Mideniz ‘İkinci Bahar’ını yaşasın!

Son dönemlerde hem ortaya çıkardığı lezzetlerden hem de mekanın yaydığı huzur veren ortamdan en çok keyif aldığım yer İkinci Bahar Restaurant oldu.

04 Mayıs 2013 10:37
Mideniz ‘İkinci Bahar’ını yaşasın!
Bahar mevsiminin İstanbul’u sarmaladığı bu güzel mevsimde “Haydi ne duruyorsun, Kanlıca, Boğaz seni bekliyor” dedim kendi kendime. Ve Anadolu yakasına geçip İstanbul’un müstesna semtlerinden, Yahya Kemal’in “Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...” dediği Kanlıca’ya kendimi attım. Sessiz, sakin ve kaybolmayan o mahalle hayatının içinde, balkonundan sardunyalar sarkan evlerin arasından Mihrabat Sokaka daldım. İskele trafik ışıklarının hemen karşı sokağına girince şehir hayatından ikinci kez bir soyutlanma yaşadım desem yeridir. Sokağın hemen baş tarafında birkaç basamak merdivenle çıkılan butik bir restaurant İkinci Bahar. Harika bir ambiyansa sahip küçük terasında bembeyaz ortancalar açmış, baharı ikinci kez hissettiriyorlar size. Ve bir köşede ikişer tane portakal vermiş, iki portakal ağacı... Ahşap beyaz masa ve sandalyeler içerisinde kendinizi Ege’de bir sahil kasabasında hissediyorsunuz. Ortam harika, merakla yemekleri beklemeye başlıyorum.

Tabii yemekler gelmeden önce mekanın sahibi Erdoğan Öztaş ve eşi Sinem Hanım ile sohbet ediyorum. Erdoğan Bey, bu mesleğe 25 yılını vermiş birisi, çekirdekten yani, alaylı. Bulaşıkhaneden komiliğe, çıraklıktan ustalığa kadar. Bu mekan ise tam 14 yıldır kendisinin ama hâlâ masalar arasında vızır vızır dolaşıp servis yapıyor. Eşi Sinem Öztaş ise bu işin eğitimini görmüş ve yaptığı işi bırakıp kendisini bu mekana adamış. “Burada hız yok, gelenlerin çoğu tanıdık ve müşteri gibi görmüyoruz. Aileden biri gibiler ve onları memnun göndermek bizi çok mutlu ediyor. İnsan yemek yediği yere güvenmek ister. Her şeyin en orijinal ve en organik olanını kullanarak bu güveni sağladığımızı düşünüyoruz.” diyor Sinem Hanım. Yemeklerin sunumlarında, tabak ve masa düzeninde onun parmağı var ama marifetleri bununla sınırlı değil. Kabak tatlısı, çikolatalı sufle ve ancak anneannenizden yiyebileceğiniz bir sütlaç yapmış ki demeyin gitsin. Tatlı ve reçelleri mevsimine göre yine kendisi anneannesinden öğrendiği şekliyle geleneksel olarak hazırlıyor. Biz de bu arada feci daldık sohbete ve yemeğin sonundan başladık anlatmaya. Hemen başa dönüyorum.

İlk olarak harika bir yuvalama çorbası geliyor. İçerisindeki kuzu eti biraz küçük doğranmış ve içerisinde kuyruk yağı olmasa da lezzet ve kıvamı tutturulmuş. Kullanılan yoğurdun Kanlıca yoğurdu olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Sonra masaya gavurdağı salatası geliyor ki dört dörtlük. İncecik kıyılmış ve içinde çok şükür birçok yerde niye koyduklarını anlamadığım salatalık yok, tadı enfes. Ben soğanlısını tercih ettim, size de tavsiye ederim. Ardından içerisinde otlar bulunan parmak pide ve çok güzel fındık lahmacun. Buraya kadar anlattıklarım fragman idi, asıl film bundan sonra başlıyor. Ev köftesi, zırhta çekilen çok güzel kıyma kebabı, bonfile ve doğal tavuklardan elde edilen tavuk şişten oluşan karışık tabak, yeme de yanında yat cinsinden. Ve iç pilav ile sunulan spesiyal yemek, kuzu tandır. İşte buna içiniz gidecek gerçekten. Afyon yöresinden getirilen kuzuların kullanıldığı ve dört saat pişerek hazırlanan kuzu tandırın lezzetinin tadını anlatmak için kelimeler aciz kalır. Ardından üzerine vurucu darbeyi hünkar beğendi yapıyor. Beğenmemek elde değil.

Hem İstanbul’un hem de yemeklerin tadına varmak için geleneksel lezzet ve pişirme tekniğini kullanan İkinci Bahar Restaurant’a bir uğrayın derim. Yediğiniz her şey meşe odununun harladığı fırında pişiyor, tatlılar bile. Kullanılan ürünlerin çoğu organik ve doğal. Dilerseniz bu ürünlerden satın alıp evinizin yolunu tutabilirsiniz. Lezzete ve İstanbul’a yelken açmak için rotanız belli. Afiyet olsun.

Doğal, organik ve lezzetli

İkinci Bahar Restaurant’ın hem ambiyansı hem lezzetleri yerinde. Organik ürünler ve doğal beslenen hayvanlarla yapılan yemeklerin tadı damağınızda kalacak. Kuzu tandır, hünkar beğendi ve organik tavuk şiş favorim oldu. Tabii odun ateşinde sunulan organik ekmeğe bayıldım.

Toplam 100 kişi kapasiteli mekanın otoparkı var. Sekiz çalışanla hizmet veren işletme sabah 9.00 ile gece 24.00 saatleri arasında açık. Sabahları Alaçatı serpme kahvaltı ve diyet kahvaltı yapmanızı tavsiye ederim.

Satışa sunulan organik ürünler arasında acılı ezme, odun ateşinde tam buğday, çavdar ve kepek ekmeği, kaya tuzu, mantı, zeytinyağlılar, ızgara köfte, organik yumurta, doğal siyah zeytin, ev reçelleri ve günlük süt bulunuyor.

Özel lezzetlere midenizde yer açın

Mercimek, soğuk ayran çorbası: 5 TL

Yuvalama: 10 TL

Parmak pide, fındık lahmacun: 2 TL

Çömlekte Kanlıca yoğurdu, içli köfte: 6 TL

Odun ateşinde organik ekmek: 5 TL

Alaçatı serpme kahvaltı: 25 TL

Omletler: 10-12 TL

Spagettiler: 10-15 TL

Lahmacun: 4.5 TL

Pideler: 15-18 TL

Kuzu tandır: 28 TL

Hünkar beğendi, et şiş: 18 TL

Ev mantısı, etli yaprak sarma: 15 TL

İskender, domatesli, patlıcanlı kebap: 17 TL

Beyti kebap: 25 TL

Ali Nazik, organik tavuk şiş: 20 TL

Izgara köfte: 15 TL

Kuzu pirzola, Halep işi: 17 TL

Zırhta Adana-Urfa, kanat ızgara: 16 TL

Salatalar: 7-18 TL

Organik incir tatlısı, kadayıf: 8 TL

Çikolatalı sufle, künefe: 10

Yayık ayranı: 3,5 TL

Sıkma portakal: 7 TL

Cam şişede su: 2 TL

Alaçatı meyve suyu: 5 TL

Çay: 2,5 TL

Türk kahvesi, filtre kahve: 5 TL

Kanlıca’nın lezzet üssü

Zaman
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: İkinci Bahar

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz