Caner Ural
Tüm yazıları ÖNE ÇIKANLAR Caner Ural [email protected]
08 Aralık 2020 23:03

Gökçe Eyüboğlu: Yaşadığımız coğrafyada hayalini kurduklarının peşine düşmek zor!

Bu haftaki röportaj konuğum Fox Tv’nin sevilen dizilerinden Zümrüdüanka’da Deniz karakterini başarı ile canlandıran Gökçe Eyüboğlu, oyuncu ile sanat hayatını, Deniz karakterini, pandemi sürecini ve yakın plan projelerini konuştuk.

Deniz karakteri ile nasıl buluştunuz?

Aslında farklı bir başlangıç oldu bizimkisi. Zümrüdüanka projesi bana ilk geldiğinde ben aslında başka bir proje ile anlaşmıştım. Dolayısıyla kabul edememiştim.

Sonra onlar da başka bir oyuncuyla anlaştılar. Tesadüf eseri anlaştıkları oyuncunun sağlık problemleri nedeniyle projeden ayrıldığı dönemde benim anlaştığım proje de iptal oldu ve Zümrüdüanka bana geri geldi.

Açıkçası ben de buna anlam yükledim, sanırım bu yolu yürümem, bu tecrübeyi yaşamam gerekiyor diye düşündüm.


Zümrüdüanka’da Menderes Samancılar, Ayten Uncuoğlu, Hatice Aslan, Selim Bayraktar gibi değerler ile kamera olmak nasıl bir duygu?

Kendimi çok şanslı hissediyorum ve bana çok şey kattıklarına inanıyorum.

Sadece oyunculuk anlamında değil set dışındaki sohbetlerimizde, hal ve tavırlarında, hayata bakışlarının , düşüncelerinin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum.

Oyunculuk seçiminiz nasıl gelişti?


Kendimi bildim bileli oyuncu olmak istedim. Sahnede olmak istedim. Derdim hep farklı hikayeler anlatabilmek oldu. Ama yaşadığımız coğrafyada hayalini kurduklarının peşine düşmek zor. Ben de önce klasik söylem “altın bileziğimi koluma takıp” sonra oyunculuk eğitimlerine başvurmaya karar verdim. Ortaokul, lise ve üniversitede tiyatrodan kopmamaya çalıştım. Okulların tiyatro kulüplerinde vs yer almaya, yazmaya ve oynamaya devam ettim. Mezun olduktan sonra da ilk olarak Akademi 35,5’ta diksiyon eğitimine başlayarak oyunculuk eğitimine başlamış oldum.

Gökçe Eyüboğlu’nu tanıyabilir miyiz?

Ben kendimi o kadar iyi tanıyor muyum emin değilim:)) Her tecrübeyle , başıma gelen iyi/kötü her yeni şeyde kendimle ilgili yeni bir şey keşfediyorum. Değişiyorum, gelişiyorum. Sanırım “öğrenci” olma durumunu seviyorum. Hayata bir çocuk açlığında ve merakında bakıyorum.

Çocukluğumdan beri bu mesleği yapmak istiyordum. Hep çabam, planlarım, niyetlerim bu yönde oldu. Çalışkan ve disiplinli olduğumu düşünüyorum.

Hayvanları çok seviyorum. Vegan olmaya çalışan bir vejetaryenim . Bunu söylerken bile çekiniyorum aslında çünkü bir yandan da tüm etiketlerden nefret ediyorum.


Kendimle ilgili başka ne söyleyebilirim bilmiyorum;

Genel olarak

“yanlış çağda yaşamanın stresi içindeyim” :)

(Ruhi Mücerret/Murat Menteş)


Ciddi bir pandemi süreci yaşıyoruz, neler yaptınız bu dönemde?

İlk başlarda çok zordu. Kendimizi eve kapattık. Belirsizlik, iş kaygısı, virüse yakalanma endişesi derken ne kitap okuyabiliyor ne de başka bir şey yapabiliyordum. Evden çıkmadığım halde Covid’e yakalandığımı zannediyordum belli aralıklarla…

Karantina döneminde “kendini geliştiremeyen” tek benmişim gibi geliyordu.

Birkaç hafta sonra durum benim için normalleşmeye başladı ve kendimi toparlayıp evde kaldığım sürece yapabileceklerime odaklandım.

Ama genel olarak hayatımın kıymetini anladığım bir dönem oldu. Ailemi, arkadaşlarımı ne kadar çok sevdiğimi bir kere daha anladım. Varlıklarına şükrettim. Bir ton sorunu dert ederken geriye dönüp baktığımda aslında ne kadar güzel bir yaşamım olduğunu anladım.

Bundan sonrası için çok umutlu muyum emin değilim. İnsan doğayla vahşice savaş halinde ve kazandığını sandığında aslında kaybeden taraf olduğunu anlamadığı ve buna göre davranmadığı sürece covid gidecek yerine başka bir şey gelecek diye düşünüyorum.



Daha evvel rol aldığını yapımlardan hangi kadın karakteri sizi daha çok etkiledi?

Ceyda beni sizlerle tanıştıran karakter oldu. Çok kıymetli bu nedenle. Bu anlamda Med Yapım’a da teşekkür ediyorum beni gördüğü, fark ettiği için. Yaratım alanının olduğu bir set ortamında olmak çok kıymetliydi.

Ufak tefek rollerle yer aldığım işler olmakla beraber bir karakter yaratabildiğim ilk işti ‘Kadın’ .

Şarkı söylüyorsunuz değil mi?

Profesyonel olarak söylemiyorum.

Sadece şarkı söylemeyi çok seviyorum.

Bunu profesyonelleştirmek gibi bir düşüncem olmamakla beraber özel bir gecede bir amaç için şarkı söylemeyi , müzikal bir projede yer almayı çok isterim.

Küçük Prens müzikalinde hem oyuncu hem de metin yazarı olarak yer almıştım. Çok eğlenceli, zorlu ve öğretici bir tecrübe olmuştu benim için.


Sahne sanatları eğitimi almışsınız tiyatro mu, ekran mı önceliğiniz?

Tiyatro ya da ekran ayrımı yapmıyorum. Ben sadece oynamak istiyorum.

Ama Tiyatroda seyirciyle kurduğun birebir iletişimin oyuncuya olan büyük katkısının , oyunculuğun hiç bir alanında olmadığını düşünüyorum .

Her oyunda bambaşka insanlarla , bambaşka tepkilerle karşılaşıyorsun. Yani bir anlamda her oyun sıfırdan yeni bir tecrübe gibi oluyor. Bunun da oyunculuğa katkısının çok büyük olduğuna inanıyorum.

Yakın plan projeleriniz neler?

Şu an çekimler nedeniyle Ürgüp’teyim. Pandemi dolayısıyla da çok sık İstanbul’a git-gel yapmadığım gibi başka yerlere de gitmemeye çalışıyorum. İstanbul’a döndüğümde kitap seslendirmeye devam edeceğim. Ama diğer projelerle ilgili duruma sanırım pandemi sürecine göre karar vereceğim.


Cem Adrian’dan Solmayan Şarkılar!

Kendime kızıyorum şu üç gündür bugüne kadar Cem Adrian şarkılarını neden dinlemedim diye, evet biliyorum son yıllarda Adrian konserleri kapalı gişe olarak gerçekleşiyordu pandemi evveli, çoğu arkadaşıma konser bileti için destek olmuştum ama en sonunda bu hafta sonu tanıştım Cem Adrian şarkıları ile.

Kendine has duruşu ve güçlü yorumuyla müzik dünyasının en özel isimlerinden biri Cem Adrian, Türk Sanat Müziği’nin hafızalara yer etmiş hepimizin çok sevdiği neredeyse tüm sanatçıların albümlerine aldığı birbirinden güzel eserleri seslendirdiği yeni albümü “Solmayan Şarkılar”ı, Sony Music Türkiye etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu bu hafta.

Müzikte sınırları, tarzları, kuralları dışlayan ve kendini sadece “özgür bir müzisyen” olarak tanımlayan Cem Adrian, sadece çok renkli sesi değil, çok renkli müziği ile yorumcu, besteci ve söz yazarı olarak müziğin çok farklı dallarında çok farklı eserlere imza atıyor. Müzik kariyerinde 15 yılı geride bırakan Cem Adrian “Solmayan Şarkılar” albümüyle müziğin farklı dallarına gösterdiği değeri de gözler önüne seriyor. Türk Sanat Müziği’nin 10 kült eserini, Cem Adrian düzenlemesi ve yorumuyla yer aldığı albümün çıkış şarkısı; sözleri Orhan Seyfi Orhon, bestesi ise Yusuf Nalkesen’e ait olan “Veda Busesi”. “Solmayan Şarkılar”ın ilk video klibi de “Veda Busesi”ne Mustafa Özen yönetmenliğinde çekilmiş.


"Elbet Bir Gün Buluşacağız’’, “Duydum Ki Unutmuşsun”, ‘’Nasıl Geçti Habersiz’’, ‘’İntizar’’, ‘’Kalbimi Kıra Kıra’’, "Kulakların Çınlasın’’, ‘’Senede Bir Gün’’, ‘’Kader Diyemezsin’’ ve ‘’Kıskanırım Seni Ben’’ eserleri de Cem Adrian’ın eşsiz yorumu ve incelikli düzenlemeleriyle bu arşivlik albümde yer alıyor. Albüm Ankara’da Midasın Kulaklığı stüdyolarında Erkan Tatoğlu tarafından kaydedilmiş, Sezgin Alkan , Erkin Onay, Ediz Şekercioğlu, Cem Sevgi orkestrada yer alan özel isimlerden bazıları…..

Çok yakında CD ve plak formatıyla da müzik marketlerde yerini alacak olan “Solmayan Şarkılar” albümü tüm dijital platformlarda yayında, şu yasak günlerinde aslında ezbere bildiğim bu özel şarkıları Spotify den dinliyorum.

Bu arada pandemi yasakları çerçevesinde konserler gerçekleşemediği için yepyeni bir sistem ile sanatçılar evlerimize konserleri ile canlı canlı misafir olacaklar. Vadi İstanbul Jolly Joker’de JoJo Live organizasyonu ile gerçekleşecek konserler gecelerimize ayrı bir renk katacak. 18 Aralık akşamı saat 20.00’de biletix den alacağınız bilet ile Cem Adrian şarkılarını dinleyebileceksiniz. Konserlerin devamında 19 Aralık- Yaşar, 25 Aralık- Ziynet Sali, 26 Aralık akşamları Buray konserleri şimdilerde takvimleri açıklananlar.


Akrep dizisinde Demet Akbağ var!

Bu sezon yerli diziler daha da mı iddalı bilemedim, pandemi de her akşam evde ortalama üç popüler dizinin var oluşu iyi, insanın canı sıkılmıyor, ciddi bir rekabet de sözkonusu.


Uzun bir aradan sonra her rolün sanatçısı Demet Akbağ’da 11 Aralık Cuma akşamı Star Tv de ‘ Akrep ‘ dizisiyle ekrana dönüyor.

Akrep’de lanetin, aşkın ve anneliğin savaşı ekrana yansıyacak, dizinin yapımcısı İrfan Şahin, senaryosu Erkan Birgören’in yönetmeni ise Gökçen Usta.


İki kadının hikayesini anlatan dizi de Demet Akbağ yanında Evrim Alasya, Bekir Aksoy ve Yusuf Çim’in yanında geleceğin çok konuşulacak isimleri olmaya aday Aslı Melisa Uzun, Beril Pozam, Taha Baran Özbek, Esila Umut, Müge Su Şahin, Ahsen Türkyılmaz’ın yanı sıra Demet Gül rol alıyor.

Düşmanını zehirlediği gibi, kendini de sokmayı bilen ‘Akrep’, geçmişin aynasından bugünün savaşını yaşayan iki kadının hikayesi ile yakında STAR TV’de…


Maria Kılıçlıoğlu’dan ‘Dokunduğum Evren ‘

Kendisine özgü stili ile ilginç eserler ortaya çıkaran başarılı sanatçılardan biri Maria Kılıçlıoğlu Baraz, eserlerine mitolojiyi de kullanmak suretiyle, sürrealist ve fantastik

öğeler kullanıyor, 17 Kasım açılışını yaptığı ‘ Dokunduğum Evren ‘ adlı sergisi 06 Ocak 2021 tarihine kadar Levent’de bulunan Pomart & Design de sergileniyor.
Babası Dimitır Dimov Sofya’da çok ünlü bir heykeltraş olan Maria Kılıçlıoğlu aldığı klasik sanat eğitimi sayesinde çok güzel eserler ortaya çıkarmış. Sanatın nesne değil, sanat olduğunu, ötedeki bir gerçekliği yakalama ve yaratma olduğunu vurgulayan sanatçı bugüne kadar gerçekleştirdiği 48 adet kişisel sergi ve sayısını hatırlamayadığı kadar katıldığı karma sergi ile başarılarına başarı katmış.


‘Dokunduğum Evren’ sergisi ile sanatçının düş dolu dünyasına adeta bir gezinti yapabiliyorsunuz Pegasus, Ayasofya, Gül sergideki dikkatimi çeken eserlerden bazıları Maria Kılıçlıoğlu’nun yaptığı tablolarda görülmeye değer…..
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Caner Ural

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz