Sait'i Kenan Erçetingöz keşfetti!

Habertürk Gazetesi yazarı Tayfun Topal Bodrum'un 'yeni' balıkçısı Sait'i yazdı..

01 Haziran 2014 10:23
Sait'i Kenan Erçetingöz keşfetti!
60 yaşından sonra şöhret olan Balıkçı Sait’in keyfine diyecek yok. Sait yıllarca yurtdışında yaşamış. Daha sonra Bodrum’a gelip Yalıkavak’ta mütevazı bir mekân açmış. Eşi ile birlikte yaz kış Bodrum’da yaşayarak kendilerine yeni bir düzen kurmuşlar. Tabii ki Sait işine bütün zevklerini yansıtmış. Müşteri ile bire bir ilgilenmiş. Sohbet etmiş, yeri gelmiş birlikte şarkılar söylemişler. Sait’in şarkılarını bilmeyen yoktur. Yeter ki ortam uygun olsun. Yıllar böyle geçmiş. Sonra Sait bu samimiyeti ile artık uğranılan bir mekân haline gelmiş. İlk keşfedenlerden biri de Kenan Erçetingöz. Kenan Ağabey, bir gün Sait’e gidiyor, sıcak mekânı ve Sait’in samimiyetini görünce, “Bir gün arayacağım, bana bile ‘Yer yok’ diyeceksin, o kadar iyi bir yer olacak” demiş. Aradan zaman geçmiş, Kenan Ağabey bir gün aramış ve gerçekten yer yokmuş. Sait ıkına sıkıla söylemiş. Ama sonrasında hemen bir yer ayarlamışlar. O gün bugündür dostlukları devam ediyor.

250 KİŞİ AYNI ANDA YEMEK YİYOR

Sait’in eski yerine birçok kez gittim. Ancak marinada açtığı yere çok kez program yapmama rağmen bir türlü gidememiştim. Hatta geçen sene marinada bulunan tüm mekâncılarla röportaj yaparken Sait Ağabey de vardı. “Niye gelmiyorsun?” demişti. Söz vermiştim fakat yine bir fırsat bulup gidemedim. Bu sene geçtiğimiz hafta ilk yaz açılışını yaptık. Kenan Ağabey ile eşi Gül Hanım, Levent Bey ile eşi Ayla Hanım, Olcayto Ahmet Tuğsuz ve ben Maki’de kaldık. Her gün bir yere yemeğe gittik. En son marinada bulunan Balıkçı Sait’e gittik. Şansımıza hava çok kötüydü, doğru yeri bulmak için üç masa değiştirdik. Saat de erken olduğu için kimseler de yoktu, yer konusunda şımarıklık yaptık biraz. Neyse arka bölümde bir yere oturduk. Deniz görmek çok önemli değil, önemli olan ambiyans ve lezzet. Sait artık bu konuda tartışmasız bir yer. “Metro’dan meze alıyor” denilse de bunların hiçbiri gerçek değil. Sadece iş yaptığı için dedikodu yapıyorlar. Sonuçta küçücük bir yerden bugün marinanın en çok iş yapan yerine dönüşmek bir başarı hikâyesidir. Sait’te dekor diğer balıkçılara göre biraz daha farklı. Sunumlar gene aynı şekilde. Mesela masada örtü yok. Çoğunlukla steakhouse’ların kullandığı daha açık renk masalar var. Hiç rahatsız etmiyor, gayet şık. İçeride ve dışarıda toplam 250 kişi aynı anda yemek yiyor.

HEM SUNUM HEM LEZZET BAŞARILI

İlk şubeleri olan Yalıkavak sahilde Sait’in eşi Ferman Hanım duruyor. Büyük mekânı ise kızı Özlem ile birlikte idare ediyorlar. Bütün aile çok mütevazı. Fotoğraf çektirirken bile ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Bütün gece masaları tek tek geziyorlar. Herkesin ne yediğine bakıyorlar. Her şeyi kontrol altında tutuyorlar. Özellikle yeni yetişen kızı tam bir işletmeci ve çok sevimli. Sanki sinirleri alınmış, hep gülüyor. “Yok” kelimesini bilmiyorlar, babadan kalma bir miras sanki. Babası Sait Yılmaz da aynen öyle. Yurtdışında yaşamanın getirisi bir hayat felsefesi var Sait Yılmaz’ın. “Benim param var, şöhretim var herkes bana geliyor” havasında değil; “Ben bir yer açmışım işimi yapıyorum...” Her şey yolunda, kendini mutlu hisseden bir adam var. Allah korusun başkası Sait’in yerinde olsa havasından geçilmez. Çevremizde böyle tipler o kadar çok ki yaz yaz bitiremiyorum. O gece masaya kalamar, karides ve ahtapot geldi. Bütün ürünler gerek sunum gerek lezzet olarak çok iyiydi. Gece ayrılırken arkanızda güzel bir anı, keyifle geçmiş bir zaman bırakıyorsunuz.

Muhallebiciler savaşı başladı

Etiler Nispetiye Caddesi daha önce lüks mekânlar için bir meskendi. Ardı ardına yeni mekânlar açıldı. O kadar çok mekân açıldı ki artık ben bile takip edemiyorum. Başarılı olup devam eden de pes edip kapatıp milyon dolarlar batıran da var. Biz hep iş yapan mekânları görürüz, iş yapmayan batanı dostlarından başka kimse konuşmaz. Şimdi uzun aradan sonra daha üst kesime hitap eden mekânların arasında orta segmente hitap eden Saray Muhallebicisi geldi. Tam nereye biliyor musunuz, yıllardır Etiler’de istikrarlı bir mücadele veren Maraş markası Mado’nun tam karşısına. Öncelikle hayırlı olsun. Umarım işleri istedikleri gibi gider. Saray kendi segmentinde bence çok iyi bir marka. Algı olarak çok iyi.

NİSPETİYE AŞKINI ANLAMIYORUM

İstanbul’da prestijli yerlerde diğer yerlere göre daha ucuz yemek veren bir işletme durumunda. Hemen hemen bütün mekânları iş yapıyor. Zorlu Center dışında açtıkları her yer iş yapıyor. Nispetiye onlar için büyük bir risk. Bakalım burada ne kadar iş yapacaklar, ben de çok merak ediyorum. Çünkü yürüme mesafesinde konut sayısı çok az. Araçla gelinecek bir yere bu kadar büyük yatırım yapmak doğru mu bilemiyorum. Ya da bu kadar yatırım, pilav üstü tavuk ve keşkülle çıkar mı orası ayrı bir tartışma konusu. Şimdi Mado’da oturup bütün gün iki çay içen müşteri acaba yer değiştirecek mi? Şimdi Saray yeni bir yer olduğu için bir merak var. Müşteri bir kere deneyecek, ondan sonra karar verecek. Bu durumda iki muhallebicinin savaşı olacak gibi geliyor bana. Çünkü hemen hemen ürün yelpazeleri bire bir. Fiyat politikaları da aynı. Ancak Mado’nun şöyle bir şansı var; uzun süredir aynı yerde konumu da Saray’a göre daha iyi. Açıkçası mekâncıların Nispetiye aşkını anlamış değilim. Bakalım hep birlikte neler olacağını bu yaz net bir şekilde göreceğiz.

Hıncal Ağabey sen de haklısın...

Geçtiğimiz günlerde bir balıkçıdan yazılı olarak gönderilen davetiyeden söz etmiştim. “İstediğiniz gün gelin yiyin, için, yazın” anlamını çıkardım. Yazarları ikna etmek için böyle bir yola başvurmuşlar. Bunun üzerine ağabeyim, çok yakın dostum, elinde büyüdüğüm Hıncal Ağabey beni biraz eleştirmiş, “Bedava yenen yemek de kötü yazılır” diye. Evet, Hıncal Ağabey yazılır. Ama yazabilecek yazar nerede onu çok merak ediyorum. Şimdi sektör o kadar büyüdü ki gazeteciler küçük kalmaya başladı. Niye biliyor musunuz? Çünkü o tarz yazı yazanların bırakın hesap ödemeyi yol paraları bile yok.

SEKTÖRDE MİLYARLAR DÖNÜYOR

Dünyada bu işler böyle mi yapılıyor? Tabii ki hayır, gurmeler gider rezervasyon yapar her şeyi tadar hesabını öder sonra döner aklında kalanları yazar. Çünkü oralarda bu iş meslek olarak yapılıyor. Biz de ise daha yeni yeni belli bir kültür oluşmaya başladı. Mutfak eğitimi görmüş insanlarla birlikte bu iş değişecek. Peki, sektör bu kadar değişirken bizim nerede olmamız gerekiyor. Bu işin bir kuralı olmamalı mı sence de, bence olmalı. Burada en büyük görev gazete yayın yönetmenlerine düşüyor. Oturup bakacaklar. Ona göre karar verecekler. Yeme içme sektöründe de güllük gülistanlıkmış gibi davranmak hem mesleğe hem de sonradan bu işi yapacaklara ihanet olur. Sektörde milyar dolarlar dönüyor. Şimdiye kadar hesaplanan rakam 7 milyar dolar civarı. Ama biz hâlâ sektöre pavyoncu gözü ile bakıp küçümsediğimiz için yeme içme yazanları da o tarz yazılar yazdıkları için önemsemiyoruz galiba. Hıncal Ağabey sen de haklısın...
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Restoran , Bodrum , Sait , Kenan Erçetingöz

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz