3 nesil görmüş aile işletmesi: Neşemore Taverna

Neşemore Taverna'nın 3 kuşaktır süre gelen serüvenini son nesil temsilcisi Yuli Dıvarcı, Trend Gurmesi Özlem Sucu'ya anlattı..

04 Nisan 2014 10:02
3 nesil görmüş aile işletmesi: Neşemore Taverna
Neşemore’un kuruluş hikayesini son nesil temsilcisi, Yuli beyden dinleyelim?

Şimdiki adıyla “Neşemore” geçmişteki adıyla “Neşe Taverna” 1969 yılında dedelerimiz ve teyzelerimizin ortak girişimiyle, o zamanlar yolu, elektriği dahi olmayan bugünkü bulunduğumuz yerde var olan bir kır kahvesi iken aile büyüklerim tarafından restoran olarak işletilmeye karar verilmiş… Çepeçevre yeşillikler içersinde olan, yeşilin tüm tonlarının hakim olduğu bir yerdi burası. Civarda tek bir bina dahi yoktu, en kavurucu yaz aylarında bile etraftaki kocaman çınar ağaçlarının yarattığı gölge ve serinlik dillere destandı. Gecce gündüz ağaçların dallarında bülbüllerin çıkardığı sesler adeta şarkı nağmeleri mırıldanır gibilerdi.. Bir süre sonra bahçesinin içersine yine dedemin yapmış olduğu minik bir havuz eklendi. Bu havuza buz gibi şırıl şırıl doğal kaynak suyu akar, birçok sebze ve meyveyi bu havuzun içersinde tutar serin kalmalarını sağlarlardı. Ağzı olsa da konuşsa o havuzun, hangimiz çocukken o suyla oynarken içersine düşmedik ki :) Tabi tüm bu doğal güzelliklerin yanında birçok sıkıntıda mevcuttu.. Bunların başında az öncede söylediğim gibi elektriğin ve yolunun olmaması vardı ki yıllar sonra buraya ve civara ilk elektriğin gelmesini aile büyüklerim sağlamıştır.. Akşamları aydınlatma için gazlı lüx lambaları kullanılırdı.. Dik bir patika yokuş üzerinde bulunduğumuzdan ulaşım zor imkanlarda sağlanıyordu.. Tabiî ki de yol aydınlatmaları da yoktu ve haliyle güneş battıktan sonra burayı zifiri bir karanlık kaplıyor etraf çok ıssızlaşıyordu.. Sabaha karşı buralara kurtlar iniyormuş, inanabiliyor musunuz? Bugün bulunduğumuz yerden bahsediyorum, Arnavutköy ile Etiler’in tam ortasına, tabi ki o tarihlerde Etiler yok. Buzdolabının olmadığı o yıllarda hazır kalıp şeklinde buzlar köyün merkezinden çarşıdan temin edilirdi.. Bunun gibi çok sıkıntı vardı… Fakat yıllar geçtikçe yavaş yavaş ve de sabırla burası insanların tercihi olmaya başlamıştı… İlk müşterilerimiz civarda tarlalarını süren, çiftliklerini işleten insanlardı.. Bugünde halen yanı başımızda bulunmakta olan yalak‘tan hayvanlarının su içmesini sağlar, kendileri de bira, patates, börek keyfi yaptıktan sonra Arnavutköy’e doğru evlerine yönelirlermiş..

Ailem ve akrabalarım o yıllarda ve ilerleyen dönemlerde çok ciddi zorluklar ve sorunlar yaşamış fakat şükürler olsun ki tek tek hepsine göğüs gererek günümüze kadar gelebilmeyi başarmışlardır…

"Burası 3 nesil görmüş kelimenin tam anlamıyla bir aile işletmesi"


Yaklaşık 45 yıl boyunca bir işletmeyi ayakta tutabilmenin sırları nedir?

Bunun çok fazla örneğinin olduğunu sanmıyorum.. Ve bununla gurur duyuyorum.. Başta gelen en büyük özelliklerimizden birisi budur… Burası 3 nesil görmüş kelimenin tam anlamıyla bir aile işletmesidir.. Dedelerimizden ve teyzelerimizden çocuklarına, çocuklarından da bugün benim gibi torunlarına kadar gelebilmiştir.. Nesiller değişiyor olabilir ama her dönemin jenerasyonu kendi yaşadığı çağa ayak uydurmaya gayret sarf etmiştir… Adeta bir bayrak yarışı edasıyla her aile bireyi tek tek kendinden bir şeyler katarak vede daima çıtayı yüksek tutmayı hedeflemiştir… Kır kahvesinden restorana, restorandan zamanla bugünkü halimiz olan ve canlı müzik icra eden bir yunan tavernasına dönüştük…

Diğer en büyük özelliklerimizden biride Annem RULA, babam PANÇO ve kardeşim PETRO’nun sahipleri oldukları bu mekanın aynı zamanda solistleri de olmasıdır.. Ben deniz YULİ ise mekanın işletme bölümü ile ilgileniyor o konuda aileme destek olmaya çalışıyorum.. Kesinlikle ailem oldukları için söylemiyorum ama çok yetenekliler ve benim şahsi görüşüm onların eğlencesi, yaydıkları pozitif enerji, güler yüzlülükleri hiçbir yerde maalesef ki yok, bu yüzden buraya gelen tüm misafirlerimiz buradan memnun olarak ayrılır etraflarına tavsiye ederler vede bu şekilde bu böyle devam eder gider..

Daha öncede söylediğim gibi kelimenin tam anlamıyla bir aile işletmesi olduğumuzdan dolayı bu enerjiyi de müessemize yayıyor ve buraya gelen tüm misafirlerimizin kendilerini evlerinde hissetmelerini sağlıyoruz… Bir mekân düşünün ki; geccenin sonunda misafirlerimiz müessesemizden ayrılmadan önce yanımıza kadar gelip bizlere o akşamki keyifli gecceden dolayı teşekkür ediyor, hatta bununla da yetinmeyip 1 gün sonra 2 gün sonra müessesemizi arayıp onlara ve de onların getirmiş olduğu misafirlerine yaşatmış olduğumuz keyifli saatlerden dolayı teşekkür ediyorlar…
Aynı zamanda sevilen insanlar olduğumuzdan ve işimizi doğru yapmamızdan dolayı Türkiye'nin en önemli sanatçıları ailemize her zaman destek vermiştir ve de vermeye devam etmektedirler… Buradan onlara, ailem adına tekrar tekrar teşekkür ederim..

"A’dan Z’ye her konuda kaliteden asla taviz vermemeye çalışıyoruz"

Tüm bunların yanında dedemin ölmeden önceki vasiyetini mutlaka yerine getiriyoruz, “Ne yaparsanız yapın ama kaliteden asla taviz vermeyin” demişti, bizler de A’dan Z’ye her konuda kaliteden asla taviz vermemeye çalışıyoruz… Sadece profesyonel orkestramız ve canlı müziğimiz ile adımızdan söz edilmiyor, aynı zamanda leziz ve özenle hazırlanmış yemeklerimiz, ferah iç mekânımız, iyi müzikalite için olması gereken müzik tesisatı ile, olmazsa olmazlardan kuvvetli ışıklandırma sistemi ile canlı müzik öncesi her hafta güncellenen ve özenle seçilen disk jokey eşliğindeki kaliteli repertuarımız ile her hafta sonu ayrı bir güzellik yaratmaya çalışıyoruz…

“Neşemore” (Neşemore Taverna)’da geçmişten günümüze neler değişti?

Aslında “Neşemore” (Neşe Taverna) da çok bir şey değişmedi… Yıllar önce de insanlar buraya meşhur zeytinyağlı dolmamızı yemek için gelirdi , yine geliyorlar ve aynı tadı buluyorlar, yıllar öncede misafirlerimiz Rula’yı ve Panço’yu dinlemeye gelirlerdi yine geliyorlar ve bunu yapabiliyorlar hatta bu ekibe Petro da katıldı, yıllar evvelde yunan müziğini dinlemeye geliyorlardı bugün yine bunu yapabiliyorlar..

Taverna kültürüne ışık tutan nadir mekanlardan birisiniz, özellikle İstanbul’da taverna kültürü tükenmişken bu sorumluluğu taşımak, yeni neslin sevmesini sağlamak zor mu?

Her zaman en eski ve köklü Rum tavernalarından biri olmanın haklı gururunu yaşıyoruz..

Elimizden geldiğince tabi ki kaliteden yine taviz vermeden ve çağa ayak uydurarak yeni nesile taverna kültürünü öğretmeye, sevdirmeye çalışıyor, keyif almalarını sağlamaya çalışıyoruz.. Bugün burası akın akın gençlerin geldiği bir yer ise bunda başta müessesemizin genç yıldızı kardeşim PETRO’nun olmak üzere annem ve babam RULA ve PANÇO’nun katkısı çok ama çok büyüktür…

Nasıl bizler 3 nesildir bu dükkanı işletiyorsak aynı şekilde misafirlerimizde 3 nesildir müessesemize gelir ve bizleri desteklemeye devam ederler.. Çok ama çok misafirimiz yanımıza gelir ve “ben çok küçük bir çocukken buraya ailemle birlikte gelirdim, bugün evlendim ve benimde çocuklarım oldu ve ben hala buraya gelmeye devam ediyor ve aynı insanları burada görmekten mutlu oluyorum” der.. İşte biz bu sözleri duyduğumuzda gerçekten çok mutlu oluyor ve yıllar evvel annem ve babam RULA ve PANÇO’yu dinlemeye gelen bu insanların çocukları ile mekanımıza geldiklerinde onlarla aramızda otomatikman bir sevgi bağı oluşuyor.


Yaz döneminde neler yapıyorsunuz, insanları eğlendirmeye devam mı?

Aslında her ne kadar dışarıdan yaptığımız iş eğlenceli görünse de aslında eğlence sektörünün hizmet sektörünün en zor ve yorucu dallarından birisi olduğunu kabul etmek gerekir.. Bizler burada insanları eğlendirmek ile yükümlüyüz, asla özel hayatımızı işimize yansıtmıyoruz. Örneğin dedem vefat ettiği gün ailem sahnedeydi, Babaannem vefat ettikten 2 gün sonra ailem sahnedeydi, babam ameliyat olup hastaneden taburcu olduğu gün yine sahnedeydi v.s v.s bu örnekler böyle uzayıp gider… Buraya gelen misafirlerimizin de muhakkak kendine göre yaşadığı sıkıntılar vardır dolayısıyla buraya gelme sebepleri bunları bir an olsun unutmak, eğlenmek, deşarj olmaktır.. Bunun üzerine bizlerin sıkıntısını asla misafirlerimize yansıtma hakkımız yoktur… Aslında bir bakıma toplumda çok ta önemli bir rol üstleniyoruz.. İnsanların işlerinde, özel hayatlarında v.s yaşadıkları sıkıntılardan onları bir an olsun elimizden geldiğince arındırıyor ve mutlu olmalarını sağlıyoruz. Yaz mevsimi boyunca “Neşemore ailesi” olarak müessesemizi kapatıyor ve Adalar, Ege, Akdeniz, Kıbrıs ve yurt dışı olmak üzere yazlık mekanlarda tek galalar şeklinde sahne alıp insanları eğlendirmeye devam ediyoruz.

Son olarak eklemek istediklerim: 1969 yılından beri daima zirvede daima kaliteden ödün vermeden ve her geçen gün çıtayı daha da yükselterek devam etmeye çalışan ve çizdiğimiz bu yoldan asla sapmadan sizlere hizmet edebilmeyi bize olanak sağladığınız için asıl bizler “Neşemore ailesi” olarak sizlere çok teşekkür ederiz…

Siz dostlarımız olduğunuz sürece bu böyle daha çoooook uzun seneler devam edecektir..
Sonsuz teşekkürler… Ailem adına Yuli DIVARCI

Soldan sağa (Petro, Rula, Yuli ve Panço Dıvarcı)
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

(1 Yorum Yapıldı)

Misafir(Ayda bahar yesilgun) Yazin bodruma geldiginizde bir gece yapsanizda bizlerde sizlerle beraber olsak nasil mutlu oluruz anlatamam nese'yi her zaman dayimdan dinlemisimdir cok severdi mekaninizi,anne ve babanizi diledigini her zaman anlatirdi bizlere,cok sicak insanlar derdi,sizler kucuktunuz o zaman,ama ben petroyu cok seviyorum kaseti var kizimda ara sira koyar dinlerim sesine bayiliyorum petronun,isallah bir gun sizlerle karsilasiriz.bu arada kizimin adi dilara petronun arkadasi sizin evinize gelmisti ve anne ve babanizdan sevgiyle bahsetmisti nasil guzel bir aile oldugunuzu dilaradan cok dinlemisimdir.Sizlere daha uzun yillar diliyorum ve sizlere sevgilerimi gonderiyorum umarim en kisa zamanda bodrumda sizi dinlemek nasip olur.Bana haber verirseniz cok sevinirim

04.04.2014 20:31:50
Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz