Meyhane Ağırlıklı Hafta

Bu hafta modern meyhane konseptiyle baya içli dışlı oldum. Bol bol meze yedim. İstanbul'da ki en iyi modern meyhaneler bu hafta yazımda.

Bir Nadide Meyhane...

Şehrin kaosunda, plazaların arasında bir Nadide Meyhane... Mavi-Beyazı genel olarak her yerde severim. Metrodan inip yürümeye başladım. Nadide Meyhane Esentepe'de beyaz renkli müstakil bir villada bulunuyor. Dekorasyon  renkleri sadece mavi ve beyaz. İçeriden Yunan müzikleri kulağa geliyor, çok severim. Kısacası Nadide Meyhane de iliklerinize kadar  Ege havası yaşıyorsunuz. İstanbul'un göbeğinde sanki bir Ege kasabasındasınız ya da bir Yunan adasında. Hani bayılarak gittiğimiz Yunan Adalarındaki meyhaneler var ya, hani hayal kırıklığı yaşadığımız. Hiç kendinizi oralara kadar yormayın bence. Sizi Nadide Meyhaneye alalım, buyurun. Burası plazaların arasında bir kaçış noktası, adeta saklı bir cennet. Güler yüzle ağarlandığınız, ilginin eksik olmadığı Nadide yerlerden.


Nadide Meyhane'nin sahibi Mehmet Bey, mutfağa giren tüm malzemeleri özenle seçiyor. Mezelerde kullanılan otlar Ege'den, Zeytinyağı Edremit'ten, yöresel peynirler ise Çanakkale'den geliyor. Gelelim hepimizin vazgeçilmezi mezelere.Ben mezeciyim, etrafımdaki arkadaşlarım da öyle. Genelde meze ile doyup ara sıcakla kapanışı yaparız. Nadide'nin mezeleri taptaze. Zaten renkleri o kadar canlı ki masaya gelir gelmez mezenin günlük yapıldığını anlıyorsunuz. Mezelerde Yunan ve Türk  mutfağının sentezi var diyebiliriz. Daha önce adını bile duymadığım mezeleri tattım ve çok sevdim. Size biraz Nadide'nin özel mezelerinden bahsetmek istiyorum. Tüm mezeler şahane ama ben birkaç tanesinin özellikle altını çizmek istiyorum.. Papagannis; Közlenmiş patlıcan ve yoğurtla hazırlanıyor üzerine de bol ceviz ve zeytinyağı koyuluyor. Zaho; üç çeşit ege otuyla hazırlanıyor, üzerinde ise file badem var. Üstünde file badem olan meze daha önce yememiştim, çok beğendim. Ağızda kıtır kıtır oluyor. Ege karması; biraz tatlı bir meze. İçinde küp küp kesilmiş peynirler, kuş üzümü, kayısı, zeytinyağı ve kekik var. Alışılmışın dışında mezeler tatmak çok keyif verici bence. Girit ezmesi şahane. Bol cevizli, peynirli roka salatasını ise şiddetle denemenizi tavsiye ediyorum.


Nadide'nin mutfağını bizzat gezdim. Mutfak tertemiz ve düzenli. Ben gittiğim de akşam için hazırlıklara başlamışlardı. Mehmet Bey burada kullanılan her marka denenmiş ve seçilmiş diyor. Kaliteli ürünler kullanılıyor. Siz de burada gördüğünüz markaları gönül rahatlığı ile evinizde kullanabilirsiniz. Nadide Meyhane'ye öğle yemeği içinde gidebiliyorsunuz. Plaza çalışanlarının, öğle yemeği için uğrak yeri olmuş yerler arasında. Köfte, tavuk seçenekleri de menüde mevcut. Aklınızda bulunsun.


Tarabya'da bir klasik Kıyı Restaurant

Kıyı Balık'ta yediğim soğuk mezeler, kalamar ve tereyağında karides çok lezzetliydi.

Bilinen üzere Kıyı Balığın müdavimleri ve sadık müşterileri var. Gerçekten gidince anlıyorsunuz neden insanların burdan vazgeçemediklerini. Kıyı'nın manzarası, çalan şarkılar, taze balıklar, kıyıya özel mezeler, çalışanların güleryüzü... Herşey şahaneydi. Kıyı'nın kalitesi günden güne artıyor ve yeni müdavimleri oluyor. Boğaz manzarasına bakıp huzur doluyor, miss gibi deniz havasını içinize çekiyorsunuz.


Siz manzaraya kapılıp gitmişken mezeler gelmeye başlıyor: Lakerda, fasulye pilaki, ahtapot salatası midye dolması, ve Kıyı'nın vazgeçilmezi salatalık ve lahana turşusu. Ahtapot salatası efsane içinde kereviz sapı dilimleri var. Sonra ara sıcaklar geliyor: Tereyağında karides, kalamar. Mis gibi tereyağında,domatesli ve biberli karides. Sıra
balıkta. Izgara Levrek. Taptaze,süt gibi.


Kıyı Balık'ta yabancı misafirlerini ağırlayan çok fazla kişi var. Ben orada bulunurken birkaç masa vardı. Yabancı misafirleri ağırlamak için Boğaz manzarası ve Kıyı'nın kalitesi çok iyi bir seçenek bence. Gözlemlerime göre misafirler hallerinden oldukça memnundu. Böyle manzaralar görmek beni çok mutlu ediyor.


Whisper'da Uzak Doğu esintileri...

Arnavutköy'deki Whisper yeni menü hazırlığında. Yeni sezonla beraber menü de değişikliğe gitmeye karar vermişler. Hazırlıklar son sürat devam ediyor. Whisper'ın yeni menüsünden "Tai Salmon"denedik. Görüntüsü, tadı, sunumu çok şık.


Onun dışında zaten menüde var olan: Izgara bonfile, Louisiana tavuk kanadı ve Ponpon karides istedim. Masa aşağıda gördüğünüz gibi çok keyifli.


Whisper'ın bahçesi çok soft ve elegant, içerisi ise biraz daha iddialı. Özellikle bardaki melek kanatlarına bayıldım. Eminim instagrama da Whisper konumunu girsek çoğu kişinin burada resmini görürüz. Kanatlar çok yaratıcı ve şık bir detay olmuş. Whisper; Cuma, Cumartesi ve Pazar akşamları, yemekten sonra gecce kulübüne dönüyor ve  Whisper'ın eşsiz boğaz manzarasında eğlencenin tadını çıkarıyorsunuz. Ben yeni menünün tamamını görmek için
sabırsızlanıyorum. Duyduğuma göre sushi de menüye eklenecekler arasında.

Sunset'te Uzak Doğu lezzetlerine devam ediyoruz.

Tuna Volcano Maki Roll ve Karides Tempura. Söyleyeceklerim bu kadar. Şaka şaka tabii ki Sunset ile ilgili söylemek istediklerim bu kadar olamaz. Öncellikle aşağıda göreceğiniz sushi görselleri için özür diliyorum.Umarım yazımı geç saatlerde okuyup, sushi krizine girmemeniz. Öğlen saatlerinde okursanız, Sunset'e doğru yola çıkarsınız büyük ihtimalle.Neden sushiyi bu kadar çok seviyorum bilmiyorum gerçekten. Üç öğün falan yiyebilirim.


Şimdi ben Sunset'te hangi değişik sushileri yedim? Hemen yazayım keyifle. Öncelikle olmazsa olmaz karides tempura ile başladım. Sunset'te daha önce hiç tempura yememiştim. Bu kadar iyisini en son iki sene önce Nobu Malibu'da yedim. Bu ikisi yarışır, hatta Sunset öne bile geçebilir. Çok başarılıydı. Tabak tabak yiyebilirim.


Sırada hoş görünümlü, üstünde yenilebilir çiçeklerimiz olan sushilerimiz var. Bu ara heryerde yenilebilir çiçek çıkıyor karşıma ve çok hoşuma gidiyor. Tek sıkıntı yenilebilir olmasına rağmen ben o minik menekşeleri yemeye kıyamıyorum, öylece bırakıyorum. Acı severler için şiddetle tavsiye ettiğim Tuna volcano roll. Çok hafif, tatlı bir acısı var. Çok çok lezzetliydi. Bu ay içinde sushi sever  arkadaşlarımla tekrar gidip yemeyi planlıyoruz. Anlata anlata bitiremedim tuna volcanoyu.Tora ura maki rollun tatlış pembeliği nasıldı öyle. Sizce de çok naif ve zarif gözükmüyorlar mı? Sushilere fazla anlam yüklemeye başladım sanırım.

Sunset'in üç tane şefi var. Bunlardan birisi de Fransız şef Fabrice Canelle. Kendisinin hazırladığı pavlova'yla kapanışı yaptım. Çok light bir kreması vardı. Hani diyetteyseniz ve tatlı olarak bu pavlovayı yerseniz, diyetinizi bozmuş sayılmassınız bence. Üstünde de çilek ve orman meyveleri vardı. En son kalan meyveleri kremaya ve yanındaki limonlu sosa bulayıp yedim. "Ne yedin be" dediğinizi duyar gibiyim. Tabi ben tüm bunları yedikten sonra akşam sporda soluğu alıp, Spinning yaptım. Yakmışımdır büyük ihtimal, yakmışımdır dimii ?



Eski Topaz, Yeni Rana

İstanbul'u Rana'dan izlemek anlatılamaz yaşamanız lazım. Bugüne kadar gördüğüm en iyi manzaralardan birine sahip. Belki de en iyisi. İstanbul sizi içine çekiyor, etkisi altına alıyor... Daha önce Topaz'a gitme fırsatım olmamıştı, keşke diyorum bu harika yeri daha önce keşfetmiş olsaydım. İçeri girdiğiniz andan itibaren Rana'nın ambiyansı sizi büyülüyor. Siz manzarayla aşk yaşarken, masaya birbirinden farklı ve lezzetli mezeler geliyor ilk önce.


Rana daha açılış yapmadı ama açılır açılmaz bu mezelerin olay yaratacağı kesin. Taciki, topik, paşa mezesi, fırında zeytinyağlı dolmalar, atom, tarama, fıstıklı peynir ezmesi, fava, börülce ezmesi, girit ezmesi ve karamelize soğanlı uskumru. Biz gecce  food team olarak bu mezelere bayıldık hatta tabaktaki son lokmayı kim alıcak diye birbirimizle yarışa girdik.


Arka fonda Müslüm Gürses, Ayla Dikmen çalıyor. Daha sonra ara sıcaklarla ortam iyice keyifleniyor.Meyhane kültürünü sevmeyen ben modern meyhane konseptine Rana'da bayıldım. Sevmediğim bazı şarkıları Rana'da sevdim. Güneş batıp, gecce oluyor, masalarda ki mumlar yanıyor, müziğin sesi bir tık artıyor. Bu arada siz acaba gün batarken mi Rana daha keyifli yoksa gecce mi diye düşünüyorsunuz. Benim sizlere tavsiyem gün batımından önce gidip, güneşi batırıp birde gecce Güzel İstanbul'u Rana'dan izlemeniz.

Akaretler'de açılışını yapan Kalamata

Akdeniz'in sıcaklığını yaşamak için bu hafta açılışını yapan Akaretler'deki Kalamata'da soluğu aldık. Eski'den Sortie'nin içinde yer alan Kalamata, modern meyhane konseptiyle geçtiğimiz hafta Akaretlerde açılış yaptı. Kalamata Klasik meyhanenin günümüze uyarlanmış hali aslında. Son günlerde modern meyhane konseptini çok fazla duymaya başladınız, başladık.


Peki bu Kalamata adı nereden geliyor.Kalamata  adını, çilingir sofralarının baş tacı olan kalamata zeytininden alıyormuş.


Buzuki Orhan'ın keyifli sahne performansıyla, soğumaya başlayan İstanbul geccelerinde içimiz ısındı. Gecce boyunca eller havaya kalktı, alkışlandı, şarkılara eşlik edildi. Herkes için çok keyifli bir akşamdı Akaretler'de ki Kalamata'da.


Orhan Osman'ın eşsiz müziğinin yanı sıra masaya gelen lezzetlerden de biraz bahsedelim. Masada yok yoktu. Lakerdadan, barbunya pilakiye, kokoreçten, Arnavut ciğerine her şey vardı.

Gecce sonunda kolay oturduğunuz Kalamata'dan kalkmanız çok zor olacak. Benden söylemesi.


Zekeriyaköy halkının aldığı kilolarının sebebi Pesteo Italiano İstanbul...

Geçen hafta cuma günü şehirler arası yolculuk yaptım sanki. Florya'dan taa Zekerikaköy'e Pesto İstanbul'un lezzetlerini tatmaya gittim. İyi ki de gitmişim. 

Zekeriyaköy Ormanada'nın girişinde bulunuyor Pesto İstanbul. Civarda rakipsiz aslında. Özellikle eve servisi olması, Zekeriyaköy de yaşayanlar için büyük şans bence.


Menüye yeni eklenen pancarlı ve keçi peynirli pizza çok iyi.Yerken bariz bir şekilde pancar tadı almıyorsunuz. Pizzanın hamuru ince,kenarları ise pofidik. Yine menüye yeni eklenen dana kaburgalı pizza da ağız sulandırıcı.


Pestonun, Panna Cotta'sına bayıldım. Utanmasam bir tane daha söylerdim. Su gibi aktı resmen.Çok beğendim.Eminim deneyemediğim diğer tatlıları da şahanedir. Nutellalı pizzayı merak ediyorum. Onu da bir gün denerim. Pesto'nun menüye yeni eklenen tatlıları da umut vadediyor. Mesela dondurmalı pavlova ve fıstık ezmeli pizza.


City's capcanlı, City's rengarenk, City's kıpır kıpır

Böyle etkinlikleri çok seviyorum. Kapıda halkında eşlik ettiği zumba, içerde insanların keyifle izlediği ve dinlediği canlı müzik. Sokakta zumba ekibini izlerken bir an Türkiye'de olduğumu unutup, Avrupa'dayım zannettim. Normalde bizde böyle etkinlikler çok yapılmıyor. Yapılsa da insanların katılımı çok olmuyordu. Geçen hafta sonu gördüğüm zumbaya katılıp eğlenen, alkışlayan insanlar bana çok keyif verdi. Mutlu oldum kendimce. Bende eğlendim.


City's her zaman olduğu gibi aşırı kalabalıktı. Mahalle kıpır kıpırdı. Tok gitseniz bile, mahallede birşeyler yemek istiyorsunuz. Mahallede vakit geçirmek ciddi anlamda keyif veriyor ve iştah açıcı kokular sizi mahalleye davet ediyor. Biz City's de daha fazla böyle etkinlikler görmeyi isteriz.
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz