Tadından yenmeyen 10 sinema filmi

İştah açıcı olarak harika bir seçenektir sinema. İnsanlığın yüzyıllardır vazgeçemediği bir tutkudur yemek yemek. Gastronomi dünyasının bu altın değeri taşıyan ruhunu, filmlere uyarlayan, sanatla bütünleştiren, seyircisini güldüren, düşündüren, ağlatan ve en önemlisi iştahını açan bir çok sahne var aklımızda. İşte akıldan kalanlar..

15 Ağustos 2015 13:23
Tadından yenmeyen 10 sinema filmi
Charlie and the Chocolate Factory


Ve hayat hiç bu kadar tatlı olmamıştı.. Charlie fakir bir ailenin çocuğudur. Şehirde, Charlie’lerin evinden bile gözükebilen kocaman bir çikolata fabrikası vardır. Charlie herkes gibi çikolata fabrikasıyla zengin olmuş Willy Wonka’nın yıllardır kapalı olan esrarengiz çikolata fabrikasını merak etmektedir. Bir gün Willy Wonka 5 çikolata ambalajının altına altın bilet saklamıştır. Altın biletleri bulan 5 çocuk fabrikaya girme hakkına sahip olacak ve içlerinden biri hayallerinin ötesinde bir dünyaya kavuşacaktır. Charlie ise çikolata alamayacak kadar fakir olmalarına rağmen çikolata fabrikasına girmek için elinden geleni yapıyor.. Özellikle çikolata ve tatlı düşkünlerinin unutulmaz filmi.. Keyfe ve tatlıya yolculuk..

Amelie


Yemekle ilgili çekilen, tüyleri diken diken yapan bir kare vardır Amelie’den akıllarda. Filmin sonunda Amelie’nin meşhur pastasını yaptığı sahne.. Jean Pierre Jeunet’nin 2001 yapımı filmi “Amelie”’nin son sahnesinde Amelie mutfağa girer ve kek yapmaya koyulur. Üzgündür, sinirlidir çünkü “o”na kavuşamamıştır. Malzemeleri bir araya getirirken “kabartma tozu” paketinin boş olduğunu farkeder ve tam o esnada hayal kurmaya başlar. Hayalinde sevdiği adam yağmura rağmen dışarı çıkmış ve köşedeki bakkala gitmiştir. Bakkal “Amelie o meşhur erikli kekinden mi yapacak gene” diye sorar, cevap “evet”tir. Daha sonra adam elinde kabartma tozu paketi ile hızla merdivenleri çıkar, sessizce mutfağa süzülür, mutfağa girmeden kendini gizler ve kapıdaki boncuklu ipleri şöyle bir sallar Amelie’nin hayalinde. Tam o esnada gerçekten mutfak kapısındaki ipler sallanır; Amelie irkilerek ve büyük bir umutla kapıya bakar ama kapı bomboştur. Gelen kedidir sadece; Amelie gözyaşlarına boğulur…

Ye Dua Et Sev


Harika bir kendini keşfetme hikayesi.. Her anında ruha hitap eden ögelerin gizlendiği filmde, ufak bir lezzet yolculuğuna da çıkıyorsunuz. Bir Pazar sabahı için ideal bir seçenek.

The Grand Budapest Hotel


Her saniyesi bir görsel şölen halinde ilerleyen filmin renkleri ve sıcaklığı hemen içinize yansıyacak. Gösterişli bir otel hayata dönüşünü konusu etrafında dönen filmde M. Gustave’a gelen çok özel bir pasta var. Benim için filmin başrolü bu minik, lezzetli görüntüsüyle Mendel’s pasta!

Chef


Aşka getiren filmlerden biri! Amerika’da bilinen bir restoranda, ağırlıklı olarak Fransız yemekleri yapan bir şef, bir gün restorana bir eleştirmenin geleceğini duyar ve mönü de bazı değişiklikler yapmak için çalışmalara başlar. Fakat mekan sahibinin engellemesiyle karşı karşıya kalır.. Talihsiz olayların akabinde şefimiz işsiz kalır. Ama yeme içme sektöründen kopamayacaktır. Bir yemek arabasıyla Amerika turuna çıkar.. Gerisini siz düşünün. Sektörü daha yakından tanıyabileceğiniz, zorluklarla tutkunun harmanını daha yakından izleyeceksiniz. Tadı hep damağımdan kalan filmlerden biri..

Jiro Dreams of Sushi


Bir sushi efsanesinin, keyif dolu mükemmeliyetçi hikayesini konu alan, belgesel niteliğinde bir film diyebiliriz. Kendi restoranını açan küçük oğlu, hala Jiro Usta’nın işlettiği ve Japon geleneklerine uygun olarak restoranı devralacak büyük oğlu, Jiro Usta’nın yanında yetişip kendi restoranını işleten bir başka sushi ustası ve Tokyo’daki bütün sushi restoranlarını gezerek bu konuda kitap yazmış olan bir gurme ile yapılan sohbetlerle birlikte işin inceliğini ortaya koyan keyif ve lezzet dolu bir deneyim. İncelik ve ustalık isteyen ve hazırlanışından sunumuna kadar da epeyce zahmetli olan bir serüvene eşlik ediyorsunuz.

Julie & Julia


Başrollerini Meryl Streep ve Amy Adams’ın paylaştığı sıcacık, lezzet dolu bir film. Günümüzün en moda olayı “Blogger”ları da yakından ilgilendiren bir yapım. Hem yemeyi hem yazmayı sevenlerin kültleri arasına girmeyi kesinlikle hak ediyor. Julia Child karakteri gerçekten de bir yemek kitabı olan ve televizyonlarda yemek programları yapmış bir yemek yazarı. Kendisi 1912-2004 yılları arasında yaşamış ve 60lı,70li yıllarda Amerikalılar’a Fransız mutfağını tanıtmış. Yaptığı yemek programları gerçekten çok tutmuş ve beğenilmiş. Öyle ki 1963’te Emmy ödülü kazanmış. Birçok kitabı ve yemek eğitim kaseti var. Julia Child, kocasının işi dolayısıyla gittiği Paris’te, Cordon Bleu adlı ünlü yemek okulunda eğitim almış. Sonra iki arkadaşıyla beraber, bir yemek kitabı macerasına atılmışlar. 1961’de kitapları basılmış. Kitap, bugün bile Amazon’da en çok satılan kitaplar listesinde 60. sırada. Bunların hepsi filmde yer buluyor. Julie ise, Julia’nın tariflerinin hepsini hayata geçiren ve blogunda yer veren bir yemek sever. İştah açıcı ve yemek yapma isteği uyandıran, keyif dolu sahneler sizleri bekliyor..

Big Night


1996, ABD yapımı lezzet dolu bir film! İtalya’dan Amerika’ya göç etmiş iki kardeşin lezzete yolculuğunu konu alan filmde, abi, inatçı, kendinden ödün vermeyen, mutfağını mabedi ve mezarı olarak gören bir kişiyken; kardeşi nasıl voleyi vursak da restorandan köşeyi dönsek diye çırpınan birisi. İştah açıcı olarak düşünebilirsiniz; tok karnına izlemenizi öneririm..

Ratatoille

Bir fare bir mutfağa bu kadar yakışır! Kesinlikle bir çocuk filmi değil.. Her anıyla eğlenceli ve sürükleyici! Yetenekli şefimiz bu sefer bir fare ve çok güzel işler çıkarıyor ortaya. Yemek kültürünün efsaneleşmiş en iyi çizgi filmi! En iyi anime film dalında Oscar ödüllü olan film, bir şefin ve ona yardım eden farenin Ramy adında farenin maceralarını anlatıyor. Aşçı fare, ailesinin tüm istemeyişi ve bir fare olarak yapılması imkansız olmasına rağmen, büyük bir Fransız aşçı olma hayalleri kuruyor. Kader Remy’yi Paris’ in kanalizasyonlarına attığında, Remy kendini, Paris’te üstat şef olarak tanınan Auguste Gusteau sayesinde ünlenmiş bir restoranın altında buluyor. Şeflik mesleğine keyifli bir dokunuş yapan filmi hala izlemediyseniz mutlaka izlemelisiniz.

Babette’s Feast


Oscar’lı filmde Paris’te Café Anglais adlı büyük bir restoranın tanınmış mutfak şefi Babette, 1871 yılında politik nedenlerden dolayı Fransa’dan kaçarak Danimarka’ya sığınır. Ve küçük bir kasabada yaşayan bir din adamının iki kızına hizmetçilik yaparak hayatını sürdürür. Çorak, soğuk köyde malzeme kıt, yemekler basit ve lezzetsizdir. Babette her yıl bir piyango bileti almaktadır ve yıllar sonra talih kuşu başına konar, büyük ikramiyeyi kazanır. Ve tüm parasını, bir gece 12 kişi için hazırladığı büyük ziyafete harcayarak, Fransız mutfağının tüm inceliklerini taşıyan muhteşem bir şölen hazırlar.
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz