Begüm Kılıç
Tüm yazıları BEG DİYOR Kİ; Begüm Kılıç begum@gecce.com 10 Aralık 2018 11:56

"Bir oltanın peşindeki balık" olmak ya da olmamak...

Aralık... Kış mevsiminin ilk, yılın son ayı. 2018’in çıkış kapısı olduğu için biraz hüzünlü, yeni başlangıçlara açılan kapı olduğu için de biraz heyecanlı Aralık. Bir o kadar da kapalı, yağmurlu ve soğuk başlayan Aralık. Benim için bu günler, tüm yılımı gözden geçirdikten sonra gerçekleştirebildiğim ve gerçekleştiremediğim hayallerime yıl sonu raporu alma zamanı....

Dünyanın, İstanbul’un karmaşasında insanlar “bir oltanın peşindeki balık” adeta. Bir hedef var, ne olduğu neyi neden yaptığını bilmeyen bireyler de var. Durup düşünmek, nefes almak kısaca hayatı sindirerek yaşamak günümüz insanının “bug’ı” bence. Oturup düşünmek ve bir kadehi sakince yudumlamak gerekiyor bazen...

Ben mekanların ruhu olduğuna inananlardanım. Düşünmek istediğimde, içe dönmek istediğimde de ruhu olan mekanları tercih ederim. Kav Butik’de bunlardan biri...

KAV BUTİK;


Nişantaşı Atiye Sokak’da konumlanan bu mekan adeta tarih kokuyor. 100 yıla yaklaşan tarihiyle Türkiye’nin en eski şarap üreticilerinden Kavaklıdere’nin neredeyse tüm şarapları, bu butikte yer alıyor. Aynı zamanda yerli ve yabancı olmak üzere 3200 şişe şarap stoğu ile her damak tadına hitap ediyor. Bizlere de bu soğuk kış gününde sıcacık bir ortamda şarabını yudumlayıp yeni yıl hayalleri kurmak kalıyor...

“KARAKÖY’DE İÇSEL ARKEOLOJİ” İÇE DÖNÜŞ VE ARDEN OLUK ;

Kendisini 2018 yılının başında Arnavutköy Joint İdea’da “Dialogues with the inner self” adlı kişisel sergisinin açılışında tanıdım. Aynı anda hem sanata doyduğumuz hem de çok eğlendiğimiz bir gece organize edilmişti. Ve ev sahibi “Arden Oluk” tüm içtenliğiyle resimleri üzerine bizlerle beraber sohbetler etmiş, sonrasında yine bizlerle beraber eğlenmişti. “Bu resimlerin deneği benim. Benim ustam çocukluğumdaki Arden.” diyordu başarılı ressam. Her eserinde, karanlığın içindeki rengarenk imgeler kalmış benim zihnimde. Arden, hayatı resmediyor belki de...

Kendisinin Ekim ayında 10 Karaköy’de İçsel Arkeoloji isimli solo sergisi bir çok ünlü isimin katılımıyla gerçekleşti. Arden Oluk farklı ve başarılı olduğunu teatral bir gösteri eşliğinde zihinlere kazıdı. Sanatçının kendi içsel arkeolojisinin arayışına açılan ‘kapı’lar hatta ‘geçitler’ olarak tanımlanan, tabloların üzerine yerleştirilen ‘kapı tokmakları’ ile sanatçı, izleyicinin de metafor olarak bu geçitlerden geçmesini arzuluyor. Ben de sizler için o kapıları çaldım, geçitlerden geçtim ve Arden Oluk ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdim:



1. Merhabalar, ilk olarak “İçsel Arkeoloji” serüvenine başlayış noktanızdan bahseder misiniz?

- Merhaba! Boyayla ilk tanışmam, kendi adıma çok eski zamanlara gidiyor. Yaşam da her zamanki gibi tüm büyüsüyle akmakta. Bana da çarpıyor elbette. Bu çarpmadan sıçrayan boyaların oluşturduğu noktalardan biridir diye düşünüyorum.

2. Alışılmışın dışında eserler ile karşımıza çıkıyorsunuz, siz tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

- Teşekkür ederim. Bir tarz takibinde değilim, peşinden gittiğim başka gerçekler var. Kendim olmakla yapıyorum işlerimi, gece işleridir neredeyse bütünü. Bilinmeze güveniyorum, karanlığın aydın olduğunu biliyorum.

3. Sanat çok emek ve zaman ister. İlgi uyandırmak için de farklı olmak gerekir. Sizi başarılı kılan farkınız nedir?

- Seni sen yapan özellikler olduğu gibi beni de ben yapan özellikler var.

4. 10 Karaköy’de 16 Aralık’a kadar serginiz devam edecek. Sonrasında yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere yeni projeleriniz var mı?

- Yansımalar devam ediyor, bunu yaşıyorum. Bende belirginlik, şu ana kadar hep bir durgunluk yaratmıştır, o yüzden yeni sergim olabilecek son ana kadar belirli olmayacak.

5. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

-Öncelikle çok teşekkür ederim verdiğiniz değer için. Umarım röportajı okuyanlar da keyif almıştır bir şekilde. Esen kalın.

-JAPONLARIN UZUN VE MUTLU YAŞAM SIRRI IKIGAI


Nişantaşı’nın yeni yıl süsleriyle süslenmiş ışıklı sokaklarında yürüdüm. Kav Butik’e oturup en güzel şaraplarını yudumladım, düşündüm, düşledim. Oradan Karaköy 10’a geçip Arden Oluk ile kapalı kapıları araladım. Sıra bu soğuk Aralık akşamında battaniye altında kitap okumaya geldi. Sosyalleşmeye kitaplar ile de devam edebilirim, ne var yani?

Japonlar işin sırrını çözmüşler. Herkesin bir ikigaisi olduğuna inanıyorlar. Yeni güne başlarken yataktan kalkmak için bir sebepleri var. Oturup, hayatı sorgularken varoluş sancısı çekmek yerine, hayatı yaşıyorlar ve keşfediyorlar. Çalışıyorlar. Çok çalışıyorlar. Bu kitap da hayatı yaşarken aceleci davranmamamızı, kendimizi gerçekleştirmemizi, tutkuların peşinden koşmamızı kısaca harekete geçmemizi öğütlüyor!

Japonya'nın Okinawa Adası uzun ömürlü insanları ile meşhurmuş. 100 yılı aşkın yaşıyorlarmış. Uzun ömürlerini de sağlıklı yaşamın yanında meşguliyetsiz kalmamaya borçlu olduklarını söylüyorlarmış. Bu kitabın her sayfası beni önce kendi hayat rutinimi sonra da çevremdeki insanları düşünmeye itti. Okinawa Adası sakinleri rutinlerini “akış” da yaşıyor. Zorlama bir düzen değil yani bu bahsettiğim. Ne geçmiş ne gelecek. Şu anı yaşıyorlar. Ama öyle bir yaşıyorlar ki: en tutkulu, en olması gerektiği gibi.

Kitabın arka kapağında ise bir soru yatıyor: Neyi Seviyorsunuz?
–Tutku? Misyon?


Okinawa Adası sakinlerini sevelim, doğayı koruyalım ve tutkudan vazgeçmeyelim... Mutlu haftalar! :)
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: begüm , kılıç , arden , oluk , kav , butik , arden , oluk

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz