Soho House İstanbul nedir?

Erol Kaynar, bu ayki La Cucina Italiana Dergisi'nde İstanbul’a yepyeni bir vizyon kazandıran Soho House’a dair izlenimlerini yazdı.

14 Nisan 2015 12:30
Soho House İstanbul nedir?

Çok takdir ettiğim bir ressam Hasan Kale. Onun güzel bir sözü var: “İstanbul’u anlatmak başka şehirleri anlatmaktan daha kolay. Çünkü İstanbul simgeler şehri. Bu simgeleri gören herkes, altında yazmasa bile bahsedilen yerin İstanbul olduğunu anlar”. Soho House’un konuşlandığı konsolosluk binasının da işte böyle bir simgesel özelliği var.

Vizyon
Bina 1873 yılında kurulmuş, tarihi ve görkemli bir yapı. Burada Serdar Bilgili’den söz etmek boynumuzun borcu. Zira Bilgili Holding, önce Akaretler’deki sıra evleri, eski ismiyle Tayyare Evleri’ni restore edip İstanbul’a kazandırdı. Yıllardır atıl halde duran bu önemli yapıyı hayata geçirdi. Ardından Amerikan Konsolosluğu’nu tüm özelliklerini muhafaza ederek restore etti. Bu bir vizyon işi. Serdar Bilgili dünya görüşü olan, vizyon sahibi bir adam. Bina o kadar güzel ki burayı seyretmek bile ömre bedel. O tarihi binanın ve dokunun içine başka bir otel de kurulabilirdi ancak Soho House’un Türkiye’ye kattığı vizyonu katamazdı.

Soho House hakikaten dünyada kendini ispatlamış ve beğeni kazanmış bir sistem. İstanbul’da kurulan, Soho House’ların on üçüncüsü ve en büyüğü. Türkiye’ye ilk üyelik sistemini de getirmiş oldular. Türk insanının üyelik işlerine çok sıcak bakmadığını biliyoruz. Ama aldığım duyumlara göre Soho House’a çok talep var.

Binanın özellikleri
Binayı 1873 yılında Cenevizli bir gemi imalatçısı yapıyor. 1906 yılından sonra Amerika Büyükelçiliği’ne geçiyor ve rezidans olarak kullanılıyor. 1937’den 2003’e kadar da Amerikan Konsolosluğu olarak faaliyet gösteriyor. Daha sonra Bilgili Holding devreye girerek burayı alıp restorasyonunu yapıyor, Soho House’un işletmesine veriyor. Binanın orijinal freskleri hala düzgün bir şekilde duruyor. Mermer yer kaplamalar, gül ağacı kapılar, yapıldıkları yıllardaki şekliyle muhafaza edilmiş. Dekorasyon Nick Jones’a ait. Soho House’un tasarım direktörü Vicky Charles’ın yönlendirmeleriyle yapılmış. Musluklardan evyelere her şey dokuyla mükemmel uyum içinde. Soho House adı üstünde bir ev konseptinde. Kapıya geldiğiniz zaman sizi karşılayan kimse yok. Evinize girer gibi kapı kolunu ya da anahtarı çevirip kendiniz giriyorsunuz. İçeride küçük bir resepsiyon var. Sizi saygıyla karşılayan bayan hostesler rezervasyonunuz olup olmadığını soruyor, bilgisayardan üyeliğinize bakıyor. Bu kayıtları yaptırdıktan sonra içeri giriyorsunuz ve ev sahibi niteliğinde, çok özel bir hostes olan Betty Lembi sizi karşılıyor. Daha önce kendisiyle çalıştığım için çok doğru birini görevlendirdiklerini söyleyebilirim.


Soho House’ta neler var?
Alana sonradan eklenen ikinci bir bina var. Adı Glass Building yani Cam Bina. Bu binanın 59 odası, her öğün yeme içme imkanı sunan The Allis diye bir restoranı ve Cowshed diye bir spa’sı var. Ayrıca burada 2. bir teras alanı ve havuz bulunuyor. Üyeler ve otelde kalan misafirler bunların hepsinden faydalanabiliyor. The Allis’te öğle ve akşam yemeklerinin dışında öğleden sonra 3-6 arasında çay saati var. Bir de yakında Cecconi’s diye bir İtalyan restoran açılıyor. Haftanın 7 günü servis verecek olan mekanın 250 kişiye kadar misafir ağırlayabilen herkese açık bir yer olması planlanıyor. The Alli’s Restaurant’a ilk gittiğimde menüdeki mezelerin hepsini ısmarladım. Çok mutlu olduğumu söyleyemeyeceğim.

Çok yeni bir mekan olduğu için menü denemeleri yapıldı diye düşünüyorum. İkinci gidişimde İngiliz Genel Müdür Lionel Valla ve yönetici Bahadır Gürceer ile görüştüm. Kendileri de aynı fikirdeler. Lionel Valla’nın çok iyi Türkçe konuştuğunu belirtmeliyim. En son gidişimde arkadaşım İlker Topdemir tuzda levrek denedi. Bense türlüyü denemek istedim. Türlü, imza yemekleri olabilecek kadar mükemmeldi. Pişirme oranından yağına her şey son derece dengeliydi. Tuzda levrek gayet iyiydi. Başlangıç olarak paylaştığımız kekikli hellimi çok tuzlu bulduk. Sütte bekletirlerse iyi netice
alacakları kanaatindeyim. Menüdeki fiyatlar şaşırtıcı derecede uygun hatta ucuz.
Meze çeşitleri 10-28 TL, ana yemekler ise 23-45 TL arasında değişiyor.

Soho House 1995 yılında şu anda CEO’su olan Nick Jones tarafından kurulmuş bir konsept. Film, medya ve kreatif sektörlerde çalışanlara özel bir üyelik kulübü olmak üzere yola çıkmışlar. Zamanla restoran, sinema eklenmiş. Sinema deyince aklınıza koltuklarda oturmaya alışkın olduğumuz klasik sinema düzeni gelmesin. Aksine filminizi yatarak seyredebileceğiniz son derece konforlu bir düzen var. Soho House’un genel mantığı evinizde yaşayabileceğiniz sıcaklığı ve ambiyansı bu görkemli yapının içinde size yaşatmak. İçerisinde sinemasından spa’sına, yüzme havuzundan 4 çeşit
restoranına ve barlara kadar her şeyi barındırıyor. Barlar, dokuya uygun mükemmel dizayn edilmiş, bazıları kulüp haline çevrilmiş. Çarşambadan pazara haftanın 4 günü faaliyet gösteriyor kulüpler. Üst kattaki bar da gece yarısından sonra 04.00’a kadar kulübe dönüşüyor.

Üyelik sistemi
Soho House’a üye olabilecek kişiler ön seçimle belirlendi. Bu kişiler üyelik formu doldurduktan sonra seçici kurul
toplanarak aralarından esas üyeleri seçti. Esas üyelere tekrar form doldurtulup kredi kartı bilgileri alınarak kayıt işlemleri tamamlandı. İki farklı üyelik tipi söz konusu. İlki sadece İstanbul Soho House’ta geçerli olan üyelik, diğeri ise dünyadaki bütün Soho House’larda geçerli olan worldwide üyelik. Üyelik ücretleri 1300 ile 1600 Euro arasında değişiyor.
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Erol Kaynar , Soho İstanbul

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz