Haftada en az bir kez sıfırdan yemek hazırlamak, demans riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Japonya'da gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, düzenli olarak evde yemek yapan bireylerin demans tanısı alma olasılığının daha düşük olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, bu sonucun yalnızca beslenme kalitesiyle sınırlı olmadığını, yemek hazırlama sürecinin beyni aktif tutan zihinsel bir egzersiz görevi de gördüğünü vurguluyor.
Journal of Epidemiology & Community Health dergisinde yayımlanan çalışma, evde yemek yapmanın bilişsel sağlığı destekleyebileceğine işaret ediyor. Her ne kadar araştırma doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmasa da elde edilen bulgular, yaş ilerledikçe mutfakta aktif kalmanın beyin sağlığı açısından önemli bir avantaj sağlayabileceğini gösteriyor.
Evde Yemek Yapanlarda Demans Riski Daha Düşük Görüldü
Araştırmacılar, Japonya Gerontolojik Değerlendirme Çalışması kapsamında yaklaşık 11 bin yaşlı bireyin altı yıllık sağlık verilerini inceledi. Katılımcılar, evde ne sıklıkla yemek yaptıklarını ve mutfaktaki becerilerini ayrıntılı şekilde paylaştı. Araştırma ekibi daha sonra bu bilgileri sağlık kayıtlarıyla karşılaştırdı.
Altı yıllık takip sürecinde 1.195 kişiye demans tanısı konuldu. Analizler, haftada en az bir kez sıfırdan yemek hazırlayan kişilerin, daha az yemek yapanlara kıyasla yaklaşık yüzde 30 daha düşük demans riski taşıdığını gösterdi.
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise mutfak deneyimi sınırlı olan kişilerde ortaya çıktı. Yemek yapma becerisi daha düşük olan katılımcılar haftada en az bir kez evde yemek hazırladığında demans riski yaklaşık yüzde 70 oranında azaldı.

Yemek Yapmak Beyni Aynı Anda Birçok Yönden Çalıştırıyor
Uzmanlar, yemek hazırlamanın yalnızca fiziksel bir aktivite olmadığını belirtiyor. Tarif planlamak, malzemeleri hazırlamak, pişirme sürelerini takip etmek ve aynı anda birden fazla işi yönetmek beynin farklı bölgelerini birlikte çalıştırıyor.
Araştırmada görüşlerine yer verilen nöropsikolog Davide Cappon'a göre yemek yapmak planlama, dikkat, hafıza, problem çözme ve karar verme gibi birçok bilişsel beceriyi aynı anda harekete geçiriyor. Bu nedenle mutfakta geçirilen zaman, günlük yaşam içinde doğal bir zihinsel egzersiz işlevi görüyor.
Araştırmanın başyazarı Prof. Dr. Yuka Tani ise evde hazırlanan yemeklerin genellikle daha dengeli beslenmeyi desteklediğini ifade ediyor. Daha az ultra işlenmiş gıda tüketmek, kalp ve metabolizma sağlığını korurken dolaylı olarak beyin sağlığını da destekliyor.
Asıl Önemli Olan Yemek Değil, Yemek Hazırlama Süreci Olabilir
Araştırmacılar, belirli bir yemeğin ya da tarifin demans riskini azalttığını tespit etmedi. Bulgular, hangi yemeğin pişirildiğinden çok, yemek hazırlama sürecinin kendisinin önemli olabileceğini gösteriyor.
Bununla birlikte bilim insanları, MIND diyeti gibi sebze, tam tahıl, baklagil, kuruyemiş ve zeytinyağını öne çıkaran beslenme modellerinin de bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceğini hatırlatıyor. Daha önce yayımlanan çalışmalar, bu beslenme düzenini benimseyen kişilerde demans ve Alzheimer hastalığı riskinin daha düşük seyrettiğini ortaya koymuştu.
Uzmanlar Yemek Yapmayı Bir Zorunluluk Değil, Keyifli Bir Alışkanlık Olarak Görüyor
Araştırmacılar, bu çalışmanın gözlemsel olduğunu özellikle vurguluyor. Dolayısıyla yalnızca yemek yapmanın demansı önlediğini söylemek mümkün değil. Yaşam tarzı, fiziksel aktivite, sosyal ilişkiler ve genel sağlık durumu da sonuçları etkileyebiliyor.
Buna rağmen uzmanlar, mutfakta vakit geçirmenin birçok açıdan fayda sağlayabileceğini belirtiyor. Yeni tarifler denemek, farklı pişirme teknikleri öğrenmek veya aile ve arkadaşlarla birlikte yemek hazırlamak hem sosyal etkileşimi artırıyor hem de zihinsel olarak aktif kalmaya katkı sağlıyor.
Bu nedenle yemek yapmayı bir performans alanı yerine keyifli bir günlük rutin olarak görmek, ilerleyen yaşlarda beyin sağlığını destekleyen alışkanlıklardan biri olabilir.
