Banu Gözübüyük
Tüm yazıları İLETİŞİMİN GÜCÜ ADINA Banu Gözübüyük banu@gecce.com
14 Ocak 2019 10:32

Kurumsallık mı, durumsallık mı?

Kavramların, doğru anlaşılmamız için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yanlış kullanıldıklarında ya da bilerek ve isteyerek çarpıtıldıklarında ciddi iletişim sorunlarına yol açtıkları inancındayım. Örneğin “kurumsallık”.

Türkiye’de genel kanı şudur; bir şirket, kurumsalsa iyidir; aile şirketiyse kötüdür. İyi okullardan mezun olan kişilere bakın, kurumsal bir yapıda iş bulurlarsa çok başarılı olacaklarını, diğer yandan aile şirketlerinde çalışırlarsa köreleceklerini düşünürler. Çünkü bu inanç şemsiyesinin altındaki kurumsal şirketler; belli başlı kuralları olan, dalgaya düşülmeyen, ciddi, adaletli, insana değer veren yerlerdir. Aile şirketleri ise tam tersidir yani kuralların sürekli değiştiği, kötü yönetilen, güvenilmez yerlerdir.

Yaşanan ve bilinen birçok farklı vakayla, aile şirketlerinin üzerine yapışmış bu kötü ün desteklense bile, çok güzel başarı öyküleri de var. Bugün hemen her sektörde uzmanlığın ve yılların getirdiği bilgi birikiminin simgesi olmuş aile şirketleri var. Uluslararası alanda birçok başarıya imza atmış, dışarıdan bakılınca “kurumsal” ancak yönetimin tamamı “aile” olan şirketler, bugün birçok kişiyi de istihdam ediyorlar.


İyi yönetilen aile şirketleri olduğu gibi, kötü yönetilen kurumsal şirketler de vardır.

Çevrenize bir bakın. İnsan hakları ihlali, vergi skandalları, çevre kirliliği vs bunların hepsi maalesef “kurumsal marifetler”.

Çevrenize bir bakın. Herkes, çalıştığı şirkette adalet bekliyor. Aile şirketlerinin adil yerler olmadıkları gibi bir kanı var ama bunun yanı sıra, ilkesiz ve adaletsiz davranan sayısız kurumsal şirket de var. Buyurun buradan yakın şimdi!

Kurumsallık bir şirketi adil yapmaya yetmez maalesef. Şeffaflık gibi bir diğer kurumsal yönetim ilkesinin hayata geçmesi için de bir şirketin mutlaka ve mutlaka kurumsal yapıya sahip olması gerekmez. Elbette ki aile şirketleri de şeffaflık ve adaleti kurum içinde hayata geçirebilirler.


Dolayısıyla burada önemli olan şey “kurumsal” kelimesine çok da fazla takılmamak ve değişime hızlı uyum gösterebilecek esnekliğe kavuşmaya çalışmaktır.

Yani;

Şirketlerde daha fazla “Durumsal Liderlik” yapabilen yöneticiler olması gerekir.

Durumsallık yaklaşımı, liderlik biçiminin, özel durumların gereklerine göre biçimlenmesi gerektiğini, yani tek bir yaklaşımın bütün koşullar için geçerli olmayacağını belirtir.

Durumsallıkta; tüm koşullar için geçerli tek bir yönetim şekli yoktur.

Durumsallıkta; Yöneticilik kural koyuculuk değildir, olaylara göre davranabilme esnekliğini kazanmaktır. Tabii bu esneklik kaypaklıkla karıştırılmasın. Durumsallık, tamamen koşullarla ilgilidir. Şirketlerde sürdürülebilir başarıyı da ancak bu vizyon tetikler.

Her çalışanın girişimci ruhla davranabildiği, yetki ve sorumlulukları dahilinde proaktif aksiyonlar alabildiği bir çalışma iklimi, sürdürülebilir başarının anahtarıdır.
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz