İstanbul’un kültleşen buluşma noktalarından Lucca, bu kez gastronomiyle sanatı aynı atmosferde yeniden yorumlayan güçlü bir deneyime ev sahipliği yapıyor. OG Galeri iş birliğiyle gerçekleşen “Eren Göktürk — On Stage” projesi, Bebek’te yalnızca bir sergi değil; aynı zamanda yaşayan, dönüşen ve izleyiciyi içine alan çok katmanlı bir sahne kuruyor.
Sanatla kurduğu bağı yıllardır farklı disiplinlerle besleyen Lucca, bu özel projede çağdaş sanatın dikkat çeken isimlerinden Eren Göktürk’ü ağırlıyor. Daha önce Lucca’da sergilenen “The Scene” ve “Magician” işleriyle mekânın hafızasında iz bırakan sanatçı, bu kez Lucca’ya doğrudan müdahale ederek alanı baştan kurguluyor. Böylece mekan, yalnızca serginin gerçekleştiği bir adres olmaktan çıkıyor; eserin aktif bir parçasına dönüşüyor.
Eren Göktürk, İlk Kez İzleyiciyi Sahnenin İçine Davet Ediyor
Gündelik yaşamdan beslenen kurmaca sahneleriyle tanınan Eren Göktürk, pratiğinde detay, ışık, renk ve kompozisyon üzerinden güçlü bir anlatı dili kuruyor. Sanatçı, özellikle büyük ölçekli ve resimsel etkisi yüksek işlerinde, izleyiciyi gerçek ile kurgu arasındaki ince çizgide gezdiriyor. Ancak bu proje, sanatçının pratiğinde yeni bir kırılma yaratıyor.
Çünkü Göktürk, ilk kez normalde insansız kurguladığı sahnelerin içine izleyiciyi dahil ediyor. 14 Mayıs'a kadar Lucca, sanatçının fotoğraf setinin bir parçasına dönüşüyor. Misafirler ise yalnızca izleyen tarafta kalmıyor; sahnenin yaşayan unsuru haline geliyor.
Ayrıca sanatçının işlerinde tekrar eden ve kontrol ile rastlantı arasındaki gerilime işaret eden üç objenin seramik edisyonları da etkinlik kapsamında satışa sunuluyor. Koleksiyon niteliği taşıyan bu zamansız parçalar, gecenin estetik dilini daha da görünür hale getiriyor.
Lucca’da Gastronomi ve Sanat Aynı Ritimde Buluşuyor
Gece boyunca servis edilen özel menü de deneyimin önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Eren Göktürk’ün isteği doğrultusunda hazırlanan seçkiler, etkinliğin görsel dünyasıyla paralel bir atmosfer yaratıyor. Böylece gastronomi yalnızca eşlik eden bir unsur olmuyor; sanatın ritmine dahil oluyor.
Bir hafta boyunca devam edecek sergi ise ziyaretçilere yalnızca işleri görme fırsatı sunmuyor. Aynı zamanda sahnede yaşananların fotoğraflara nasıl dönüştüğüne, kurgu ile gerçek arasındaki ilişkinin nasıl şekillendiğine de yakından tanıklık etme imkanı yaratıyor.
Lucca, Şehrin Kültürel Hafızasında Özel Bir Yerde Duruyor
20 yılı aşkın süredir İstanbul’un sosyal hayatında güçlü bir yer edinen Lucca, yıllar içinde gastronominin ötesine geçen bir kimlik oluşturdu. Özellikle Lucca Art çatısı altında gerçekleştirdiği iş birlikleriyle sanat dünyasının doğal buluşma noktalarından biri haline geldi.
Bienal dönemlerinden galeri açılışlarına kadar pek çok önemli ana ev sahipliği yapan mekan, disiplinlerarası üretimlere alan açan yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Bu nedenle Lucca’nın imza atmosferi yalnızca yemek, müzik ya da sosyalleşme etrafında şekillenmiyor. Aynı zamanda estetik üretimi gündelik hayatın doğal akışına dahil eden yaşayan bir kültür alanı yaratıyor.
Şimdi ise “On Stage” projesiyle birlikte Lucca, bir kez daha İstanbul’un sanat ve yaşam kültürünü aynı sahnede buluşturan en güçlü adreslerden biri olduğunu gösteriyor.