Hafta sonu ne yapsak?

Eğlenceli ve güzel bir hafta sonuna başlamadan önce zamanını keyifli geçirmek isteyenler; "Hafta sonu ne yapsak?" bölümümüz tam sizlere göre! Hangi tiyatro ve sinema nerede? Hangi gecce eğlencesi kimle nerede? Hangi ünlü sanatçı nerede sahne alacak? En çok okunan kitap hangisi? En iyi tiyatro hangisi? Modanın ve güzelliğin püf noktaları neler? Tüm bu sorularınızın cevabı; her hafta daha da genişleterek sizler için hazırladığımız bu haberde... Ve tabi bir de GECCE Köşe Yazarları'nın bu hafta sizler için kaleme aldığı ve önerdiği mekanlar nereler? Hepsi ve daha fazlası burada!

29 Mayıs 2015 10:45
Hafta sonu ne yapsak?
SUNSET




KONSOLOS



OPS PASSAGE



360 ISTANBUL



GÜNAY RESTAURANT



FRANKIE ISTANBUL



KAV BUTİK



LİMONATA ETİLER




ALBÜM CLUB



MY CABARET



SAHNE İSTANBUL




NO4 RESTAURANT BAR LOUNGE



BRASSERIE COGNAC



ZARİFİ



PAYSAGE



Eğlence Gurusu, Dilara Pekel yazdı: GECCE GURME KURULU TOPLANDI!



Unutmayın; Gecce Summer Guide 10 Haziran'da bayilerdeki yerini alıyor. İstanbul, Bodrum, İzmir, Çeşme, Marmaris, Fethiye, Kuşadası, Göcek, Antalya ve Kıbrıs'ın en iyi mekanları, otelleri ve beachleri bu rehberde olacak. Hangi mekanda tekne servisi var, hangi mekan çok pahalı, hangisi daha ucuz, canlı müzik olan mekan hangisi, kimler sabaha kadar açık, hangi mekana giderken rezervasyon yaptırmalısınız, hangisinde diyet menü bulabilirsiniz? Her sorunun cevabı bu dergide! Sakın kaçırmayın...

ART OF FOOD yazdı: 360'DA OLAN 360'DA KALIR!



BERRAK MEKANLARDA yazdı: KAŞIBEYAZ BALIK RESTAURANT



GİZEM'Lİ TATLAR yazdı: MASA İSTİNYE PARK



MS. GURME yazdı: MARLON RESTAURANT



SES GETİREN ANKETTE SON GÜNLER!!


GECCE'DEN BÜYÜK HİZMET!!


RESTORANLAR

Boğaz'ın sıfır noktasında özel lezzetler: Sardunya



Frankie İstanbul'da teras keyfi başladı



Nazan Öncel Günay'da "Aşkitom" diyecek



Cento Lounge'da yaza merhaba



Sunset Brasserie: İstanbul'a yepyeni bir soluk



Brasserie Cognac’ın cumartesi ‘Apero’suna, büyük ilgi



Yaza özel hafif lezzetler, Le Pain Quotidien'de



Etiler akşamları Big in the Bar ile yeniden hayat buluyor



Karaköy'de bir kahvaltı masalı: Pim Karaköy



Vogue'de İstanbul ayaklarınızın altında!


Sütiş'te evinizdeki konforu sizlere sunuyor



Kahvaltının renkli adresi: Boon Cafe & Restaurant



Cantinery: Local, Modern, Eatery



İstanbul'da bir Taylandlı



İstanbul'un cevheri: Topaz Restaurant



Cumartesi geccesine yakışır bir Atiyeli



Formda lezzetler Park Fora'da



ALIŞVERİŞ - MODA

Fazlalıklar nasıl kamufle edilir?



Polo tişörtler geri dönüyor!



Vakko Mare 2015!



TİYATRO

KÜÇÜK PRENS BANA DEDİ Kİ

Dünyanın en çok satan kitabı, Antoine De Saint-Exupéry'nin "Küçük Prens"inden yola çıkarak Ali Poyrazğolu'nun yazdığı müzikli oyun sahneleniyor.

Ali Poyrazoğlu, hem büyüklere hem küçüklere, yüreğin gözüyle görmenin kapılarını aralıyor.

Ali Poyrazoğlu; Çocukluğuna, en mutlu olduğu zamanlara geri gitmeye çalışan yazarın üç önemli cümlesinden yola çıkarak kurguladı oyunu...

"Ancak yüreğinin gözüyle bakarsan görebilirsin."
"Aşk iki insanın sürekli birbirine bakması değil birlikte aynı geleceğe bakmalarıdır."
"Sevdiğine zaman ayırmak onu senin için biricik, kılar. Herkesin bir sevgilisi bir gülü vardır; önemli olan güldür... Herkes gülünden, çocuğundan, sevgilisinden, karısından, kocasından sorumludur."

Küçük Prens Bana Dedi ki'de başını Ali Poyrazoğlu'nun çektiği muhteşem bir palyaço–aktörler kadrosu seyirciyi Afrika çöllerinde eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Oyuncuların, palyaçoların, kuklaların iç içe geçtiği düşler evrenine yolculuk...

Seyircilerin hem çok eğlenecekleri hem de manen zenginleşip zihinlerinde oyundan cümlelerle salondan çıkıp, onları alıp evlerine, hayatlarına götürecekleri Küçük Prens Bana Dedi ki'yi mutlaka izleyin. Kendinize bir kıyak yapın.

Yazan: Antoine De Saint-Exupéry - Ali Poyrazoğlu
Dekor, kostüm: Şirin Dağtekin
Müzik: Saint- Seans, Johann Strauss, Georges Bizet

Rol Dağılımı:
Ali Poyrazoğlu: Pilot Ve Tilki
Bülent Kayabaş: Makascı
Özdemir Çiftçioğlu: Kral
Eser Ali: Küçük Prens - I
Kıvanç İviz: Küçük Prens - Iı
Nur Gürkan: Consuello
Ufuk Kurtuldu: Coğrafyacı
Yonca Gezgin: Gül
Şamil Taşkın: Sarhoş – Fenerci
Anıl Ayvalıoğlu: Bencil
Selam Sevim: Yılan


MÜKEMMEL

Beş kısa oyundan oluşan "Mükemmel", birbiriyle yolları kesişen, kendi mükemmellerini bulmaya çalışan insanların hikayesini anlatıyor.

''Beş renk karışınca insan kör olur!'' Bu Çin atasözünden yola çıkılarak yazılan ''Mükemmel'' beş kısa oyundan oluşuyor. Mükemmeli arayan insan, zaaflı insan, zaaflarıyla kör olmuş insan; her bir kısa oyunun ayrı ayrı başlıkları olan ahlak, evlilik, mantık, aşk ve sekste trajedilerini sonuna kadar yaşıyorlar. Bu beş kısa oyun, birbiriyle yolları kesişen, kendi mükemmellerini bulmaya çalışan fakat ne kendilerinden ne de etrafındakilerden bir türlü memnun olamayan insanların hikayesi.

Hiçbir şeyin mükemmel olmadığını kabullenmek İnsan olmanın en büyük zorluğu.. Oysa hiç bir şey mükemmel değil ve hayat sadece anı zenginleştirirken bizi besleyen bir macera..

KİTAP

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku


"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi. "Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı." "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. "Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor... Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.

İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu'ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane'ye inen roman. Avaramu!

Sayfa Sayısı: 65
Baskı Yılı: 2014

Dili: Türkçe
Yayınevi: İletişim Yayıncılık

Olduğu Kadar Güzeldik


Meydandaki çay bahçelerinden birine oturmak geldi içimden sonra.
Çünkü Erdek bir kitap olsaydı, bu çay bahçeleri ilk cümlesi olurdu onun. Gelindi mi oturulmalıydı. Bir çay, birkaç sigarayla, kıyıda kayığında ağ onaran, çapari kösteği hazırlayan balıkçıları seyretmek, bir tost isteyip, bacaklarıma sırnaşan kedilere atmak, yakın masalarda konuşulanları dinlemek, birini bekliyormuş gibi ikide bir saate bakmak iyi gelebilirdi. Gelmeliydi en azından. Yine yaz akşamları. Yaralı tekneler, küflü sesler. Erdek'te çay bahçeleri, bıkkın orkestra, tatsız garsonlar. Ezine, Susurluk, Bandırma, burası Ankara, orası Samsun! Yalandan bayılanlar, bilmezden gelinenler, kaybolan dayılar… Uykusunda ağlayan adamlar, pişmanlar, yorgunlar. Para için mırın kırın, laf dokunduran konuşmalar. Nerede bu Türkan Şoray?

Mahir Ünsal Eriş, sokaktan gelen gürültüyü, bangır bangır Yıldız Tilbe dinleyen evleri resmediyor. Bi gevezeleşip bi susanları, "iyi olalım be ne olur" diyenleri, helallik isteyenleri anlatıyor. Olduğu Kadar Güzeldik, gazoza doğru çocuklaşan hikâyelerle çağlıyor, zamana dokunuyor. Eriş, hüzünlü mağlupların iyimser yazarı olmaya devam ediyor.
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Haftasonu , Etkinlik , Konser , Sinema , Tiyatro , Restaurant , Club

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz