Gürkan Boztepe
Tüm yazıları MARKA DOKTORU Gürkan Boztepe [email protected]
21 Temmuz 2020 18:27

Sağlıklı Beslenme ve Yoga İlişkisi

Dünya’daki trendleri takip ediyor musunuz bilmiyorum ama aşağıdaki tanımlara hakim olmanızı öneririm.

Veganlık ya da Veganizm, bazı nedenlerle hayvan kökenli gıdaları ve diğer hayvansal ürünleri kullanmayı reddetme. Bazen "sıkı vejetaryenlik" diye de adlandırılır. Vegan kişiler, hayvan kullanımı yoluyla elde edilen gıdaları, giyecekleri ve diğer tüm yan ürünleri kullanmayı reddetmektedir.

Diyet, temelde bir insan ya da başka bir organizma tarafından tüketilen veya tüketilmeyen yiyeceklerin toplamıdır. Diyet çevreleri bir toplumsal tavır olarak bazı yiyecekleri yiyip yememeyi seçmekle oluşan gruplaşmalardır.

Dengeli beslenme
Sağlık için gerekli olan besinleri belirli ölçülerde ve düzenli olarak alma. Organizmanın gereksinimi olan enerjiyle birlikte, diğer besin ögelerinin de dengeli ve yeterli bir biçimde alınması durumu.

Vejetaryen, et yemeyenler için kullanılan bir kelimedir. Vejetaryenlik ya da etyemezlik, çeşitli nedenlerle et, balık, kümes hayvanları tüketmemeye denir. Fransızcadan dilimize geçen bu sözcük sıklıkla yanlış yazılır. vejeteryan gibi hatalı kullanımlara maruz kalan kelimenin doğru yazımı vejetaryen olmalıdır.


Vejeteryan Çeşitleri

Ova Vejetaryen: Et, balık yemezler. Yumurta tüketimini içermektedir.
Lakto - Ova Vejetaryen: Et tüketmezler. Süt ürünleri ve yumurtayı içermektedir.
Pesko Vejetaryen: Et ve tavuk yemezler. Balık, süt ürünleri ve yumurta tüketirler.
Besin Vejetaryen: Sağlık sebepleri yüzünden et yemeyen.
Vegan: Süt ürünleri, yumurta veya herhangi bir hayvansal gıda tüketmeyen.
Çiğ - Vegan: Hiçbir hayvansal gıda tüketmemenin yanı sıra 46 derecenin üzerinde pişmiş gıdalar tüketmeyen.
Dünya Sağlık Örgütü (İngilizce: World Health Organization - WHO), Birleşmiş Milletler'e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan örgüttür.

Örgütün amaçlarını yerine getirmek için uygulanan görevler şunlardır:
• Sağlık alanında uluslararası nitelik taşıyan çalışmalarda yönetici ve koordinatör makam sıfatıyla hareket etmek.
• BM, İhtisas Kuruluşları, sağlık idareleri, meslek grupları ve uygun görülecek diğer örgütlerle fiili bir iş birliği kurmak ve sürdürmek.
• Hükümetlere, istek üzerine, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için yardım yapmak.
• Uygun teknik yardım yapmak ve acil durumlarda, hükûmetlerin istekleri ya da kabulleri ile gereken yardımı yapmak.
• BM’in isteği üzerine, manda altındaki ülkelerin halkı gibi özelliği olan topluluklara sağlık hizmetleri götürmek ve acil yardımlar yapmak ya da bunların sağlanmasına yardım etmek.
• Epidemiyoloji ve istatistik hizmetleri de dahil olmak üzere gerekli görülecek idari ve teknik hizmetleri kurmak ve sürdürmek.
• Epidemik, pandemik vb. hastalıkların ortadan kaldırılması yolundaki çalışmaları teşvik etmek ve geliştirmek.
• Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak kazalardan doğan zararları önleyebilecek önlemlerin alınmasını teşvik etmek.
• Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak, beslenme, mesken, eğlence, ekonomik ve çalışma koşullarının ve çevre sağlığı ile ilgili diğer bütün unsurların iyileştirilmesini kolaylaştırmak.
• Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan bilim ve meslek grupları arasında iş birliğini kolaylaştırmak.
• Uluslararası sağlık sorunlarına ilişkin sözleşmeler, anlaşmalar ve tüzükler teklif etmek, tavsiyelerde bulunmak ve bunlardan dolayı Örgüt’e düşebilecek ve amacına uygun görevleri yerine getirmek.
• Ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirmek, ana ve çocuğun tam bir değişme halinde bulunan bir çevre ile uyumlu halde yaşamaya olan kabiliyetlerini artırmak.
• Ruh sağlığı alanında özellikle insanlar arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasına ilişkin her türlü faaliyetleri kolaylaştırmak.
• Sağlık alanında araştırmaları teşvik ve rehberlik etmek.
• Sağlık, tıp ve yardımcı personelin öğretim ve yetiştirilme normlarının iyileştirilmesini kolaylaştırmak.
• Gerekirse diğer ihtisas kuruluşları ile iş birliği yaparak kamu sağlığı, hastane hizmetleriyle sosyal güvenlik de dahil koruyucu ve tedavi edici tıbbi bakıma ilişkin idari ve sosyal teknikleri incelemek ve tanıtmak.
• Sağlık alanında her türlü bilgi sağlamak, tavsiyelerde bulunmak ve yardımlar yapmak.
• Sağlık bakımından aydınlatılmış bir kamuoyu oluşumuna yardım etmek.
• Hastalıkların, ölüm nedenlerinin kamu sağlığı uygulama metotlarının uluslararası nomanklatürlerini tayin etmek ve ihtiyaca göre yeniden gözden geçirmek.
• Teşhis yöntemlerini gerektiği kadar standart hale getirmek.
• Yiyeceklere, biyolojik, farmasötik ve benzeri ürünlere ilişkin uluslararası normlar geliştirmek, kurmak ve bunların kabulünü teşvik etmek.
• Genel olarak Örgüt’ün amacına ulaşmak için gereken her önlemi almak.[1]

Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı
Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak çalışan, tarım ve orman işlerinden sorumlu olan bakanlıktır.


Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
BUĞDAY hareketi, 1990 yılından bu yana yaşamını sürdürürken diğer yaşamlarla uyum içerisinde ve ekolojik bütüne saygılı bir toplum hayalini besleyerek sürdürdüğü çalışmalarını 12 Ağustos 2002 yılında Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği çatısı altında kurumsallaştırma kararı aldı.
İlk tohumları 1990’lı yılların başında Bodrum’da Buğday Bitkisel Ürünler Restoranı ve Doğal Yaşam Merkezi’nde atılan Buğday, bu hayale ulaşmak için;
• örnekler oluşturma
• var olana destek olma
• bilginin dolaşımını sağlama
yolunda çaba gösteriyor ve çalışmalarını bu üç amaç doğrultusunda yürütüyor.
Buğday’ın niyeti; tek tek bireylerde ve bir bütün olarak toplumda ekolojik yaşam bilinci ve duyarlılığı oluşturmak; ekolojik dengelerin geri dönüşü olmayacak hız ve biçimde bozulması sonucunda ortaya çıkan sorunlara çözüm yolları sunmak ve doğa ile uyumlu yaşamı desteklemek.
Buğday’ın, ekolojik yaşamı destekleme niyetini gerçekleştirmek amacıyla atttığı adımların hizmet ettiği amaçlar şöyle sırlanabilir:
• Geleneksel süreçteki üretimlerin korunması, sürdürülmesi
• İnsan gereksinimlerinin ekosistem döngülerine uyum içinde yeniden tanımlanması
• Çevre ve insan sağlığına zarar vermeyen sürdürülebilir tarım yöntemlerinin yaygınlaştırılması
• Bireyin doğa ve çevresi ile uyum içinde yaşayabilmesi için bilgilendirilmesi ve becerilerini geliştirebilmesi amacıyla faaliyet alanları yaratılması

Yürütülen Projeler
Buğday Derneği hiçbir aşamasında çevre ve insan sağlığına zarar vermeyen sürdürülebilir tarım yöntemlerinin yaygınlaştırılması; geleneksel süreçteki üretimlerin korunması, sürdürülmesi; yerleşimleri, üretim ve tüketimleri ile yaşamları doğayla uyum içinde olan insan topluluklarının varlıklarının sürdürülmelerine katkıda bulunulması; bu alanda yaşayan örneklerin desteklenmesi, yeni örnekler oluşturulması ve bu örneklerin sürdürülebilir hale gelmelerinin desteklenmesi insan gereksinimlerinin ekosistem döngülerine uyum içinde yeniden tanımlanması; doğal gereksinimlere denk düşen üretim ve tüketim modellerinin ve teknolojilerinin desteklenmesi ve uygulanması; bireyin doğa ve çevresi içerisinde yaşayabilmesi için bilgilendirilmesi ve becerilerini geliştirebilmesi amacıyla faaliyet alanları yaratılması, bilgi ve kültür alışverişini sağlayan turizm anlayışının geliştirilerek uygulanması yolunda projeler yürütüyor.
ESAS’lı (Ekolojik, Sağlıklı, Adil, Sürdürülebilir) Üretim ve Kullanım Döngüleri Oluşturma, Güçlendirme, Katılım sağlama ve Takas Programı
– %100 Ekolojik Halk Pazarları
– Toplum Destekli Ekolojik Tarım (BAHÇE Modeli)
– Ekolojik Çiftliklerde Ziyaret (TaTuTa)
– Türkiye’nin Tarımsal Biyoçeşitlilğinin Korunması İçin Tohum Ağının Kurulması


Slow Food, 1986'da Carlo Petrini tarafından başlatılan uluslararası bir harekettir. Hızlı, ayaküstü yemek alışkanlığına karşı alternatif olarak geleneksel ve yerel yemek ve yeme biçimlerini, yerel ekosistemlerin özelliklerini korumayı teşvik eden hareket, Yavaş Hareketi'nin bir parçasıdır.


Slow Food, kâr amacı gütmeyen eko-gastronomik bir sivil toplum kuruluşudur. 1986 yılında İtalya’da Carlo Petrini ve 62 arkadaşı tarafından ulusal bir hareket olarak başlatılmış, 1989 yılında Paris’te 15 ülkeden delegelerin imzalarıyla uluslararası bir statü kazanmıştır.
Carlo Petrini, 50’li yaşlarda, sosyoloji eğitimi aldıktan sonra politika alanında çalışmış, doğduğu ve halen yaşadığı yörenin köklerine sıkı sıkıya bağlı, geleneksel tarım ve yemek kültürleri ile biyoçeşitliliğin korunmasına kendini adamış biridir. Fast food’un en önemli temsilcilerinden biri olan McDonald’s’ın Roma’da ilk şubesini açtığını görünce, kültürel mirası ve biyoçeşitliliği koruma düşüncesiyle, yaşamımızı tekdüzeleştirmeye çalışanlara karşı Slow Food hareketini başlatmıştır.
Carlo Petrini’ye göre yediklerimiz ‘temiz’ bir şekilde doğaya, insan sağlığına ve hayvan refahına zarar vermeden üretilmiş olmalı, üreticiler emeklerinin karşılığını ‘adil’ olarak almalı ve yediklerimizin tadı ‘iyi’ olmalıdır.
Günümüz dünyasının, ‘modernlik’ adı altında hayatın gerçek ritminden koparak hızlanmasına ve doğallığını yitirmesine tepki olarak ortaya çıkan ve hareket noktasını yemek kültüründen alan Slow Food, biyoçeşitliliği korumayı, yerel olana dönmeyi, çevre duyarlılığını arttırmayı ve insana odaklanmayı misyon edinmiştir. Yiyecek üreticileri arasındaki bir ağdır ve üreticiler hareketin ana kaynağıdır. Yiyeceklerimizin kimler tarafından, nasıl üretildiğini bilmek ve bu konuda farkındalık yaratmak Slow Food’un en önemli ilkesidir. Ziraat, ekoloji ve kaybolan kültürel mirasın korunması konularında aktiftir. Hareketin gönüllüleri ‘tüketici’ değil, ‘yardımcı üretici’dir. Slow Food, yiyecek üreticileri ile yardımcı üreticiler arasında iletişim sağlar. Basit bir gurme organizasyonu değil, çok yönlü bir harekettir. Amaçları şunlardır:
- Doğayı ve biyoçeşitliliği korumak.
- Hayatın ritmiyle uyumlu olmak.
- Kültürel mirası korumak.
- Geleneksel bilgiyi yüceltmek.
- Yerel üreticiye destek olmak.
- Yiyeceği tanımak ve nasıl üretildiğini bilmek.
- Çiftçi, işçi ve köylünün ürettiği eşsiz ürünlere ulaşmaya çalışmak.
- Lezzet eğitimleri vermek ve bu eğitimleri yaygınlaştırmak.
- Soframızı bir şenliğe dönüştürmek.

Convivium (yerel topluluk)
Dünya Slow Food ağının temel birimi olan convivium (yerel topluluk), bulunduğu toplumun özelliklerini yansıtır. Her Slow Food üyesi, bulunduğu bölgede kendisine en yakın yerel topluluğa üyedir. Yerel topluluklar Slow Food felsefesini geliştirmekte ve yaymakta, Slow Food ağı içindeki bütün yiyecek üreticileriyle iletişime geçmektedir. Slow Food’un yerel topluluklar için belirlediği görevler şunlardır:
- Hareketin felsefesini yaymak ve geliştirmek.
- Üye katılımlarıyla hareketi büyütmek.
- Sürdürülebilir tarımın ve tarım bilgisinin gelişmesine katkıda bulunmak.
- Hareketin ulusal ve uluslararası projelerini yaymak ve desteklemek.
- Yerel kurumlar, gastronomi kuruluşları, eğitim kurumları, üretici birlikleri, çevre koruma kuruluşları ve basın-yayın organlarıyla ilişki kurmak, ortak çalışmalar organize etmek.
- Diğer yerel topluluklarla ortak çalışma ve birlikteliği sağlayacak ilişkiler kurmak.

Ülkemizde, 4’ü İstanbul’da olmak üzere, Ankara, Bodrum, Çeşme, Didim, Gaziantep, Gökçeada, Iğdır, İzmir, Kars, Samsun ve Tire’de, 15 yerel topluluk bulunmaktadır:


Yoga, Hindistan kaynaklı fiziksel ve zihinsel disiplinleri tarif etmek için kullanılan bir kelimedir. Aynı zamanda Hinduizm, Budizm ve Jainizm'de çeşitli meditatif uygulamalara da yoga adı verilmektedir. Hinduizmde, altı geleneksel felsefe okulundan biri olarak kabul edilir


Yoganın amacı nedir?
Kökeni Hindistan'a uzanan yoga, fiziksel ve zihinsel disiplinler bütününü anlatmak için kullanılan bir terim. ... Yoganın amacı kişinin ruhsal ve bedensel dengesini sağlayarak huzur bulmasını sağlamaktır. Yoga yapan kişi kendini tanımaya başlar, kişi kendini ve bedenini derinlemesine tanıdıkça evrenin uyumunu yakalar.

Yoga felsefesi nedir?
Yoganın sağlığa faydaları ve felsefesi. Yoga, fiziksel ve zihinsel iyilik halini artırmak için nefes almaya odaklanan bir egzersiz şeklidir. Stresi azaltmak, sağlıklı kalmak, güç ve esnekliği artırmak için tasarlanmış bir dizi hareket, nefes egzersizleri ve meditasyon içerir.

Purusha ne demek?
Kelime PURUSHA. ... PU RUSHA olarak vurgulanabilir. Bu ise ''tutkularından arınmış ve ölümsüz olmuş'' anlamına gelir..

Bu kadar tanımı neden mi yaptım? Altyapı olmadan üst yapı ortaya çıkmaz. Artık Dünya kapitalist sistem içinde huzur ve sağlıklarını kaybeden ve kredi kartı ödemelerini yapmaya çalışan bir insan tipi yarattı. Bu insan tipi de önce sistemin dayatmaları sebebi ile hedef tutturmak ve başarı için çalıştı. Ardından da sağlık ve huzurunu kaybetti. Bunu bulabilmek için tüm dünya harıl harıl çalışmakta. Pandemi süresinde en fazla satılan eğitim modeli uzaktan da olsa Yoga… İnsanların en fazla e-ticaret sitelerinden verdiği sipariş ürünleri ise ya organik gıda ya da yoga matı.
Kredi kartı ile de yoga kurslarına yazılmaya devam etmekte.

Bu noktada krizi fırsata çeviren pek çok soytarı kurslar da açılmış durumda. Sallasan Yoga hocasına çarpar hale geldik. Herkes hoca ama sertifikan nerden veya Hindistana veya Nepal'e hiç gittin mi desen haberi yok.

Bu anlamda felsefesini de bilmiyor. Ülkemizdeki en köklü ve en iyi yoga okullarından biri eğitici eğitimi yapan yegane üstad Alper Bayraktar’ın ,Etkin İnsan Platformu. Buranın kurucusu Alper beyin dediğine göre hamile yogası haricinde Bira yogası bile satanlar varmış.


Gelelim Etkin İnsan Platformu’na... İzmir’de temelleri yaklaşık 25 yıl önce atılan bu kurum ülkemizde uluslararası sertifika veren en köklü kurum. Her yıl Uzakdoğu'ya hoca adaylarını götürüp eğitim veriyor. İstanbul’da ve İzmir'de toplam 2 yeri var. Ama bildiğiniz formatta bir apartman dairesi düşünmeyin. Ben ilk kez İstanbul’daki merkezlerine gidince etkilenmedim dersem yalan olur.


Neden mi? Tarihi bir konak içinde yeşillikler içinde havuzlu bir mekan içinde veya bahçede ders alıyorsunuz. Zaten buraya hocalık eğitimi alabilmek için yazılmak için de detaylı bir prosedürden geçiyorsunuz. Bildiğim kadarı ile pek çok yoga okulundan buraya hocalar gizli gizli yazılıp kendi yoga okullarında ders verme çabası içindelermiş. Fiyat skalası olarak ise ülkemizdeki en üst segmentteymiş. Bunları özellikle anlatıyorum, her işin uzmanına sormak lazım.

Şimdi gelelim diğer tanımları niye verdim...

Bu sene Gastronomi Turizmi Derneği olarak atak yapacağımız konu, sağlıklı beslenme. Gerek restoranlar gerekse ürün üreticileri Dünya Sağlık Örgütü kapsamında artık sağlıklı ürün üretmek durumundalar. Bu konuda Diyetisyen Dilara Koçak FAO temsilcisi olarak Tarım Bakanımız ile değerli çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Bu pandemi sürecinde pek çok kişi sağlıklı beslenme konusunda artık eskisinden çok daha hassas …

GTD olarak yeni süreçte ülkemizin değerli ürünlerini Dünya’ya anlatıyor hatta satıyor olmalıyız .

Bu noktada bizlere destek olabilecek bu felsefeyi benimsemiş daha buğdaydan başlayan sağlıklı beslenmemiz için gerekli altyapıyı oluşturmaya çalışan kurumlar var. Bunların başında Buğday ve Tohum Derneği geliyor. Bu kurumda icra kurulunda GTD olarak yer almaktayız. GTD Başkan Danışmanı Serdar Yanaşan ve ülkemizin ilk Vegan Diyetisyeni /GTD Çevre Komitesi Başkan Yardımcısı Kevser Başkara hummalı bir çalışma içinde.

Ülkemizde ve Dünya’da değerli çalışmalara içinde olan slowfood Türkiye de önemli çalışmalar içinde. Özellikle Antalya Şube başkanı Ezgi Dursun yerel lezzetler için neler yaptıklarını hayranlıkla izliyoruz. Bu anlamda kendi beyin ve beden sağlığına değer veren sayısı arttıkça doğru ve sağlıklı beslenme kapsamında talepler de artacaktır. Doğaya saygılı, kendimize saygılı, daha az zarar veren ürünler tüketmek için GTD olarak önümüzdeki dönemde stratejilerimizi izlemeye devam edin. Hatta izlemeyin siz de katılın.

Kendiniz için olmasada bizden sonraki nesiller ve Dünya için somut bir adım atın. Beslenmeniz ile başlayabilirsiniz …

Benden bu haftalık bu kadar kalın sağlıcakla….
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: gürkan , boztepe , köşe

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz