Gecce Gurme Kurulu üyesi yazar Müge Akgün yazdı

Gecce Gurme Kurulu üyesi yazar Müge Akgün, Radikal'de kaleme aldığı satırlarda, Boğaz'ın incisi Lacivert'ten şu satırlarla bahsetti..

07 Mart 2016 18:18
Gecce Gurme Kurulu üyesi yazar Müge Akgün yazdı
"İstanbul'da 16 yıldır aynı restoranın şefi olmak

Hüseyin Ceylan, 16 yılı geride bırakan Lacivert restoranın açıldığı günden beri şefi. Tabii bu tutarlılık ve başarıda hem mekanın sahiplerinin hem de şefin sürekli kendini geliştirerek günün koşullarına ayak uydurmasının, kendini yenilemesinin payı büyük.

İstanbul gastronomi dünyasının en büyük sorunlarından biri sürdürülebilir restorancılık anlayışının olmamasıdır. Bir yıl içinde onlarca iddialı yeni restoran açılır. Ama sonra bir bakarsınız bir kaç yıl içinde yok olmuşlar.

Bu yüzden de özellikle ‘fine dining’ dediğimiz lüks konsepte sahip, 10-15 yılı geride bırakan restoranlarımızın sayısı onu geçmez. İşte bu az sayıdaki restoranlar arasında yer alan Lacivert hem muhteşem manzarası hem de sunduğu iyi yemekle hatta daha da fazlasıyla övgüyü hak ediyor.

Nedir bu daha fazlası derseniz, açıldığı günden beri değişmeyen şefi. Eğer sahibi kendisi değilse, bir şefin 16 yıl aynı yerde şeflik yapması da İstanbul’da, hatta dünyanın bir çok yerinde kolaylıkla karşımıza çıkan bir durum değildir.

Tabii bu tutarlılık ve başarıda hem mekanın sahiplerinin hem de şefin sürekli kendini geliştirerek günün koşullarına ayak uydurmasının, kendini yenilemesinin payı büyük.

Lacivet’in açıldığı günden beri şefliğini üstlenen Hüseyin Ceylan, mutfakta 30 yılı geride bırakmış. Bir çok iyi şef gibi o da Bolulu, 13 yaşında çırak olarak mutfağa girmiş bir daha da çıkmamış. Hüseyin şef Lacivert’te yola mekanın sahipleri Önder Köse ve Fehmi Yaşar’la koyulmuştu. Şimdi ise D-ream Grubuyla devam ediyor.

Lacivert her zaman Akdeniz mutfağı lezzetleri sunan deniz ürünleri ağırlıklı bir restoran oldu. Ancak Hüseyin Ceylan, on yıl kadar önce Önder Köse ile birlikte Fransa’daki Michelin yıldızlı restoranları dolaşmaya, şeflerle ortak çalışmalar yapınca yemeklerinde yeni Fransız mutfağının izleri görülmeye başlamıştı.

2000’li yılların başındaysa İstanbul’da değişen yeme-içme trendine uyum sağlamakta gecikmedi. Yöresel ve mevsiminde ürünlerle Anadolu ve İstanbul mutfağından örnekler menülerinde yer almaya başladı. Kısacası Hüseyin şef 16 yıl içinde sürekli kendini geliştirdi. Bu yılın başında 1970’lerin Yeşilçam filmlerinin ünlü ikiz yalısı olan Lacivert’in geçirdiği renovasyonla birlikte menüsü de tümden yenilenmiş.

GELELİM YEMEKLERE

Hafta içinde sevgili arkadaşım, yeme-içme kültürü söz konusu olduğunda en güvendiğim isimlerin arasında olan Oğul Türkkan’la Lacivert’te buluştuk.

Yemeğimize Hüseyin Şef’in yeni menüsünden seçtiğimiz karides, kalamar, midye, levrek, domates sosuyla yapılmış ‘Deniz ürünleri çorbası’yla başladık. Bir tabak daha istesek mi dedirtecek denli başarılıydı.

Sonra sıra çok hoş bir biçimde sunulan ‘İstiridye, deniz tarağı, ahtapot söğüş, marine levrek ve karidesten oluşan ‘Soğuk deniz tabağı’na geldi. İstiridye ve deniz tarağı Bozcaada’dan geliyormuş. Her biri lezzetlerinin yanı sıra güvenle yenecek denli tazeydi.

Ancak ben Paris ve Brüksel’de kötü bir deneyimi yaşadığım, büyük bir tehlike atlattığım için bir kaç yıldır ne denli güvenilir olursa olsun, çiğ deniz kabukluları tüketmiyorum.

Şefin, Gelibolu’muzun asma yaprağında sardalyesine nazire yaptığı ‘Asma yaprağında karides’ ise ızgara deniz ürünlerine pek yakıştırmasam da yanında domates sosuyla çok uyumluydu.

Bir mücver tutkunu olarak, alıştığım yumuşak klasik tada yakın bulmadığım için olsa gerek Kaz dağları otlarıyla mücver’i çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim.

Bozcaada’dan gelen kalamarlarla yapılan ‘Izgara bebek kalamar ile porçini mantarlı risotto ve sütte patates ile sunulan ‘Izgara Lagos Balığı’ ise çorbadan sonra gecenin yıldız yemeklerdi. Her ikisi de tazelikleri, pişme dereceleri, lezzetleri ve yanındaki eşlikçilerle birlikte muhteşem bir lezzete sahipti. Ve geceyi ayva tatlısı, tahinli profiterol, çikolata çorbasıyla tatlı bir biçimde sonlandırdık.

Biz seçimimizi deniz ürünlerinden yana yaptık ama mönüde fıstık, kuş üzümü, kestane, siyah pirinç pilavı ve mürdüm erikli sos ile hazırlanan “Çıtır derili ördek budu” gibi farklı et yemekleri de var.

BOĞAZDA BAR KEYFİ

Lacivert’in yenilenmesi sırasında terasında bulunan bar ön tarafa alınmış. Hem bar alanında hem de iki kattaki restoran alanları denizin, manzaranın güzelliğine yakışır yalınlıkla. Tamamen cam kaplı iç salonları sayesinde sadece yaz aylarında değil kış aylarında da nerede oturursanız oturun boğaz manzarasına hakim oluyorsunuz.

Benim gibi karşı yakada oturanlar için Lacivert’in özel teknesi ile ücretsiz olarak yapacağınız 4 dakikalık yolculuk yol stresini de ortadan kaldırıyor.
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz