Gecce Gurme Kurulu üyesi yazar Ali Esad Göksel Alaçatı'dan bildiriyor

Gecce Gurme Kurulu üyesi yazar Ali Esad Göksel, bu hafta köşesinde Alaçatı deneyimlerini kaleme aldı. İşte o yazı...

04 Nisan 2015 13:08
Gecce Gurme Kurulu üyesi yazar Ali Esad Göksel Alaçatı'dan bildiriyor
Bu hafta içinde, “slow food hareketi”nin bilirkişisi Carlo Petrini’den gelen bir not, Alaçatı’dan gelen “Ot Festivali” davetiyle öyle bir noktada kesişti ki... Şimdi naçizane meraklarım ve sorular var aklımda

Hafta başı Carlo Petrini’den bir not geldi. “Petrini” bir ahir zaman azizi. Ömrünü “Slow food hareketi”ne yatırmış bir adam. İtalya’da “Fast food yayılmasına karşı ne yapabilirim” diye ortaya çıkmıştı. Cevabını da kendi buldu; “Geleneksel mutfağımız kaybolmamalı” dedi. Derken, dünya çapında bir inisiyatifin “şeyhi” oluverdi. Öyle lafın gelişi diye “şeyh” demiş değilim. Birleşmiş Milletler’in sinerji aradığı bir adamdan söz ediyoruz. Zira Petrini’nin “Terra Madre” yani “Toprak Ana” adıyla kurduğu panayır inanılmaz bir Nuh Gemisi... Geleceğin dünyası için söylenen en anlamlı kelamlardan. Kendisi ile söylemesi ayıptır, çeyrek asırlık bir “Merhaba”mız var. Bu insanlar bilemediğimiz bir makamın tayin ettiği öğretmenler olmalı. Bakın dünya kadar işi ve dünya kadar tanıdığı olan bir muhterem beni hatırlayacak, ne iş tuttuğumu biliyor olacak... Ve sıkı durun; doğru zamanda, dosdoğru bir not yollayacak! Doğrusu benim için fantezi. Kıvırabileceğim bir iş değil. Petrini ise bana yolladığı notta “Herzog de Meuron” tercihini anlatıyor. Kendisi artık nefeslerin tutulduğu Milano 2015 Expo için Herzog de Meuron’u seçmiş. Bu elbette sansasyonel. Çünkü Herzog de Meuron önemli ve iddialı bir mimarlık ofisi. Tamam; şayet bizim Torino Şeyhi’ni “Dominus” ile tavladılarsa... Dominus ne mi? Yok valla! İlluminati mavralarından değil.

2 MERAKIM VAR!

1997 yılında tamamlanan “Şaraphane” yepyeni bir faslın ilk sözü olmuştu. Ünlü Petrus’un sahibi Moueix aykırı fikirlere açık bir adam. Seçtiği mimarlardan belli... O yıllar için kolay kabul olunmayacak bu projeyi inşa ettiğinde başına gelecekleri tahmin ettiğini sanmam. Zira İsviçreli mimarlar, Napa’daki bağda zor bela toplanan taşları inşaat malzemesi olarak kullandılar. “Ne var ki bunda? Zaten iyi blokaj-temel böyle olur” demeyin. Şayet öyle olsa idi, bundan ola ola “Karadenizli kalfa öyküsü” olurdu. Onlar, taşları vitrine koydu ve dünya çapında vedet tasarımcı oldular. Dominus ise bir ziyaretgâh... Dahası mı? Bakınız, Tate Modern Müzesi, Londra. Ve bakınız Kuş Yuvası Olimpiyat Stadyumu, Pekin... Bu muhteremler, mimarlara verilen “Pritzker Ödülü”nü kazandılar. Cannes ya da Dubai’nin fuar ödüllerinden değil, ağır bir ödül bu. Yani bizim Carlo Petrini’nin gözbebekleri mühim ve makbul taifeden. Dostumuz Petrini’nin notunda 3 bin 500 metrekarelik Expo 2015 fuar alanının mimarisi, tasarımcılarının notları da var. Anafikir olarak “Son Yemek-Last Supper” sahnesi var. Leonardo da Vinci’nin Milano’daki meşhur tablosunu hatırlayacaksınız: Hz İsa ve Havarileri “Son Yemek” için masa etrafındadırlar; mönü, ekmek, tuz ve şaraptan ibarettir. Bir de ihanet eden havari var! Şimdi benim 2 naçizane merakım var. Madem ki leitthema (sürükleyen söz) Son Akşam Yemeği, bugün Yehuda kim? GDO’cular mı; fast food zincirleri mi; yoksa, kestirmeden tekmili birden mi? İkinci merakım ise, “bizim pavyon”, yani Türkiye ne söylüyor? 30 gün kaldı. Daha bir şey bilemiyoruz. Ama bir önerim var: Alaçatı Köy Pazarı’nı sahildeki şair köy pazarları ile Milano’ya taşıyalım...

OTLAR ÜZERİNE GÜZELLEME

“Nar”ın her şeyi gibi biri var: Samir. Tam kendi gibi, koşan ve sessiz bir ekip ile çalışıyor. Tekerlekli zeytinyağ sıkma tesisini özel imalat bir otobüs kasasına yüklemişler. Köşe bucak ülkeyi dolaşıyorlar. Bir zamandır zeytinyağ mönüleri var. “Ne zaman ve hangi yemek ile hangi zeytinyağı kullanılır” sorusunun cevabı onlarda. THY ile de söz kesmişler: “Bakın bizim topraklarda neler neler var” diye anlatıyorlar. Samir arayıp, “Ot Festivalı’ne sponsoruz, gider miyiz?” diye sorunca yola koyuluyoruz. Oldum olası festival gibi fiyakalı zarflardan ürkerim. Ama halkımız seviyor. Ne yapalım? “Tamam Samir ama az kalayım, sonra müsaade” diye lafı yuvarlıyorum. Ulaştığımızda köşe bucak bomboş ve ıssız mı ıssız... Hayırlara vesile olsun. Gözümüze kestirdiğimiz lokantada kırmızı ve beyaz şarap, yemek olarak da muhammara, alinazik ve babagannuş varmış. Bizimkiler bozuluyor. “Gideceğimiz yerde daha farklı bir mönü ve dahi bornoz var mıdır?” Ben sakinim. Dışarıda bir muson yağmuru var. Baştan söyleyeyim. Alaçatı hoş bir yer. Ama yağmur... Baştan sona hata! Alaçatı’ya yağmamalı. Yolları su basıyor. Üsküdar Meydanı gibi... Dizime kadar sıvıyorum. Ve tehdit: Fotoğraf yok! Sokaklar dere olmuş akıyor Cami Meydanı’na. “Eskiler böyle hata yapmazdı” diyorum. Anlatıyorlar: Kilise imiş. El koymuş cami yapmışız. Sonrası eğlenceli... Yakın zamanda buraya konan “yeni sahip” elden geçirmiş. Akşamları dış avluya taşan çevre ahaliyi de kışkışlamış. Bu işler böyledir. “Mühtediler uçlarda dolaşır” diye mırıldanıyorum. Kimse gülmüyor... Ertesi sabah çok şükür salah. Yağmur durmuş. Güneş açmış. Seke seke panayıra yollanıyorum. O kadar güzel ki. Eski merkeze ulaşan yol irisine karşılıklı abla ve tablalar yerleşmiş. Her yaştan. Çok gençler, orta yaşlar, bir de ağır ablalar... Yemekler, tatlılar yapmışlar. Çevreden gelenler alıyor, ilk kuytuya sığınıp götürüyorlar. Panayır benzersiz saflık ve sadelikte. Çok güzel ve baştan çıkarıcı. Yalnız bir hanımı gözüme kestiriyorum. Bonkör. Tattıklarımın hepsi başarılı. “Abla kocan ne kadar şanslı” diyorum. Yemyeşil gözleri dalıveriyor. Amca ölmüş 5 yıl önce. “Ben de şanslıyım, esaslı adamdı” diye anlatıyor. Ot Festival’inin altıncısındayız. Geçen sene 14 bin kişi gelmiş. Toplam 5 milyon liraya yakın bir pazar oluşmuş. Fikir babası kadınları kutluyorum. Ve soruyorum sizlere: Daha ne olsun? Burada çok esaslı ve güzel bir fikir var. Seneye Carlo Petrini’yi davet etmeliyiz!
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece geccemekan.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz