Gecce Gurme Kurulu üyesi yazar Sermet Severöz yazdı

Geçtiğimiz günlerde Shangri-La Bosphorus, Istanbul otelin ana restoranı Shang Palace’ta, Shang Palace’ın Baş Aşçısı Foong Wai Loong’un, otelin Executive Şefi Olivier Pistre’nin de katıldığı ve Çin’in Kanton bölgesinin lezzetlerinden oluşan bir tadım geccesini gerçekleşti. Tadım geccesine katılan Sermet Severöz, bu davet ile ilgili işte şu satırları paylaştı..

22 Nisan 2015 10:08
Gecce Gurme Kurulu üyesi yazar Sermet Severöz yazdı
Manzarasız ama çok şık!

DÜNYANIN en şık ve lüks zincirlerinden biri olan Shangri-La Bosphorus Hotel kapılarını İstanbul’da açalı iki yılı geçti bile.

Uzakdoğulu zincirin Paris’ten sonra Avrupa’daki ikinci otelini İstanbul’da açıyor olması otelcilik sektöründe epeyce bir tartışma konusu olmuş ve dikkatlerin bir kez daha İstanbul’un üzerine çekilmesine sebep olmuştu.

Oteli ilk gördüğümde de aynı şeyi eleştirmiştim, hâlâ da fikrimi değiştirmiş değilim.

Neden mi? Otel İstanbul Boğazı’nın en güzel yerlerinden biri olan Beşiktaş sahilinde... Yani aynı hatta yer alan ve en az kendisi kadar havalı olan Çırağan Palace Kempinski ile Four Seasons Bosphorus otellerinin komşusu. Ancak ne hikmetse komşularının aksine yüzünü Boğaz’a dönmeyen bir komşu.

Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın her köşesinde müdavimleri olan ve hemen her Shangri- La otelinde hizmet veren Shang Palace adında gurme bir Çin restoranı vardır bu otel zincirinin.

Öyle iyi bir restorandır ki otel kadar Shang Palace’ın İstanbul’a geliyor olması konuşulmuştu otelin Türkiye’de açılacağının duyulduğu günlerde.

Derken otel açıldı. Koşa koşa gittik Shang Palace’a... Bir baktık ki bizim lezzet mabedi, otelin Boğaz’a nazır tarafında konumlanmak yerine zeminin altında -1’inci katta açılmış.

Dediğim gibi hâlâ akıl sır erdiremem. Aynı sıradaki bütün oteller restoranlarını Boğaz’a nazır konumlandırırken neden Shang Palace’ın yerin altında açıldığına?

Neyse ki manzarası olmasa da lezzetinden ve şıklığından dolayı açıldığı günden beri pazar öğle servisinde bile hep tıklım tıklımdır restoran.

HİKÂYELİ LEZZETLER

Gerçekten de çok iyi yapıyorlar işlerini.

Geçen akşam mekânın ‘Executive Chef’i Foong Wai Loong’un önderliğinde düzenlenen bir yemek davetine katıldım. Bu yemekler genelde 8-10 kişilik gruplar için restoranın kişiye özel salonunda özel olarak düzenleniyor. Davetin özelliği ise sunulan her yemeğin bir şovunun ve de hikâyesinin olması.

Hepsi de birbirinden ilginç.

İşte size bir tavuk yemeği olan Beggar’s Chicken’ın hikâyesi...

Çin İmparatorluğu döneminde köy halkından biri komşusunun tavuğunu çalar. Bulunmasından korktuğu için de tavuğu toprağa gömer. Gömmeden önce tavuğun kirlenmesini önlemek için tavuğu nilüfer yapraklarına sarar. Tavuğu yemeye karar verir ve gömdüğü yerden çıkarır. Fakat tavuğun üzerindeki nilüfer yapraklarına killi toprak yapışmıştır. Aklına pişirirken de gözükmemesi için tavuğu bu kalıplaşmış toprakla ateşe koymak gelir.

Ancak o sırada imparator oralardan geçmektedir ve pişen tavuğun kokusunu duyar. Kokuyu çok beğenir ve yönünü kokunun geldiği yöne doğru çevirir. İmparator tavuğun tadına bakar ve çok beğenir, akabinde de bu tarifi saray mutfağına sokar.

İşte o zamandan beri nilüfer yaprağına ve kile sarılı olarak 24 saat bekletildikten sonra pişirilen bu tavuk Çin mutfağının en prestijli yemeklerinden biri olur.

Günümüzde servis edilirken tavuğun dışındaki kil, likör kullanılarak yakılıyor. Bu kil tabakası masadaki kişilerden biri tarafından dilek tutularak çekiçle kırılıyor.

Üstelik dileğiniz gerçekleşiyormuş. Nasıl ama?

Havalimanında ‘happy hours’


İLK kez geçen yaz denk gelmiştim Atatürk Havalimanı’ndaki ‘happy hours’lardan birine. Happy hours için genellikle barların iş çıkışı saatlerinde fiyatlarını yarıya indirerek düzenledikleri etkinlikler denebilir.

Ancak bu happy hours’ta durum farklı zira burada ev sahibi Atatürk Havalimanı iç hatlar gidiş terminalinde bulunan TAV Primeclass Lounge. Üstelik burada para da geçmiyor.

Cuma akşamüstleri salonu kullanan yolcular hem sınırsız ikramlardan ve kokteyllerden yararlanabiliyor, hem de açık terasta Çeşme Sole & Mare’nin DJ’i Hakan Kabil ile isimleri Ship A Hoy, Lucca ve Colonie gibi ülkenin en ünlü mekânlarıyla özdeşleşmiş DJ’ler Metin Cansaray, Cenk Niğdelioğlu ve Fatih Mutlu’nun performanslarını dinleyebiliyorlar.

Yaz da geldi. Bir hafta sonu kaçamağının startını uçuş öncesinde vermek hiç fena olmaz!
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz