolonları üstüne dekorasyonla uyumlu su yeşili-lacivert ekoseli önlükleri hem çok şık bir detay olmuş hem de sizi iyice denize karşı yazlık bir bölgede hissettiriyor. Beyaz masa örtüsü benim olmazsa olmazım. Masada açılan servisten çalışanların tutumuna kadar Fish Club’ta her şeyin en ince ayrıntısına kadar düşünüldüğü net. Durum bu olunca insan gelecek yemekleri daha bir merak ediyor, sabırsızlanıyor.
Sofraya yavaş yavaş mezeler gelmeye başladı..


Sedef Türker: Mekanı iyice sindirdikten sonra Gizem’le birlikte ‘O meze bu masaya gelecek!’ moduna girmeye başladık. Heyecanlı bekleyişimiz, uzaktan bize doğru göz kırpan meze tepsisini görünce daha da artmaya başladı.

Gizem Çetin: Kışın rehavetinden çıkınca ve havalar ısındıkça insan daha bir hafif yemek istiyor. Mezelerden hep kalori bombaları diye korkan ben Fish Club’ta bir rahatladım. Çeşit çeşit gelen mezeleri hep çok sevmişimdir, hem farklı tadlardan azar azar alabiliyorsunuz hem de masanın o donatılmış haliyle gözünüzü doyurabiliyorsunuz. Peki Fish Club’ta neden mi içim rahatladı? İlk olarak Ege’den getirilen otlara büyük bir ağırlık verilmiş. Benim favorim ısırgan otuyla yapılan ve tadı hala damağımda kalan o muhteşem meze. Diğer bir rahatlama sebebim ise yağ kullanımı oldukça sınırlandırılmış ve kızartmaların yerine fırında hazırlanan sebzeler kullanılmış. Gözü yaşlı Eleni mi istersiniz, enginarlı karides mi, yoksa baklalı fava mı? Hepsinin ortak bir özelliği var. Şef Memik usta peynirden domatese, otlardan zeytinyağına her şeyi yerinden alıyor ve masanıza en iyisini en taze şekilde servis etmek istiyor. O yüzden garsonlar tüm mezeler hakkında bilgi verse de bugün bunlar var diye durumu açıklıyor. Bu durumu çok takdir ettim. Fish Club’ta bir şey varsa en iyisi var diyorlar.


Sedef Türker: Ota, salataya çok düşkün bir insan olarak mezelerde ilk olarak yeşilli lezzetler dikkatimi çeker. Fish Club yeşillik konusunda son derece iddialı; yeşili de yeşil hani.. Ege otlarından tek pas vermediğim Börülce’dir, onun dışında tüm yeşiller birbirinden güzeldi. Fish Club itinayla Ege’yi Boğaz’a taşımış. Favorilerim Kaya Koruğu ve Cibes Otu oldu. Mezelerde genel olarak sunuma özen gösterilmiş, şık beyaz tabaklarda birer birer geliyor önümüze. İlk gördüğümde ne olduğunu anlamayıp Gizem’e sorduğum bir meze dikkatimi çekti; Közlenmiş Patlıcan’mış bu sevimli meze. Lezzeti de son derece yerinde.. Olmazsa olmaz közlenmiş patlıcanlar, biberler ve domateslerde size eşlik ediyor. Masada kıpkırmızı rengiyle kalbime okunu atan bir lezzet daha var; Albiber Dolma.. Adından da kendini belli eden mekanın deniz ürünleri mezelerine gelince anladım gerçek lezzeti, Ahtapot’u, zeytinyağında sunulan Lakerda’sı, söğüş halinde getirilen ve enginar ile servis edilen Karides’i.. Hepsi birbirinden leziz. Tadım yaptığımız akşam bol rüzgarlı bir İstanbul bizi bekliyordu ama soğuk havanın keyfimizi kaçırmasına asla izin vermeyen mezeler bizi bekliyordu. Tam bir keyif sofrası.. Gizem ile her detayı konuşur, her ayrıntıya dikkat ederiz. Gizem’in de çarpıcı görüşleri var lezzetler hakkında..


Gizem Çetin: Sedef ile soğuk mezelerin arasında kaybolduktan sonra acaba ara sıcaklarda ne gibi değişiklikler var diye düşünmeye başladık. Tam biz bu kadar mezeden sonra balık yiyemeyiz, ara sıcakta isteyelim, her şeyi görelim diye karar vermişken taze çıktı diye kalamar tava servis edildi. Yumuşacık ve lokum gibiydi ama bizi bunla kandıramazlardı. Hemen kalamar tava yada karides güveç gibi klasik tatlar dışında size özel neler var diye sorduk. Gelenler içinde ilk sırayı hamursuz Rum böreği aldı. Börek nasıl hamursuz olur demeyin. Fırınlanmış ince dilim patlıcana sarılı otlu lor peyniri hafif kızartılmış ve şahane bir sonuç çıkmış ortaya. Diğer bir favorim fırında yufka böreği oldu. Hafif mi hafif, lezzetli mi lezzetli. Özellikle çok fazla sayıda ve birbirinden farklı şeyler denerken yediklerimizin tadını beğenmediğimiz zaman iş bizim için işkenceye dönüşüyor. Fish Club’a gelmeden çeşit çeşit meze tadacağımızı biliyorduk ve beklentimiz yüksekti. Diyebilirim ki beklentimizin üstünde bir atmosferde enfes tatlarla karşılaştık. Bizde durum tadımı geçti, bildiğiniz ne var ne yok büyük bir keyifle yedik. Güneş yerini yıldızlara bırakmaya başladıkça ortamın büyüsü de bir arttı sanki. Bende Sedef’in sanatkar ruhlu kalemine bırakıyorum geccenin özetini…

Mezeler, yemekler, ara sıcaklar.. Fish Club’ta her şey teker teker tadıldı. Hava yavaş yavaş kararmaya başladı. Bakalım editörlerimiz gecenin sonunda Fish Club’ı nasıl özetleyecekler..

Sedef Türker: Hava kararmaya başladıkça Fish Club’ın tılsımı daha çekici hale gelmeye başladı. Köprünün ışıkları, Boğaz’ın serin suları, hafiften yavaşlayan rüzgar ve ısınmaya başlayan hava adeta cilve yapmaya başlıyor bize. Uzun zamandır arayıp bulamadığım lezzet ve huzur buluşmasına bu gecce şahitlik ettim. Lezzetleri, ambiyansı, dekorasyonu, servis kalitesi, manzarası.. Her detayı ile dört dörtlük bir mekan olmuş. Denize ve denizden çıkan her şeye, çocukluktan beri son derece düşkünümdür. Bu yüzdendir içinde deniz geçen her detayı ince eleyip sık dokumam. Öyle kolay kolay da beğenmem balıkçıları. Benim için keyif sofrası olacaksa her ayrıntısı düşünülmelidir. O an anladık ki, yazın gelişi, Fish Club’tan belli oluyordu!

YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz