Caner Ural
Tüm yazıları ÖNE ÇIKANLAR Caner Ural [email protected]
24 Kasım 2020 13:20

Şebnem Köstem; 'Sanat iyileştirici ve güçlü bir şey, pandemi sürecinde bunu daha çok anladık!'

Tiyatronun özel isimlerinden biri Şebnem Köstem, rol aldığı tüm rollerde güçlü yorumu ve sahne hakimiyeti ile her daim dikkatimi çeken ender sanatçılardan bu hafta röportaj konuğum oldu Gecce’ye, kış çaylarımızı yudumlarken Şehir Tiyatrolarında yeni sahnelemeye başladığı fakat pandemi yasakları nedeniyle geçen hafta bir süreliğine ara verdikleri ‘ Sen İstanbul’dan daha güzelsin ‘ adlı oyununu, tiyatroya nasıl başladığını, tiyatroyu, tiyatroda canlandırdığı kadınları , 'tiyatro mu ekran mı?' gibi sorularımı cevapladı.


1) ‘ Sen İstanbul’dan daha güzelsin ‘ adında yepyeni bir oyunla seyirciye ‘Merhaba ‘ dedin, Eylül sonunda prömiyer de keyifle izledim oyunu... Yine çoşkulu ve tam Şebnem Köstem’e uygun bir karakter vardı sahnede, oyundan söz edebilir misin?

Oyun benim çok severek oynadığım bir oyun Murat Mahmut Yazıcıoğlu’nun yazdığı ve sahnelediği bir oyun, daha önce kendi tiyatrosunda sahneleme şansı olmuştu. Tabii Şehir Tiyatrosunda bu oyunu oynamak benim için çok büyük bir keyif, Murat benim gerçekten çok değer verdiğim bir arkadaşım daha önce oynayan oyuncular da arkadaşlarımdı. Çok mutluyum bir İstanbul hikayesi, bir kadın hikayesini anlatıyoruz oyunda.

İstanbul’un çeşitli yerlerinde bunu oynayabilmek, farklı kesimlere oynayabilmek, benim için çok keyifli, çok mutluyum, rolü çok seviyorum, çünkü bugüne kadar oynadığım rollere pek benzemiyor. Daha farklı riskler aldım Ayfer’i ararken , o yüzden çok mutluyum. Güzel bir süreç yaşadık, hepimiz çok mutluyuz. Sanıyorum seyirci de mutlu... Pandemi döneminde oldukça güç koşullarda yarım salona oynuyoruz, olsun yine de sahnedeyiz işimizi keyif ile yapıyoruz, o nedenle çok mutluyum.

2) Oyun geçtiğimiz Mart ayında prömiyer yapacaktı pandemi nedeniyle yeni sezona ertelendi, haliyle sıkıntılı bir süreç yaşadık hepimiz, halende yaşamaktayız. Şebnem Köstem neler yaşadı bu süreçte?

Hepimiz gibi bende buhranlı günler yaşadım. Öncelikle 25 Mart tarihinde prömiyer yapacaktık, tıpkı doğumu gerçekleştirememek gibi bir durum belki de, düşünün hamilesiniz doğuma kalmış 10 gün ‘pardon ya pandemi patladı, bir 6 ay daha bekle’ falan gibi bir şey söylenmesi hissini yaşadım, açıkçası hem ben hem yönetmenimiz hem diğer oyuncu arkadaşlarım da. Ama belki iyi bir tarafı da olmuştur. Bazen bunu düşünmeden edemiyorum çünkü araya bir yaz girmesi karakterin belki biraz demlenmesine oyunu biraz daha içimize almamıza özlemimize de neden olmuş olabilir. Ama sonuçta korku ile yaşamak elbette ki çok tatsız çünkü gönlüm isterdi ki araya yaz girdikten sonra 29 Eylül de prömiyer yaptığımız da artık pandemi bitsin, maskesiz sokağa çıkalım, seyircimiz özgürce içeri girsin yine oyun çıkışlarında kucaklaşalım, birlikte vakit geçirelim, saatlerce edebiyat sinema konuşalım, tiyatro konuşalım bunların hiçbirini yapamayarak prömiyer yaptık. Yani her mesleğin kendine göre travmaları var, biz de buna benzer şeyler yaşadık. O yüzden çok kolay bir süreç değil hepimiz için ama hep birlikte yönetmeye çalışıyoruz.

3) 25 yıl oldu herhalde seyircinin Şebnem Köstem ile tanışması oyuncu olma fikri hayatına nasıl girdi, neler kattı?

Oyuncu olma fikrinden çok sahnede olma fikri galiba benim için daha çok geçerliydi. Çocukluğum Almanya’da geçti orada zaten hayatım dans ve bale ile başladı annem sayesinde sonra Türkiye’ye gelince hayatıma opera girdi, amatör tiyatro girdi, en baştan beri şunu biliyordum benim sahnede olmam lazım, belki bilmiyorum deliliğimi atmanın hayat ile eğlenmemin, içimdekini söylemenin bir aracını olduğunu fark ettiğim için çocuk yaşlarda, ama ben çok bilinçli bir şekilde sahneyi seçtiğimi düşünüyorum hiç de pişman olmadım. Zaten çocukluğumda da oyunlar oynayayım, bir şeyler yazayım insanları yöneteyim, o ışığın altında olayım derdim, sonuçta egoist bir meslek bir taraftan da mutlu olduğum ve çok eğlendiğim bir işi yapıyorum. Ve şükrediyorum sahneye çıkabildiğim için .


Bana neler kattıyı gelecek olursak... Bence daha mutlu, daha sabırlı hayata daha dayanıklı daha hoşgörülü biri olmamı sağlıyor sahnede olmak, çünkü meditatik bir meslek ve ben sahnede olduğumda oyunum iki saat sürüyorsa o iki saat boyunca hayatın ömrün pandeminin ölümün afetlerin başka hiçbir şey düşünmeden yok aşk acısıydı yok bilmem neydi, sadece oynadığım kişi olmak, o anın içinde olmak seyirci ile o alışverişin içinde olmak, bunları yaşabildiğim için ayrıcalıklı hissediyorum kendimi, mutlu bir oyuncu olduğumu hissediyorum.

Sanat çok iyileştirici ve çok güçlü bir şey şu pandemi sürecinde bunu daha çok anladık, İnsanlara bu sıkıntılı süreç de dayanma gücü veriyoruz.

4) Hep güçlü kadınları sahneye taşıdın Şebnem, bu kadınları yaşatmak için çalışmaların neler oldu ?

Sevdiğim kadınlardı bunlar, çünkü ben oynadığım bütün rollerin biricik olduğunu düşünüyorum, hepsi benim için taze ve yepyeni yolculuklar farklı kadın olma halleri, pek çok şeyden besleniyorum geçmişimden çevremden dostlarımdan çocukluğumdan sosyolojiden heykelden mimariden binlerce şeyden etkilenerek bir rolü çıkarıyorum , o yüzden hepsi başlı başına bir yolculuk ve bunu keyifle yapıyorum. Her rolü çıkarma sürecinde aslında farklı metodlar gelişiyor, öncelikle yönetmeninin ne talep ettiği nasıl bir yolculuğa çıkardığı önemli, bir dönem oyununda rol alıyorsam sanat tarihinini araştırarak ve o dönemi araştırarak aslında rolü aramaya başlıyorum, önce karakterin bedenini sesini bulmaya çalışmak , sahne üzerinde birlikte hareket ettiğim diğer oyuncu arkadaşlarım ile organik bağı, duygusal bağı aramak, bu tür yolculuklardan geçerek aslında karaktere ulaşıyorum.


Evet, galiba ben hep güçlü kadınları , güçlü cesur risk alan kadınlar yada lider kadınları oynadım. Tarihsel kadınları Kösem Sultan, Hürrem gibi Medea gibi, Hedda Gabler, Afife Jale gibi önder kadınları oynadım, bilmiyorum yönetmenlerim beni izledikten sonra şimdi de çılgın ve deli kadını bu kız bulur diye düşündüler herhalde. Rejisörlerden teklif geliyor bize onlar bir hayal kuruyor oyun ve karakter ile ilgili, kendimi şanslı buluyorum bu kadınlara biraz nefes verebildiğim için çok mutluyum çünkü kadın olmak bizim coğrafyamızda ve tüm dünyada oldukça güç bir şey o yüzden bu şansları kullanabildiğim için çünkü güçlü olmak zorunda kadın, ayakta kalabilmek için oynadığım tüm karakterlerde aslında önce bundan çıkarak kadını bulmaya çalışıyorum, ne yaşadı da bu kadar güçlü oldu? Hayat ona ne öğretti de bu kadar güçlü olmak zorunda kaldı?

5) Sahne bir ekip işi, bu bağlamda tiyatro dünyasında iş birliği var mı ?

Tiyatro dünyasında iş birliği olmak zorunda, çünkü bütün taşlar birbirine bağlı o omurganın oluşabilmesi için her şeyin birbirine bağlanması gerekiyor, aksi takdirde samimiyetsiz içinde boşluklar olan yapay bir iş çıkar ortaya, o nedenle uzun bir prova döneminden geçiyoruz. Bir kere birbirimize alışmak, sesini ve bedenini iyi algılamak birbirimizi tamamlamak, aynı psikoloji içinde hareket edip birlikte gülmek birlikte eğlenmek metni aynı şekilde kavramak yönetmenin dünyasına aynı şekilde dahil olabilmek için bu yolculuğu birlikte yapmak zorundayız, aksi şekilde eksik bir iş çıkar ortaya , her oyun mükemmel olmayabilir, zaten şöyle bir şey vardır eminim sende bunu doğrulayacaksın diye tahmin ediyorum.


Bazen seyirci bir oyuna gider ya ‘çok güzel bir konusu var oyununun iyi de oynuyorlar ama sanki bir kopukluk var iyi bir ilişki kuramıyorlar tam anlamadığım çözemediğim bir şey var ‘ diye çıkar seyirci, her şeyin iyi olmasına rağmen oyuncuların birbirlerinin enerjisini tamamlamadığı birbirini çok iyi duymadığı ve desteklemediği bir dünyadır bu. Ve seyirci tanımlayamaz iyi bir iştir der ama o amayı çözemez işin içinden çıkamaz tabi böyle talihsiz işler vardır. İş birliği olmak zorunda, ben şanslıyım ki pek başıma gelmedi açıkçası ve gelmesin de lütfen.

6) Son dönemde herkes oyuncu olmak istiyor, bu konu da söyleyeceklerin neler ?

Oyunculuk tabii ki popüler bir meslek, pek çok insan görünürlük için istiyor bazısı da gerçekten kalbinde oyuncu olmak istediğini hissettiği için bunu istiyor. Ben açıkçası ‘oyuncu olmayanlarda tv ‘ye çıkıyor’ a karşı değilim. Çünkü neden olmasın eğer kendini geliştiriyor bir eğitim alıyorsa ve bunu becerebiliyorsa ve kafaya oyunculuk denen meseleyi takıyorsa, teknik olarak kendini yetiştiriyorsa bunu yapmalı, neden yapmasın ! Herkes konservatuarlı değil, tiyatro meselesi daha farklı bir mesele elbette, çünkü tiyatro da pek fazla performatik başarı devreye giriyor, bedenini nefesini sesini çok iyi kullanmak iyi dans etmek, iyi şarkı söylemek vs. vs. o yüzden zaten konservatuar gibi üniversite eğitimine ihtiyacımız var, orada biraz daha akademik olmak, sahnede oyuncu olmak meselesini daha ciddiye almak gerekiyor.
Ben Darülbedayi oyuncusuyum, Şehir Tiyatrosunun kurulduğundan bu yana Muhsin Bey döneminde de Darülbedayi’den yetişmiş pek çok aktör ve aktrist var. Hiçbiri okullu değildi. Ama orada ne olmuştu. Orada ustalar onları yetiştirmişti. Ve onlar yine çok ciddi şekilde emek harcamışlar aslında sahnede çok başarılı olmuş oyuncularda vardı. Bu biraz zeki yetenekli çalışkan ve entellektüel olmaya bağlı , o yüzden ben herkes oyuncu oluyor, falan gibi öfke nöbeti geçirmiyorum meslektaşlarım gibi, eğer iyi yapıyor yakışıyor ve aklını kullanıyorsa ne güzel ya yapsın, güzel bir iş. Çok güzel bir mesleğim var, hakkıyla yapanı da ayakta alkışlıyorum.

7) Tiyatro mu, ekran mı denilince neden tiyatrocuların aklına hep tiyatro gelir?

Adrenalin! Tiyatronun canlı olması çok duygusal bir şey bu, o anda yanıtı aldığın bir işi yapıyorsun, seyirci ile göz göze geliyorsun aynı oksijeni soluyorsun, sevdikleri heyecanlandıkları ve nefret ettikleri ana tanıklık ediyorsun, o nedenle çok yaşayan bir meslek ama tabii her tiyatrocu da aslında çok fazla tiyatroyu tercih etmiyor, etmeyeni de var, tiyatrocu olup yapsam da olur yapmasam da olur diyen oyuncular var. Ben öyle bir oyuncu değilim benim için sahnede olmak nefes almak gibi bir şey, aklımı oynatırım sahnede olmasam çünkü benim o yüksek adrenaline ve heyecana hergün iyi olmak mükemmel olmak, kendini sevdirmek gibi tutkularım var,bu beni çok mutlu ediyor, hergün yataktan kalkınca yüksek enerji ile güne başlamak zorundayım çünkü dün gelen seyirci bugün gelmiyor, bugün yenisi geliyor ve bu beni çok tatmin eden bir duygu çünkü onları mutlu ederek düşündürerek ve kendimi sevdirerek onları salondan uğurlamak isterim. Bu da güzel bir his, bende ki yanıt bu , ama diğer meslektaşlarım neden daha çok tv de olmak isterler bunu bilemem.

8) Tiyatro yanında sinema ve televizyonda çok başarılı işlerde rol aldın, etkilendiğin roller var mı ?

Var tabii, mesela Mutluluk ‘ ta ki anne rolü, oynarken çok keyif aldığım bir sinema filmiydi. Çünkü fiziksel olarak her açıdan son derece farklı bir kadını oynadım, açıkçası bana çok uzak rolleri ekranda ve beyazperde de deneyimlemek bana çok çarpıcı geliyor. Ama nedense ekranda sosyetik ve salon kadın rolleri geliyor, oysa ki gerçekten kalbimden geçen komedi, komik kadını oynamak istiyorum. Beni gayet iyi tanıyorsun Caner, ben çılgın deli manyak bir kadını oynamak istiyorum, televizyoncular pek risk almıyorlar oysa tiyatro daha fazla risk alıyor, dünya kadar yaptığım komedi var tiyatro da, öyle görüyorlar ekranda hoş kadın buna tarz bir şey oynatalım, bir yerin müdürü, sosyetik birinin teyzesi olsun falan. Böyle şeyler oluyor, İnşallah sitcom yada komedi rolleri gelir diye bekliyorum, gönlümden geçen bu.

Ama tabii ki ekranda oynarken çok çok keyif aldığım roller de var, yıllar evvel rol aldığım ‘ Ihlamurlar Altında ‘ karakteri yine bana çok uzak ve riskli bir rol idi. Ve çok heyecan duyup çok mutlu olmuştum o rolü oynarken , yine ‘ Binbir Gece ‘ ve ardından ‘ Kadın ‘ dizisindeki rollerde çarpıcı karakterlerdi. Onlarda farklı idi, onları da değerlendirirken aslında çok mutlu olmuştum. En son ‘ Bizim Hikaye’de rol aldım, o değişik idi mesela ekranda rol aldığım kadınlardan farklı idi.

Işın Karaca’dan Şarkılar!

Pop müziğinin en önemli ve özel kadın vokallerinden Işın Karaca, yepyeni iki yeni şarkıdan oluşan ‘Mevzu Aşksa’ isimli Ep'sini kendi şirketi Akış Production/Dmc ortaklığında geçen hafta tüm dijital platformlarda ve müzik marketlerde yayımlandı. Şimdiye kadar yayımladığı albümleri ve şarkıları ile Türk pop müziğine kaliteli bir ivme kazandıran Karaca, yeni projelerini için Can Yapıcıoğlu’nun müzikal dehası ile gerçekleştirdi.


Pandemi sürecinde, üretime devam eden Işın Karaca, söz ve müziğini Can Yapıcıoğlu ile hazırladığı ‘Mevzu Bu mu ve ’Nazarlardan’ ile bulunduğu noktayı daha da güçlendiriyor. İzmir'de 2 gün de 2 video klip için kamera karşısına geçen başarılı yorumcu, şehirde ve stüdyoda farklı konseptlerin içinde doyurucu görüntülerden oluşan yeni çalışmasında sahnede kendisine eşlik eden müzisyenler ve piyanosu ile Can Yapıcıoğlu rol aldı. İki video klip, fotoğraf sanatçısı Cem Bayoğlu’nun yönetmenliğinde hayata geçti.

‘ Feramuz Pis’ sahnede !

Pandemi yasaklarına rağmen İKSV nin düzenlemiş olduğu İstanbul Tiyatro Festivalinde oyunların bazıları devam ediyor.

Sidikli Kasabası Müzikali, Adiller, Örümcek Kadın Öpücüğü, Hizmetçiler, Midas’ın Kulakları, Alacakaranlık Kuşağı, 39.Basamak, Düşperest, Teftişör ve Empatopya oyunlarının başarılı yönetmeni Oğuz Utku Güneş yeni oyunu ‘ Feramuz Pis’ i 29 Kasım Pazar günü Zeytinburnu’nda yeni açılan Fişekhane’de görücüye çıkarıyor.

Tiyatro DEA’nın 70 dakikalık bu tek perdelik ilk oyununu Sema Elcim yazmış, ışık tasarımını Ayşe Sedef Ayfer yaparken Makbule Mercan sahneyi ve kostümleri hazırlamış,müzikleri Vehbi Can Uyaroğlu’na ait, oyunda Çiçek Dilligil, Çağdaş Tekin, Aybanu Aykut, Batur Belirdi, Melisa Berberoğlu ve Burak Uyanık rol alıyor.


Oyunda izleyici Feramuz ile doğdukları topraklardan uzakta, dev bir şehrin içindeki minik evlerinde, bir arada durabilmenin ve kendileri olabilmenin çaresini arayan ailesinin hikâyelerine tanık olurken, Feramuz’un düş gözü sayesinde, şaşırtıcı derecede bildik “büyülü gerçek” dünyanın kapılarını aralayacak. Oyun ‘ Gerçek bir kahraman gücüyle değil, kalbiyle ölçülür’ ifadesini anlatıyor.
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: caner , ural , köşe

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz