Uzun zaman sonra İclal Aydın kendi yazdığı ve tek başına rol aldığı "Ama Değil, Rağmen" ile yeniden tiyatro sahnesinde.

Geçtiğimiz akşam 3 Kasım da gerçekleştirdiği İzmir prömiyerinden sonra İclal Aydın’ı İstanbul’da ilk oyunuyla Kadıköy de izlemek muhteşemdi. Yazar, oyuncu ve televizyon programcısı kimlikleriyle tanıdığımız, her daim izleyicisinin gönlünde taht kuran İclal Aydın; sesi, hikayeleri ve şarkıları ile sahnede yine mükemmeldi.
Oyunda giydiği kostümü Simay Bülbül hazırlamış, müzikleri Cenk Erdoğan tasarlamış. Dilek Hanım gitarı ve yorumuyla renk katmış. Kullanılan eserler Ozan Ünal'a ait.

İclal Aydın’ın kendi kaleminden çıkan metin, izleyiciyi onun evine, hatta çalışma odasına davet edercesine samimi bir atmosfer kuruyor. İclal Aydın, sahnede yalnızca tiyatronun dilini değil; öyküyü, şiiri, müziği ve plastik sanatları da bir araya getiriyor. Doğu Anadolu’dan Kapadokya’ya, Kapadokya’dan Ege’ye, suyun öte yanına, dağların ardına, başkente ve oradan İstanbul’a uzanan bir yolculuk…Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman kahkahalarla dolu “Doğduğu yerde ölen babaanne” ile “durduğu yerde duramayan” torunu arasında akan bir Türkiye hikâyei var sahnede.
Sanatçının sesindeki naiflik insani düşünceleri beni hep mutlu eder, ‘Ama Değil, Rağmen’ i izlerken kah gözleriniz doluyor, kah gülüyorsunuz ama finalde hayata umutlu bakıyorsunuz, sanki bir terapi gibi Kasım ortasında İstanbul ve Marmara turnesinde olacak olan İclal Aydın Aralık ayında Karadeniz ve Orta Anadolu turnesinde olacak.

*Ama' Değil, 'RAĞMEN'*; sevgide, umutta ve insana dair mücadelelerde yeniden birleşebilmenin, filiz vermenin, büyüyebilmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor. İclal Aydın ile sahnede kendinizi bulacaksınız.
Yaklaşık 70 dakika sürecek tek perdelik gösteri; sevgide, umutta ve insana dair mücadelelerde bir araya gelmenin mümkün olduğunu hatırlatmayı amaçlıyor. İclal Aydın, biz genetiğinde mücadele etmek olan, rağmen ülkesinin çocuklarıyız.” diyor ve 30 yılı birlikte geride bıraktığı seyircisine sesleniyor: “ben de miras ulağıyım”.
Sanatıyla ve sözleriyle her dönemde moral kaynağı olan Aydın, bu kez de seyircisini hem düşündürmeyi hem de neşelendirmeyi hedefliyor.
Gazetecilikle başlayan kariyerini televizyon programcılığı, oyunculuk, yazarlık ve tiyatro ile zenginleştiren İclal Aydın, her daim kelimeleriyle izleyicisine ve okuruna dokunmayı başarmış bir sanatçı. Televizyon ekranlarında gönüllere kazınan sıcak sunumlarının yanı sıra kaleme aldığı kitaplarıyla da geniş bir okur kitlesine ulaşan Aydın, sahnelerde ise kendine özgü dili ve samimiyetiyle farklı bir iz bırakıyor.
Rıza Sönmez’in yeni kitabı ‘Anadolu Vegan’!
Oyuncu, yönetmen ve gastronomi yazarı Rıza Sönmez’in yeni kitabı Anadolu’nun kadim mutfak kültürünü yeniden keşfeden “Anadolu Vegan: Seçilmiş 444 Tarif”i Ekim ayında Oğlak Yayınları'ndan çıkmıştı.
İçerisinde hiçbir hayvansal ürün kullanılmadan hazırlanmış 444 yemek, hoşaf, reçel ve turşu tarifin yer aldığı kitabın lansman daveti için hafta içi Beyoğlu Tünel de yeni açılan Bağ Pera’da buluştuk. Mustafa Alabora, Levon Bağış, Ahmet Utlu, Berker Arslan tadım gecesine gelen isimlerden bir kaçı idi. Gecede misafirlerini ağırlayan Rıza Sönmez, davetlilere kitaptaki tariflerden oluşan bir tadım menüsü ikram etti. Yaptığı kısa konuşmada “Anadolu Vegan”ın hazırlık sürecinden bahseden Sönmez, kitabın yazar telifinin ise Engelli Hayvanları Koruma Derneği’ne bağışlanacağını açıkladı.

Rıza Sönmez’in on iki yıllık titiz çalışmasının ürünü olan “Anadolu Vegan”, yalnızca bir yemek kitabı olmadığını aynı zamanda coğrafyamızın kültürel belleğine, sofralarımızı biçimlendiren toplumsal tarihimize bir saygı duruşu niteliğinde olduğunu . “Vegan bir birey Anadolu mutfağında neler yiyebilir?” sorusuna cevap verecek bir çalışma bu kitap.
Bağ Pera’da Rıza Sönmez reçeteleriyle hazırlanmış menüler her ne kadar vegan olmasamda da damak tadıma yakın lezzetler idi. Bu ara da Ekim ayı başında açılan Beyoğlu Tünel’de bulunan üç katlı Bağ Pera şık ortamı, katileli ve güler yüzlü servis elemanları yanında nefis menüsü ve zengin kavı ile dikkat çekiyor, Eskici Pera’nın yerine açılan Bağ Pera Wine aklınızda olsun.
Zerrin Özer ve Eypio’dan ‘İtirazım Var’ !
Türk pop müziğinin en özel isimlerinden Zerrin Özer 4 Kasım da İzzet Çapa’nın yeni mekanı Çapa Pera'da yeni yaşını kutladı.

Günün özelliği ise Zerrin Özer’in rap müziğin güçlü ismi Eypio ile beraber çıkardıkları yeni çalışmalarının tanıtımı idi. İlk defa aynı projede buluşarak çok özel bir düete imza atan ikili “İtirazım Var” adlı şarkıyı yayınladılar. Map Prodüksiyon etiketiyle yayınlanan şarkı tüm dijital platformlarda yayında.
Hepimizin bildiği şarkı, Zerrin Özer’in karakteristik güçlü yorumuyla Eypio’nun kendine özgü rap flow’unu aynı potada eritiyor. Geleneksel melodilerin modern trap ve urban tınılarla birleştiği bu düet; hem nostaljiyi hem de çağdaş müzik dinamiklerini bir araya getirerek dinleyiciye güçlü bir duygu geçişi yaşatıyor.
Yapımcılığını Mustafa Arapoğlu ve Özlem Bölükbaşı’nın, prodüktörlüğünü Kemal Aslan’ın üstlendiği “İtirazım Var” şarkısının cover sözleri Behlül Pektaş’a, müziği Rıfat Şanlıel’e, yepyeni aranjesi Mustafa Arapoğlu ve Mili B’ye ait. Zerrin Özer ve Eypio’yu aynı karede buluşturan klibin yönetmenliğini ise Ferit Çetinkaya yapmış.
Zerrin Özer yaptığı açıklamada “Bu şarkı benim için sadece bir düet değil, içimde yıllardır biriken her şeye bir cevap… ‘İtirazım Var’ isminde gizlenen özgürlük ve haykırış, bu kez müzikle birleşti.”
Eypio ise “Zerrin Özer gibi bir efsaneyle aynı projede olmak benim için gurur. Bu şarkı, nesiller arası köprü kuruyor.” dedi.
Bu arada İzzet Çapa’nın Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde 19 Eylül de faaliyete geçirdiği Çapa Pera’yı çok beğendim, pek yakında sayfamda.
Anıl Durmuş Bostancı’yı salladı!
Sanırım üç yıl evvel Zorlu Psm sahnesinde izlemiştim Anıl Durmuş’u. Pek arabesk bilmem ama Anıl Durmuş şarkıları bir başka oluyor, o gece Bostancı Gösteri Merkezi adeta yıkıldı, daha ilk şarkısı ile herkes ayakta bir ağızdan söyledi şarkılarını.

Pop Arabesk tarzındaki repertuarında kendi şarkıları yanında Tarkan, Doğuş, Mustafa Ceceli, Sezen Aksu, Ferhat Göçer, Yıldız Tilbe den şarkılar ile salon çoştu, Anıl Durmuş’un güçlü orkestrası başarılı vokalleri ile muhteşem idi sahnesi.

İstanbul geccelerinin başarılı ismi son dönemde Terzi, Muamma ve Çapa Pera adlı mekanlarda sahne alan Durmuş’un 2026 yılı için ciddi sürprizleri de var, yeni şarkılar, Türkiye turnesi ve 2026 yazında Harbiye Açıkhava Sahnesi.
‘Yerli Yurtsuz ‘ festival yolculuğunda!
Bu yıl 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Belgesel Jüri Özel Ödülü’nü alan yönetmenliğini Rıza Oylum’un yaptığı Yerli Yurtsuz belgeseli festival yolculuğuna devam ediyor.
Altın Portakal’da Ulusal Belgesel Film Yarışması jüri üyeleri Amir Etminan, Sevinç Yeşiltaş, Şafak Bakkalbaşıoğlu'nun belirlediği Jüri Özel Ödülü, ulusal belgesel kategorisinde verilen 2 ödülden birini aldı.

Ödülü alan Akademisyen, sinema yazarı ve yönetmen Rıza Oylum yaptığı kısa konuşmada; “Bu ödülü kendini yerli ve yurtsuz hisseden herkes için alıyorum. “ dedi.
Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Eurasia Fonu ve Sivil Düşün tarafından desteklenen, yapımcılığını Katadrom Yapım ve Seyyah Film’in yaptığı “Yerli Yurtsuz” belgeseli, 4. kuşak demir ustası olan Yervant Demirci’nin Mardin Derik’te başlayıp İstanbul Samatya’dan sonra Ermenistan’da devam eden yaşamının izini sürüyor. Ödüllü belgeselin çekimleri Mardin Derik, İstanbul Samatya ve Ermenistan Erivan’da yapılmış.
Demirci’nin; bütün Mardin Derik Ermenileri gibi Ermenice bilmeden anadili Kürtçe olarak başlayan yaşamı, okulda öğrendiği Türkçeyle İstanbul Samatya’da devam ederken Ermenistan’a gitmek istediğinde bu kez Ermenice öğrenme mücadelesiyle devam ediyor. Demirci göç ettiği yerlerde yaşadığı aidiyet problemini; “Derik’te Kürtlerle büyüdük ama bizim Ermeni olduğumuzu biliyorlardı. İstanbul’a geldik, bize kendi cemaatimizde ‘Kürt Ermeni’ dediler. Ermenistan’a gittim oradakiler de bize ‘Türk’ diyor.” ifadeleriyle özetliyor. Belgesel, Yervant Demirci'nin 2 ülke ve 3 şehirdeki yolculuğunda yaşadıklarını yansıtmayı amaçlıyor.
