120 Lezzet Urla: Bir Hayalin Sofraya Dönüştüğü Yer

09-02-2026 12:37

120 Lezzet Urla, Fransız mutfağından ilham alan reçeteleri, Ege dokunuşları ve yerel üretime verdiği önemle Urla’da deneyim odaklı bir sofra sunuyor.

Geçtiğimiz günlerde Urla’da, yolu bile insanı yavaşlatan, yeşilliklerin ve ağaçların arasından geçerek ulaşılan 120 Lezzet Urla’daydık. Daha mekâna varmadan başlayan bu sakinlik hissi, içeri adım attığınız anda yerini samimi, sıcak ve iyi düşünülmüş bir mutfak hikâyesine bırakıyor. Burası yalnızca yemek yenen bir yer değil; bir hayalin, sabrın ve ortak bir mutfak vizyonunun sonucu.

Bir Hayalle Başlayan Ortaklık

120 Lezzet Urla’nın arkasında tanıdık bir isim var: Baristocrat Coffee’nin sahibi Nurettin Karakundakoğlu. Bu yolculukta ona, mutfağın merkezinde yer alan iki kardeş; Gizem Sülün ve Çağlar Sülün eşlik ediyor. Küçük yaşlardan itibaren mutfağa ilgi duyan bu iki kardeş, pandemi dönemini yalnızca bir duraklama değil, üretimi ve hayali büyütme alanı olarak değerlendirmiş.

Her şey bir fikirle başlıyor; onlar bu fikri cesaretle sınamayı seçmiş. Fransız patiserisinden ilham alarak yola çıkmışlar ama bunu birebir kopyalamak yerine, Ege’den izler taşıyan bir yorumla uyarlamayı önemsemişler. Bugün geldikleri noktada mutfak; Fransız mutfağı temelinden beslenirken, dünyaya açılan çok katmanlı bir çizgide ilerliyor.

Fransız Tekniği, Ege Ruhu

120 Lezzet’in mutfağında her lezzetin arkasında düşünülmüş bir fikir var. Fransız mutfağıyla başlayan bu yolculuk, zamanla İtalyan pizzalarına, Yunan mutfağından saganakiye, Girit salatasına ve zeytin kızartmasına uzanan bir çeşitliliğe evrilmiş. Yakın gelecekte tamamen alakart menüye geçme planları da bu dinamizmin bir parçası.

Bu mutfak “çok şey yapalım” iddiasından çok, “iyi düşünülmüş lezzetler sunalım” yaklaşımıyla ilerliyor. Amaç doymaktan ziyade, damakta iz bırakan tatlar yaratmak.

Yerel Üretimle Kurulan Güçlü Bağ

Zeytin, zeytinyağı ve reçeller… Hepsi kendi üretimleri. Yerel üreticiye destek olmayı bir söylem değil, mutfağın temel yapı taşlarından biri haline getirmiş bir ekip var karşınızda. Bu yaklaşım, tabağa gelen her üründe hissediliyor.

Menüde öne çıkan lezzetlerden bazıları ise gerçekten hafızada yer edecek türden:

Beşamel sosla kuymağın buluştuğu, üzerinde sucuklarla servis edilen göçmen paçası; bal ve parmesan peyniriyle sunulan tulum peyniri saganaki; kendi yaptıkları labne ve ekşi krema tabanı üzerinde servis edilen kızarmış zeytin tabağı… Fransız usulü patates salatası, ricotta peynirli sarımsaklı ekmek ve enginarlı kiş ise mutfağın teknik tarafını zarif bir şekilde ortaya koyuyor.

Sofrada Anlatılan Bir Deneyim

120 Lezzet Urla’yı farklı kılan detaylardan biri de şu: Şefler mutfakta kalmayı tercih etmiyor. Zaman zaman masaya gelip ürünleri anlatıyor, kullanılan malzemeyi, fikri ve tabağın hikâyesini paylaşıyorlar. Bu temas, misafiri yalnızca yiyen değil; deneyimin bir parçası haline getiriyor.

Ayrılırken Kalan His

120 Lezzet Urla’dan ayrılırken geriye kalan his şu oluyor: Burası yalnızca iyi yemek yapan bir yer değil; mutfağı bir ifade alanı olarak gören, misafirine gerçekten bir deneyim yaşatmak isteyen bir ekip tarafından kurulmuş. Urla’nın sakin ruhuna yakışan, ama vizyonu sınırları aşan bir mutfak.

Küçük Bir Not

Menü sık sık yenileniyor; her ziyaret yeni bir tatla karşılaşma ihtimali yüksek.

– Şeflerin masaya gelip anlatması deneyimi çok güçlendiriyor, acele edilmemeli.

– Yolun kendisi bile bu mekân için bir artı; gündüz saatlerinde gitmek ayrıca keyifli.

 

Urla’da Alman Disiplini Schnitzelin Sakin Anlatısı Gasthaus Bavaria

Urla’da bazı mekânlar vardır; yüksek sesle konuşmaz, dikkat çekmeye çalışmaz. Mekânın dili, mutfağın ritmi ve bulunduğu yapının hafızası yeterince şey anlatır. Eski bir gümrük binasında, bir dönem kayıkhane olarak kullanılan bu yapı da tam olarak böyle bir atmosfer sunuyor.

Alman usulü kurgulanmış düzen, mekânın her detayında hissediliyor. Mutfakta netlik ve disiplin ön planda. Menü bilinçli olarak sade tutulmuş; dana ve tavuk schnitzel Frankfurt sosisleri ve ithal biralar etrafında şekilleniyor. Schnitzeller tereyağı ve limonla tamamlanıyor, yanında patates salatası eşlik ediyor. Reçeteler Viyana mutfağının klasiklerine sadık; yorumsuz ama karakterli.

Burada mutfak, günü kurtarmaya değil, standardını korumaya odaklanıyor. Ürünlerin günlük akışa göre değerlendirilmesi, her koşulda aynı menüyü sunma zorunluluğundan daha değerli görülüyor. Bu yaklaşım, lezzetin sürekliliğini koruyan sessiz ama güçlü bir mutfak anlayışını yansıtıyor.

Tatlı tarafında ise değişmeyen bir imza var: Viyana usulü Apfelstrudel. Zaman zaman menüye eklenen farklı tatlılar, bu klasik çizgiyi bozmadan küçük dokunuşlar sunuyor.

Urla’da günü ağırlaştırmadan, net bir mutfak dili ve düzenli bir atmosfer eşliğinde geçirmek isteyenler için; iddiasını sessizlikten alan, kendi çizgisinde ilerleyen bir durak.

KÜÇÜK BİR NOT

Mekânın yaklaşımı, sıcak bir karşılama beklentisinden ziyade mesafeli ve düzen odaklı bir servis anlayışı üzerine kurulu. Bu da deneyimi, samimiyetten çok disiplin ve düzen üzerinden okumayı tercih edenler için daha anlamlı kılıyor.

DİĞER YAZILARI Eski Çeşme Yolu’nda 25 Yıllık Bir Lezzet Hafızası:Yeni Hanedan 01-01-1970 03:00 Uzbaş Arboretum: Urla’da Yeşeren Bir Hafıza Alanı 01-01-1970 03:00