Türk siyasetinin kozmik odası; Fener Lokantası

Hürriyet yazarı Savaş Özbey'in kaleminden Fener Lokantası;

11 Ocak 2014 12:06
Türk siyasetinin kozmik odası; Fener Lokantası
Yeşilyurt’taki Fener Lokantası 22 yıldır en gizli siyasi pazarlıkların, politik aldı-verdilerin gizli mabedi. Bakanların, belediye başkanlarının, bürokratların göz bebeği restoranın bugüne kadar kimsenin giremediği kozmik odasına girdim

22 yıllık Fener Lokantası’nın adını daha önce gazetelerde okumadıysanız, dergilerde çarşaf çarşaf fotoğraflarını görmediyseniz sebebi var: Gastronomik ketumluk...

Burası her dönem kabine üyelerinin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının siyasi pazarlıklarını götürdüğü, sırf bu iş için ayrı bir süiti olan ve bu süite garsonların ve korumaların bile kumandayla çağrıldığı bir lokanta. Her yer kamera, her yer kontrol altında. Türk siyasetinin kozmik odası deseniz yeri...

Garsonlar nerede? Hemen kapıda, masanın üstünde duran kumandadan gelecek ‘garson lazım’ sinyalini bekliyor. Bazıları için konuşulanlara bir garsonun bile şahit olması riskli olabilir demek ki. Peki ya korumalar? Onlar da kendileri için özel olarak ayrılmış odada tetikte bekliyor sürekli.

Kim bilir hangi hükümetler kuruldu, hangi istifalar planlandı, hangi hülleler hazırlandı bu odada. Görüşmeler uzun mu sürdü? Çıkıyorsun, bir kat üstteki odada uzanıp dinleniyorsun; sonra tekrar aşağıya, görüşmeye, pazarlığa...
Zaten balık lokantasının sahibi Yavuz Yeğenağaoğlu bu gastronomik ketumluğun vücut bulmuş hali gibi: “Buraya gelen insanla sokakta, uçakta karşılaşsam dönüp selam vermem. O bana vermek isterse verir, istemezse rahatsız olmaz” diyor.

“Kimler geldi, kimler geçti?” namesinden nemalanacak oldum, Nuh diyor, peygamber demiyor; ağzından tek bir isim alamıyorum: “Hükümette gördüğün, Meclis’te seyrettiğin, bürokraside bildiğin, belediyede tanıdığın kim varsa burada” diyor ve...

Ve’si yok, nokta!
Peki 17 Aralık’tan beri ekstra bir hareket var mı acaba?
E “Nokta” dedik ya...

İstanbul’un ucundaki fener
Yeşilköy, diğer adıyla Ayastefanos Feneri Marmara’dan Boğaz’a girerken İstanbul’un ucundaki ilk fener. Kurulduğu 1856’dan beri her 10 saniyede iki kez 15 mil uzaklığa kadar göz kırpıyor. Restoran, fenerin altına ve etrafındaki müştemilata yayılmış durumda.

Kâğıtta levrek ve kerhane tatlısı
Fener Lokantası’nın geri kalan kısmında, yani ana salon, yan salon, teras ve bahçede hayat ‘günlük’ olarak devam ediyor. Çanakkale’den ve halden gelen günlük balıklar, yine günlük sebzelerle pişiriliyor, 22 yılın tecrübesinden süzülen zeytinyağlarıyla tatlandırılıyor. Ben kâğıtta levrek denedim. Kâğıtta pişerken suyu, lezzeti içinde kalıyor tadı daha da güzel oluyor. Fener Lokantası’nın alametifarikalarından biri de yine günlük olarak yapılan kerhane tatlısı. Çok başarılı yapıyorlar, aklınızda olsun.

Denizcilik müzesi
Yavuz Yeğenağaoğlu denizcilik kökenli. Burayı kurarken iki şeyi bırakmış: İşini ve içkiyi. “Alkolle birlikte yürümeyecekti, o zaman bu zaman ağzıma sürmedim” diyor. Fakat restorancılık işi içindeki denizciyi öldürememiş, bu tutkusunu restoranın bir bölümüne kurduğu deniz müzesiyle gideriyor:
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: fener lokantası

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz